<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:googleplay="http://www.google.com/schemas/play-podcasts/1.0" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" xmlns:podcast="https://podcastindex.org/namespace/1.0" version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
<channel>
	<atom:link href="https://hearthis.at/ar-radyo/podcast/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<lastBuildDate>Mon, 06 Apr 2026 23:33:24 +0200</lastBuildDate>
	<title><![CDATA[- "Açık Radyo." /  94.9 MHz FM 📻]]></title>
	<link>https://hearthis.at/ar-radyo/</link>
	<language>tr-TR</language>
	<copyright><![CDATA[Açık Radyo]]></copyright>
	<itunes:subtitle><![CDATA[Podcast of - &quot;Açık Radyo.&quot; /  94.9 MHz FM 📻]]></itunes:subtitle>
	<itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
	<googleplay:author><![CDATA[Açık Radyo]]></googleplay:author>
	<itunes:summary><![CDATA[Açık Radyo Manifestosu

…Eğlenemiyoruz!
 
Radyo, televizyon, gazete, dergiler, sıkıcı ve vasatçı. Hepsinden öylesine kuru bir gürültü çıkıyor ki, sonuçta, bir ‘kakofoni’den başka bir şey doğmuyor. Bir anlamda, kitle iletişim araçlarının gerçek bir iletişimsizliğe yol açması gibi bir paradoks söz konusu.
 
Dolayısıyla, yeni bir radyoya ihtiyaç var.
 
Radyo ne işe yarar?
‘Zihin Tiyatrosu’nu kurmaya.
Zeki, duyarlı ve nazik insanları bir araya getirmeye.
100.000 kişilik sürekli bir parti yapmaya.
Olabilecek en direkt teması kurmaya.
‘Sağırlara Program’ yapmaya.
Belli bir fikrî ve kültürel yapısı olan insanların bir arada olacağı bir ‘platform’ sağlamaya.
Bu insanları demokratik, özgür ve kaliteli bir ‘mecra’ çevresinde bir araya getirmeye.
‘Sağduyu’ya dayanan bir odaklaşmaya.
Kısacası nefes alıp, vermeye. ‘Temiz hava’ solumaya.
 
Haysiyetli işler yapmak lazım.
 
Hiçbir çözüm üretmeyeceğimize söz veriyoruz. (Olsa olsa, dünyadaki ‘meraksızlık’ sendromuna, geçici bazı çareler getirmeye çalışabiliriz.) Size bir şey vermek istemiyoruz; mümkün olduğu oranda sizden bir şeyler almak istiyoruz.
 
Çünkü bu, bizim ortak projemizdir.
 
Haziran 1995
 
 
Neyi Hedefliyoruz
 
Özel değil, özgür,
Tüm çıkar gruplarından bağımsız,
Ortak çabamızın ürünü,
Gerek kuruluşu, gerek işleyişi, gerekse yayınları açısından demokratik,
Temel insan hak ve özgürlüklerini savunan,
“Görüntünün ardındaki görüntü”yü yakalamayı hedefleyen,
Hayatı ‘birebir’ ölçüde yansıtmaya özen gösteren,
‘Nefes nefese’,
Aynı zamanda, demokratik sivil toplum örgütleri için bir iletişim merkezi işlevi gören,
Kültür ağırlıklı,
Çok kültürlülüğü, kültürler ve kimlikler arası ilişkileri ele alan,
Sıradışı ve özgün bir yayın formatına,
Müzik, haber ve kişilik açısından benzersiz bir ses’e sahip,
Uluslararası kültür aleminin ayrılmaz bir parçası olmayı hedefleyen,
Dünyanın en kaliteli ve heyecan verici mecralarından biri olmak.
 
Haziran 1995


Manifesto of Açık Radyo

We have apparently lost our ability to have fun!

Radio, TV, newspapers, and the like are all so terribly tedious and boring;

mainstream media mainly serving nothing but a magnanimous mediocracy;

being full of sound and fury, signifying nothing but a deafening cacophony.

Paradoxically, mass communication have separated and detained us all incommunicado.

Ergo the need for a new radio station.

What purpose a radio should serve?

It must serve to:

 - create a “theater of the mind”;

 - bring intelligent, sensitive, responsible, and polite people together;

 - broadcast for the “deaf”;

 - bring ordinary people around a democratic, free and independent medium;

 - help us all inhale “fresh air” in every sense of the word.

We have to act with dignity.

We promise not to offer any solutions whatsoever.

(All we can do is perhaps offer a couple of temporary remedies for the reigning “uncuriosity syndrome” around the globe.)

We do not want to give you anything; we want to take as much as possible from you.

For, we are in this project together –-

A project which represents the values we all share.

June 1995 

 

Aims and Purposes of Açık Radyo

Açık Radyo, 94.9 Fm, is a free and independent radio station, the fruit of a collective effort by about one hundred individuals from all walks of life.

It is democratic as to its structure, working methods, and broadcasts.

It strives to promote the protection of fundamental human rights and basic freedoms universally.

It attempts to serve as a platform and a "clearing house" for all rights organizations, NGOs, and grass roots organizations – both on the national and global levels.

It lays great emphasis on cultural matters and tries to]]></itunes:summary>
	<googleplay:description><![CDATA[Açık Radyo, 13 Kasım 1995'te yayına geçen Açık Radyo, İstanbul ve çevresine yayın yapan "bölgesel" bir radyo istasyonu.

Ayrıca, 92 ortaklı bir Anonim Şirket, ama, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar gibi çalışıyor, üç aşağı-beş yukarı eşit pay sahibi 92 ortağı olan bir kolektif. Hissedarların her birinde “ortaklık belgesi” olarak Abidin Dino'nun -1’den 100’e kadar numaralanmış– “Tuğralar” serisi litografilerinden biri var. Arkasında şu ibare yer alıyor: “Özgür, bağımsız, demokratik” haysiyetli, duyarlı ve sıradışı bir radyo kurma projesine, 1995’te verdiğiniz desteğin Türkiye’de yeni projelere örnek olması dileğiyle...”

Faaliyetlerinde kâr amacı gütmeyen bir şirket olan Açık Radyo hiçbir çıkar ve sermaye grubuna bağlı değil. Tabiî devlete de. Çoğulcu demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel insan hak ve özgürlükleri dışında, hiçbir "ideoloji"ye de bağlı değil. Dolayısıyla, bağımsız. Hatta, büyük para ve güç odaklarının sahipliği altında boğulan bir medya ortamında, Türkiye'nin –ve belki de dünyanın– ender bağımsız yayın organlarından biri olduğu da söylenebilir.

Şiârı: "Kâinatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine Açık Radyo"]]></googleplay:description>
	<description><![CDATA[Açık Radyo, 13 Kasım 1995'te yayına geçen Açık Radyo, İstanbul ve çevresine yayın yapan "bölgesel" bir radyo istasyonu.

Ayrıca, 92 ortaklı bir Anonim Şirket, ama, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar gibi çalışıyor, üç aşağı-beş yukarı eşit pay sahibi 92 ortağı olan bir kolektif. Hissedarların her birinde “ortaklık belgesi” olarak Abidin Dino'nun -1’den 100’e kadar numaralanmış– “Tuğralar” serisi litografilerinden biri var. Arkasında şu ibare yer alıyor: “Özgür, bağımsız, demokratik” haysiyetli, duyarlı ve sıradışı bir radyo kurma projesine, 1995’te verdiğiniz desteğin Türkiye’de yeni projelere örnek olması dileğiyle...”

Faaliyetlerinde kâr amacı gütmeyen bir şirket olan Açık Radyo hiçbir çıkar ve sermaye grubuna bağlı değil. Tabiî devlete de. Çoğulcu demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel insan hak ve özgürlükleri dışında, hiçbir "ideoloji"ye de bağlı değil. Dolayısıyla, bağımsız. Hatta, büyük para ve güç odaklarının sahipliği altında boğulan bir medya ortamında, Türkiye'nin –ve belki de dünyanın– ender bağımsız yayın organlarından biri olduğu da söylenebilir.

Şiârı: "Kâinatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine Açık Radyo"]]></description>
	<itunes:owner>
	<itunes:name><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:name>
	<itunes:email>acikradyo@acikradyo.com.tr</itunes:email>
	</itunes:owner>
	<googleplay:image href="https://img.hearthis.at/3/8/2/_/uploads/9338390/image_user/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568567013283.jpg"/>
	<itunes:image href="https://img.hearthis.at/3/8/2/_/uploads/9338390/image_user/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568567013283.jpg" />
    <googleplay:owner>acikradyo@acikradyo.com.tr</googleplay:owner>
	<image>
      <link>https://hearthis.at/ar-radyo/</link>
      <title>- &quot;Açık Radyo.&quot; /  94.9 MHz FM 📻</title>
      <url>https://img.hearthis.at/3/8/2/_/uploads/9338390/image_user/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568567013283.jpg</url>
    </image>
	<googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
	<itunes:explicit>no</itunes:explicit>
	<category><![CDATA[News & Politics]]></category>
	<googleplay:category text="News &amp; Politics"/>
	<itunes:category text="News &amp; Politics"/>
	<itunes:keywords><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:keywords>
	
	
        <item>
            <title><![CDATA[Grevci Greta: Biz değişimin kendisiyiz ve değişim geliyor!]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/greta-thunbergdeiim-balad-ister-beenin-ister-beenmeyin/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**Kanada'daki 'grevci' Greta Thunberg’e kulak verelim...**<br />
<br />
***Ömer Madra:*** Açık Radyo’nun Açık Gazete’si, saat 9’u 8 dakika geçerken biraz önce de söylediğimiz gibi Montreal’de Kanada’da 600 bin kişinin önünde yani muazzam bir katılım olmuş, greve katılmış bütün ve bir çoğu da çocuklardan oluşuyor ama büyüklerin de desteği olmuş.<br />
<br />
Zaten Montreal belediye başkanıyla da buluşup Greta Thunberg kendisinden şehrin anahtarı hediyesini de aldı. Yani Greta Montreal’ın bir vatandaşı, hemşehrisi unvanını aldı “bundan büyük bir onur duyuyorum” dedi. Montreal belediye başkanı olan hanımefendi de aynı şeyi, kendisinin duyduğunu da belirtti. Çok değişik şeyler oluyor.<br />
<br />
Ayrıca Kanada başbakanı Justin Trudeau ile de buluştu ve “tamamen seni destekliyorum” demesine rağmen Justin Trudeau’nun bu buluşmada Greta Thunberg yeterince çaba göstermediğini söyleyerek düz konuşmasını sürdürdü. İlginç bir şey, buna rağmen de eşi ve çocuklarıyla birlikte Justin Trudeau da Montreal’deki bu büyük gösteriye katılmış durumdalar. Yani 600 bin kişinin önünde hakikaten “bütün gezegenin şimdiye kadar iklim değişikliği konusunda gördüğü en büyük gösteri” diyor Bill McKibben, 350.org kurucularından.<br />
<br />
Rakamları da verelim aslında, 20-27 Eylül arasında 1,4 milyon insan Almanya’da, 1 milyon İtalya’da, 600 bin’in üzerinde Kanada’da, 500 bin’den fazla ABD’de, Avustralya’da 350 bin, Britanya’da Birleşik Krallık’ta gene 350 bin, Fransa’da 195 bin, Yeni Zelanda’da 170 bin, küçük Avusturya’da 150 bin, İrlanda’da 50 bin ki görülmemiş şeyler var Dublin’de de, 70 bin küçük İsveç’te, 42 bin Hollanda’da, 20 bin Brezilya’da, 21 bin Finlandiya’da, 15 bin Peru’da, 13 bin Meksika’da, 13 bin Hindistan’da, 10 bin Danimarka’da, Türkiye’de de 10 bin, 10 bin Pakistan, 6 bin Macaristan ki Budapeşte sokaklarında kalabalık bir grup vardı, kuyruk vardı, 5 bin Güney Kore’de, 5 bin Japonya’da 5 bin Güney Afrika’da, 3.500’ün üzerinde Şili’de, 3 binden fazla Pasifik bölgesinde, adalarda, 2 bin Singapur’da ve pek çok daha bilgi eksik olacak...<br />
<br />
Yani** “biz şunun için grev yapıyoruz: B gezegeni olmadığı için ve elimizden gelen her şeyi yapmalıyız bu krizi durdurmak için”** diye Fridays For Future Türkiye’nin organizatörü Atlas Sarrafoğlu da demiş, bu da Common Dreams’dan aldığımız bir haber:<br />
<br />
**“Yoksa mutlu bir gelece sahip olma umutlarımız, rüyalarımız benden de alınacak ve bütün dünyanın dört bir yanındaki diğer çocukların da bu rüyası ortadan kalkacak”** diyorlar.<br />
<br />
Bu haftanın gösterisini de FFF (Gelecek İçin Cumalar: bunları düzenleyen kuruluş) **“bu hareketin gücünü gösterdi, hem ilham verici hem de tarihiydi. Halkın gücü iktidarda olanların, muktedirlerin gücünden daha fazladır. En büyük iklim seferberliğiydi ve bu daha başlangıç”** diyorlar.<br />
<br />
**“Moment bizden yana ve bir tarafa gidecek halimiz yok”** demiş 350.org’un kurucu yöneticisi May Boeve de. İklim eylemlerinin bu politikalar değişene kadar kesinlikle devam edeceğini söylemiş. **“Boğuşarak devam edeceğiz, politikacılar bilimi inkâr etmekten vazgeçene kadar ve fosil yakıt şirketleri de geleceğimize karşı işledikleri bu suçlardan sorumlu tutulana kadar, ta onlarca yıl önce olduğu gibi”** demiş May Boeve, 350 org yöneticilerinden.<br />
<br />
Şimdi Greta Thunberg’e kulak verelim, yaklaşık 600 bin kişinin önünde Kanada’da önce Fransızca başlıyor, çünkü Montreal Quebec’te, Fransızca’nın da konuşulduğu iki dilli bir ülke, eyalet ve bu konuşmayı şimdi size simültane olarak yansıtmaya çalışacağım.<br />
<br />
**Greta Thunberg: **Günaydın Montreal! Kanada ve Quebec’e gelmiş olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Çok teşekkürler, bana evimi hatırlatıyor.<br />
<br />
Bugün en az 500 bin kişi burada. Kendinizle çok iftihar etmelisiniz çünkü bunu birlikte yaptık ve size burada bulunmaktan dolayı duyduğum mutluluktan yeterince teşekkür edemem bile. Burada bulunmak ve bir arada olmak inanılmaz bir şey ve milyonlarca insan yürüyor şu anda dünyanın dört bir tarafında. Ortak bir dava için böyle bir arada olmak insana kendisini son derece iyi hissettiriyor, siz de öyle düşünmüyor musunuz?<br />
<br />
Kanada’da olmak çok hoş bir duygu, eve gelmek gibi. Yani o kadar benziyor ki İsveç’e, benim geldiğim İsveç’le Kanada arasında o kadar büyük benzerlikler var ki. Sizin moose geyikleriniz var, bizim de moose geyiklerimiz var; sizin soğuk kışlarınız ve bol karınız ve çam ağaçlarınız var, bizde de onlardan var, soğuk kışlar ve bol bol çam ağaçlarımız var. Sizin karibu geyiğiniz var bizim de ren geyiklerimiz var. Siz buz hokeyi oynuyorsunuz biz de buz hokeyi oynuyoruz. Sizin akça ağaç şurubunuz var, bizim de, neyse unutun şimdi bizim de neyle meşhur olduğumuzu!<br />
<br />
Siz iklim lideri olarak anlamlandırılan bir ülkesiniz, İsveç de öyle iklim lideri olarak nitelendirilen bir ülke ve her iki durumda da hiçbir anlamı yok bu sözlerin, bu liderliğin. Çünkü her iki halde de boş kelimelerden, boş sözlerden ibaret. İklim liderliği ve ihtiyaç duyulan politikalar hiçbir yerde görülmüyor, ortada yok. Dolayısıyla aynı ülkeleriz.<br />
<br />
Geçen hafta 170’den fazla ülkede 4 milyon’dan fazla insan iklim için greve gitti. Yaşayan bir gezegen için yürüdük ve herkes için güvenli bir gelecek olsun diye. Bilimi anlattık ve iktidar sahibi insanların dinlemesi gereken ve bilime uygun hareket etmesi için yürüdük. Ama politik liderlerimiz dinlemedi.<br />
<br />
Bu hafta New York’ta BM İklim Eylem Zirvesi’nde buluştu dünya liderleri ve bizi bir kere daha hayal kırıklığına uğrattılar boş sözleri ve ataletleriyle. Bilimin etrafında toplanalım dedik, dinlemediler. (Yuh sesleri…)<br />
<br />
Dolayısıyla bugün milyonlarca insan dünyanın dört bir yanında tekrar yürüyoruz, bunu da onlar dinleyene kadar yapmaya devam edeceğiz, onlara dinletene kadar bunu sürdüreceğiz.<br />
<br />
İktidardaki insanlar sorumluluklarını almıyorlarsa biz sorumluluğu omuzlarımıza alacağız. Bizim üstümüze kalmaması gerekirdi ama bunu da birilerinin yapması gerekiyor, onun için biz buradayız.<br />
<br />
Bize **“merak etmeyin, harika, parlak bir geleceğe bakıyoruz”** diyorlar ama unutuyorlar ki işlerini yapmış olsalardı bizim kaygı duymamıza gerek kalmazdı. Eğer zamanında hareket etmiş olsalardı bugün bu kriz olmazdı.<br />
<br />
Ve söz veriyoruz, bir kere onlar görevlerini yapmaya karar verir ve sorumluluklarını üstlenirlerse biz de kaygılanmaktan vazgeçeceğiz, okula döneceğiz, işlerimize döneceğiz, söz veriyoruz!<br />
<br />
Bir kere daha söyleyelim, biz kendi fikirlerimizi ya da siyasi görüşlerimizi iletiyor değiliz, iklim ve ekoloji krizi parti politikalarının ötesindedir, şu anda elde edilebilen en sağlam bilimsel verileri iletiyoruz.<br />
<br />
Bazı insanlara, özellikle bir çok yoldan bu krizi yaratmış olan insanlara bilim fazla rahatsız edici geliyor, onun için de bundan bahsetmiyorlar. Ama sonuçlarını yaşamak zorunda olan bizleriz ve gerçekten de aslında iklim ve ekoloji kriziyle şu anda yaşamakta olan insanlar olarak başka şansımız yok bilime uymaktan başka. Endüstri çağı öncesine göre 1,5 derecelik sıcaklık artışı tavanının altında kalmak için; insan kontrolünün ötesine geçmiş, artık geri döndürülemez bir zincirleme reaksiyon yaratmamak için gerçekleri söylemek ve onu olduğu gibi söylemek zorundayız, adlı adınca söylhemeliyiz. Neyse onu. Hükümetler arası iklim değişikliği heyetinin geçen yıl çıkan raporunda 1,5 derece, raporun 108. sayfasının 2.bölümünde küresel sıcaklık artışının 1,5 derecenin altında kalması konusunda %67 şans veriliyordu. 1 Ocak 2018’de 420 gigaton karbondioksit emisyonu yapabilecek bütçemiz vardı, şimdi bu bütçe 350 gigaton’a inmiş durumda. Bugünkü salım seviyeleriyle geri kalan karbondioksit bütçesi 8,5 yıldan daha kısa süre içinde tümüyle tüketilmiş olacak.<br />
<br />
Ayrıca lütfen şunu da not edin ki bu hesaplar zaten şimdiye kadar toksik hava kirlenmesinin kilitlediği sıcaklığı, doğrusal olmayan devrilme noktalarını, pozitif geri beslemelerinin çoğunu, hakkaniyet ilkesini, yani yoksullarla zenginler arasındaki iklim adaletini içine almıyor.<br />
<br />
Bize şunu dayatıyorlar,** “100 milyonlarca ton karbondioksiti havadan teknolojiyle çekeceğiz”** diyorlar ve ona güvenelim istiyorlar ama böyle bir teknoloji henüz yok ki. Bir kere bile, bir tek kere bile bu sayılardan bahseden herhangi bir politikacıya, gazeteciye ya da iş çevrelerinden bir kişiye bile rastlamadım.<br />
<br />
Diyorlar ki “çocukları bırakalım çocuk olsunlar” tamam, biz de kabul ediyoruz, bırakın çocuk olalım, siz de kendi üzerinize düşeni yapın ve bu çeşit rakamları yansıtın sorumluluğu bize bırakmadan, o zaman biz de çocuk olmaya dönebiliriz işte.<br />
<br />
Bugün okulda değiliz, işte de değiliz çünkü bu acil bir durum, öyle kenarda oturup, kaldırım kenarında seyreden insanlardan olmayacağız, pasif izleyici konumuna düşmeyeceğiz.<br />
<br />
Bazıları diyor ki **“siz değerli ders saatlerini kaybediyorsunuz, harcıyorsunuz." Onlar öyle diyor, biz de “dünyayı değiştiriyoruz”** diyoruz. Öyle ki ileride, büyüdüğümüz zaman **“biz de elimizden gelen her şeyi yaptık”** diyebilelim. Bu bizim ödevimizdir ve bunu yapmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Yaşayan bir gezegen için ve geleceğimiz için mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz.<br />
<br />
Elimizden gelen her şeyi yapacağız bu krizin daha da kötüye gitmesini engellemek için. Bu, okulu kırmak ya da işi kırmak anlamına gelse de bunu yapmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Çünkü bu daha önemli.<br />
<br />
Bize defalarca söylediler ki **“bunu yapmanın bir anlamı yok”** diye. Zaten bu yaptığımızın bir etkisi olmayacağını, bir fark yaratamayacağımızı defalarca söylediler ama şu anda bile bunun yanlış olduğunu göstermiş bulunuyoruz bence.<br />
<br />
Tarih boyunca toplumdaki en önemli değişiklikler tabandan yukarı doğru olmuştur, temelden olmuştur. Hâlâ geliyor greve katılanların sayıları. Ama bu hafta ‘weekforfuture’un yani gelecek için hafta örgütünün verdiği rakamlara bakıyoruz: Geçen Cuma ve bu Cuma yapılan grevlerle 6,6 milyon’un üzerinde görünüyor rakamlar. Bu, tarihte görülmüş en büyük gösterilerden biri demek.<br />
<br />
İnsanlar halklar konuşuyor ve konuşmaya da devam edecek. Ta ki liderlerimiz dinleyene ve harekete geçene kadar.<br />
<br />
Biz değişimiz ve değişim geliyor işte! (Alkışlar… tezahürat…)<br />
<br />
Değişim geliyor! İster beğensinler, ister beğenmesinler.<br />
<br />
Herkese çok çok teşekkür ederim.<br />
<br />
**ÖM:** Greta Thunberg’in 16 yaşındaki iklim aktivisti Montreal’de Kanada’da 500 bin’in üzerinde hatta 600 bin civarında olduğu söylenen muazzam bir kalabalıkta çocukların, gençlerin ağırlıklı olduğu ama büyüklerin de ona katıldığı, hatta Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nin eşi ve çocuklarıyla katıldığı ve desteklediğini söylediği müthiş ve tarihin de en büyük iklim protestosu olduğu belirtilen konuşmasının tamamını dinlediniz. Bendeniz Ömer Madra çevirmeye çalıştım, buradan dinleyerek maalesef, daha önce vaktimiz olmadı çevirecek ama bu kadarını yapabildik ve yetiştirebildik size.]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**Kanada'daki 'grevci' Greta Thunberg’e kulak verelim...**<br />
<br />
***Ömer Madra:*** Açık Radyo’nun Açık Gazete’si, saat 9’u 8 dakika geçerken biraz önce de söylediğimiz gibi Montreal’de Kanada’da 600 bin kişinin önünde yani muazzam bir katılım olmuş, greve katılmış bütün ve bir çoğu da çocuklardan oluşuyor ama büyüklerin de desteği olmuş.<br />
<br />
Zaten Montreal belediye başkanıyla da buluşup Greta Thunberg kendisinden şehrin anahtarı hediyesini de aldı. Yani Greta Montreal’ın bir vatandaşı, hemşehrisi unvanını aldı “bundan büyük bir onur duyuyorum” dedi. Montreal belediye başkanı olan hanımefendi de aynı şeyi, kendisinin duyduğunu da belirtti. Çok değişik şeyler oluyor.<br />
<br />
Ayrıca Kanada başbakanı Justin Trudeau ile de buluştu ve “tamamen seni destekliyorum” demesine rağmen Justin Trudeau’nun bu buluşmada Greta Thunberg yeterince çaba göstermediğini söyleyerek düz konuşmasını sürdürdü. İlginç bir şey, buna rağmen de eşi ve çocuklarıyla birlikte Justin Trudeau da Montreal’deki bu büyük gösteriye katılmış durumdalar. Yani 600 bin kişinin önünde hakikaten “bütün gezegenin şimdiye kadar iklim değişikliği konusunda gördüğü en büyük gösteri” diyor Bill McKibben, 350.org kurucularından.<br />
<br />
Rakamları da verelim aslında, 20-27 Eylül arasında 1,4 milyon insan Almanya’da, 1 milyon İtalya’da, 600 bin’in üzerinde Kanada’da, 500 bin’den fazla ABD’de, Avustralya’da 350 bin, Britanya’da Birleşik Krallık’ta gene 350 bin, Fransa’da 195 bin, Yeni Zelanda’da 170 bin, küçük Avusturya’da 150 bin, İrlanda’da 50 bin ki görülmemiş şeyler var Dublin’de de, 70 bin küçük İsveç’te, 42 bin Hollanda’da, 20 bin Brezilya’da, 21 bin Finlandiya’da, 15 bin Peru’da, 13 bin Meksika’da, 13 bin Hindistan’da, 10 bin Danimarka’da, Türkiye’de de 10 bin, 10 bin Pakistan, 6 bin Macaristan ki Budapeşte sokaklarında kalabalık bir grup vardı, kuyruk vardı, 5 bin Güney Kore’de, 5 bin Japonya’da 5 bin Güney Afrika’da, 3.500’ün üzerinde Şili’de, 3 binden fazla Pasifik bölgesinde, adalarda, 2 bin Singapur’da ve pek çok daha bilgi eksik olacak...<br />
<br />
Yani** “biz şunun için grev yapıyoruz: B gezegeni olmadığı için ve elimizden gelen her şeyi yapmalıyız bu krizi durdurmak için”** diye Fridays For Future Türkiye’nin organizatörü Atlas Sarrafoğlu da demiş, bu da Common Dreams’dan aldığımız bir haber:<br />
<br />
**“Yoksa mutlu bir gelece sahip olma umutlarımız, rüyalarımız benden de alınacak ve bütün dünyanın dört bir yanındaki diğer çocukların da bu rüyası ortadan kalkacak”** diyorlar.<br />
<br />
Bu haftanın gösterisini de FFF (Gelecek İçin Cumalar: bunları düzenleyen kuruluş) **“bu hareketin gücünü gösterdi, hem ilham verici hem de tarihiydi. Halkın gücü iktidarda olanların, muktedirlerin gücünden daha fazladır. En büyük iklim seferberliğiydi ve bu daha başlangıç”** diyorlar.<br />
<br />
**“Moment bizden yana ve bir tarafa gidecek halimiz yok”** demiş 350.org’un kurucu yöneticisi May Boeve de. İklim eylemlerinin bu politikalar değişene kadar kesinlikle devam edeceğini söylemiş. **“Boğuşarak devam edeceğiz, politikacılar bilimi inkâr etmekten vazgeçene kadar ve fosil yakıt şirketleri de geleceğimize karşı işledikleri bu suçlardan sorumlu tutulana kadar, ta onlarca yıl önce olduğu gibi”** demiş May Boeve, 350 org yöneticilerinden.<br />
<br />
Şimdi Greta Thunberg’e kulak verelim, yaklaşık 600 bin kişinin önünde Kanada’da önce Fransızca başlıyor, çünkü Montreal Quebec’te, Fransızca’nın da konuşulduğu iki dilli bir ülke, eyalet ve bu konuşmayı şimdi size simültane olarak yansıtmaya çalışacağım.<br />
<br />
**Greta Thunberg: **Günaydın Montreal! Kanada ve Quebec’e gelmiş olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Çok teşekkürler, bana evimi hatırlatıyor.<br />
<br />
Bugün en az 500 bin kişi burada. Kendinizle çok iftihar etmelisiniz çünkü bunu birlikte yaptık ve size burada bulunmaktan dolayı duyduğum mutluluktan yeterince teşekkür edemem bile. Burada bulunmak ve bir arada olmak inanılmaz bir şey ve milyonlarca insan yürüyor şu anda dünyanın dört bir tarafında. Ortak bir dava için böyle bir arada olmak insana kendisini son derece iyi hissettiriyor, siz de öyle düşünmüyor musunuz?<br />
<br />
Kanada’da olmak çok hoş bir duygu, eve gelmek gibi. Yani o kadar benziyor ki İsveç’e, benim geldiğim İsveç’le Kanada arasında o kadar büyük benzerlikler var ki. Sizin moose geyikleriniz var, bizim de moose geyiklerimiz var; sizin soğuk kışlarınız ve bol karınız ve çam ağaçlarınız var, bizde de onlardan var, soğuk kışlar ve bol bol çam ağaçlarımız var. Sizin karibu geyiğiniz var bizim de ren geyiklerimiz var. Siz buz hokeyi oynuyorsunuz biz de buz hokeyi oynuyoruz. Sizin akça ağaç şurubunuz var, bizim de, neyse unutun şimdi bizim de neyle meşhur olduğumuzu!<br />
<br />
Siz iklim lideri olarak anlamlandırılan bir ülkesiniz, İsveç de öyle iklim lideri olarak nitelendirilen bir ülke ve her iki durumda da hiçbir anlamı yok bu sözlerin, bu liderliğin. Çünkü her iki halde de boş kelimelerden, boş sözlerden ibaret. İklim liderliği ve ihtiyaç duyulan politikalar hiçbir yerde görülmüyor, ortada yok. Dolayısıyla aynı ülkeleriz.<br />
<br />
Geçen hafta 170’den fazla ülkede 4 milyon’dan fazla insan iklim için greve gitti. Yaşayan bir gezegen için yürüdük ve herkes için güvenli bir gelecek olsun diye. Bilimi anlattık ve iktidar sahibi insanların dinlemesi gereken ve bilime uygun hareket etmesi için yürüdük. Ama politik liderlerimiz dinlemedi.<br />
<br />
Bu hafta New York’ta BM İklim Eylem Zirvesi’nde buluştu dünya liderleri ve bizi bir kere daha hayal kırıklığına uğrattılar boş sözleri ve ataletleriyle. Bilimin etrafında toplanalım dedik, dinlemediler. (Yuh sesleri…)<br />
<br />
Dolayısıyla bugün milyonlarca insan dünyanın dört bir yanında tekrar yürüyoruz, bunu da onlar dinleyene kadar yapmaya devam edeceğiz, onlara dinletene kadar bunu sürdüreceğiz.<br />
<br />
İktidardaki insanlar sorumluluklarını almıyorlarsa biz sorumluluğu omuzlarımıza alacağız. Bizim üstümüze kalmaması gerekirdi ama bunu da birilerinin yapması gerekiyor, onun için biz buradayız.<br />
<br />
Bize **“merak etmeyin, harika, parlak bir geleceğe bakıyoruz”** diyorlar ama unutuyorlar ki işlerini yapmış olsalardı bizim kaygı duymamıza gerek kalmazdı. Eğer zamanında hareket etmiş olsalardı bugün bu kriz olmazdı.<br />
<br />
Ve söz veriyoruz, bir kere onlar görevlerini yapmaya karar verir ve sorumluluklarını üstlenirlerse biz de kaygılanmaktan vazgeçeceğiz, okula döneceğiz, işlerimize döneceğiz, söz veriyoruz!<br />
<br />
Bir kere daha söyleyelim, biz kendi fikirlerimizi ya da siyasi görüşlerimizi iletiyor değiliz, iklim ve ekoloji krizi parti politikalarının ötesindedir, şu anda elde edilebilen en sağlam bilimsel verileri iletiyoruz.<br />
<br />
Bazı insanlara, özellikle bir çok yoldan bu krizi yaratmış olan insanlara bilim fazla rahatsız edici geliyor, onun için de bundan bahsetmiyorlar. Ama sonuçlarını yaşamak zorunda olan bizleriz ve gerçekten de aslında iklim ve ekoloji kriziyle şu anda yaşamakta olan insanlar olarak başka şansımız yok bilime uymaktan başka. Endüstri çağı öncesine göre 1,5 derecelik sıcaklık artışı tavanının altında kalmak için; insan kontrolünün ötesine geçmiş, artık geri döndürülemez bir zincirleme reaksiyon yaratmamak için gerçekleri söylemek ve onu olduğu gibi söylemek zorundayız, adlı adınca söylhemeliyiz. Neyse onu. Hükümetler arası iklim değişikliği heyetinin geçen yıl çıkan raporunda 1,5 derece, raporun 108. sayfasının 2.bölümünde küresel sıcaklık artışının 1,5 derecenin altında kalması konusunda %67 şans veriliyordu. 1 Ocak 2018’de 420 gigaton karbondioksit emisyonu yapabilecek bütçemiz vardı, şimdi bu bütçe 350 gigaton’a inmiş durumda. Bugünkü salım seviyeleriyle geri kalan karbondioksit bütçesi 8,5 yıldan daha kısa süre içinde tümüyle tüketilmiş olacak.<br />
<br />
Ayrıca lütfen şunu da not edin ki bu hesaplar zaten şimdiye kadar toksik hava kirlenmesinin kilitlediği sıcaklığı, doğrusal olmayan devrilme noktalarını, pozitif geri beslemelerinin çoğunu, hakkaniyet ilkesini, yani yoksullarla zenginler arasındaki iklim adaletini içine almıyor.<br />
<br />
Bize şunu dayatıyorlar,** “100 milyonlarca ton karbondioksiti havadan teknolojiyle çekeceğiz”** diyorlar ve ona güvenelim istiyorlar ama böyle bir teknoloji henüz yok ki. Bir kere bile, bir tek kere bile bu sayılardan bahseden herhangi bir politikacıya, gazeteciye ya da iş çevrelerinden bir kişiye bile rastlamadım.<br />
<br />
Diyorlar ki “çocukları bırakalım çocuk olsunlar” tamam, biz de kabul ediyoruz, bırakın çocuk olalım, siz de kendi üzerinize düşeni yapın ve bu çeşit rakamları yansıtın sorumluluğu bize bırakmadan, o zaman biz de çocuk olmaya dönebiliriz işte.<br />
<br />
Bugün okulda değiliz, işte de değiliz çünkü bu acil bir durum, öyle kenarda oturup, kaldırım kenarında seyreden insanlardan olmayacağız, pasif izleyici konumuna düşmeyeceğiz.<br />
<br />
Bazıları diyor ki **“siz değerli ders saatlerini kaybediyorsunuz, harcıyorsunuz." Onlar öyle diyor, biz de “dünyayı değiştiriyoruz”** diyoruz. Öyle ki ileride, büyüdüğümüz zaman **“biz de elimizden gelen her şeyi yaptık”** diyebilelim. Bu bizim ödevimizdir ve bunu yapmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Yaşayan bir gezegen için ve geleceğimiz için mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz.<br />
<br />
Elimizden gelen her şeyi yapacağız bu krizin daha da kötüye gitmesini engellemek için. Bu, okulu kırmak ya da işi kırmak anlamına gelse de bunu yapmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Çünkü bu daha önemli.<br />
<br />
Bize defalarca söylediler ki **“bunu yapmanın bir anlamı yok”** diye. Zaten bu yaptığımızın bir etkisi olmayacağını, bir fark yaratamayacağımızı defalarca söylediler ama şu anda bile bunun yanlış olduğunu göstermiş bulunuyoruz bence.<br />
<br />
Tarih boyunca toplumdaki en önemli değişiklikler tabandan yukarı doğru olmuştur, temelden olmuştur. Hâlâ geliyor greve katılanların sayıları. Ama bu hafta ‘weekforfuture’un yani gelecek için hafta örgütünün verdiği rakamlara bakıyoruz: Geçen Cuma ve bu Cuma yapılan grevlerle 6,6 milyon’un üzerinde görünüyor rakamlar. Bu, tarihte görülmüş en büyük gösterilerden biri demek.<br />
<br />
İnsanlar halklar konuşuyor ve konuşmaya da devam edecek. Ta ki liderlerimiz dinleyene ve harekete geçene kadar.<br />
<br />
Biz değişimiz ve değişim geliyor işte! (Alkışlar… tezahürat…)<br />
<br />
Değişim geliyor! İster beğensinler, ister beğenmesinler.<br />
<br />
Herkese çok çok teşekkür ederim.<br />
<br />
**ÖM:** Greta Thunberg’in 16 yaşındaki iklim aktivisti Montreal’de Kanada’da 500 bin’in üzerinde hatta 600 bin civarında olduğu söylenen muazzam bir kalabalıkta çocukların, gençlerin ağırlıklı olduğu ama büyüklerin de ona katıldığı, hatta Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nin eşi ve çocuklarıyla katıldığı ve desteklediğini söylediği müthiş ve tarihin de en büyük iklim protestosu olduğu belirtilen konuşmasının tamamını dinlediniz. Bendeniz Ömer Madra çevirmeye çalıştım, buradan dinleyerek maalesef, daha önce vaktimiz olmadı çevirecek ama bu kadarını yapabildik ve yetiştirebildik size.]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**Kanada'daki 'grevci' Greta Thunberg’e kulak verelim...**

***Ömer Madra:*** Açık Radyo’nun Açık Gazete’si, saat 9’u 8 dakika geçerken biraz önce de söylediğimiz gibi Montreal’de Kanada’da 600 bin kişinin önünde yani muazzam bir katılım olmuş, greve katılmış bütün ve bir çoğu da çocuklardan oluşuyor ama büyüklerin de desteği olmuş.

Zaten Montreal belediye başkanıyla da buluşup Greta Thunberg kendisinden şehrin anahtarı hediyesini de aldı. Yani Greta Montreal’ın bir vatandaşı, hemşehrisi unvanını aldı “bundan büyük bir onur duyuyorum” dedi. Montreal belediye başkanı olan hanımefendi de aynı şeyi, kendisinin duyduğunu da belirtti. Çok değişik şeyler oluyor.

Ayrıca Kanada başbakanı Justin Trudeau ile de buluştu ve “tamamen seni destekliyorum” demesine rağmen Justin Trudeau’nun bu buluşmada Greta Thunberg yeterince çaba göstermediğini söyleyerek düz konuşmasını sürdürdü. İlginç bir şey, buna rağmen de eşi ve çocuklarıyla birlikte Justin Trudeau da Montreal’deki bu büyük gösteriye katılmış durumdalar. Yani 600 bin kişinin önünde hakikaten “bütün gezegenin şimdiye kadar iklim değişikliği konusunda gördüğü en büyük gösteri” diyor Bill McKibben, 350.org kurucularından.

Rakamları da verelim aslında, 20-27 Eylül arasında 1,4 milyon insan Almanya’da, 1 milyon İtalya’da, 600 bin’in üzerinde Kanada’da, 500 bin’den fazla ABD’de, Avustralya’da 350 bin, Britanya’da Birleşik Krallık’ta gene 350 bin, Fransa’da 195 bin, Yeni Zelanda’da 170 bin, küçük Avusturya’da 150 bin, İrlanda’da 50 bin ki görülmemiş şeyler var Dublin’de de, 70 bin küçük İsveç’te, 42 bin Hollanda’da, 20 bin Brezilya’da, 21 bin Finlandiya’da, 15 bin Peru’da, 13 bin Meksika’da, 13 bin Hindistan’da, 10 bin Danimarka’da, Türkiye’de de 10 bin, 10 bin Pakistan, 6 bin Macaristan ki Budapeşte sokaklarında kalabalık bir grup vardı, kuyruk vardı, 5 bin Güney Kore’de, 5 bin Japonya’da 5 bin Güney Afrika’da, 3.500’ün üzerinde Şili’de, 3 binden fazla Pasifik bölgesinde, adalarda, 2 bin Singapur’da ve pek çok daha bilgi eksik olacak...

Yani** “biz şunun için grev yapıyoruz: B gezegeni olmadığı için ve elimizden gelen her şeyi yapmalıyız bu krizi durdurmak için”** diye Fridays For Future Türkiye’nin organizatörü Atlas Sarrafoğlu da demiş, bu da Common Dreams’dan aldığımız bir haber:

**“Yoksa mutlu bir gelece sahip olma umutlarımız, rüyalarımız benden de alınacak ve bütün dünyanın dört bir yanındaki diğer çocukların da bu rüyası ortadan kalkacak”** diyorlar.

Bu haftanın gösterisini de FFF (Gelecek İçin Cumalar: bunları düzenleyen kuruluş) **“bu hareketin gücünü gösterdi, hem ilham verici hem de tarihiydi. Halkın gücü iktidarda olanların, muktedirlerin gücünden daha fazladır. En büyük iklim seferberliğiydi ve bu daha başlangıç”** diyorlar.

**“Moment bizden yana ve bir tarafa gidecek halimiz yok”** demiş 350.org’un kurucu yöneticisi May Boeve de. İklim eylemlerinin bu politikalar değişene kadar kesinlikle devam edeceğini söylemiş. **“Boğuşarak devam edeceğiz, politikacılar bilimi inkâr etmekten vazgeçene kadar ve fosil yakıt şirketleri de geleceğimize karşı işledikleri bu suçlardan sorumlu tutulana kadar, ta onlarca yıl önce olduğu gibi”** demiş May Boeve, 350 org yöneticilerinden.

Şimdi Greta Thunberg’e kulak verelim, yaklaşık 600 bin kişinin önünde Kanada’da önce Fransızca başlıyor, çünkü Montreal Quebec’te, Fransızca’nın da konuşulduğu iki dilli bir ülke, eyalet ve bu konuşmayı şimdi size simültane olarak yansıtmaya çalışacağım.

**Greta Thunberg: **Günaydın Montreal! Kanada ve Quebec’e gelmiş olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Çok teşekkürler, bana evimi hatırlatıyor.

Bugün en ]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/5/7/2/_/uploads/9338390/image_track/3746042/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1569826128275.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/greta-thunbergdeiim-balad-ister-beenin-ister-beenmeyin/listen.mp3?s=R98" length="14691644" />
            <guid isPermaLink="false">3746042</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Fri, 27 Sep 2019 09:46:00 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-27T09:46:00+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>15:19</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Prof. Dr. Okan Tüysüz'le söyleşi: İstanbul depremi - 26.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/depremokan-tuysuzrec26-09-2019/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**İstanbul Teknik Üniversitesi emekli Öğretim Üyesi Yerbilimci Prof. Dr. Okan Tüysüz ile konuştuk.**<br />
<br />
Silivri açıklarında 13:59'da gerçekleşen depremle ilgili Tüysüz şunları kaydetti: *"Ana Fay kırılmadı. Bugünkü deprem sıkışmalı ters bir faydı. Boyu tahminen 15 km olan bir fay kırıldı. Bu beklenen büyük İstanbul Depremi'nin öncüsüdür, denilemez. Hiçbir biliminsanı bunu söyleyemez. Ama 1600 km'lik Kuzey Anadolu Fayı'nda (Bingöl-Yunanistan arası) ciddi stres birikimi olduğunu söyleyebiliriz. Bu depremler de bunun göstergesi."*]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**İstanbul Teknik Üniversitesi emekli Öğretim Üyesi Yerbilimci Prof. Dr. Okan Tüysüz ile konuştuk.**<br />
<br />
Silivri açıklarında 13:59'da gerçekleşen depremle ilgili Tüysüz şunları kaydetti: *"Ana Fay kırılmadı. Bugünkü deprem sıkışmalı ters bir faydı. Boyu tahminen 15 km olan bir fay kırıldı. Bu beklenen büyük İstanbul Depremi'nin öncüsüdür, denilemez. Hiçbir biliminsanı bunu söyleyemez. Ama 1600 km'lik Kuzey Anadolu Fayı'nda (Bingöl-Yunanistan arası) ciddi stres birikimi olduğunu söyleyebiliriz. Bu depremler de bunun göstergesi."*]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**İstanbul Teknik Üniversitesi emekli Öğretim Üyesi Yerbilimci Prof. Dr. Okan Tüysüz ile konuştuk.**

Silivri açıklarında 13:59'da gerçekleşen depremle ilgili Tüysüz şunları kaydetti: *"Ana Fay kırılmadı. Bugünkü deprem sıkışmalı ters bir faydı. Boyu tahminen 15 km olan bir fay kırıldı. Bu beklenen büyük İstanbul Depremi'nin öncüsüdür, denilemez. Hiçbir biliminsanı bunu söyleyemez. Ama 1600 km'lik Kuzey Anadolu Fayı'nda (Bingöl-Yunanistan arası) ciddi stres birikimi olduğunu söyleyebiliriz. Bu depremler de bunun göstergesi."*]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/4/7/9/_/uploads/9338390/image_track/3737608/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1569568997974.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/depremokan-tuysuzrec26-09-2019/listen.mp3?s=hNd" length="37373215" />
            <guid isPermaLink="false">3737608</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Thu, 26 Sep 2019 19:00:00 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-26T19:00:00+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>15:34</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Greta’nın BM Konuşması “Bu Ne cüret!”]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/gretann-bm-konumas-bu-ne-cret/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**Greta’nın BM Konuşması: “Bu Ne cüret?!”**<br />
<br />
Size mesajım şu: Gözümüz üzerinizde olacak! (Gülüşmeler, alkışlar).<br />
<br />
Bu baştan aşağıya yanlış! Benim burada ne işim var? Okyanusun öbür yakasında okulda olmam gerekirdi. Oysa siz, biz gençlere gelip umutlanmak istiyorsunuz. Bu ne cüret?!<br />
<br />
Ne cesaretle bizden umut bekliyorsunuz. Boş sözlerinizle hayallerimi ve çocukluğumu çaldınız. Ben yine de şanslı çocuklardan biriyim. İnsanlar ıstırap çekiyor, insanlar ölüyor, koca koca ekosistemler çöküyor; bir kitlesel yokoluşun eşiğindeyiz ve sizin tek konuştuğunuz şey para puldan, ebedi ekonomik büyüme masallarından ibaret! Bu ne cüret?! (alkış kıyamet!)<br />
<br />
30 yıldır bilim billur berraklığında; peki siz başınızı başka tarafa çevirmeye nasıl cüret edersiniz?! Gerekli politikalar ve çözümler namına ortada hiçbir şey görünmezken buralara gelip yeterli çabayı gösterdiğinizi nasıl söylersiniz?<br />
<br />
Bizi “işittiğinizi”, durumun aciliyetini kavradığınızı söylüyorsunuz. Ama ne kadar üzgün ve kızgın olsam da buna inanmak istemiyorum. Çünkü durumu tam olarak anladıysanız ve buna karşın harekete geçmemeye devam ediyorsanız, bu sizi şeytan yapar. Ve ben buna inanmayı reddediyorum. (alkışlar)<br />
<br />
Emisyonları 10 yılda yarı yarıya azaltma yolundaki popüler fikir bize küresel ısınmayı endüstri çağı öncesine göre 1.5 C derecelik bir sıcaklık artışıylala sınırlı tutabilme şansımızın yüzde 50 olduğunu gösterir. İnsan kontrolünün ötesinde geri dönüşü olmayan zincirleme reaksiyonları başlatma konusunda yarı yarıya şans verir.<br />
<br />
Yüzde 50 sizin için kabul edilebilir bir orandır belki. Ama bu rakamlar devrilme noktalarını, geri besleme döngülerinin çoğunu, zehirli hava kirlenmesinin gizlediği ekstra ısınmayı, ya da hakkaniyet ilkesini, iklim adaleti kavramını içermiyor.<br />
<br />
Bu rakamlar, ayrıca benim kuşağımın sizin püskürttüğünüz yüz milyarlarca ton karbondiyoksidi havadan emeceğini öngören yeni teknolojilere dayalı, ama bu teknolojiler ortada yok.<br />
<br />
Yani, kısacası, % 50’lik risk oranının, bunun sonuçlarıyla yaşamak zorunda olan bizler için kabul edilebilir bir tarafı yok.<br />
<br />
Bunun “böyle gelmiş böyle gider anlayışı ile ve birtakım teknik çözümlerle satılabilir olduğunu ne cesaretle ileri sürebilirsiniz?!<br />
<br />
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli verilerine göre 1.5C derecelik sıcaklık artışının altında kalma şansının %67 olması için , 1 Ocak 2018'de, dünya çapında 420 gigatonluk karbondioksit salımı hakkı kalmıştı. O rakam şimdiden 350 gigatonun altına düştü.<br />
<br />
Bugünkü emisyon seviyeleriyle birlikte, kalan CO2 bütçesinin tamamının sekiz buçuk yıldan daha az bir sürede tükeneceği tahmin ediliyor.<br />
<br />
Bugün burada bu rakamlara uygun düşen plan ve çözüm önerilerinden eser bile yok. Çünkü bu rakamlar rahatsızlık veriyor ve siz de gerçeği olduğu gibi, adlı adınca söyleyebilecek olgunlukta değilsiniz.<br />
<br />
Bizi yüzüstü bırakıyorsunuz. Ama gençler sizin ihanetinizi görmeye başladı artık. Bütün gelecek kuşakların gözleri sizin üzerinizde.<br />
<br />
Ve eğer bizi yüzüstü bırakma yolunu seçecek olursanız, ben de diyorum ki, sizi asla bağışlamayacağız. (alkışlar, bravo sesleri)<br />
<br />
Bundan kaçıp kurtulmanıza izin vermeyeceğiz. Çizgiyi çizdiğimiz yer işte tam burası.<br />
<br />
Dünya uyanıyor. Ve değişim geliyor - ister beğenin ister beğenmeyin.<br />
<br />
Teşekkür ederim. (Alkış kıyamet)<br />
<br />
Çeviren: Ömer Madra]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**Greta’nın BM Konuşması: “Bu Ne cüret?!”**<br />
<br />
Size mesajım şu: Gözümüz üzerinizde olacak! (Gülüşmeler, alkışlar).<br />
<br />
Bu baştan aşağıya yanlış! Benim burada ne işim var? Okyanusun öbür yakasında okulda olmam gerekirdi. Oysa siz, biz gençlere gelip umutlanmak istiyorsunuz. Bu ne cüret?!<br />
<br />
Ne cesaretle bizden umut bekliyorsunuz. Boş sözlerinizle hayallerimi ve çocukluğumu çaldınız. Ben yine de şanslı çocuklardan biriyim. İnsanlar ıstırap çekiyor, insanlar ölüyor, koca koca ekosistemler çöküyor; bir kitlesel yokoluşun eşiğindeyiz ve sizin tek konuştuğunuz şey para puldan, ebedi ekonomik büyüme masallarından ibaret! Bu ne cüret?! (alkış kıyamet!)<br />
<br />
30 yıldır bilim billur berraklığında; peki siz başınızı başka tarafa çevirmeye nasıl cüret edersiniz?! Gerekli politikalar ve çözümler namına ortada hiçbir şey görünmezken buralara gelip yeterli çabayı gösterdiğinizi nasıl söylersiniz?<br />
<br />
Bizi “işittiğinizi”, durumun aciliyetini kavradığınızı söylüyorsunuz. Ama ne kadar üzgün ve kızgın olsam da buna inanmak istemiyorum. Çünkü durumu tam olarak anladıysanız ve buna karşın harekete geçmemeye devam ediyorsanız, bu sizi şeytan yapar. Ve ben buna inanmayı reddediyorum. (alkışlar)<br />
<br />
Emisyonları 10 yılda yarı yarıya azaltma yolundaki popüler fikir bize küresel ısınmayı endüstri çağı öncesine göre 1.5 C derecelik bir sıcaklık artışıylala sınırlı tutabilme şansımızın yüzde 50 olduğunu gösterir. İnsan kontrolünün ötesinde geri dönüşü olmayan zincirleme reaksiyonları başlatma konusunda yarı yarıya şans verir.<br />
<br />
Yüzde 50 sizin için kabul edilebilir bir orandır belki. Ama bu rakamlar devrilme noktalarını, geri besleme döngülerinin çoğunu, zehirli hava kirlenmesinin gizlediği ekstra ısınmayı, ya da hakkaniyet ilkesini, iklim adaleti kavramını içermiyor.<br />
<br />
Bu rakamlar, ayrıca benim kuşağımın sizin püskürttüğünüz yüz milyarlarca ton karbondiyoksidi havadan emeceğini öngören yeni teknolojilere dayalı, ama bu teknolojiler ortada yok.<br />
<br />
Yani, kısacası, % 50’lik risk oranının, bunun sonuçlarıyla yaşamak zorunda olan bizler için kabul edilebilir bir tarafı yok.<br />
<br />
Bunun “böyle gelmiş böyle gider anlayışı ile ve birtakım teknik çözümlerle satılabilir olduğunu ne cesaretle ileri sürebilirsiniz?!<br />
<br />
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli verilerine göre 1.5C derecelik sıcaklık artışının altında kalma şansının %67 olması için , 1 Ocak 2018'de, dünya çapında 420 gigatonluk karbondioksit salımı hakkı kalmıştı. O rakam şimdiden 350 gigatonun altına düştü.<br />
<br />
Bugünkü emisyon seviyeleriyle birlikte, kalan CO2 bütçesinin tamamının sekiz buçuk yıldan daha az bir sürede tükeneceği tahmin ediliyor.<br />
<br />
Bugün burada bu rakamlara uygun düşen plan ve çözüm önerilerinden eser bile yok. Çünkü bu rakamlar rahatsızlık veriyor ve siz de gerçeği olduğu gibi, adlı adınca söyleyebilecek olgunlukta değilsiniz.<br />
<br />
Bizi yüzüstü bırakıyorsunuz. Ama gençler sizin ihanetinizi görmeye başladı artık. Bütün gelecek kuşakların gözleri sizin üzerinizde.<br />
<br />
Ve eğer bizi yüzüstü bırakma yolunu seçecek olursanız, ben de diyorum ki, sizi asla bağışlamayacağız. (alkışlar, bravo sesleri)<br />
<br />
Bundan kaçıp kurtulmanıza izin vermeyeceğiz. Çizgiyi çizdiğimiz yer işte tam burası.<br />
<br />
Dünya uyanıyor. Ve değişim geliyor - ister beğenin ister beğenmeyin.<br />
<br />
Teşekkür ederim. (Alkış kıyamet)<br />
<br />
Çeviren: Ömer Madra]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**Greta’nın BM Konuşması: “Bu Ne cüret?!”**

Size mesajım şu: Gözümüz üzerinizde olacak! (Gülüşmeler, alkışlar).

Bu baştan aşağıya yanlış! Benim burada ne işim var? Okyanusun öbür yakasında okulda olmam gerekirdi. Oysa siz, biz gençlere gelip umutlanmak istiyorsunuz. Bu ne cüret?!

Ne cesaretle bizden umut bekliyorsunuz. Boş sözlerinizle hayallerimi ve çocukluğumu çaldınız. Ben yine de şanslı çocuklardan biriyim. İnsanlar ıstırap çekiyor, insanlar ölüyor, koca koca ekosistemler çöküyor; bir kitlesel yokoluşun eşiğindeyiz ve sizin tek konuştuğunuz şey para puldan, ebedi ekonomik büyüme masallarından ibaret! Bu ne cüret?! (alkış kıyamet!)

30 yıldır bilim billur berraklığında; peki siz başınızı başka tarafa çevirmeye nasıl cüret edersiniz?! Gerekli politikalar ve çözümler namına ortada hiçbir şey görünmezken buralara gelip yeterli çabayı gösterdiğinizi nasıl söylersiniz?

Bizi “işittiğinizi”, durumun aciliyetini kavradığınızı söylüyorsunuz. Ama ne kadar üzgün ve kızgın olsam da buna inanmak istemiyorum. Çünkü durumu tam olarak anladıysanız ve buna karşın harekete geçmemeye devam ediyorsanız, bu sizi şeytan yapar. Ve ben buna inanmayı reddediyorum. (alkışlar)

Emisyonları 10 yılda yarı yarıya azaltma yolundaki popüler fikir bize küresel ısınmayı endüstri çağı öncesine göre 1.5 C derecelik bir sıcaklık artışıylala sınırlı tutabilme şansımızın yüzde 50 olduğunu gösterir. İnsan kontrolünün ötesinde geri dönüşü olmayan zincirleme reaksiyonları başlatma konusunda yarı yarıya şans verir.

Yüzde 50 sizin için kabul edilebilir bir orandır belki. Ama bu rakamlar devrilme noktalarını, geri besleme döngülerinin çoğunu, zehirli hava kirlenmesinin gizlediği ekstra ısınmayı, ya da hakkaniyet ilkesini, iklim adaleti kavramını içermiyor.

Bu rakamlar, ayrıca benim kuşağımın sizin püskürttüğünüz yüz milyarlarca ton karbondiyoksidi havadan emeceğini öngören yeni teknolojilere dayalı, ama bu teknolojiler ortada yok.

Yani, kısacası, % 50’lik risk oranının, bunun sonuçlarıyla yaşamak zorunda olan bizler için kabul edilebilir bir tarafı yok.

Bunun “böyle gelmiş böyle gider anlayışı ile ve birtakım teknik çözümlerle satılabilir olduğunu ne cesaretle ileri sürebilirsiniz?!

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli verilerine göre 1.5C derecelik sıcaklık artışının altında kalma şansının %67 olması için , 1 Ocak 2018'de, dünya çapında 420 gigatonluk karbondioksit salımı hakkı kalmıştı. O rakam şimdiden 350 gigatonun altına düştü.

Bugünkü emisyon seviyeleriyle birlikte, kalan CO2 bütçesinin tamamının sekiz buçuk yıldan daha az bir sürede tükeneceği tahmin ediliyor.

Bugün burada bu rakamlara uygun düşen plan ve çözüm önerilerinden eser bile yok. Çünkü bu rakamlar rahatsızlık veriyor ve siz de gerçeği olduğu gibi, adlı adınca söyleyebilecek olgunlukta değilsiniz.

Bizi yüzüstü bırakıyorsunuz. Ama gençler sizin ihanetinizi görmeye başladı artık. Bütün gelecek kuşakların gözleri sizin üzerinizde.

Ve eğer bizi yüzüstü bırakma yolunu seçecek olursanız, ben de diyorum ki, sizi asla bağışlamayacağız. (alkışlar, bravo sesleri)

Bundan kaçıp kurtulmanıza izin vermeyeceğiz. Çizgiyi çizdiğimiz yer işte tam burası.

Dünya uyanıyor. Ve değişim geliyor - ister beğenin ister beğenmeyin.

Teşekkür ederim. (Alkış kıyamet)

Çeviren: Ömer Madra]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/6/0/9/_/uploads/9338390/image_track/3730355/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1569302734906.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/gretann-bm-konumas-bu-ne-cret/listen.mp3?s=py1" length="4887557" />
            <guid isPermaLink="false">3730355</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Tue, 24 Sep 2019 07:26:15 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-24T07:26:15+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>5:05</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[020 - İklim Acil - Luisa Neubauer: Neden İklim Aktivisti Olmalısınız? - 20.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/020-klim-acil-20092019sezin-ney/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[*20 Eylül İklim Grevi için düzenlediğimiz İklimAcil'in son bölümünde Sezin Öney, Almanya'dan iklim aktivisti Luisa Neubauer'in "Neden İklim Aktivisti Olmalısınız?" başlıklı konuşmasını, kendi çevirisi ile aktarıyor.*]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[*20 Eylül İklim Grevi için düzenlediğimiz İklimAcil'in son bölümünde Sezin Öney, Almanya'dan iklim aktivisti Luisa Neubauer'in "Neden İklim Aktivisti Olmalısınız?" başlıklı konuşmasını, kendi çevirisi ile aktarıyor.*]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[*20 Eylül İklim Grevi için düzenlediğimiz İklimAcil'in son bölümünde Sezin Öney, Almanya'dan iklim aktivisti Luisa Neubauer'in "Neden İklim Aktivisti Olmalısınız?" başlıklı konuşmasını, kendi çevirisi ile aktarıyor.*]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/9/9/0/_/uploads/9338390/image_track/3718050/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568958005099.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/020-klim-acil-20092019sezin-ney/listen.mp3?s=4FD" length="36488303" />
            <guid isPermaLink="false">3718050</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Fri, 20 Sep 2019 07:40:56 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-20T07:40:56+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>15:12</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[019 - İklim Acil - Merhaba ben Atlas Sarrafoğlu, 12 yaşımdayım, İklim Aktivistiyim - 19.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/019-klim-acil-19092019atlas-sarrafolu/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[Merhaba ben Atlas Sarrafoğlu, 12 yaşımdayım, İklim Aktivistiyim.<br />
<br />
Önceki Bianel’ de yani 2 sene önce konuşsaydım size öğrenci olduğumu söylerdim. İleride futbolcu olmak istiyordum. Haber izlerdim fakat dikkat etmezdim. Katıldığım en büyük etkinlikler halı saha maçları ve doğum günü partileriydi. Notlarım iyiydi…<br />
<br />
Merak etmeyin şimdi de notlarım iyi -Ve başarılı bir öğrenciyim.-<br />
<br />
En sinirlendiğim şeylerden bir tanesi bilgisayar oyunlarında rage atılmasıydı.<br />
<br />
Ama artık bitti.<br />
<br />
Artık bilgisayar oyunlarında rage atılmasına sinirlenmiyorum.<br />
<br />
Haberlere öylesine bakmıyorum.<br />
<br />
Yaptığım iklim için okul grevi çağrılarına yüzlerce kişi katıldı.<br />
<br />
İsviçre’ de katıldığım strikede dünyanın birçok yerden genç iklim aktivistleri ile tanıştım.<br />
<br />
Şimdi ise iklim haberleri yazıyorum.<br />
<br />
Artık ileride olmak istediğim şeyi yapıyorum.<br />
<br />
Ben Atlas Sarrafoğlu, 12 yaşımdayım, İklim Aktivitiyim.<br />
<br />
Artık Bitti<br />
<br />
Artık zehirlenmek istemiyoruz.<br />
<br />
Artık sellerde boğulup fırtınalarda ölmek istemiyoruz.<br />
<br />
Merak etmeyin. Domatesin ve soğanın nasıl pahalandığını biz de görüyoruz.<br />
<br />
Devam Ediyorum,<br />
<br />
Savaşlardan kaçmak istemiyoruz.<br />
<br />
Yok olan türlerin haberlerini okumak istemiyoruz<br />
<br />
Artık, çöpünüzü toplamak istemiyoruz.<br />
<br />
Çünkü ne kadar toplasak da toplayalım hala çöp atmaya devam ediyorsunuz.<br />
<br />
Artık bitti<br />
<br />
Şimdi biz sizin parmak izinizi topluyoruz.<br />
<br />
Suçunuz: Tarihin en büyük yıkımı<br />
<br />
Suç Mahalli: Üzerindeki yaşamı yok ettiğiniz gezegenimiz.<br />
<br />
Parmak İziniz: İklim Krizimiz<br />
<br />
Fosil yakıttan çıkan dumanla dolu ciğerlerimizde,<br />
<br />
Fosil yakıtlar paylaşılamadığı için çıkan savaşlarınızda,<br />
<br />
Fosil yakıtlarla dolu toprağı ile plastik adalarda hep parmak iziniz.<br />
<br />
Bitmeyen kuraklıkta, durmayan yağmurda yetişmeyen meyvede, bal yapmayan arı da, kesilen tavuk da hep parmak iziniz<br />
<br />
İklim Krizimiz.<br />
<br />
Biz çocuklar iklim krizini durdurmak istiyoruz.<br />
<br />
Bize yardım edin.<br />
<br />
Lütfen fosil yakıtlardan vazgeçin ve iklim için acil durumu ilan edin.<br />
<br />
Ben Atlas Sarrafoğlu,12 yaşımdayım, İklim Aktivistiyim.<br />
<br />
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.<br />
<br />
Biz değilsek kim?<br />
<br />
Şimdi değilse ne zaman?]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[Merhaba ben Atlas Sarrafoğlu, 12 yaşımdayım, İklim Aktivistiyim.<br />
<br />
Önceki Bianel’ de yani 2 sene önce konuşsaydım size öğrenci olduğumu söylerdim. İleride futbolcu olmak istiyordum. Haber izlerdim fakat dikkat etmezdim. Katıldığım en büyük etkinlikler halı saha maçları ve doğum günü partileriydi. Notlarım iyiydi…<br />
<br />
Merak etmeyin şimdi de notlarım iyi -Ve başarılı bir öğrenciyim.-<br />
<br />
En sinirlendiğim şeylerden bir tanesi bilgisayar oyunlarında rage atılmasıydı.<br />
<br />
Ama artık bitti.<br />
<br />
Artık bilgisayar oyunlarında rage atılmasına sinirlenmiyorum.<br />
<br />
Haberlere öylesine bakmıyorum.<br />
<br />
Yaptığım iklim için okul grevi çağrılarına yüzlerce kişi katıldı.<br />
<br />
İsviçre’ de katıldığım strikede dünyanın birçok yerden genç iklim aktivistleri ile tanıştım.<br />
<br />
Şimdi ise iklim haberleri yazıyorum.<br />
<br />
Artık ileride olmak istediğim şeyi yapıyorum.<br />
<br />
Ben Atlas Sarrafoğlu, 12 yaşımdayım, İklim Aktivitiyim.<br />
<br />
Artık Bitti<br />
<br />
Artık zehirlenmek istemiyoruz.<br />
<br />
Artık sellerde boğulup fırtınalarda ölmek istemiyoruz.<br />
<br />
Merak etmeyin. Domatesin ve soğanın nasıl pahalandığını biz de görüyoruz.<br />
<br />
Devam Ediyorum,<br />
<br />
Savaşlardan kaçmak istemiyoruz.<br />
<br />
Yok olan türlerin haberlerini okumak istemiyoruz<br />
<br />
Artık, çöpünüzü toplamak istemiyoruz.<br />
<br />
Çünkü ne kadar toplasak da toplayalım hala çöp atmaya devam ediyorsunuz.<br />
<br />
Artık bitti<br />
<br />
Şimdi biz sizin parmak izinizi topluyoruz.<br />
<br />
Suçunuz: Tarihin en büyük yıkımı<br />
<br />
Suç Mahalli: Üzerindeki yaşamı yok ettiğiniz gezegenimiz.<br />
<br />
Parmak İziniz: İklim Krizimiz<br />
<br />
Fosil yakıttan çıkan dumanla dolu ciğerlerimizde,<br />
<br />
Fosil yakıtlar paylaşılamadığı için çıkan savaşlarınızda,<br />
<br />
Fosil yakıtlarla dolu toprağı ile plastik adalarda hep parmak iziniz.<br />
<br />
Bitmeyen kuraklıkta, durmayan yağmurda yetişmeyen meyvede, bal yapmayan arı da, kesilen tavuk da hep parmak iziniz<br />
<br />
İklim Krizimiz.<br />
<br />
Biz çocuklar iklim krizini durdurmak istiyoruz.<br />
<br />
Bize yardım edin.<br />
<br />
Lütfen fosil yakıtlardan vazgeçin ve iklim için acil durumu ilan edin.<br />
<br />
Ben Atlas Sarrafoğlu,12 yaşımdayım, İklim Aktivistiyim.<br />
<br />
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.<br />
<br />
Biz değilsek kim?<br />
<br />
Şimdi değilse ne zaman?]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[Merhaba ben Atlas Sarrafoğlu, 12 yaşımdayım, İklim Aktivistiyim.

Önceki Bianel’ de yani 2 sene önce konuşsaydım size öğrenci olduğumu söylerdim. İleride futbolcu olmak istiyordum. Haber izlerdim fakat dikkat etmezdim. Katıldığım en büyük etkinlikler halı saha maçları ve doğum günü partileriydi. Notlarım iyiydi…

Merak etmeyin şimdi de notlarım iyi -Ve başarılı bir öğrenciyim.-

En sinirlendiğim şeylerden bir tanesi bilgisayar oyunlarında rage atılmasıydı.

Ama artık bitti.

Artık bilgisayar oyunlarında rage atılmasına sinirlenmiyorum.

Haberlere öylesine bakmıyorum.

Yaptığım iklim için okul grevi çağrılarına yüzlerce kişi katıldı.

İsviçre’ de katıldığım strikede dünyanın birçok yerden genç iklim aktivistleri ile tanıştım.

Şimdi ise iklim haberleri yazıyorum.

Artık ileride olmak istediğim şeyi yapıyorum.

Ben Atlas Sarrafoğlu, 12 yaşımdayım, İklim Aktivitiyim.

Artık Bitti

Artık zehirlenmek istemiyoruz.

Artık sellerde boğulup fırtınalarda ölmek istemiyoruz.

Merak etmeyin. Domatesin ve soğanın nasıl pahalandığını biz de görüyoruz.

Devam Ediyorum,

Savaşlardan kaçmak istemiyoruz.

Yok olan türlerin haberlerini okumak istemiyoruz

Artık, çöpünüzü toplamak istemiyoruz.

Çünkü ne kadar toplasak da toplayalım hala çöp atmaya devam ediyorsunuz.

Artık bitti

Şimdi biz sizin parmak izinizi topluyoruz.

Suçunuz: Tarihin en büyük yıkımı

Suç Mahalli: Üzerindeki yaşamı yok ettiğiniz gezegenimiz.

Parmak İziniz: İklim Krizimiz

Fosil yakıttan çıkan dumanla dolu ciğerlerimizde,

Fosil yakıtlar paylaşılamadığı için çıkan savaşlarınızda,

Fosil yakıtlarla dolu toprağı ile plastik adalarda hep parmak iziniz.

Bitmeyen kuraklıkta, durmayan yağmurda yetişmeyen meyvede, bal yapmayan arı da, kesilen tavuk da hep parmak iziniz

İklim Krizimiz.

Biz çocuklar iklim krizini durdurmak istiyoruz.

Bize yardım edin.

Lütfen fosil yakıtlardan vazgeçin ve iklim için acil durumu ilan edin.

Ben Atlas Sarrafoğlu,12 yaşımdayım, İklim Aktivistiyim.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Biz değilsek kim?

Şimdi değilse ne zaman?]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/5/3/8/_/uploads/9338390/image_track/3718042/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568957419835.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/019-klim-acil-19092019atlas-sarrafolu/listen.mp3?s=gEN" length="10279463" />
            <guid isPermaLink="false">3718042</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Fri, 20 Sep 2019 07:29:52 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-20T07:29:52+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>4:16</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[018 - İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 9 - 18.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/018-klim-acil-18092019t24-irin-payzn-mer-madra/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[** İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 9 - 18.09.2019**<br />
<br />
Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.<br />
<br />
Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[** İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 9 - 18.09.2019**<br />
<br />
Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.<br />
<br />
Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[** İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 9 - 18.09.2019**

Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.

Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/9/0/8/_/uploads/9338390/image_track/3716101/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568885835809.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/018-klim-acil-18092019t24-irin-payzn-mer-madra/listen.mp3?s=lBr" length="11099482" />
            <guid isPermaLink="false">3716101</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Thu, 19 Sep 2019 11:37:03 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-19T11:37:03+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>7:42</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[  İklim Acil / Ekstra - İklim krizini, İkinci Dünya Savaşı’nın patlamasını haber verir gibi versek? - 18.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/klim-acil-ekstra-18092019bill-moyers-okumalar-tolga-korkut/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**İklim krizini, İkinci Dünya Savaşı’nın patlamasını haber verir gibi versek?**<br />
<br />
*Bill Moyers'in The Guardian'da 22 Mayıs'ta yayınlanan yazısını, İklimAcil yayınları kapsamında, Canan Ener Sılay çevirisiyle aktarıyoruz: "Savaşın başlangıcında gazeteciliğin amacı, dünyayı bekleyen felaket hakkında insanları bilinçlendirmekti. İklim krizine de aynı duyarlılıkla yaklaşmalıyız."*<br />
<br />
‘İklim Krizini Ele Almak, Hemen’ (‘Covering Climate Now’) projesinin resmi açılışı bugün yapıldı. Proje, The Nation ve Columbia Journalism Review adlı yayın organlarının ortak sponsorluğunda gerçekleştiriliyor. The Guardian gazetesi ve diğer bazı ortakların da katıldığı ‘İklim Krizini Ele Almak, Hemen’ projesi, medya gazetecilerini ve haber kanallarını biraraya getirerek, medyanın bir bütün olarak iklim krizini ve getirilen çözümleri kamuoyuna duyurmak için daha etkili yollar bulmasını amaçlıyor.<br />
<br />
Aşağıda, ikonik TV habercisi gazeteci Bill Moyers’in konferansın kapanışında yaptığı konuşmanın kısaltılmış bir çevirisini bulacaksınız. (Konuşmanın videosuna ve ‘Covering Climate Now’ projesi hakkında daha fazla bilgiye aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.) <br />
<br />
“Ünlü çevreci David Attenborough’nun kısa bir süre önce Polonya’da gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nde yaptığı konuşmada dediği gibi “uygarlıklarımızın çöküşü ve doğal dünyanın büyük bölümünün olası yokoluşu” konusunu (biz medyacılar olarak) nasıl daha etkin bir şekilde ele alabileceğimiz hakkında bir özet yapmam istendi benden. <br />
<br />
Sihirli bir değnekle gelmiyorum sizlere. Ve konu hakkında uzman da değilim. Sizler gibi bir gazeteciyim ben de, yani anlayamadığımız şeyleri anlatmak konusunda yetenek sahibi olmayı gerektiren bir mesleğin mensuplarıyız hepimiz. Anlayamadığım öyle çok şey vardı ki, yetişkinlik çağımın eğitiminde hep gazetecilik yolundan ilerledim. Konular o kadar ilginç ve şaşırtıcı, işin kendisi o kadar tatmin ediciydi ki, yarım asır boyunca hiç hız kesmeden çalıştım; ta ki iki yıl önce, 83 yaşımda, uzun bir hayatın yan etkilerinden ötürü yorulup (az veya çok) emekli oluncaya kadar. O günlerden bu yana, aynı gazetecilik ruhunu paylaşan siz arkadaşlarımla ilk kez bir araya gelme fırsatını buldum bugün, ve dostluğunuzu ne kadar özlediğimi hatırladım.   <br />
<br />
Çoğumuz, küresel ısınmayı medyada işleme konusunda yetersiz kaldığımızın farkındayız. Bağımsız gazeteciler, fotoğrafçılar ve bazı geleneksel basın ve diğer haber kanalları tarafından hazırlanan mükemmel raporlar oldu, bunlar yayınlandı. Ama sesleri en çok ve en yüksek çıkan Amerikan medyasının devleri –kurumsal yayın şebekeleri— muazzam kârlarına rağmen konuyu işlemekten kaçındılar ve utanç verici biçimde sessiz kaldılar. Üç büyük medya ağı ile Fox’un iklim değişikliği ile ilgili toplam yayın süresi 2017’de 260 dakika iken (yıllık), 2018’de sadece 142 dakikaya düştü, yani %45’lik bir azalma oldu (Media Matters’ın raporundan).   <br />
<br />
North Carolina Üniversitesi, Medya ve Gazetecilik Fakültesi’nin yayınladığı bilgiye göre, ülke çapında pek çok gazetenin kapanması veya başka gazetelerle birleşmesi sonucunda, 1,300’den fazla yerleşim yerinde halk iklim haberlerine ulaşamaz oldu. Yüzlerce başka gazete “hayalet gazete” haline geldi; değil iklim değişimi ile ilgili haberler yapmak, yerel haberleri bile verecek maddi kaynakları kalmadı. “Internetteki haber siteleri ve bazı TV yayınları yerel haberleri canlı tutmak için büyük gayretle çalışıyorlar, ama bu alternatif yayın organlarının tutunma başarısı, basılı gazetelerin yokoluş hızından daha yavaş oluyor” diyor Poynter’dan Tom Sites. Ve ne yazık ki hala ortalıkta olan haber kanallarının çoğu  iklim krizini ya görmezden geliyor, ya da yanıltıcı haberler veriyor; fosil-yakıt şirketlerinin ve onların paralı sözcülerinin, ideologlarının ve politikacılarının yalan propaganda bombardımanına karşı çıkamıyor.<br />
<br />
Ama gerçek olaylar insanları eğitir, tecrübeler öğretir… Ve iklimin altüst olmasından ötürü o kadar çok yıkıcı olaylar yaşanıyor ki, her geçen gün daha fazla Amerikalı insan bunların nedenini öğrenme, geleceğin neler getireceğini bilme ve nasıl önlemler alabileceğini anlama ihtiyacı duyuyor. Biz gazeteciler, insanlara bu tehditin büyüklüğünü kavramalarına yardım etmek için belki de son şansımızı kullanıyoruz. Gazeteci ve şimdi iklim aktivisti olan arkadaşım Bill McKibben, geçen hafta bana şöyle dedi: önümüzde bir felaket gibi yükselen yokoluş ihtimaline karşı, buna tepki veren genç insanların liderliğinde, gerçek bir “iklim direnişi” büyük bir ivme kazanıyor. Şimdi önümüzdeki mücadele, zamanın ruhunu (Zeitgeist) dramatik bir şekilde değiştirmek, ve hep birlikte kenetlenip, nihayet (iklim krizi üzerinde) odaklanmaya başlayan kamuoyunu güçlendirmek olmalıdır.<br />
<br />
Dolayısıyla, her ne kadar elimde sihirli bir değnekle gelmediysem de buraya –öyle bir şey yoktur zaten—önümüzdeki zorlu görev ile baş etmemize yarayacak birkaç hikaye paylaşmak istiyorum sizlerle. <br />
<br />
Küresel ısınma sorununu ilk kez ne zaman duyduğumu anlatmakla başlayayım. Bu salonda bulunan birçoğunuzun henüz doğmadığı zamanlardı. 54 yıl önce, 1965 yılının başlarında, Beyaz Ev’de duydum. Başkan Lyndon Johnson’ın (hiç istemediğim halde) basın sözcüsü olmadan önce, iç siyaseti koordine eden özel yardımcısıydım. Bir gün bilim-danışma komitesinden iki üye başkanın ofisine geldi. Bunlardan biri ünlü oşinograf (okyanus bilimcisi) Roger Revelle’di. Revelle ün kazanmıştı, zira birkaç yıl önce dünyaya salınan karbonun miktarı ne kadar çok olursa olsun, okyanusların bunu içine emecek kadar büyük hacimli olduğuna dair yaygın inancı çürütmüştü. Bu tezin doğru olmadığını söylüyordu Revelle, çünkü deniz suyunun kimyası sınırsız emilimin gerçekleşmesini engelliyordu.<br />
<br />
Şimdi diyordu Revelle, insanlar “muazzam bir jeofiziksel tecrübe” ile karşı karşıyalar. Önümüzdeki birkaç nesil boyunca, Dünya üstünde 500 milyon yıl boyunca yavaş yavaş birikmiş olan fosil yakıtları tüketeceğiz. Bu kadar çok petrol, gaz ve kömür yakmak, atmosfere muazzam miktarlarda karbon dioksit salgılayacak, ve uzay boşluğuna dağılması istenen bu karbon dioksit, atmosfer tarafından yeryüzünde sıcaklık olarak hapsedilecek. Dünya’nın ısısı artacak, kutup buzulları eriyecek, deniz seviyeleri yükselerek dünyanın sahil bölgelerini seller altında bırakacak.<br />
<br />
Başkan Johnson bu bilim insanlarını ciddiye aldı; Başkan Kennedy’nin yardımcısı olarak, NASA’nın Ay’a insan gönderme projesini yöneten komitenin başında bulunuyordu kendisi. Dolayısıyla, Revelle ve onun iş arkadaşlar Johnson’dan yeşil ışık aldılar, ve 1965 yılının sonbaharında, yükselen CO2 seviyelerinin insanlığın karşısında nasıl bir olası tehdit oluşturduğunu açıklayan ilk resmi raporu yayınladılar. 8 Kasım, 1965’te Lyndon Johnson bu tehlikeyi Kongre’ye bir mesajla ileten ilk Amerikan başkanı oldu.<br />
<br />
Başkan Johnson, bizlerden bu raporu gerek hükümet içinde, gerekse kamuoyuna yönelik olarak duyurmamızı istedi; üstelik raporda çevre kirliliğini azaltmaya yönelik “ekonomik teşvikler” ve çevreyi kirletenlere karşı ilave vergiler getirilmesine vurgu yapıldığı halde!<br />
<br />
Bunlar 1965 yılında oldu, neredeyse 60 yıl önce! Daha o zamandan gelecek açıkça görünüyordu önümüzde. <br />
<br />
Ama biz gerekeni o zaman yapamadık. Bir yıl sonra, Vietnam Savaşı’nın yoğun gündemine boğulmuş olan Başkan Johnson’ın dikkati dağıldı. Hükümetin bütçesi başka önceliklere tahsis edildi. Amerikan ulusu hızla kutuplaştı. Böylece, küresel ısınma ile ilk yüzleşme şansımızda yarı yolda kaldık. Bizim –ve bizden sonra gelen yönetimlerin-- iklim konusunda harekete geçme başarısızlığı, bugünkü krizin (metastaz yaparak) daha da büyümesine ve yayılmasına yol açtı; şimdi gazetecilerin bir ölüm-kalım savaşı gibi, ki öyle, ele alması ve anlatması gereken bir noktaya geldik. <br />
<br />
Şimdi, bu zorlu mücadele ile yüzleşmemize yardımcı olacağını ümit ettiğim, ikinci bir hikâyeye geçeceğim.<br />
<br />
Bu, Murrow ekibi hakkındaki hikâyemdir: Edward R. Murrow ve onun İkinci Dünya Savaşı’nın arifesinde Avrupa’daki CBS Radyosu için işe aldığı (o zamanlar henüz adları bilinmeyen) genç adamlarla ilgili hikâyem. <br />
<br />
O zamanlar Texas’ın Marshall kentinde yaşayan altı yaşında bir çocuktum. Anne-babam, özellikle Franklin Roosevelt’in konuşmalarını dinleyebilmek için eve elden düşme bir radyo satın almışlardı. Ben de Cumartesi günleri yayınlanan dizi tiyatro programlarını –özellikle “Green Hornet”i-- izliyordum radyodan. Murrow Ekibi ile böyle tanıştık ailecek, her akşam CBS’teki haber bültenlerini dinlerken. Haberlerde anlatılan olayları o zamanlar pek anlayamasam da, anne-babamın koltuklarının önünde yere otururdum ve hep birlikte radyoya kulak verirdik her akşam.  <br />
<br />
Oturma odamızın bir köşesindeki lekeli kahverengi konsol radyosundan gelen sesleri bugün bile hala duyabiliyor, bu seslerin kafamda yarattığı resimleri hala canlandırabiliyorum. O zamanlar tanınmayan ama sonra gazetecilik tarihine isimleri altın harflerle yazılan bu radyo habercileri şunlardı: başta Murrow ve Eric Sevareid, William L Shirer, Larry LeSeuer, Charles Collingwood, Howard K Smith, William Randall Downs, Richard C. Hottelet, Winston Burdett, Cecil Brown, Thomas Grandin, ve aralarındaki tek kadın Mary Marvin Breckinridge. Onlar hakkında daha fazla bilgi için, Stanley Cloud ve Lynne Olson tarafından yazılan The Murrow Boys: Pioneers on the Front Lines of Broadcast Journalism (“Murrow Ekibi: Radyo Gazeteciliğinin Öncüleri”) adlı harika kitabı okuyabilirsiniz.<br />
<br />
Bu muhabirler, “sahte savaş” denen oyunun oynandığı 1939-40 arası tüm Avrupa’ya yayılmışlardı. Tıpkı günümüzdeki küresel ısınma felaketinin adeta bir “ağır çekimle” yaklaşması gibi, o tarihlerde de dünya savaşı yaklaşıyordu. Murrow ekibinin habercileri Nazi tehditini görüyor, ve Büyük Buhran’dan yorgun ve yoksun düşmüş Amerikan halkının dikkatini bu tehlikeye çekmeye çalışıyorlardı.  <br />
<br />
1939 yılının Eylül ayında, Avrupa’nın alevler içinde yanmasına sadece saatler kalmışken, New York’taki CBS’nin başındaki kodamanlar Murrow ve Shirer’e Londra, Paris ve Hamburg’daki gece klüplerinden dans müziği yayınlanan bir eğlence programı yapma talimatını verdiler. Cloud ve Olson o günü şöyle anlatıyorlar:<br />
<br />
“Londra’daki Murrow, Berlin’deki Shirer’e telefonda çemkirerek, ‘Adamlar Avrupa’dan çok fazla tatsız haber geldiğini, biraz da iyi haberler duymak istediklerini söylüyor’ diyordu. Tam da Almanya Polonya’nın ırzına geçmek üzereyken, radyoda yayınlanmasını istedikleri show’un adı “Avrupa Dansları” olmalıymış!.. Ama Murrow sonunda kararını verir: “New York’taki o… çocuklarının canı cehenneme. Belki işimizi kaybedeceğiz ama bunu yapmayacağız!”<br />
<br />
Ve yapmadılar. Patronlarına kafa tuttular, ve CBS radyosundan 20. yüzyılın en müthiş haberlerinden birini yayınladılar, Polonya’nın işgalini.  <br />
<br />
Ama New York’taki kodamanlar hala direniyordu. Hitler 1939’un son aylarından 1940’ın ilkbaharına kadar Fransa, ve ‘Low Countries’ denen Hollanda, Belçika ve Lüksemburg sınırlarına dayandı. Ordularının Panzerleri kendinden emin, her an vurmaya hazır bekliyordu. Gazeteci Shirer öfkeden köpürüyordu, “Aman yarabbi! Bu yaşlı kıta savaşın eşiğine gelmiş… ama bizim haber kanallarımız günde beş dakika bile olsun buradan haber geçmeye hala isteksiz!” Tıpkı günümüzde haber ağları ve kablolu yayınların küresel ısınmadan söz etmeye isteksiz olduğu ve bu konuyu hemen hemen hiç işlemediği gibi.<br />
<br />
Zaman içinde Ed Murrow ile bizzat tanıştım, ve onun Fred Friendly ile savaştan sonra yaptıkları belgesel dizisinde kıdemli muhabir olarak görev aldım. Murrow ekibinden Eric Sevareid gazeteciler için bir ‘mentor’ (akıl hocası) haline geldi; CBS’in ‘Akşam Kuşağı Haberleri’nde yorumcu/sunucu olarak yer aldı, ben de Sevareid’den önce ve sonra aynı pozisyonda çalıştım. Howard K. Smith ile sık sık yazıştık ve birbirimizle kitaplar değiş-tokuş ettik. Charles Collingwood ile, Batı 57. Sokak’ta, bizim ofisin yakınındaki küçük Fransız kahvesinde buluşup sohbetler ettik. Bu adamlar geçmişin ayrıntılarından nadiren söz ederlerdi. Ama bir gazeteci olarak, onların bıraktıkları mirasa olan borcumu ve ülkemiz için yaptıkları hizmetleri asla unutmayacağım.<br />
<br />
Ben uzun kariyer yaşamım boyunca onlar gibi, ve şimdi sizlerin geçirileceğiniz<br />
gibi bir sınavdan geçirilmedim hiç. Bizim küresel ısınma ile ilgili kendi “sahte savaşımız” sona ermiştir artık. “Sıcak savaş” buradadır, başlamıştır.<br />
<br />
Meslektaşım ve ortak-yazar arkadaşım Glenn Scherer, küresel iklim alt-üst olmasını sürekli vur-kaç yapan bir sürücüye benzetiyor: yani kimliği belirsiz, öldürücü ve kimliğinin saptanması için bıkıp usanmadan soruşturma yürütülmesi gereken bir suçlu. Arada uzun sürelerle eylemsizlik görülüyor, kendisinden haber alınmıyor. Derken birden öğreniyoruz ki Houston şehri seller altında kalmış, Paradise cayır cayır yanıyor. San Juan fırtınada havalara uçmuş, ve New York metrosunu tuzlu sular basmış. Haber kanalları kalın yağmurluklar giyinmiş habercilerini kameraların önüne getiriyor, veya arkadaki tepeler alevler altındayken haberciler polis bariyerinin gerisinden durumu izleyicilere aktarıyor. Ama verdikleri haberlerde “küresel ısınma” veya “iklim alt-üst oluşu” sözlerini nadiren duyuyoruz. CO2 (karbon dioksit) seviyelerindeki yükseliş, artan kuraklıklar, bunların yan zararları, neden-sonuç ilişkileri, ve politikacıların fosil yakıt şirketlerinden elde ettikleri çıkarlar? Bunlardan söz eden var mı? Hayır, unutun bunları. Haber kanallarının patronları, bu haberler işimize yaramıyor, reyting yapmıyor, diyorlar.<br />
<br />
Ama geçtiğimiz Ekim ayında, bilimsel açıdan oldukça tutucu  olan Birleşmiş Milletler’in düzenlediği ‘Hükümetler-arası İklim Değişikliği Oturumu’nda şu saptama yapıldı: küresel çapta sera gazları salınımını (emisyonunu) 2010 seviyesinin %45 oranında aşağı çekmek, ve 2050 yılına kadar net sıfır seviyesine indirmek için gerekli önlemleri almak ve çok ciddi değişimler yapmak için önümüzde sadece 12 yıl var. (Tom Engelhardt, TomDispatch.com sitesinde insanlığın artık intihar nöbetinde olduğunu anlatıyor.)<br />
<br />
Bazılarınız yakında dünyanın en uzak köşelerine seyahat ederek, oralardan bu ‘Büyük Alt-üst Oluş’un haberlerini yapacaksınız. Mesela, palmiye yağı üretici  şirketlerinin karbon dioksidin hapsedilmesinde hayati önem taşıyan ormanları yok ettiği Endonezya’ya gideceksiniz. Başkan Bolsonaro hükümetinin ülkenin yerli doğal kaynaklarını endüstriyel işletime açma (ve Dünya’nın ciğerlerini tehlikeye atma) planları yaptığı Amazonia’ya gideceksiniz. Başkan Mondi’nin bir yandan kendine çevreci süsü verip, diğer yandan yıkıcı yapılaşmalara yol verdiği Hindistan’a gideceksiniz. Başkan Xi’nin dünya tarihinde görülen en büyük ulaşım altyapısını oluşturacak olan ve dünya sistemleri için bir felakete yol açacak “Belt and Road” (Karayolu Kuşağı) inşaatına giriştiği Çin’e gideceksiniz. Eriyen buzulların haberini yapmak için Kuzey ve Güney kutuplarına, yükselen okyanus sularının yutacağı Afrika’nın sahil şehirlerine, Pasifik’teki atollere (mercan adaları), Miami’nin yoksul semtlerine gideceksiniz. Bu yıl ilkbahar ürünlerinin mahvolduğu, çiftçilerin çaresizlik ve acı içinde kaldığı Nebraska, Iowa, Kansas ve Missouri eyaletlerine gideceksiniz.<br />
<br />
Ve gerçekleri yalan haber diyerek aşağılayan, tabiatın gerçeklerini inkar eden, ve yaklaşan felaketi Mesih’in geri döneceğinin işareti diye nitelendiren teokratik (ilahiyatçı) bir düşünceyi benimseyen ABD hükümetinin çılgınlığını –evet, çılgınlığını diyorum—rapor etmek üzere Washington’a gidecek bazılarınız.<br />
<br />
Çılgınlık! Hurafe! Yıkım ve ölüm.<br />
<br />
Bu durumu doğru olarak aktarabilir miyiz? Herşeyi anlatabilir miyiz? Söylenmeyenleri söyleyebilir, insanlara değişimin mümkün olduğu ilhamını verebilir miyiz?<br />
<br />
Gazetecilik ne işe yarar? Gerçekten soruyorum, yaklaşan savaş felaketine dünyanın uyanmasını sağlamak değildi de neydi gazetecilerin görevi savaş sırasında?<br />
<br />
Şimdi iyi bir haber vereyim: David Wallace-Wells’in yeni yayınladığı müthiş kitabı The Uninhabitable Earth (“Üzerinde Yaşanmaz  Dünya”) hakkında The New York Times gazetesi bir rapor yayınlayarak, “dünyamıza yaptığımız acımasız, dayanılmaz kötülüğü anlatıyor” diye yazmış; ümit verici. David Wallace-Wells şöyle diyor: “Kirli enerjiyi, küresel gaz emisyonlarını (salımını), ve atmosferi karbondan temizlemek için ihtiyacımız olan tüm araçlara sahibiz. Bunların çözümü mümkün ve elimizin altında.” Ve ekliyor David Wallace-Wells: “Gerekli olan şey sorumluluğun kabul edilmesi.”  <br />
<br />
Gazeteciler olarak bizim sorumluluğumuz ise, gerçekleri insanlara anlatmak.<br />
<br />
Keşke sizlerle beraber gidebilseydim bunları anlatmak için. Kuşatılmış haber odalarımıza, düşürülmüş mevkilerimize ve gerçeklerin karşısında dikilen egemen güçlere rağmen, bugünler gazetecilik için çok heyecan verici zamanlar. Bu projenin --‘İklim Krizini Ele Almak, Hemen’ (‘Covering Climate Now’)—günahlarımızın affedilmesi için bir başlangıç olabileceğini düşünüyorum, gerçekten. <br />
<br />
Uzun yaşamım boyunca bazı şeylerin hemen değişebildiğini gördüm. Örneğin, Birmingham bombalamasından sonra. Selma yürüyüşlerinden* sonra. Örneğin Vietnam, Nixon ve Watergate. Berlin Duvarı. Sarkaç aniden bir uçtan öbür uça savrulabilir. Kamuoyu fikrini değiştirebilir. <br />
<br />
Şimdi yine Murrow Ekibi’ne gelelim. 1940’ın sonlarıydı. Blitz (Hitler ordularının yıldırım savaşı) başlamış, Londra bombardımanların altında yerle yeksan ediliyordu. O yılın Eylül ayında Gallup araştırma şirketinin yaptığı bir anket, kuşatma altındaki Britanya’ya ABD yardımı götürülmesini Amerikan halkının sadece %16’sının desteklediğini ortaya koymuştu. Gazeteciler Olson ve Cloud, “Bir ay sonra, bombalar Londra’nın tepesine inerken, Murrow ekibinin Amerikalıların oturma odasına yaptığı yayınlar sayesinde, Amerikan halkının %52’si İngiltere’ye daha fazla yardım yapılmasını ister hale gelmişti” diye anlatıyor.<br />
<br />
Amerikan vatandaşları faşizmin yenilmesi için ileri doğru bir adım atmış ve Murrow ekibinin bunda büyük bir rolü olmuştu. Elbette bu gazeteciler, faşizmin geriletilmesinde rol oynayan insanların sadece bir bölümüydü. Onların önemini abartmak istemiyorum. Ama oradaydılar ve doğru tarafta, doğru zamanda ve doğru bir şekilde yer almışlardı –haberlerin en önemlisini, yani özgürlük savaşını anlatarak, hayatı savunarak… <br />
<br />
Biz gazeteciler için gerçeğin haberini yapmak, gücümüzün ahlâki temelini oluşturur. İklim krizi ile ilgili gerçekleri, çarelerini ve çözümleri  söylemek, yazmak bulaşıcı olabilir. Ve bizim bugün buradaki buluşmamız Amerikan gazeteciliğinde bir dönüm noktasını oluşturabilir.<br />
<br />
Peki ama elimizde bir sihirli değnek yoksa, ne yapabiliriz? Kamu hizmetine baş koymuş, misyon edinmiş insanlar olarak aramızda işbirliği yapabilir, elbirliği edebiliriz. Kaynaklarımızı paylaşmak için ortaklıklar kurabiliriz. Medya patronlarını ve yatırımcılarını halkların yararına ve çıkarına hizmet etmeye zorlayabiliriz. Manzarayı tüm yönleriyle bir bütün olarak aklımızda tutup, Kuzey Kutbunda eriyen buz kütlelerinin Amerika’nın Orta-batısında felaketlere yol açabileceğini okuyucularımıza, seyircilerimize ve dinleyicilerimize anlatabilir, tüm bu olaylar arasındaki bağlantıları kurabilmelerine yardımcı olabiliriz. Onları bekleyen tehlikeyi yeniden ve yeniden hatırlamak için hergün çocuklarımızın, torunlarımızın fotoğraflarına bakıyoruz. Ve yalancılara, inkârcılara ve hiçbir şey yapmayan işe yaramazlara defolun diyoruz! İnkârcılıkla hiçbir yere varılmaz.    <br />
<br />
Bazılarınızın bildiği gibi, bağımsız gazeteciliği desteklemeye kendini vakfetmiş, kâr amacı taşımayan, küçük bir kuruluş olan ‘Schumann Media Center’ın (Schumann Medya Merkezi) başkanıyım ben. Merkezimiz, 1961’de Montclair/New Jersey’de toplum-sever bir aile olan Schumann çiftinin kurduğu ‘Florence ve John Schumann Vakfı’nın bir devamı olarak, güçlü demokratik değerlerle yetişmiş çocukları tarafından kuruldu. Vakfın, benim ulusal televizyonda yaptığım gazeteciliği desteklemesi sonucunda güçlerimizi birleştirdik, ve ben Vakfın ve şimdiki Merkezin başkanı oldum. Aile tüm maddi varlığını merkezimize bağışladı, ve mütevazı da olsa artık yeterli kaynaklara sahibiz. <br />
<br />
‘Schumann Media Center’ olarak, The Columbia Journalism Review ve The Nation’ın başlattığı Covering Climate Now projesine 1 milyon dolar bağışlıyoruz. Böylece projenin ilk yılını başarıyla tamamlamasını umuyoruz. Başka vakıfların ve bireysel hayırseverlerin de bu davaya katkıda bulunmalarını bekliyor ve bulunacaklarına inanıyorum. <br />
<br />
Düşünmek ve konuşmakla geçen güzel bir gün oldu bugün. Şimdi harekete geçme zamanı. ‘Schumann Media Center’daki arkadaşlarımla birlikte sizlere –gazeteleri, radyo istasyonlarını, yerel haber kanallarını ve büyük medya şirketlerini temsil eden siz gazetecilere başarılar diliyorum. Hepinize ihtiyacımız var, sizler olmadan olmaz…<br />
<br />
Bill Moyers bir radyo gazetecisidir. 37 Emmy ödülü, dokuz Peabody ödülü kazanmıştır. National Academy of Television/Ulusal Televizyon Akademisi’nin Ömür Boyu Başarı ödülünün sahibidir. ‘Schumann Media Center’ın başkanıdır. <br />
<br />
    Bill Moyers emektar çevre aktivisti, gazeteci Glenn Scherer’e yaptığı araştırmalar ve kendi konuşması için verdiği fikirler için müteşekkirdir. Değerli çalışmalarına  MongaBay.org sitesinden ulaşabilirsiniz.    <br />
<br />
*1965 yılında Alabama’nın Selma kentinden eyalet başkentine giden 87 kilometrelik yolda, tarihe geçen üç protesto yürüyüşü yapıldı. Martin Luther King öncülüğündeki bu yürüyüşler kamuoyunu ateşledi ve A.B.D. Başkanı Johnson’un Oy Hakkı Kanunu’nu çıkarmasını sağladı.]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**İklim krizini, İkinci Dünya Savaşı’nın patlamasını haber verir gibi versek?**<br />
<br />
*Bill Moyers'in The Guardian'da 22 Mayıs'ta yayınlanan yazısını, İklimAcil yayınları kapsamında, Canan Ener Sılay çevirisiyle aktarıyoruz: "Savaşın başlangıcında gazeteciliğin amacı, dünyayı bekleyen felaket hakkında insanları bilinçlendirmekti. İklim krizine de aynı duyarlılıkla yaklaşmalıyız."*<br />
<br />
‘İklim Krizini Ele Almak, Hemen’ (‘Covering Climate Now’) projesinin resmi açılışı bugün yapıldı. Proje, The Nation ve Columbia Journalism Review adlı yayın organlarının ortak sponsorluğunda gerçekleştiriliyor. The Guardian gazetesi ve diğer bazı ortakların da katıldığı ‘İklim Krizini Ele Almak, Hemen’ projesi, medya gazetecilerini ve haber kanallarını biraraya getirerek, medyanın bir bütün olarak iklim krizini ve getirilen çözümleri kamuoyuna duyurmak için daha etkili yollar bulmasını amaçlıyor.<br />
<br />
Aşağıda, ikonik TV habercisi gazeteci Bill Moyers’in konferansın kapanışında yaptığı konuşmanın kısaltılmış bir çevirisini bulacaksınız. (Konuşmanın videosuna ve ‘Covering Climate Now’ projesi hakkında daha fazla bilgiye aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.) <br />
<br />
“Ünlü çevreci David Attenborough’nun kısa bir süre önce Polonya’da gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nde yaptığı konuşmada dediği gibi “uygarlıklarımızın çöküşü ve doğal dünyanın büyük bölümünün olası yokoluşu” konusunu (biz medyacılar olarak) nasıl daha etkin bir şekilde ele alabileceğimiz hakkında bir özet yapmam istendi benden. <br />
<br />
Sihirli bir değnekle gelmiyorum sizlere. Ve konu hakkında uzman da değilim. Sizler gibi bir gazeteciyim ben de, yani anlayamadığımız şeyleri anlatmak konusunda yetenek sahibi olmayı gerektiren bir mesleğin mensuplarıyız hepimiz. Anlayamadığım öyle çok şey vardı ki, yetişkinlik çağımın eğitiminde hep gazetecilik yolundan ilerledim. Konular o kadar ilginç ve şaşırtıcı, işin kendisi o kadar tatmin ediciydi ki, yarım asır boyunca hiç hız kesmeden çalıştım; ta ki iki yıl önce, 83 yaşımda, uzun bir hayatın yan etkilerinden ötürü yorulup (az veya çok) emekli oluncaya kadar. O günlerden bu yana, aynı gazetecilik ruhunu paylaşan siz arkadaşlarımla ilk kez bir araya gelme fırsatını buldum bugün, ve dostluğunuzu ne kadar özlediğimi hatırladım.   <br />
<br />
Çoğumuz, küresel ısınmayı medyada işleme konusunda yetersiz kaldığımızın farkındayız. Bağımsız gazeteciler, fotoğrafçılar ve bazı geleneksel basın ve diğer haber kanalları tarafından hazırlanan mükemmel raporlar oldu, bunlar yayınlandı. Ama sesleri en çok ve en yüksek çıkan Amerikan medyasının devleri –kurumsal yayın şebekeleri— muazzam kârlarına rağmen konuyu işlemekten kaçındılar ve utanç verici biçimde sessiz kaldılar. Üç büyük medya ağı ile Fox’un iklim değişikliği ile ilgili toplam yayın süresi 2017’de 260 dakika iken (yıllık), 2018’de sadece 142 dakikaya düştü, yani %45’lik bir azalma oldu (Media Matters’ın raporundan).   <br />
<br />
North Carolina Üniversitesi, Medya ve Gazetecilik Fakültesi’nin yayınladığı bilgiye göre, ülke çapında pek çok gazetenin kapanması veya başka gazetelerle birleşmesi sonucunda, 1,300’den fazla yerleşim yerinde halk iklim haberlerine ulaşamaz oldu. Yüzlerce başka gazete “hayalet gazete” haline geldi; değil iklim değişimi ile ilgili haberler yapmak, yerel haberleri bile verecek maddi kaynakları kalmadı. “Internetteki haber siteleri ve bazı TV yayınları yerel haberleri canlı tutmak için büyük gayretle çalışıyorlar, ama bu alternatif yayın organlarının tutunma başarısı, basılı gazetelerin yokoluş hızından daha yavaş oluyor” diyor Poynter’dan Tom Sites. Ve ne yazık ki hala ortalıkta olan haber kanallarının çoğu  iklim krizini ya görmezden geliyor, ya da yanıltıcı haberler veriyor; fosil-yakıt şirketlerinin ve onların paralı sözcülerinin, ideologlarının ve politikacılarının yalan propaganda bombardımanına karşı çıkamıyor.<br />
<br />
Ama gerçek olaylar insanları eğitir, tecrübeler öğretir… Ve iklimin altüst olmasından ötürü o kadar çok yıkıcı olaylar yaşanıyor ki, her geçen gün daha fazla Amerikalı insan bunların nedenini öğrenme, geleceğin neler getireceğini bilme ve nasıl önlemler alabileceğini anlama ihtiyacı duyuyor. Biz gazeteciler, insanlara bu tehditin büyüklüğünü kavramalarına yardım etmek için belki de son şansımızı kullanıyoruz. Gazeteci ve şimdi iklim aktivisti olan arkadaşım Bill McKibben, geçen hafta bana şöyle dedi: önümüzde bir felaket gibi yükselen yokoluş ihtimaline karşı, buna tepki veren genç insanların liderliğinde, gerçek bir “iklim direnişi” büyük bir ivme kazanıyor. Şimdi önümüzdeki mücadele, zamanın ruhunu (Zeitgeist) dramatik bir şekilde değiştirmek, ve hep birlikte kenetlenip, nihayet (iklim krizi üzerinde) odaklanmaya başlayan kamuoyunu güçlendirmek olmalıdır.<br />
<br />
Dolayısıyla, her ne kadar elimde sihirli bir değnekle gelmediysem de buraya –öyle bir şey yoktur zaten—önümüzdeki zorlu görev ile baş etmemize yarayacak birkaç hikaye paylaşmak istiyorum sizlerle. <br />
<br />
Küresel ısınma sorununu ilk kez ne zaman duyduğumu anlatmakla başlayayım. Bu salonda bulunan birçoğunuzun henüz doğmadığı zamanlardı. 54 yıl önce, 1965 yılının başlarında, Beyaz Ev’de duydum. Başkan Lyndon Johnson’ın (hiç istemediğim halde) basın sözcüsü olmadan önce, iç siyaseti koordine eden özel yardımcısıydım. Bir gün bilim-danışma komitesinden iki üye başkanın ofisine geldi. Bunlardan biri ünlü oşinograf (okyanus bilimcisi) Roger Revelle’di. Revelle ün kazanmıştı, zira birkaç yıl önce dünyaya salınan karbonun miktarı ne kadar çok olursa olsun, okyanusların bunu içine emecek kadar büyük hacimli olduğuna dair yaygın inancı çürütmüştü. Bu tezin doğru olmadığını söylüyordu Revelle, çünkü deniz suyunun kimyası sınırsız emilimin gerçekleşmesini engelliyordu.<br />
<br />
Şimdi diyordu Revelle, insanlar “muazzam bir jeofiziksel tecrübe” ile karşı karşıyalar. Önümüzdeki birkaç nesil boyunca, Dünya üstünde 500 milyon yıl boyunca yavaş yavaş birikmiş olan fosil yakıtları tüketeceğiz. Bu kadar çok petrol, gaz ve kömür yakmak, atmosfere muazzam miktarlarda karbon dioksit salgılayacak, ve uzay boşluğuna dağılması istenen bu karbon dioksit, atmosfer tarafından yeryüzünde sıcaklık olarak hapsedilecek. Dünya’nın ısısı artacak, kutup buzulları eriyecek, deniz seviyeleri yükselerek dünyanın sahil bölgelerini seller altında bırakacak.<br />
<br />
Başkan Johnson bu bilim insanlarını ciddiye aldı; Başkan Kennedy’nin yardımcısı olarak, NASA’nın Ay’a insan gönderme projesini yöneten komitenin başında bulunuyordu kendisi. Dolayısıyla, Revelle ve onun iş arkadaşlar Johnson’dan yeşil ışık aldılar, ve 1965 yılının sonbaharında, yükselen CO2 seviyelerinin insanlığın karşısında nasıl bir olası tehdit oluşturduğunu açıklayan ilk resmi raporu yayınladılar. 8 Kasım, 1965’te Lyndon Johnson bu tehlikeyi Kongre’ye bir mesajla ileten ilk Amerikan başkanı oldu.<br />
<br />
Başkan Johnson, bizlerden bu raporu gerek hükümet içinde, gerekse kamuoyuna yönelik olarak duyurmamızı istedi; üstelik raporda çevre kirliliğini azaltmaya yönelik “ekonomik teşvikler” ve çevreyi kirletenlere karşı ilave vergiler getirilmesine vurgu yapıldığı halde!<br />
<br />
Bunlar 1965 yılında oldu, neredeyse 60 yıl önce! Daha o zamandan gelecek açıkça görünüyordu önümüzde. <br />
<br />
Ama biz gerekeni o zaman yapamadık. Bir yıl sonra, Vietnam Savaşı’nın yoğun gündemine boğulmuş olan Başkan Johnson’ın dikkati dağıldı. Hükümetin bütçesi başka önceliklere tahsis edildi. Amerikan ulusu hızla kutuplaştı. Böylece, küresel ısınma ile ilk yüzleşme şansımızda yarı yolda kaldık. Bizim –ve bizden sonra gelen yönetimlerin-- iklim konusunda harekete geçme başarısızlığı, bugünkü krizin (metastaz yaparak) daha da büyümesine ve yayılmasına yol açtı; şimdi gazetecilerin bir ölüm-kalım savaşı gibi, ki öyle, ele alması ve anlatması gereken bir noktaya geldik. <br />
<br />
Şimdi, bu zorlu mücadele ile yüzleşmemize yardımcı olacağını ümit ettiğim, ikinci bir hikâyeye geçeceğim.<br />
<br />
Bu, Murrow ekibi hakkındaki hikâyemdir: Edward R. Murrow ve onun İkinci Dünya Savaşı’nın arifesinde Avrupa’daki CBS Radyosu için işe aldığı (o zamanlar henüz adları bilinmeyen) genç adamlarla ilgili hikâyem. <br />
<br />
O zamanlar Texas’ın Marshall kentinde yaşayan altı yaşında bir çocuktum. Anne-babam, özellikle Franklin Roosevelt’in konuşmalarını dinleyebilmek için eve elden düşme bir radyo satın almışlardı. Ben de Cumartesi günleri yayınlanan dizi tiyatro programlarını –özellikle “Green Hornet”i-- izliyordum radyodan. Murrow Ekibi ile böyle tanıştık ailecek, her akşam CBS’teki haber bültenlerini dinlerken. Haberlerde anlatılan olayları o zamanlar pek anlayamasam da, anne-babamın koltuklarının önünde yere otururdum ve hep birlikte radyoya kulak verirdik her akşam.  <br />
<br />
Oturma odamızın bir köşesindeki lekeli kahverengi konsol radyosundan gelen sesleri bugün bile hala duyabiliyor, bu seslerin kafamda yarattığı resimleri hala canlandırabiliyorum. O zamanlar tanınmayan ama sonra gazetecilik tarihine isimleri altın harflerle yazılan bu radyo habercileri şunlardı: başta Murrow ve Eric Sevareid, William L Shirer, Larry LeSeuer, Charles Collingwood, Howard K Smith, William Randall Downs, Richard C. Hottelet, Winston Burdett, Cecil Brown, Thomas Grandin, ve aralarındaki tek kadın Mary Marvin Breckinridge. Onlar hakkında daha fazla bilgi için, Stanley Cloud ve Lynne Olson tarafından yazılan The Murrow Boys: Pioneers on the Front Lines of Broadcast Journalism (“Murrow Ekibi: Radyo Gazeteciliğinin Öncüleri”) adlı harika kitabı okuyabilirsiniz.<br />
<br />
Bu muhabirler, “sahte savaş” denen oyunun oynandığı 1939-40 arası tüm Avrupa’ya yayılmışlardı. Tıpkı günümüzdeki küresel ısınma felaketinin adeta bir “ağır çekimle” yaklaşması gibi, o tarihlerde de dünya savaşı yaklaşıyordu. Murrow ekibinin habercileri Nazi tehditini görüyor, ve Büyük Buhran’dan yorgun ve yoksun düşmüş Amerikan halkının dikkatini bu tehlikeye çekmeye çalışıyorlardı.  <br />
<br />
1939 yılının Eylül ayında, Avrupa’nın alevler içinde yanmasına sadece saatler kalmışken, New York’taki CBS’nin başındaki kodamanlar Murrow ve Shirer’e Londra, Paris ve Hamburg’daki gece klüplerinden dans müziği yayınlanan bir eğlence programı yapma talimatını verdiler. Cloud ve Olson o günü şöyle anlatıyorlar:<br />
<br />
“Londra’daki Murrow, Berlin’deki Shirer’e telefonda çemkirerek, ‘Adamlar Avrupa’dan çok fazla tatsız haber geldiğini, biraz da iyi haberler duymak istediklerini söylüyor’ diyordu. Tam da Almanya Polonya’nın ırzına geçmek üzereyken, radyoda yayınlanmasını istedikleri show’un adı “Avrupa Dansları” olmalıymış!.. Ama Murrow sonunda kararını verir: “New York’taki o… çocuklarının canı cehenneme. Belki işimizi kaybedeceğiz ama bunu yapmayacağız!”<br />
<br />
Ve yapmadılar. Patronlarına kafa tuttular, ve CBS radyosundan 20. yüzyılın en müthiş haberlerinden birini yayınladılar, Polonya’nın işgalini.  <br />
<br />
Ama New York’taki kodamanlar hala direniyordu. Hitler 1939’un son aylarından 1940’ın ilkbaharına kadar Fransa, ve ‘Low Countries’ denen Hollanda, Belçika ve Lüksemburg sınırlarına dayandı. Ordularının Panzerleri kendinden emin, her an vurmaya hazır bekliyordu. Gazeteci Shirer öfkeden köpürüyordu, “Aman yarabbi! Bu yaşlı kıta savaşın eşiğine gelmiş… ama bizim haber kanallarımız günde beş dakika bile olsun buradan haber geçmeye hala isteksiz!” Tıpkı günümüzde haber ağları ve kablolu yayınların küresel ısınmadan söz etmeye isteksiz olduğu ve bu konuyu hemen hemen hiç işlemediği gibi.<br />
<br />
Zaman içinde Ed Murrow ile bizzat tanıştım, ve onun Fred Friendly ile savaştan sonra yaptıkları belgesel dizisinde kıdemli muhabir olarak görev aldım. Murrow ekibinden Eric Sevareid gazeteciler için bir ‘mentor’ (akıl hocası) haline geldi; CBS’in ‘Akşam Kuşağı Haberleri’nde yorumcu/sunucu olarak yer aldı, ben de Sevareid’den önce ve sonra aynı pozisyonda çalıştım. Howard K. Smith ile sık sık yazıştık ve birbirimizle kitaplar değiş-tokuş ettik. Charles Collingwood ile, Batı 57. Sokak’ta, bizim ofisin yakınındaki küçük Fransız kahvesinde buluşup sohbetler ettik. Bu adamlar geçmişin ayrıntılarından nadiren söz ederlerdi. Ama bir gazeteci olarak, onların bıraktıkları mirasa olan borcumu ve ülkemiz için yaptıkları hizmetleri asla unutmayacağım.<br />
<br />
Ben uzun kariyer yaşamım boyunca onlar gibi, ve şimdi sizlerin geçirileceğiniz<br />
gibi bir sınavdan geçirilmedim hiç. Bizim küresel ısınma ile ilgili kendi “sahte savaşımız” sona ermiştir artık. “Sıcak savaş” buradadır, başlamıştır.<br />
<br />
Meslektaşım ve ortak-yazar arkadaşım Glenn Scherer, küresel iklim alt-üst olmasını sürekli vur-kaç yapan bir sürücüye benzetiyor: yani kimliği belirsiz, öldürücü ve kimliğinin saptanması için bıkıp usanmadan soruşturma yürütülmesi gereken bir suçlu. Arada uzun sürelerle eylemsizlik görülüyor, kendisinden haber alınmıyor. Derken birden öğreniyoruz ki Houston şehri seller altında kalmış, Paradise cayır cayır yanıyor. San Juan fırtınada havalara uçmuş, ve New York metrosunu tuzlu sular basmış. Haber kanalları kalın yağmurluklar giyinmiş habercilerini kameraların önüne getiriyor, veya arkadaki tepeler alevler altındayken haberciler polis bariyerinin gerisinden durumu izleyicilere aktarıyor. Ama verdikleri haberlerde “küresel ısınma” veya “iklim alt-üst oluşu” sözlerini nadiren duyuyoruz. CO2 (karbon dioksit) seviyelerindeki yükseliş, artan kuraklıklar, bunların yan zararları, neden-sonuç ilişkileri, ve politikacıların fosil yakıt şirketlerinden elde ettikleri çıkarlar? Bunlardan söz eden var mı? Hayır, unutun bunları. Haber kanallarının patronları, bu haberler işimize yaramıyor, reyting yapmıyor, diyorlar.<br />
<br />
Ama geçtiğimiz Ekim ayında, bilimsel açıdan oldukça tutucu  olan Birleşmiş Milletler’in düzenlediği ‘Hükümetler-arası İklim Değişikliği Oturumu’nda şu saptama yapıldı: küresel çapta sera gazları salınımını (emisyonunu) 2010 seviyesinin %45 oranında aşağı çekmek, ve 2050 yılına kadar net sıfır seviyesine indirmek için gerekli önlemleri almak ve çok ciddi değişimler yapmak için önümüzde sadece 12 yıl var. (Tom Engelhardt, TomDispatch.com sitesinde insanlığın artık intihar nöbetinde olduğunu anlatıyor.)<br />
<br />
Bazılarınız yakında dünyanın en uzak köşelerine seyahat ederek, oralardan bu ‘Büyük Alt-üst Oluş’un haberlerini yapacaksınız. Mesela, palmiye yağı üretici  şirketlerinin karbon dioksidin hapsedilmesinde hayati önem taşıyan ormanları yok ettiği Endonezya’ya gideceksiniz. Başkan Bolsonaro hükümetinin ülkenin yerli doğal kaynaklarını endüstriyel işletime açma (ve Dünya’nın ciğerlerini tehlikeye atma) planları yaptığı Amazonia’ya gideceksiniz. Başkan Mondi’nin bir yandan kendine çevreci süsü verip, diğer yandan yıkıcı yapılaşmalara yol verdiği Hindistan’a gideceksiniz. Başkan Xi’nin dünya tarihinde görülen en büyük ulaşım altyapısını oluşturacak olan ve dünya sistemleri için bir felakete yol açacak “Belt and Road” (Karayolu Kuşağı) inşaatına giriştiği Çin’e gideceksiniz. Eriyen buzulların haberini yapmak için Kuzey ve Güney kutuplarına, yükselen okyanus sularının yutacağı Afrika’nın sahil şehirlerine, Pasifik’teki atollere (mercan adaları), Miami’nin yoksul semtlerine gideceksiniz. Bu yıl ilkbahar ürünlerinin mahvolduğu, çiftçilerin çaresizlik ve acı içinde kaldığı Nebraska, Iowa, Kansas ve Missouri eyaletlerine gideceksiniz.<br />
<br />
Ve gerçekleri yalan haber diyerek aşağılayan, tabiatın gerçeklerini inkar eden, ve yaklaşan felaketi Mesih’in geri döneceğinin işareti diye nitelendiren teokratik (ilahiyatçı) bir düşünceyi benimseyen ABD hükümetinin çılgınlığını –evet, çılgınlığını diyorum—rapor etmek üzere Washington’a gidecek bazılarınız.<br />
<br />
Çılgınlık! Hurafe! Yıkım ve ölüm.<br />
<br />
Bu durumu doğru olarak aktarabilir miyiz? Herşeyi anlatabilir miyiz? Söylenmeyenleri söyleyebilir, insanlara değişimin mümkün olduğu ilhamını verebilir miyiz?<br />
<br />
Gazetecilik ne işe yarar? Gerçekten soruyorum, yaklaşan savaş felaketine dünyanın uyanmasını sağlamak değildi de neydi gazetecilerin görevi savaş sırasında?<br />
<br />
Şimdi iyi bir haber vereyim: David Wallace-Wells’in yeni yayınladığı müthiş kitabı The Uninhabitable Earth (“Üzerinde Yaşanmaz  Dünya”) hakkında The New York Times gazetesi bir rapor yayınlayarak, “dünyamıza yaptığımız acımasız, dayanılmaz kötülüğü anlatıyor” diye yazmış; ümit verici. David Wallace-Wells şöyle diyor: “Kirli enerjiyi, küresel gaz emisyonlarını (salımını), ve atmosferi karbondan temizlemek için ihtiyacımız olan tüm araçlara sahibiz. Bunların çözümü mümkün ve elimizin altında.” Ve ekliyor David Wallace-Wells: “Gerekli olan şey sorumluluğun kabul edilmesi.”  <br />
<br />
Gazeteciler olarak bizim sorumluluğumuz ise, gerçekleri insanlara anlatmak.<br />
<br />
Keşke sizlerle beraber gidebilseydim bunları anlatmak için. Kuşatılmış haber odalarımıza, düşürülmüş mevkilerimize ve gerçeklerin karşısında dikilen egemen güçlere rağmen, bugünler gazetecilik için çok heyecan verici zamanlar. Bu projenin --‘İklim Krizini Ele Almak, Hemen’ (‘Covering Climate Now’)—günahlarımızın affedilmesi için bir başlangıç olabileceğini düşünüyorum, gerçekten. <br />
<br />
Uzun yaşamım boyunca bazı şeylerin hemen değişebildiğini gördüm. Örneğin, Birmingham bombalamasından sonra. Selma yürüyüşlerinden* sonra. Örneğin Vietnam, Nixon ve Watergate. Berlin Duvarı. Sarkaç aniden bir uçtan öbür uça savrulabilir. Kamuoyu fikrini değiştirebilir. <br />
<br />
Şimdi yine Murrow Ekibi’ne gelelim. 1940’ın sonlarıydı. Blitz (Hitler ordularının yıldırım savaşı) başlamış, Londra bombardımanların altında yerle yeksan ediliyordu. O yılın Eylül ayında Gallup araştırma şirketinin yaptığı bir anket, kuşatma altındaki Britanya’ya ABD yardımı götürülmesini Amerikan halkının sadece %16’sının desteklediğini ortaya koymuştu. Gazeteciler Olson ve Cloud, “Bir ay sonra, bombalar Londra’nın tepesine inerken, Murrow ekibinin Amerikalıların oturma odasına yaptığı yayınlar sayesinde, Amerikan halkının %52’si İngiltere’ye daha fazla yardım yapılmasını ister hale gelmişti” diye anlatıyor.<br />
<br />
Amerikan vatandaşları faşizmin yenilmesi için ileri doğru bir adım atmış ve Murrow ekibinin bunda büyük bir rolü olmuştu. Elbette bu gazeteciler, faşizmin geriletilmesinde rol oynayan insanların sadece bir bölümüydü. Onların önemini abartmak istemiyorum. Ama oradaydılar ve doğru tarafta, doğru zamanda ve doğru bir şekilde yer almışlardı –haberlerin en önemlisini, yani özgürlük savaşını anlatarak, hayatı savunarak… <br />
<br />
Biz gazeteciler için gerçeğin haberini yapmak, gücümüzün ahlâki temelini oluşturur. İklim krizi ile ilgili gerçekleri, çarelerini ve çözümleri  söylemek, yazmak bulaşıcı olabilir. Ve bizim bugün buradaki buluşmamız Amerikan gazeteciliğinde bir dönüm noktasını oluşturabilir.<br />
<br />
Peki ama elimizde bir sihirli değnek yoksa, ne yapabiliriz? Kamu hizmetine baş koymuş, misyon edinmiş insanlar olarak aramızda işbirliği yapabilir, elbirliği edebiliriz. Kaynaklarımızı paylaşmak için ortaklıklar kurabiliriz. Medya patronlarını ve yatırımcılarını halkların yararına ve çıkarına hizmet etmeye zorlayabiliriz. Manzarayı tüm yönleriyle bir bütün olarak aklımızda tutup, Kuzey Kutbunda eriyen buz kütlelerinin Amerika’nın Orta-batısında felaketlere yol açabileceğini okuyucularımıza, seyircilerimize ve dinleyicilerimize anlatabilir, tüm bu olaylar arasındaki bağlantıları kurabilmelerine yardımcı olabiliriz. Onları bekleyen tehlikeyi yeniden ve yeniden hatırlamak için hergün çocuklarımızın, torunlarımızın fotoğraflarına bakıyoruz. Ve yalancılara, inkârcılara ve hiçbir şey yapmayan işe yaramazlara defolun diyoruz! İnkârcılıkla hiçbir yere varılmaz.    <br />
<br />
Bazılarınızın bildiği gibi, bağımsız gazeteciliği desteklemeye kendini vakfetmiş, kâr amacı taşımayan, küçük bir kuruluş olan ‘Schumann Media Center’ın (Schumann Medya Merkezi) başkanıyım ben. Merkezimiz, 1961’de Montclair/New Jersey’de toplum-sever bir aile olan Schumann çiftinin kurduğu ‘Florence ve John Schumann Vakfı’nın bir devamı olarak, güçlü demokratik değerlerle yetişmiş çocukları tarafından kuruldu. Vakfın, benim ulusal televizyonda yaptığım gazeteciliği desteklemesi sonucunda güçlerimizi birleştirdik, ve ben Vakfın ve şimdiki Merkezin başkanı oldum. Aile tüm maddi varlığını merkezimize bağışladı, ve mütevazı da olsa artık yeterli kaynaklara sahibiz. <br />
<br />
‘Schumann Media Center’ olarak, The Columbia Journalism Review ve The Nation’ın başlattığı Covering Climate Now projesine 1 milyon dolar bağışlıyoruz. Böylece projenin ilk yılını başarıyla tamamlamasını umuyoruz. Başka vakıfların ve bireysel hayırseverlerin de bu davaya katkıda bulunmalarını bekliyor ve bulunacaklarına inanıyorum. <br />
<br />
Düşünmek ve konuşmakla geçen güzel bir gün oldu bugün. Şimdi harekete geçme zamanı. ‘Schumann Media Center’daki arkadaşlarımla birlikte sizlere –gazeteleri, radyo istasyonlarını, yerel haber kanallarını ve büyük medya şirketlerini temsil eden siz gazetecilere başarılar diliyorum. Hepinize ihtiyacımız var, sizler olmadan olmaz…<br />
<br />
Bill Moyers bir radyo gazetecisidir. 37 Emmy ödülü, dokuz Peabody ödülü kazanmıştır. National Academy of Television/Ulusal Televizyon Akademisi’nin Ömür Boyu Başarı ödülünün sahibidir. ‘Schumann Media Center’ın başkanıdır. <br />
<br />
    Bill Moyers emektar çevre aktivisti, gazeteci Glenn Scherer’e yaptığı araştırmalar ve kendi konuşması için verdiği fikirler için müteşekkirdir. Değerli çalışmalarına  MongaBay.org sitesinden ulaşabilirsiniz.    <br />
<br />
*1965 yılında Alabama’nın Selma kentinden eyalet başkentine giden 87 kilometrelik yolda, tarihe geçen üç protesto yürüyüşü yapıldı. Martin Luther King öncülüğündeki bu yürüyüşler kamuoyunu ateşledi ve A.B.D. Başkanı Johnson’un Oy Hakkı Kanunu’nu çıkarmasını sağladı.]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**İklim krizini, İkinci Dünya Savaşı’nın patlamasını haber verir gibi versek?**

*Bill Moyers'in The Guardian'da 22 Mayıs'ta yayınlanan yazısını, İklimAcil yayınları kapsamında, Canan Ener Sılay çevirisiyle aktarıyoruz: "Savaşın başlangıcında gazeteciliğin amacı, dünyayı bekleyen felaket hakkında insanları bilinçlendirmekti. İklim krizine de aynı duyarlılıkla yaklaşmalıyız."*

‘İklim Krizini Ele Almak, Hemen’ (‘Covering Climate Now’) projesinin resmi açılışı bugün yapıldı. Proje, The Nation ve Columbia Journalism Review adlı yayın organlarının ortak sponsorluğunda gerçekleştiriliyor. The Guardian gazetesi ve diğer bazı ortakların da katıldığı ‘İklim Krizini Ele Almak, Hemen’ projesi, medya gazetecilerini ve haber kanallarını biraraya getirerek, medyanın bir bütün olarak iklim krizini ve getirilen çözümleri kamuoyuna duyurmak için daha etkili yollar bulmasını amaçlıyor.

Aşağıda, ikonik TV habercisi gazeteci Bill Moyers’in konferansın kapanışında yaptığı konuşmanın kısaltılmış bir çevirisini bulacaksınız. (Konuşmanın videosuna ve ‘Covering Climate Now’ projesi hakkında daha fazla bilgiye aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.) 

“Ünlü çevreci David Attenborough’nun kısa bir süre önce Polonya’da gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nde yaptığı konuşmada dediği gibi “uygarlıklarımızın çöküşü ve doğal dünyanın büyük bölümünün olası yokoluşu” konusunu (biz medyacılar olarak) nasıl daha etkin bir şekilde ele alabileceğimiz hakkında bir özet yapmam istendi benden. 

Sihirli bir değnekle gelmiyorum sizlere. Ve konu hakkında uzman da değilim. Sizler gibi bir gazeteciyim ben de, yani anlayamadığımız şeyleri anlatmak konusunda yetenek sahibi olmayı gerektiren bir mesleğin mensuplarıyız hepimiz. Anlayamadığım öyle çok şey vardı ki, yetişkinlik çağımın eğitiminde hep gazetecilik yolundan ilerledim. Konular o kadar ilginç ve şaşırtıcı, işin kendisi o kadar tatmin ediciydi ki, yarım asır boyunca hiç hız kesmeden çalıştım; ta ki iki yıl önce, 83 yaşımda, uzun bir hayatın yan etkilerinden ötürü yorulup (az veya çok) emekli oluncaya kadar. O günlerden bu yana, aynı gazetecilik ruhunu paylaşan siz arkadaşlarımla ilk kez bir araya gelme fırsatını buldum bugün, ve dostluğunuzu ne kadar özlediğimi hatırladım.   

Çoğumuz, küresel ısınmayı medyada işleme konusunda yetersiz kaldığımızın farkındayız. Bağımsız gazeteciler, fotoğrafçılar ve bazı geleneksel basın ve diğer haber kanalları tarafından hazırlanan mükemmel raporlar oldu, bunlar yayınlandı. Ama sesleri en çok ve en yüksek çıkan Amerikan medyasının devleri –kurumsal yayın şebekeleri— muazzam kârlarına rağmen konuyu işlemekten kaçındılar ve utanç verici biçimde sessiz kaldılar. Üç büyük medya ağı ile Fox’un iklim değişikliği ile ilgili toplam yayın süresi 2017’de 260 dakika iken (yıllık), 2018’de sadece 142 dakikaya düştü, yani %45’lik bir azalma oldu (Media Matters’ın raporundan).   

North Carolina Üniversitesi, Medya ve Gazetecilik Fakültesi’nin yayınladığı bilgiye göre, ülke çapında pek çok gazetenin kapanması veya başka gazetelerle birleşmesi sonucunda, 1,300’den fazla yerleşim yerinde halk iklim haberlerine ulaşamaz oldu. Yüzlerce başka gazete “hayalet gazete” haline geldi; değil iklim değişimi ile ilgili haberler yapmak, yerel haberleri bile verecek maddi kaynakları kalmadı. “Internetteki haber siteleri ve bazı TV yayınları yerel haberleri canlı tutmak için büyük gayretle çalışıyorlar, ama bu alternatif yayın organlarının tutunma başarısı, basılı gazetelerin yokoluş hızından daha yavaş oluyor” diyor Poynter’dan Tom Sites. Ve ne yazık ki hala ortalıkta olan haber kanallarının çoğu  iklim]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/0/9/4/_/uploads/9338390/image_track/3713535/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568789278490.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/klim-acil-ekstra-18092019bill-moyers-okumalar-tolga-korkut/listen.mp3?s=v6I" length="38102390" />
            <guid isPermaLink="false">3713535</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Wed, 18 Sep 2019 08:48:19 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-18T08:48:19+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>26:29</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[017 - İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 8 - 17.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/017-klim-acil-17092019t24-irin-payzn-mer-madra/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[** İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 8 - 17.09.2019**<br />
<br />
Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.<br />
<br />
Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[** İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 8 - 17.09.2019**<br />
<br />
Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.<br />
<br />
Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[** İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 8 - 17.09.2019**

Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.

Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/5/7/3/_/uploads/9338390/image_track/3713531/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568789131375.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/017-klim-acil-17092019t24-irin-payzn-mer-madra/listen.mp3?s=ZXi" length="10409134" />
            <guid isPermaLink="false">3713531</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Wed, 18 Sep 2019 08:43:48 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-18T08:43:48+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>7:13</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[016 - İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 7: Popülist Liderler ve Muhalefet - 16.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/016-klim-acil-16092019t24-irin-payzn-mer-madra/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 7: Popülist Liderler ve Muhalefet - 16.09.2019 **<br />
<br />
Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.<br />
<br />
Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 7: Popülist Liderler ve Muhalefet - 16.09.2019 **<br />
<br />
Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.<br />
<br />
Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 7: Popülist Liderler ve Muhalefet - 16.09.2019 **

Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.

Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/4/6/4/_/uploads/9338390/image_track/3709361/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568698400464.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/016-klim-acil-16092019t24-irin-payzn-mer-madra/listen.mp3?s=WZm" length="9729924" />
            <guid isPermaLink="false">3709361</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Tue, 17 Sep 2019 07:32:03 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-17T07:32:03+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>6:45</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İklim Acil / Ekstra - Haydi! Bu Cuma'yı Dünya Tarihinin En Büyük İklim Eylemi Günü Yapalım - 16.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/-ak-gazete-klim-acil-ekstra-16092019-bill-mckibben/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[** İklim Acil / Ekstra - Haydi! Bu Cuma'yı Dünya Tarihinin En Büyük İklim Eylemi Günü Yapalım - 16.09.2019**<br />
 <br />
 Yazar ve Aktivist Bill Mckibben <br />
 <br />
[ Truthout](http://truthout.org/articles/lets-make-friday-the-biggest-day-of-climate-action-in-global-history/) internet gazetesi, 15 Eylül 2019 Pazar.]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[** İklim Acil / Ekstra - Haydi! Bu Cuma'yı Dünya Tarihinin En Büyük İklim Eylemi Günü Yapalım - 16.09.2019**<br />
 <br />
 Yazar ve Aktivist Bill Mckibben <br />
 <br />
[ Truthout](http://truthout.org/articles/lets-make-friday-the-biggest-day-of-climate-action-in-global-history/) internet gazetesi, 15 Eylül 2019 Pazar.]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[** İklim Acil / Ekstra - Haydi! Bu Cuma'yı Dünya Tarihinin En Büyük İklim Eylemi Günü Yapalım - 16.09.2019**
 
 Yazar ve Aktivist Bill Mckibben 
 
[ Truthout](http://truthout.org/articles/lets-make-friday-the-biggest-day-of-climate-action-in-global-history/) internet gazetesi, 15 Eylül 2019 Pazar.]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/3/0/4/_/uploads/9338390/image_track/3706959/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568627789403.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/-ak-gazete-klim-acil-ekstra-16092019-bill-mckibben/listen.mp3?s=1Yg" length="19061372" />
            <guid isPermaLink="false">3706959</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Mon, 16 Sep 2019 11:54:52 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-16T11:54:52+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>13:15</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[015 - İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 6: Grev ve Greta - 15.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/015-klim-acil-15092019t24-irin-payzn-mer-madra/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 6: Grev ve Greta - 15.09.2019 **<br />
<br />
Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.<br />
<br />
Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 6: Grev ve Greta - 15.09.2019 **<br />
<br />
Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.<br />
<br />
Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 6: Grev ve Greta - 15.09.2019 **

Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.

Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/0/9/9/_/uploads/9338390/image_track/3706621/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568613401990.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/015-klim-acil-15092019t24-irin-payzn-mer-madra/listen.mp3?s=Kfd" length="10327420" />
            <guid isPermaLink="false">3706621</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Mon, 16 Sep 2019 07:51:37 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-16T07:51:37+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>7:10</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[014 - İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 5: İklim Krizi ve Siyasi İrade - 14.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/014-klim-acil-14092019t24-irin-payzn-mer-madra/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 5: İklim Krizi ve Siyasi İrade - 14.09.2019 **<br />
<br />
Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.<br />
<br />
Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 5: İklim Krizi ve Siyasi İrade - 14.09.2019 **<br />
<br />
Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.<br />
<br />
Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 5: İklim Krizi ve Siyasi İrade - 14.09.2019 **

Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.

Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/3/0/8/_/uploads/9338390/image_track/3706611/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568613462803.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/014-klim-acil-14092019t24-irin-payzn-mer-madra/listen.mp3?s=pDc" length="12314808" />
            <guid isPermaLink="false">3706611</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Mon, 16 Sep 2019 07:42:26 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-16T07:42:26+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>8:33</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[013 - İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 4: İklim Krizi ve Biz - 13.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/013-klim-acil-13092019t24-irin-payzn-mer-madra/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 4: İklim Krizi ve Biz - 13.09.2019**<br />
<br />
Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.<br />
<br />
Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 4: İklim Krizi ve Biz - 13.09.2019**<br />
<br />
Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.<br />
<br />
Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 4: İklim Krizi ve Biz - 13.09.2019**

Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.

Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/9/2/3/_/uploads/9338390/image_track/3706610/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568613544329.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/013-klim-acil-13092019t24-irin-payzn-mer-madra/listen.mp3?s=5wR" length="12957710" />
            <guid isPermaLink="false">3706610</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Mon, 16 Sep 2019 07:41:12 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-16T07:41:12+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>9:00</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[012 - İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 3: İklim Krizi ve Dünya - 12.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/012-klim-acil-12092019t24-irin-payzn-mer-madra/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 3: İklim Krizi ve Dünya - 12.09.2019**<br />
<br />
Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.<br />
<br />
Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 3: İklim Krizi ve Dünya - 12.09.2019**<br />
<br />
Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.<br />
<br />
Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 3: İklim Krizi ve Dünya - 12.09.2019**

Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.

Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/9/1/0/_/uploads/9338390/image_track/3706608/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568613693019.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/012-klim-acil-12092019t24-irin-payzn-mer-madra/listen.mp3?s=2ft" length="10696728" />
            <guid isPermaLink="false">3706608</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Mon, 16 Sep 2019 07:39:46 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-16T07:39:46+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>7:26</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[  İklim Acil / Ekstra - Bu iklim grevi, gerekli aksatmanın bir parçası - 06.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/000-ak-gazete-klim-acil-ekstra-06092019-bill-mckibben-bu-klim-grevi-gerekli-aksatmann-bir-paras/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**Bu iklim grevi, gerekli aksatmanın bir parçası**<br />
<br />
Bill McKibben<br />
<br />
Yes! Dergisi, 3 Eylül 2019<br />
<br />
İşler böyle gelmiş böyle gider anlayışı, işte asıl işimizi bitiren şey.<br />
<br />
Kendisini birdenbire muazzam bir fiziksel krizin içinde bulan bir gezegende yaşıyoruz. O kadar çok kömür, gaz ve petrol yakıyoruz ki dünyamızın atmosferi hızla değişiyor ve bu atmosfer değişikliği rekor sıcaklıklar yaratıyor. Temmuz, şimdiye kadar ölçmüş olduğumuz en sıcak ay oldu. Bilimcilerin güvenilir öngörüleri son bir milyar yılın en büyük yokoluş olayının eşiğinde olduğumuzu gösteriyor. İnsanlar muazzam sayılarda ölüyor, yersiz yurtsuz kalıyor; milyonlarcası da, başka çareleri kalmadığından, yollara düşmüş durumda.<br />
<br />
Ne var ki, biz gene tutturduğumuz yolda gidip geliyoruz. Her sabah kalkıyor, bir gün önce ne yaptıysak tastamam onu yapıp duruyoruz. Durum bundan daha önceki varoluş krizine girildiğindeki gibi değil: o krizde Amerikalılar faşizme karşı koymak için Orduya yazılıp Atlas okyanusunu aşmışlar, ülke topraklarında kalanlar da yeni işlere girmiş, gündelik hayatlarını değiştirmişlerdi.<br />
<br />
İşte iklim hareketinin yeni bir taktikle ortaya çıkması bu yüzden çok iyi haber. İlk olarak geçen Ağustos’ta İsveçli Greta Thunberg’in öncülüğünde uygulamaya konan bu taktik, böyle gelmiş böyle gider anlayışını yıkmayı içeriyor. Bu iş tabii ki okullarda başladı: Aylar içinde dünyanın dört bir yanında milyonlarca genç, derslerini asıp bazen günler boyu süren okul grevlerine gitti. Doğrusunu isterseniz mantıkları kusursuzdu: Gezegenin kurumları, üzerinde yaşayabileceğimiz bir dünya için herhangi bir hazırlık yapma zahmetine katlanmıyor idiyse o zaman biz niye kendimizi hazırlamak için yıllarımızı harcamak zorundaymışız ki? Toplum sözleşmesini siz yırtıp atıyorsanız, biz niye kendimizi o sözleşmeyle bağlı sayacakmışız ki?<br />
<br />
Ve işte şimdi bu gençler biz geri kalanları da kendilerine katılmaya çağırıyor. Bu gençler Mayıs’taki son büyük okul grevinden sonra, bir dahaki greve bizim de katılmamızı istediler. Tarih, 20 Eylül. Yer, kesinlikle her yer. Güney Afrika’da ve Almanya’da büyük sendikalar, işçileri o gün bir günlüğüne izin yapmaya çağırıyor. Ben and Jerry dondurmacısı o gün merkezinin kapılarını kapatıyor (önceden stoklamayı ihmal etmeyin), o gün Lush marka güzellik ve bakım ürünleri almak istiyorduysanız, eh, şansınıza küseceksiniz artık. En büyük kitle hareketi muhtemelen New York şehrinde olacak; o hafta orada BM Genel Kurulu iklim değişikliğini tartışmaya açıyor çünkü, ama ABD’nin bütün eyaletlerinde ve dünyanın bütün ülkelerinde toplantılar, yürüyüşler yapılacak. Hemen hiç şüphe yok ki gezegen tarihinin en büyük iklim eylemi olacak. (Bunun bir parçası olmak istiyorsanız – ki bunu elbette istersiniz – globalclimatestrike.net adresini ziyaret edin.)<br />
<br />
Bu geleneksel anlamda bir grev değil elbette – daha yüksek ücret talep eden kimse yok ortada. Ama biz daha iyi hayat şartları talep ediyoruz. Kelimenin gerçek anlamında söylersek dünya işlemesi gerektiği gibi işlemiyor artık – (araştırmalar gösteriyor ki artan hararet ve rutubet, daha şimdiden insanın çalışma kapasitesini yüzde 10 kadar azaltmış durumda ve bu rakam yüzyıl ortasına kadar iki katına çıkacak.) Ve onun için biz de diyoruz ki, daha iyi şartlara kavuşmanın yolu, eski hamam eski tas anlayışını kırmaktan geçiyor.<br />
<br />
Bu grev, bu tarz eylemlerin sonuncusu olmayacak. Aktivistler şu anda yürütülmekte olan seçim muharebelerinin tam ortasına doluşmuş durumdalar, ayrıca finans camiasını da hedef almaktalar. Bir bilanço çıkmaya başladı bile: Kamuoyu araştırmaları gösteriyor ki genç Amerikalıların gözünde iklim değişikliği, uzak ara en önemli mesele haline gelmiş durumda.<br />
<br />
Ne var ki bu iş yalnızca gençlerle olmaz. Hepimize ihtiyaç var – belki de hayatının büyük kısmını uysal uysal böyle gelmiş böyle gider temeli üzerine kurmuş, kariyerlerinde ve hayat planlarında gerçekten ciddi kesinti ve aksamalarla hiç karşılaşmamış olanlarımızın özellikle işin içine girmesi gerekiyor. İşimiz tastamam bu işte: işler böyle gelmiş böyle gider anlayışını bozmak. Gezegen kendi rahatlık alanını terkederken, bizim de aynı şeyi yapmamız şart. Öyleyse, 20 Eylül’de sokaklarda görüşmek üzere.<br />
<br />
Bill McKibben, 350.org iklim hareketi kurucularından, yazar ve akademisyendir.<br />
<br />
Çeviren: Ömer Madra]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**Bu iklim grevi, gerekli aksatmanın bir parçası**<br />
<br />
Bill McKibben<br />
<br />
Yes! Dergisi, 3 Eylül 2019<br />
<br />
İşler böyle gelmiş böyle gider anlayışı, işte asıl işimizi bitiren şey.<br />
<br />
Kendisini birdenbire muazzam bir fiziksel krizin içinde bulan bir gezegende yaşıyoruz. O kadar çok kömür, gaz ve petrol yakıyoruz ki dünyamızın atmosferi hızla değişiyor ve bu atmosfer değişikliği rekor sıcaklıklar yaratıyor. Temmuz, şimdiye kadar ölçmüş olduğumuz en sıcak ay oldu. Bilimcilerin güvenilir öngörüleri son bir milyar yılın en büyük yokoluş olayının eşiğinde olduğumuzu gösteriyor. İnsanlar muazzam sayılarda ölüyor, yersiz yurtsuz kalıyor; milyonlarcası da, başka çareleri kalmadığından, yollara düşmüş durumda.<br />
<br />
Ne var ki, biz gene tutturduğumuz yolda gidip geliyoruz. Her sabah kalkıyor, bir gün önce ne yaptıysak tastamam onu yapıp duruyoruz. Durum bundan daha önceki varoluş krizine girildiğindeki gibi değil: o krizde Amerikalılar faşizme karşı koymak için Orduya yazılıp Atlas okyanusunu aşmışlar, ülke topraklarında kalanlar da yeni işlere girmiş, gündelik hayatlarını değiştirmişlerdi.<br />
<br />
İşte iklim hareketinin yeni bir taktikle ortaya çıkması bu yüzden çok iyi haber. İlk olarak geçen Ağustos’ta İsveçli Greta Thunberg’in öncülüğünde uygulamaya konan bu taktik, böyle gelmiş böyle gider anlayışını yıkmayı içeriyor. Bu iş tabii ki okullarda başladı: Aylar içinde dünyanın dört bir yanında milyonlarca genç, derslerini asıp bazen günler boyu süren okul grevlerine gitti. Doğrusunu isterseniz mantıkları kusursuzdu: Gezegenin kurumları, üzerinde yaşayabileceğimiz bir dünya için herhangi bir hazırlık yapma zahmetine katlanmıyor idiyse o zaman biz niye kendimizi hazırlamak için yıllarımızı harcamak zorundaymışız ki? Toplum sözleşmesini siz yırtıp atıyorsanız, biz niye kendimizi o sözleşmeyle bağlı sayacakmışız ki?<br />
<br />
Ve işte şimdi bu gençler biz geri kalanları da kendilerine katılmaya çağırıyor. Bu gençler Mayıs’taki son büyük okul grevinden sonra, bir dahaki greve bizim de katılmamızı istediler. Tarih, 20 Eylül. Yer, kesinlikle her yer. Güney Afrika’da ve Almanya’da büyük sendikalar, işçileri o gün bir günlüğüne izin yapmaya çağırıyor. Ben and Jerry dondurmacısı o gün merkezinin kapılarını kapatıyor (önceden stoklamayı ihmal etmeyin), o gün Lush marka güzellik ve bakım ürünleri almak istiyorduysanız, eh, şansınıza küseceksiniz artık. En büyük kitle hareketi muhtemelen New York şehrinde olacak; o hafta orada BM Genel Kurulu iklim değişikliğini tartışmaya açıyor çünkü, ama ABD’nin bütün eyaletlerinde ve dünyanın bütün ülkelerinde toplantılar, yürüyüşler yapılacak. Hemen hiç şüphe yok ki gezegen tarihinin en büyük iklim eylemi olacak. (Bunun bir parçası olmak istiyorsanız – ki bunu elbette istersiniz – globalclimatestrike.net adresini ziyaret edin.)<br />
<br />
Bu geleneksel anlamda bir grev değil elbette – daha yüksek ücret talep eden kimse yok ortada. Ama biz daha iyi hayat şartları talep ediyoruz. Kelimenin gerçek anlamında söylersek dünya işlemesi gerektiği gibi işlemiyor artık – (araştırmalar gösteriyor ki artan hararet ve rutubet, daha şimdiden insanın çalışma kapasitesini yüzde 10 kadar azaltmış durumda ve bu rakam yüzyıl ortasına kadar iki katına çıkacak.) Ve onun için biz de diyoruz ki, daha iyi şartlara kavuşmanın yolu, eski hamam eski tas anlayışını kırmaktan geçiyor.<br />
<br />
Bu grev, bu tarz eylemlerin sonuncusu olmayacak. Aktivistler şu anda yürütülmekte olan seçim muharebelerinin tam ortasına doluşmuş durumdalar, ayrıca finans camiasını da hedef almaktalar. Bir bilanço çıkmaya başladı bile: Kamuoyu araştırmaları gösteriyor ki genç Amerikalıların gözünde iklim değişikliği, uzak ara en önemli mesele haline gelmiş durumda.<br />
<br />
Ne var ki bu iş yalnızca gençlerle olmaz. Hepimize ihtiyaç var – belki de hayatının büyük kısmını uysal uysal böyle gelmiş böyle gider temeli üzerine kurmuş, kariyerlerinde ve hayat planlarında gerçekten ciddi kesinti ve aksamalarla hiç karşılaşmamış olanlarımızın özellikle işin içine girmesi gerekiyor. İşimiz tastamam bu işte: işler böyle gelmiş böyle gider anlayışını bozmak. Gezegen kendi rahatlık alanını terkederken, bizim de aynı şeyi yapmamız şart. Öyleyse, 20 Eylül’de sokaklarda görüşmek üzere.<br />
<br />
Bill McKibben, 350.org iklim hareketi kurucularından, yazar ve akademisyendir.<br />
<br />
Çeviren: Ömer Madra]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**Bu iklim grevi, gerekli aksatmanın bir parçası**

Bill McKibben

Yes! Dergisi, 3 Eylül 2019

İşler böyle gelmiş böyle gider anlayışı, işte asıl işimizi bitiren şey.

Kendisini birdenbire muazzam bir fiziksel krizin içinde bulan bir gezegende yaşıyoruz. O kadar çok kömür, gaz ve petrol yakıyoruz ki dünyamızın atmosferi hızla değişiyor ve bu atmosfer değişikliği rekor sıcaklıklar yaratıyor. Temmuz, şimdiye kadar ölçmüş olduğumuz en sıcak ay oldu. Bilimcilerin güvenilir öngörüleri son bir milyar yılın en büyük yokoluş olayının eşiğinde olduğumuzu gösteriyor. İnsanlar muazzam sayılarda ölüyor, yersiz yurtsuz kalıyor; milyonlarcası da, başka çareleri kalmadığından, yollara düşmüş durumda.

Ne var ki, biz gene tutturduğumuz yolda gidip geliyoruz. Her sabah kalkıyor, bir gün önce ne yaptıysak tastamam onu yapıp duruyoruz. Durum bundan daha önceki varoluş krizine girildiğindeki gibi değil: o krizde Amerikalılar faşizme karşı koymak için Orduya yazılıp Atlas okyanusunu aşmışlar, ülke topraklarında kalanlar da yeni işlere girmiş, gündelik hayatlarını değiştirmişlerdi.

İşte iklim hareketinin yeni bir taktikle ortaya çıkması bu yüzden çok iyi haber. İlk olarak geçen Ağustos’ta İsveçli Greta Thunberg’in öncülüğünde uygulamaya konan bu taktik, böyle gelmiş böyle gider anlayışını yıkmayı içeriyor. Bu iş tabii ki okullarda başladı: Aylar içinde dünyanın dört bir yanında milyonlarca genç, derslerini asıp bazen günler boyu süren okul grevlerine gitti. Doğrusunu isterseniz mantıkları kusursuzdu: Gezegenin kurumları, üzerinde yaşayabileceğimiz bir dünya için herhangi bir hazırlık yapma zahmetine katlanmıyor idiyse o zaman biz niye kendimizi hazırlamak için yıllarımızı harcamak zorundaymışız ki? Toplum sözleşmesini siz yırtıp atıyorsanız, biz niye kendimizi o sözleşmeyle bağlı sayacakmışız ki?

Ve işte şimdi bu gençler biz geri kalanları da kendilerine katılmaya çağırıyor. Bu gençler Mayıs’taki son büyük okul grevinden sonra, bir dahaki greve bizim de katılmamızı istediler. Tarih, 20 Eylül. Yer, kesinlikle her yer. Güney Afrika’da ve Almanya’da büyük sendikalar, işçileri o gün bir günlüğüne izin yapmaya çağırıyor. Ben and Jerry dondurmacısı o gün merkezinin kapılarını kapatıyor (önceden stoklamayı ihmal etmeyin), o gün Lush marka güzellik ve bakım ürünleri almak istiyorduysanız, eh, şansınıza küseceksiniz artık. En büyük kitle hareketi muhtemelen New York şehrinde olacak; o hafta orada BM Genel Kurulu iklim değişikliğini tartışmaya açıyor çünkü, ama ABD’nin bütün eyaletlerinde ve dünyanın bütün ülkelerinde toplantılar, yürüyüşler yapılacak. Hemen hiç şüphe yok ki gezegen tarihinin en büyük iklim eylemi olacak. (Bunun bir parçası olmak istiyorsanız – ki bunu elbette istersiniz – globalclimatestrike.net adresini ziyaret edin.)

Bu geleneksel anlamda bir grev değil elbette – daha yüksek ücret talep eden kimse yok ortada. Ama biz daha iyi hayat şartları talep ediyoruz. Kelimenin gerçek anlamında söylersek dünya işlemesi gerektiği gibi işlemiyor artık – (araştırmalar gösteriyor ki artan hararet ve rutubet, daha şimdiden insanın çalışma kapasitesini yüzde 10 kadar azaltmış durumda ve bu rakam yüzyıl ortasına kadar iki katına çıkacak.) Ve onun için biz de diyoruz ki, daha iyi şartlara kavuşmanın yolu, eski hamam eski tas anlayışını kırmaktan geçiyor.

Bu grev, bu tarz eylemlerin sonuncusu olmayacak. Aktivistler şu anda yürütülmekte olan seçim muharebelerinin tam ortasına doluşmuş durumdalar, ayrıca finans camiasını da hedef almaktalar. Bir bilanço çıkmaya başladı bile: Kamuoyu araştırmaları gösteriyor ki genç Amerikalıların gözünde iklim değişikliği, uzak ara en önemli mesele haline gelmiş ]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/7/3/6/_/uploads/9338390/image_track/3699807/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568386811637.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/000-ak-gazete-klim-acil-ekstra-06092019-bill-mckibben-bu-klim-grevi-gerekli-aksatmann-bir-paras/listen.mp3?s=YKM" length="11274274" />
            <guid isPermaLink="false">3699807</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Fri, 13 Sep 2019 17:00:40 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-13T17:00:40+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>7:49</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İklim Acil / Ekstra - İklim için lâf değil grev var, grev! - 12.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/0000-ak-gazete-klim-acil-ekstra-12092019rec11092019-mer-madra-engin-aydn/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**İklimAcil: İklim için lâf değil grev var, grev!**<br />
<br />
İklimAcil yayınında Ömer Madra Aydın Engin'in T24'te yayınlanan iklim grevi çağrısını seslendiriyor:<br />
"Olanca yaratıcılığınla, hünerinle, inadınla bir eylem biçimi başlat, bulamazsan bir eylem biçim yarat ve adım at"!<br />
<br />
23 Eylül'de New York'ta Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi toplanıyor.<br />
<br />
Lâf salataları birbirini mi izleyecek, yoksa küresel ısınmayı 2030 yılına kadar artırmayacak önlemler üstüne somut ve uygulanabilir öneriler mi dinleyeceğiz?<br />
<br />
Sütten ağzımız yandı, o yüzden yoğurdu üfleyip "Göreceğiz. Şunun şurasında 23 Eylül'e ne kaldı" diyecek ve bekleyeceğiz.<br />
<br />
Ama oturup beklemeyeceğiz. 20 - 27 Eylül haftası bütün dünyada küresel iklim grevi ilan edildi...<br />
<br />
Kim ilan etti?<br />
<br />
Önemli mi?<br />
<br />
Milyonların küresel bir iklim felaketine gittiğimiz gerçeğiyle yüzleşmesi için kocaman bir adım atan İsveçli Greta (Thunberg) ilan etti.<br />
<br />
Hayır, Greta değil, Açık Radyo'da her gün yaklaşan felaketi kafamıza vura vura, bıkıp usanmadan tekrarlayan Ömer Madra ilan etti.<br />
<br />
O da değil. Yeryüzünde, yedi iklim dört bucakta dünyayı plastiğe, betona, kimyasallara boğanlara karşı elele vermiş, kısaca "çevre aktivistleri" diye anılan kadın ve erkekler ilan etti.<br />
<br />
Kuzey kutbunda ebedi sanılan buzullardan kopup okyanusa doğru ağır ağır yol alan küçücük bir buz parçasının üstünde tutunmaya ve hayata tutunmaya çabalayan kutup ayısı ilan etti.<br />
<br />
Afrika'da, Kampala kentinin varoşlarında, Nil'in doğduğu yerde dedesinin, ninesinin, annesinin, babasının su içtiği Nil suyundan içip suya karışmış kimyasallardan hastalanan o karaderili kömür gözlü küçük kız ilan etti.<br />
<br />
Ben ilan ettim...<br />
<br />
Sen ilan ettin.<br />
<br />
Yoksa etmedin mi?<br />
<br />
Peki ne bekliyorsun?..<br />
<br />
Neredeysen, hangi kentte, kasabada, köyde, mezrada isen 20 Eylül günü Küresel İklim Grevi ilan et.<br />
<br />
Tek başına isen bile duraksama, vazgeçme.  20 Eylül gününden itibaren bir hafta boyunca grevdeyiz.<br />
<br />
Bildiğimiz alıştığımız bir grev değil.<br />
<br />
Peki ne?<br />
<br />
Bilmiyorum. Bilen de yok. Bilen olmasına gerek de yok. Olanca yaratıcılığınla, hünerinle, inadınla bir eylem biçimi başlat, bulamazsan bir eylem biçim yarat ve adım at.<br />
<br />
Bu satırlar yazılırken koca Türkiye'de topu topu beş kentten haber geldi.<br />
<br />
İstanbul, Ankara, Ayvalık, Antalya, İzmir.<br />
<br />
Toplantılar, basın açıklamaları, yürüyüşler düzenlenecek.<br />
<br />
O kadar.<br />
<br />
Heeeeeyyyy Diyarbakır!.. Dicle'nın kuruduğu bir geleceğe dört nala gidiyoruz. Kurumuş bir Dicle'ye razı mısın? Ayağa kalk ve 20 Eylül Küresel İklim Grevine olanca yaratıcılığınla katıl.<br />
<br />
Heeeeyy Adana!.. Seyhan köprüsünden "Dellloooo"diye atlarsın ya suya, yakındır suya değil kurumuş, taşlaşmış toprağa düşeceksin. Ayağa kalk. Greve katıl.<br />
<br />
Heyyyyy Edirne!.. Ergene'nin zehirli suları ile sulanmış buğdayı, çeltiği yiyip, ayçiçeği mi çitleyeceksin, yoksa "Grev var grev" diye kükreyip iklim ve çevre cellatlarına meydan mı okuyacaksın?<br />
<br />
Heyyyy Antakya !.. Bir an dur ve gözlerinin önüne Asi Irmağının kurumuş, yer yer çatlamış yatağını getir. Sonrası sana kalmış. Unutma 20 Eylül'de grev var grev...<br />
<br />
Heyyyy İşçiler!.. 70'li yıllarda "DGM'yi ezdik sıra MESS'de" diye haykırıp kuşandığın grev gömleklerini hatırla. Yine kuşan. Bu kez Küresel İklim için, dünyayı yaşanmaz bir gezegene dönüştürecek doğa katillerine karşı...<br />
<br />
1960'ların o direniş ve yiğitlik kokan günlerinde Küçük ve Büyük Menderes ovalarında ağaların saltanatına karşı toprakları işgal eden Atalan, Göllüce köylülerinin, Gerze'de tütün mitinginde alanları dolduranların torunları sıra sizde. Dedelerinize, ninelerinize lâyık torunlar olun, küresel iklim grevi katılımınızı bekliyor...<br />
<br />
Gezi direnişinin hınzır mizahını yaratanlar... Haydi bir kez daha  alanlara o bitirici mizah "silahı"nı salın...<br />
<br />
Yaşı tutanlar, tutmayanlara anlatsın. 1960'da radyolardan yükselen, kimilerini irkilten, ürküten, kimilerini kıvandıran, yüreklendiren o sesi hatırlatsın:<br />
<br />
"İşçiler, köylüler, marabalar, emekçiler, bu ülkenin namuslu insanları..." diye başlayan sesi...<br />
<br />
20 Eylül'de, bu ülkenin her yerinde, her köşesinde, dünyanın geleceğini savunmak için...]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**İklimAcil: İklim için lâf değil grev var, grev!**<br />
<br />
İklimAcil yayınında Ömer Madra Aydın Engin'in T24'te yayınlanan iklim grevi çağrısını seslendiriyor:<br />
"Olanca yaratıcılığınla, hünerinle, inadınla bir eylem biçimi başlat, bulamazsan bir eylem biçim yarat ve adım at"!<br />
<br />
23 Eylül'de New York'ta Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi toplanıyor.<br />
<br />
Lâf salataları birbirini mi izleyecek, yoksa küresel ısınmayı 2030 yılına kadar artırmayacak önlemler üstüne somut ve uygulanabilir öneriler mi dinleyeceğiz?<br />
<br />
Sütten ağzımız yandı, o yüzden yoğurdu üfleyip "Göreceğiz. Şunun şurasında 23 Eylül'e ne kaldı" diyecek ve bekleyeceğiz.<br />
<br />
Ama oturup beklemeyeceğiz. 20 - 27 Eylül haftası bütün dünyada küresel iklim grevi ilan edildi...<br />
<br />
Kim ilan etti?<br />
<br />
Önemli mi?<br />
<br />
Milyonların küresel bir iklim felaketine gittiğimiz gerçeğiyle yüzleşmesi için kocaman bir adım atan İsveçli Greta (Thunberg) ilan etti.<br />
<br />
Hayır, Greta değil, Açık Radyo'da her gün yaklaşan felaketi kafamıza vura vura, bıkıp usanmadan tekrarlayan Ömer Madra ilan etti.<br />
<br />
O da değil. Yeryüzünde, yedi iklim dört bucakta dünyayı plastiğe, betona, kimyasallara boğanlara karşı elele vermiş, kısaca "çevre aktivistleri" diye anılan kadın ve erkekler ilan etti.<br />
<br />
Kuzey kutbunda ebedi sanılan buzullardan kopup okyanusa doğru ağır ağır yol alan küçücük bir buz parçasının üstünde tutunmaya ve hayata tutunmaya çabalayan kutup ayısı ilan etti.<br />
<br />
Afrika'da, Kampala kentinin varoşlarında, Nil'in doğduğu yerde dedesinin, ninesinin, annesinin, babasının su içtiği Nil suyundan içip suya karışmış kimyasallardan hastalanan o karaderili kömür gözlü küçük kız ilan etti.<br />
<br />
Ben ilan ettim...<br />
<br />
Sen ilan ettin.<br />
<br />
Yoksa etmedin mi?<br />
<br />
Peki ne bekliyorsun?..<br />
<br />
Neredeysen, hangi kentte, kasabada, köyde, mezrada isen 20 Eylül günü Küresel İklim Grevi ilan et.<br />
<br />
Tek başına isen bile duraksama, vazgeçme.  20 Eylül gününden itibaren bir hafta boyunca grevdeyiz.<br />
<br />
Bildiğimiz alıştığımız bir grev değil.<br />
<br />
Peki ne?<br />
<br />
Bilmiyorum. Bilen de yok. Bilen olmasına gerek de yok. Olanca yaratıcılığınla, hünerinle, inadınla bir eylem biçimi başlat, bulamazsan bir eylem biçim yarat ve adım at.<br />
<br />
Bu satırlar yazılırken koca Türkiye'de topu topu beş kentten haber geldi.<br />
<br />
İstanbul, Ankara, Ayvalık, Antalya, İzmir.<br />
<br />
Toplantılar, basın açıklamaları, yürüyüşler düzenlenecek.<br />
<br />
O kadar.<br />
<br />
Heeeeeyyyy Diyarbakır!.. Dicle'nın kuruduğu bir geleceğe dört nala gidiyoruz. Kurumuş bir Dicle'ye razı mısın? Ayağa kalk ve 20 Eylül Küresel İklim Grevine olanca yaratıcılığınla katıl.<br />
<br />
Heeeeyy Adana!.. Seyhan köprüsünden "Dellloooo"diye atlarsın ya suya, yakındır suya değil kurumuş, taşlaşmış toprağa düşeceksin. Ayağa kalk. Greve katıl.<br />
<br />
Heyyyyy Edirne!.. Ergene'nin zehirli suları ile sulanmış buğdayı, çeltiği yiyip, ayçiçeği mi çitleyeceksin, yoksa "Grev var grev" diye kükreyip iklim ve çevre cellatlarına meydan mı okuyacaksın?<br />
<br />
Heyyyy Antakya !.. Bir an dur ve gözlerinin önüne Asi Irmağının kurumuş, yer yer çatlamış yatağını getir. Sonrası sana kalmış. Unutma 20 Eylül'de grev var grev...<br />
<br />
Heyyyy İşçiler!.. 70'li yıllarda "DGM'yi ezdik sıra MESS'de" diye haykırıp kuşandığın grev gömleklerini hatırla. Yine kuşan. Bu kez Küresel İklim için, dünyayı yaşanmaz bir gezegene dönüştürecek doğa katillerine karşı...<br />
<br />
1960'ların o direniş ve yiğitlik kokan günlerinde Küçük ve Büyük Menderes ovalarında ağaların saltanatına karşı toprakları işgal eden Atalan, Göllüce köylülerinin, Gerze'de tütün mitinginde alanları dolduranların torunları sıra sizde. Dedelerinize, ninelerinize lâyık torunlar olun, küresel iklim grevi katılımınızı bekliyor...<br />
<br />
Gezi direnişinin hınzır mizahını yaratanlar... Haydi bir kez daha  alanlara o bitirici mizah "silahı"nı salın...<br />
<br />
Yaşı tutanlar, tutmayanlara anlatsın. 1960'da radyolardan yükselen, kimilerini irkilten, ürküten, kimilerini kıvandıran, yüreklendiren o sesi hatırlatsın:<br />
<br />
"İşçiler, köylüler, marabalar, emekçiler, bu ülkenin namuslu insanları..." diye başlayan sesi...<br />
<br />
20 Eylül'de, bu ülkenin her yerinde, her köşesinde, dünyanın geleceğini savunmak için...]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**İklimAcil: İklim için lâf değil grev var, grev!**

İklimAcil yayınında Ömer Madra Aydın Engin'in T24'te yayınlanan iklim grevi çağrısını seslendiriyor:
"Olanca yaratıcılığınla, hünerinle, inadınla bir eylem biçimi başlat, bulamazsan bir eylem biçim yarat ve adım at"!

23 Eylül'de New York'ta Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi toplanıyor.

Lâf salataları birbirini mi izleyecek, yoksa küresel ısınmayı 2030 yılına kadar artırmayacak önlemler üstüne somut ve uygulanabilir öneriler mi dinleyeceğiz?

Sütten ağzımız yandı, o yüzden yoğurdu üfleyip "Göreceğiz. Şunun şurasında 23 Eylül'e ne kaldı" diyecek ve bekleyeceğiz.

Ama oturup beklemeyeceğiz. 20 - 27 Eylül haftası bütün dünyada küresel iklim grevi ilan edildi...

Kim ilan etti?

Önemli mi?

Milyonların küresel bir iklim felaketine gittiğimiz gerçeğiyle yüzleşmesi için kocaman bir adım atan İsveçli Greta (Thunberg) ilan etti.

Hayır, Greta değil, Açık Radyo'da her gün yaklaşan felaketi kafamıza vura vura, bıkıp usanmadan tekrarlayan Ömer Madra ilan etti.

O da değil. Yeryüzünde, yedi iklim dört bucakta dünyayı plastiğe, betona, kimyasallara boğanlara karşı elele vermiş, kısaca "çevre aktivistleri" diye anılan kadın ve erkekler ilan etti.

Kuzey kutbunda ebedi sanılan buzullardan kopup okyanusa doğru ağır ağır yol alan küçücük bir buz parçasının üstünde tutunmaya ve hayata tutunmaya çabalayan kutup ayısı ilan etti.

Afrika'da, Kampala kentinin varoşlarında, Nil'in doğduğu yerde dedesinin, ninesinin, annesinin, babasının su içtiği Nil suyundan içip suya karışmış kimyasallardan hastalanan o karaderili kömür gözlü küçük kız ilan etti.

Ben ilan ettim...

Sen ilan ettin.

Yoksa etmedin mi?

Peki ne bekliyorsun?..

Neredeysen, hangi kentte, kasabada, köyde, mezrada isen 20 Eylül günü Küresel İklim Grevi ilan et.

Tek başına isen bile duraksama, vazgeçme.  20 Eylül gününden itibaren bir hafta boyunca grevdeyiz.

Bildiğimiz alıştığımız bir grev değil.

Peki ne?

Bilmiyorum. Bilen de yok. Bilen olmasına gerek de yok. Olanca yaratıcılığınla, hünerinle, inadınla bir eylem biçimi başlat, bulamazsan bir eylem biçim yarat ve adım at.

Bu satırlar yazılırken koca Türkiye'de topu topu beş kentten haber geldi.

İstanbul, Ankara, Ayvalık, Antalya, İzmir.

Toplantılar, basın açıklamaları, yürüyüşler düzenlenecek.

O kadar.

Heeeeeyyyy Diyarbakır!.. Dicle'nın kuruduğu bir geleceğe dört nala gidiyoruz. Kurumuş bir Dicle'ye razı mısın? Ayağa kalk ve 20 Eylül Küresel İklim Grevine olanca yaratıcılığınla katıl.

Heeeeyy Adana!.. Seyhan köprüsünden "Dellloooo"diye atlarsın ya suya, yakındır suya değil kurumuş, taşlaşmış toprağa düşeceksin. Ayağa kalk. Greve katıl.

Heyyyyy Edirne!.. Ergene'nin zehirli suları ile sulanmış buğdayı, çeltiği yiyip, ayçiçeği mi çitleyeceksin, yoksa "Grev var grev" diye kükreyip iklim ve çevre cellatlarına meydan mı okuyacaksın?

Heyyyy Antakya !.. Bir an dur ve gözlerinin önüne Asi Irmağının kurumuş, yer yer çatlamış yatağını getir. Sonrası sana kalmış. Unutma 20 Eylül'de grev var grev...

Heyyyy İşçiler!.. 70'li yıllarda "DGM'yi ezdik sıra MESS'de" diye haykırıp kuşandığın grev gömleklerini hatırla. Yine kuşan. Bu kez Küresel İklim için, dünyayı yaşanmaz bir gezegene dönüştürecek doğa katillerine karşı...

1960'ların o direniş ve yiğitlik kokan günlerinde Küçük ve Büyük Menderes ovalarında ağaların saltanatına karşı toprakları işgal eden Atalan, Göllüce köylülerinin, Gerze'de tütün mitinginde alanları dolduranların torunları sıra sizde. Dedelerinize, ninelerinize lâyık torunlar olun, küresel iklim grevi katılımınızı bekliyor...

Gezi direnişinin hınzır mizahını yaratanlar... Haydi bir ]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/7/3/4/_/uploads/9338390/image_track/3699763/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568385917437.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/0000-ak-gazete-klim-acil-ekstra-12092019rec11092019-mer-madra-engin-aydn/listen.mp3?s=aIA" length="12309962" />
            <guid isPermaLink="false">3699763</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Fri, 13 Sep 2019 16:44:41 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-13T16:44:41+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>8:33</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[011 - İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 2: Amazon Ormanları - 11.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/011-klim-acil-11092019t24-irin-payzn-mer-madra/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 2: Amazon Ormanları - 11.09.2019**<br />
<br />
Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.<br />
<br />
Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 2: Amazon Ormanları - 11.09.2019**<br />
<br />
Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.<br />
<br />
Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra - Bölüm 2: Amazon Ormanları - 11.09.2019**

Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklim Acil'de tekrar yayında.

Söyleşinin deşifresine şu[ linkten](http://acikradyo.com.tr/iklimacil/iklimacil-sirin-payzin-ve-omer-madra-ozel-yayin) ulaşabilirsiniz.]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/3/7/7/_/uploads/9338390/image_track/3699735/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568385562773.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/011-klim-acil-11092019t24-irin-payzn-mer-madra/listen.mp3?s=LZb" length="9425948" />
            <guid isPermaLink="false">3699735</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Fri, 13 Sep 2019 16:39:54 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-13T16:39:54+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>6:32</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[010 - İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra Özel Yayın - Bölüm 1: İklim Krizine Giriş - 10.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/010-klim-acil-10092019t24-irin-payzn-mer-madra/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra Özel Yayın - Bölüm 1: İklim Krizine Giriş - 10.09.2019**<br />
<br />
*Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklimAcil'de.*<br />
<br />
*Söyleşinin tam metni ile beraber sunuyoruz.*<br />
<br />
**Şirin Payzın’la “Ne Oluyor?”**<br />
<br />
*T24, 23 Ağustos 2019, *<br />
<br />
**Şirin Payzın:** Merhaba T24 izleyicileri,Ömer Madra’yla birlikteyiz. Aslında siyasi gündemin yoğunluğu var ama aslında gündemde çok yer oluşturmasa bile son günlerde yeniden konuşmaya başladık iklim değişimini ve tabi ki yangınları. İzmir alev alev yandı öncesinde Muğla’da yangınlar vardı. Yine Türkiye’nin farklı yerlerde. Yetmedi Türkiye, Yunanistan yandı. Pek çok yerde bölgesel yangınlar görüyoruz ama bugün bütün dünyanın da manşetine çıkan Amazonlardaki yangınlar. Dolayısıyla bu yangınları kim çıkardı. Öyle mi oldu, böyle mi oldu derken bütün dünyayı saran bir yangından bahsediyorum Mecazi anlamda da bu böyle aslında. Çünkü çevre katliamı, küresel ısınma, akabinde Grönland tartışmaları vardı zaten bunu konuşuyorduk. Hemen öncesinde de Kazdağları’ndaki çevre felaketini konuşuyorduk. Şimdi isterseniz bu genel tablodan başlayalım. Programın adı “Ne oluyor?” Ben de size sorayım: ne oluyor?<br />
<br />
**Ömer Madra:** Kutsal kitaplarda da belirtildiği şekilde, bir tarafta cehennem yangınları bir tarafta Nuh tufanı gibi bir tufan var. İkisi bir arada var. Bütün buzullar eriyor ama bir yandan da yangınlar var. Ve tabii çok önemli bir şey de var. Amazon yağmur ormanlarında görülmüş olan yangın tarihteki en büyük rekor seviyesine çıktı. Bu Amazonlar’da kalacak bir mesele değil. Ve giderek bütün rekorları kıracağa benziyor. Benziyor değil, bence öyle. Brezilya başta olmak üzere 4 veya 5 Latin Amerika ülkesinde olan ve dünyanın akciğerleri olarak tanımlanan ve haklı olarak böyle tanımlanan bir yağmur ormanından bahsediyoruz. Çok önemli bir şey var sadece orman ve bazı iddialara göre dünyanın oksijeninin beşte birini sağlamakla kalmıyor başka bir şey var: o da gerek su akıntıları vesilesiyle gerek hava akımları vesilesiyle bütün dünyanın iklimini ve hepimizin iklimini ilgilendiriyor. Amazon’da olan hiçbir şey sade Brezilya başta olmak üzere Amazon’u barındıran diğer Latin Amerika ülkelerinde, yani Kolombiya’da, Bolivya’da, Ekvador’da filan  kalamaz ve bütün hepimizi korkudan titretmesi ve bir an önce harekete geçirmesi gereken birşey. Zaten Fransa Cumhurbaşkanı Macron da Fransa’da toplanan G7 zirvesinde: “Bu küresel bir krizdir. G7’de, burada ele almalıyız!” dedi. Brezilya Cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro da onu aradı ve “hayır sen sömürgecisin” diye saçma sapan bir cevap verdi.  <br />
<br />
**ŞP:** Yani aslında dünyayı vuran savaşlar ve ekonomik krizler değil, iklim krizi daha  şiddetli vuruyor diyorsunuz. Ocak ayından bu güne 72 bin 400 farklı yangın ormanı görmüş amazon ormanları. İnanılmaz bir rakam değil mi? Bugün de açıklamalar vardı: Futbol alanları büyüklüğünde devasa alanlar yanıyor ve dünyanın ciğeri yanıyor.<br />
<br />
**ÖM:** Her dakikada 1 futbol alanı büyüklüğünde bir arazi gidiyor ve biyolojik çeşitlilik denen bir şey var, o gidiyor. Bütün doğa birbirine bağlı. Bütün hayat türleri birbiriyle bağlantılı ve bunun  en zengin olduğu yer Amazon ormanları. Yani bundan daha büyük bir ekolojik çeşitliliği  başka bir yerde bulamazsınız . Dünyadaki ilaçların ana kaynağı da burada. Ve insanlarla hiç temas haline gelmemiş yerliler yaşıyor.  Onları da yok edecek ve bu biyolojik çeşitlilik hayatın temeli – bundan daha önemli bir şey olamaz. <br />
<br />
**Ş.P:** Dünya basınını da takip ediyordum. Çeşitli nedenlerle ortaya konuluyor tabii. Aslında bütün yangın ormanları için söyleniyor. Mesela Amazon’lardaki yangınların oradaki hayvanların beslenmesi için ya da otlanması için açılan alan gösteriyor. Kimine göre madencilik bunun en önemli nedenlerinden bir tanesi. Bilinçsiz maden alanları açmak. Siz nasıl görüyorsunuz? Dünyanın olmasa  da Türkiye’nin ciğerleri olan Kazdağları’nda gördük. Burada insan faktörü mü önemli yoksa genel olarak bu dengesizlik mi bu yangınları beraberinde getiriyor? <br />
<br />
**Ö.M:** Yani bizim uzun zamandan beri Açık Radyo’dan takip etmeye çalıştığımız birşey... Yaklaşık çeyrek yüzyıldır bu işi takip etmeye çalışan biri olarak naçizane söyleyebilirim ki  çok uzun yıllar önce bir eylem sırasında açtığımız bir pankart tamamen geçerli bugün de: ‘İklimi Değil Sistemi Değiştir’ diye. Bütünüyle bir avuç şirketin, yani toplamda global  90 şirketin işi bu: nerdeyse hepsinin adını biliyoruz. Hatta hafif bir gayretle bunu 15’e bile indirebiliriz. Onların emrinde politikacılar. Bütün politikacılar da onların cebinden çıkıyor tabir caizse. Çok yeni bir haber geldi elimize. OpenDemocracy diye bildiğimiz bir site var Açık demokrasi adını taşıyor. İşteonun Brezilya’daki kolu önemli bir haber yapmış: Slaytlarla gösterilmiş. Bolsonaro hükümetinin çeşitli  bakanlarının kendi aralarında konuşup nasıl bu ormanlardaki kaynakları şirketlere peşkeş çekebiliriz. Yerli kabileleri nasıl aradan çıkartırız, hatta yok ederiz, ve bütün bu ormanları kesip yakarak hem hayvancılık endüstrisi, hem kerestecilik endüstrisi, hem de –en önemlisi– petrol ve diğer madenler için alan açarız diye konuşmalar kamuoyuna sızdı.<br />
<br />
**Ş.P:** Yani Macron’a siz kolonicisiniz diye konuşan kişi aslında kendisi global dev şirketleri ülkeye davet eden ve aracılık yapan kişi.<br />
<br />
**Ö.M: **Aynen öeyle. “Yüzbaşı Elektrikli testere” lakaplı bir kişi Yüzbaşılıktan emekli birisi, tamamen faşist görüşlü ama dünyada çok ender  rastladığımız biri insan tipi de değil. Eski başkanı çok büyük bir komployla devirdi ve hapse attırdı yargı organını kullanarak. Amazon yağmur ormanlarını çevreciler yakıyor dedi hiçbir kanıt göstermeden. Her dakikada bir futbol sahası büyüklüğünde bir alanın yanması, gerçekten dünyada olabilecek en büyük tehlike işaretlerinden biri. Ama bununla kalmıyor tabii. Yani yangınlara dönecek olursak şöyle diyelim: Dünyanın bir bölümü yanıyor, öbür bölümü de sular seller altında kalıyor. Bütün rekorlar kırıldı.<br />
<br />
Bu konuda ayrıntılara geçmeden önce bir olgudan bahsedeyim izninizle: Açık Radyo’da “Açık Bilinç” diye bir programımız var. Orada programcımız Güven Güzeldere geçen Temmuz ayında ABD’ninYale üniversitesinde türler arası iletişim üzerine yapılmış bir sempozyumdan bir video gönderdi. Ne olup ne bittiğini bize hayvanların gözünden gösterebilmek için. Dünyada çok iyi “konuşan”, yani Amerikan işaret diline hakim olağanüstü bir dişi goril var: Koko. Paris’te 2015’te büyük iklim zirvesi olmadan önce “dünyada ne oluyor, nasıl gidiyor herşey sence, gidişat üzerinde senin görüşlerin nelerdir?” gibilerinden sorular soruyorlar ve Koko’da 1,5 dakikalık kısa bir videoda işaret diliyle gidişatı kendine göre özetliyor:  Paris'teki 2015 İklim Zirvesi'ne bir video mesajı yollayan Koko, bakıcısı Dr. Penny Patterson'a göre, işaret diliyle katılımcı uluslara seslenerek şöyle diyor: “Ben, Koko. Gorilim. Doğayım. Çiçeğim. İnsanı seviyorum. Gezegeni seviyorum. Ama insan aptal. Koko üzgün. Koko ağlıyor. Gezegeni tamir etmek gerek. Zaman kalmadı. Dünyayı koruyun. Acele edin. Doğa sizi görüyor.” <br />
<br />
Yani dişi goril Koko “doğa seni gözlüyor” diyor insana. “Aptal, aptal!” diye tekrarlıyor. “İnsan aptal!” diyor. Bunu “söyledikten” kısa süre sonra Koko vefat etti. Şimdi şunu ekleyeyim ben de: Her yer yanıyor. Kuzey Kutbunun yanıyor olduğunu birkaç sene önce bana birisi söyleseydi kesinlikle inanmazdım. Buzullarla kaplı bir yer ama bütünüyle yanıyor. Orada turba denen bitki çeşidi var ve için için yanıp duruyor. <br />
<br />
**Ş.P: **Nedeni nedir? Küresel ısınma ve buzulların erimesinin ne gibi bir  tetiklemesi oluyor?<br />
<br />
**Ö.M: **Çok basit bir fizik kuralı. Dünyaya gelen güneş ışınları yeryüzünden tekrar uzaya yayılıyor. Ama eğer sera gazları denilen karbondiyoksit ve eşdeğerleri, özellikle kuzey bölgelerinde sürekli donmuş toprak tabakasının (permafrost) ısının artmasıyla çözülmesi yüzünden metan gazı çıkıyor. Permafrost denen sürekli donmuş tabakadaki fosiller matan salımına yol açıyorlar ve bu gazlar atmosferde yoğunlaşıp dünyayı bir battaniye gibi örtüyor. Ve gelen güneş ışınları uzaya geri dönmüyor. Isı birikiyor. Sera etkisi denmesinin sebebi o. Bunun çok temel bazı fizik kurallarıyla ilgisi var. Albedo denen bir etki var mesela. Beyaz yüzey her zaman güneş ışınlarını büyük ölçüde geri yansıtıyor. Küresel ısınma olmuyor. Fakat  küresel ısınma başladığı zaman eriyen buz altında lacivert bir okyanus yada koyu renk kara parçası ortaya çıkıyor. Ve o yüzde 70 oranında güneş ışınlarını emiyor. Buna pozitif (artı) geri besleme mekanizması deniyor. Son yıllarda bu mekanizma muazzam hızlandı. Bu durumun başka bir şey konuşmaya imkân vermeyecek kadar vahim bir hal aldığını görüyoruz: İşte Amazon’da olan birşeyin hiçbir zaman Amazon’da kalmadığı, Kuzey kutbunda olan hiçbir şeyin de Kuzey kutbunda kalmadığı, çok uzaklardaki bölgelerde de feci etkileri olduğu görülüyor.. .<br />
<br />
**Ş.P: **Şimdi ben de  onu soracaktım. Canım beni ne ilgilendirir küresel ısınma ben buradaki hayatıma bakarım belki bunu söyleyebilirsiniz. Bir vatandaşın çok sıkıcı bulduğu, belki ilgilenmediği bir haber bile neden aslında hepimizin hayatının ortasında olmak zorunda kalıyor?<br />
<br />
**Ö.M: **Sebepleri saymakla bitmez ama en önemlilerinden bir tanesi, gıda sorunu: Aç kalacağız. Düpedüz açlıktan kırılacağız. Olağanüstü sayıda rapor ve yeni bilgi ortaya çıkıyor bu konuda. Hatta yeni bir kitap çıktı. Krizin daha önceki tahminlerin çok daha üstüne çıktığı, daha önceki tahminlerin yetersiz kaldığı üzerine. Denizlerin okyanusların ısınmasıyla ilgili açık kova sistemiyle yapılan ölçüm aletleri yetmedi ve 1990’lardan itibaren çok daha yeni bilimsel ölçüm ve deneyler yapmaya başladık. Şamandıralar filan... Ve gördük ki okyanusların bozulması sandığımızın çok daha ötesinde. Deniz seviyeleri beklenmedik hızla yükseliyor. Bütün dünya sahil şehirlerinin sular altında kalması kesinlikle söz konusu. New York dahil. Bunları 2100’e kadar görmemiz mümkün. Bunun engellenmesi lazım. Kara buzullarının erimesi suların yükselmesine neden oluyor. Bu yalnızca şehrin tamamen sular altında kalması gibi bir durum akla getirmesin. Önce bütün alt yapı sistemlerini mahvedecek tabii sular. Kanalizasyon olmayınca, elektrik sistemi, ulaşım sistemleri çalışmayınca ne yapacaksınız? Bütün metropoller için bu böyle. New York, Florida, İstanbul, İzmir. <br />
<br />
**Ş.P: **Bir taraftan orman yangınları ve su baskınlarıyla uğraşırken  mesela Hindistan da müthiş kuraklık ve kuraklık nedeniyle de göçler var. Bunu görmüyoruz ama  şehir nüfusları kadar insanlar bir yerden bir yere göçüyorlar. Çünkü susuzluk ortaya çıktı.<br />
<br />
**Ö.M: **Evet, kuraklık! Mesela ben Çin için size çok yeni bir araştırmadan söz edebilirim. Kuzey Çin vadisi denen bir yerde yaklaşık 150 milyon insan yaşıyor. Ve 2050’ye kadar bölgenin susuz kalması söz konusu. Susuzluk yalnızca içecek su bulamamak değil tabii: sulama yapamayınca yiyecek üretemeyecek ve açlık başgösterecek. <br />
<br />
**Ş.P:** Peki ne olacak? Bir taraftan dünyanın gidişatı hakkında ciddi endişeler varken diğer taraftan ümitlendiren bir olay, özellikle gençler arasında yükselen iklim aktivistliği. Yani siz Türkiye’de bu işin yıllardır ısrarla öncülüğünü yaptınız. Açık Radyo’nun tutumu böyleydi. Siz bireysel çabalarınızla bunu zorla anlatmaya çalıştınız.  Baktığınız zaman iklim aktivistliği görmeye başladık, konferanslar görmeye başladık. Koca koca şirketlere ve devletlere kafa tutan ve küçücük te olsa bir grup görmeye başladık .<br />
<br />
**Ö.M:** Şimdi geçerken Şu anda koskoca Alaska ormanları olduğu gibi yanıyor. Ortalamaların çok üzerinde sayıda ve şiddette yangın var. Alaska olduğu gibi İspanya’da Kanarya adaları: Gran Canaria adasında 8 bin-9 bin kişi -turistleri saymıyorum- oranın insanları boşaltılmak zorunda kaldı. Ve Grönland’da  5,5 milyon hektarlık bir buz erimesi oldu!<br />
<br />
**Ş.P: **Trump’ın Grönland’ı satın almak istemesinin bir mantığı var. Sizin en başta söylediğiniz petrol . Petrol arama. Global şirketlerin arsız ve bitmek tükenmek bilmez tavırları petrol arama, gaz arama, altın arama, maden arama... Afrika’ya gittiğimizde değerli taş arama. Yani laf olsun diye bakıp geçilemeyecek kadar ciddi bir durum teşkil ediyor. <br />
<br />
**Ö.M.:** Bir bu var, bir de plastik kirlenmesi var. Olağanüstü korkunçlukta.Ve sadece pipetlerden, bir kullanıp atılacak naylon torbalardan ibaret değil: mikroplastik denen maddeler dağılıyor. Okyanuslar bitmiş durumda. Hakikatten dünyanın 3/2 sini oluşturan okyanuslarda giderek canlı çeşitliliği bulmak zor hale geliyor. Çünkü midelerinden 25 cm’lik plastik çıkan su hayvanları var ve bu da petrole, fosil yakıtlara bağlı, çünkü plastik onların yan ürünü. Yani yaşayış tarzımızı değiştirmemiz gerekiyor. Asıl sorun fosil yakıtlarda. Kömür başta olmak üzere petrol ve doğal gazı olduğu gibi yerin altında bırakmak zorundayız.<br />
<br />
Ve rekorlar kırılıyor üstüste. Biraz da ondan bahsedeyim isterseniz. Kayıtlara geçmiş en sıcak yazı geçirmişiz. Haziran en sıcak Haziran oldu, Temmuz ise gelmiş geçmiş en sıcak ay, yani  bütün dünyanın tarihte gördüğü en sıcak ay oldu. Fransa, Almanya, Britanya, Belçika ve Hollanda, kuzey Avrupa ülkeleri gelmiş geçmiş en sıcak günlerini geçirdi. Fransa’da 46 derece! İnsan inanamıyor. Ve Amerika kıtasında Küba, Asya’da Vietnam, Afrika’da Togo  ve Güney Asyada Reunion adaları sıcaklık rekorlarını kırdılar. 350 org’un kurucusu çok yakından ilişkide olduğumuz, dostumuz aktivist ve yazar Bill McKibben 30 yıl sonra iklim krizi konusundaki ikinci kitabı yazdı. “Sendelemek: İnsanlık Kendi Oyununun Sonuna mı Geldi?” diye müthiş ilginç bir kitap yazdı.<br />
<br />
Bill McKibben bu korkunç sıcakların iki bakımdan tehlike arz ettiğini söylüyor. Birincisi şu: bu sıcaklıklar gezegenin canına okuyor. İkincisi, sıcaklar öylesine yaygın ve sıradan hale geliyor ki bu, insanların umudu kesmesine ya da hararet artışı haberlerini kanıksamasına neden oluyor. İnsanlar diyor ki: Yine mi sıcaklık? Yeter yahu. Yani, sürekli yangın yangın, sel sel haberleri vb hararetin kendisi kadar yiyip bitirici oluyor. McKibben böyle diyor. Ama  bu duyarsızlık tam da en yanlış zamana denk geldi. İşte şimdi en korkunç sıcaklıkların yaşandığı dönemde “aman, bana ne!” filan diyemeyiz. Öte yandan, bir de çok önemli haber var: çok önemli bir gelişme oldu: Yenilenebilir enerji, özellikle güneş enerjisinde maliyetler 10 yılda % 90 düştü.  Rüzgâr türbinlerinde de gelişmeler var.… Yani bu kadar ucuzlamışken insanlığın neden topyekûn güneş enerjisi kullanmaya geçmediğini insan merak ediyor: Yenilenebiri enerjiye hızla geçilmemesinde kimlerin etkisi, kimlerin kâr saikleri rol oynuyor diye düşünmeden edemiyor. <br />
<br />
**Ş.P:** Türkiye’de de müthiş bir ilgi oluşmaya başladı. Ama tabii her şeyi öyle yaptığımız gibi bunu da plansız programsız, kontrolsüz yapmaya başladığımız için, ne oldu? İnsanların tarlalarının ortasından yollar açıp, istimlak edip gördükleri her tepenin başına pervaneler ya da rüzgâr gülleri koymaya başladılar. Bu sefer oradaki köylüler ayaklanmaya başladı. Şirketler de kestikleri ağaçları, açtıkları yolları o şekilde bıraktılar, molozları gittiler başka yere bıraktılar. Derken rüzgâr enerjisine karşı büyük bir direnç ve protestolar başladı. Yani bir de böyle bir tarafı var. Buna ne dersiniz? Bu dünyada da böyle şeyler oluyor.<br />
<br />
**Ö.M.:** Yani tabii çok doğru söylüyorsunuz. Halkın iradesi hiçe sayılıyor. Temiz, yenilenebilir enerjiden yana bir siyasi irade olsa, bunlar olmayacak. O zaman, işe girişmeden önce halka danışacaksınız. Basit bir konu ama zor oluyor. Bütün dünyayı kurtaracak olan tek şey var, bunu kavramamız lazım. Bizi de, sizi de, köylüleri de, bütün dünyayı… Fosil yakıtlardan vazgeçip , rüzgâr türbinlerini ve güneş enerjisi panellerini kullanmak. Yer mi yok Konya Ovası’nda? Güneş mi yok?  Bir iklimciyle konuşmuştum Danimarkalı – yıllar önce, radyoyu ziyaret etmişti. Ona sormuştum. Nasıl rüzgâr enerjisini yapıyorsunuz diye. “Asıl siz nasıl yapmıyorsunuz?” diye sordu. Türkiye, rüzgârı da Danimarka’dan fazla olan, üstelik de güneşi dünyada en fazla olan ülkelerden biri. Ama yapılamıyor… Neden? Çünkü siyasi irade eksik. İklim değişikliğinde mücadelede dev adımlar atabileceğimiz açıktı ama siyasi irade olması lazım. Mesel, bunu nasıl yaratacağız? <br />
<br />
İşte o zaman, goril Koko’dan sonra ikinci bir hanımdan bahsetmemiz gerekiyor. O da Rosa Luxemburg. Genel grev taktiğini icat eden insanlardan biri. Çok istisnai bir karakter:  Direnişçi, hem de en zor zamanlarda…  19. yüzyıl sonu Almanya’sında hem kadın olmak gibi müthiş bir dezavantajı var hem de komünist olmak gibi bir dezavantajı var, hem de Yahudi olmak gibi bir dezavantajı var. O günler için kadın olmak da büyük sorun. 1800’lerin sonundan, 1900’lerin başlarından bahsediyoruz.. Üstüne üstlük, sakat bir kadın. Ama işte günümüze ışık tutan bir kadın.  Direnmek ve halkın taban hareketini gerçekleştirecek şey burada. Küresel genel greve gidersek bütün bu dezavantajları giderebilir siyasi irade yaratılmasına katkıda bulunabiliriz.<br />
<br />
Birleşmiş Milletler genel sekreteri António Guterres açıkça söyledi: insanlığın en büyük tehdidi olan iklim krizi içindeyiz. Bunun önüne geçebilmek için bütün dünya milletleri bir araya gelmeliyiz. Yani bunu söyleyen de dünya milletlerinin biricik örgütünün baş yöneticisi. BM’nin New York’taki genel merkezinde bir haftalık bir iklim zirvesi var. Bu kriz meselesi ele alınacak. Dünya liderleri de gelecek. Onlara meselenin aciliyetini duyurmanın tam zamanı ve yeri! Ona karşı da dünyadaki bir üçüncü kadından bahsedebiliriz şimdi. Kadın diyebilirsek ona.Gruta Thunberg diye İsveçli 15 yaşında bir öğrenci kız. Geçen sene, 14 yaşındayken dünyada tek başına iklim grevine başladı. İsveç Parlamentosu önünde. Geçen 20 Ağustos’ta bundan tam bir yıl önce. Fotoğrafta görüldüğü gibi… Şimdi kendisi Atlantik okyanusunda sıfır karbon salımı yapan, yani hiç mazot petrol, vs fosil yakıt kullanmayan, doğada görüldüğü gibi kendi enerjisini kendi üreten bir sistemle çalışan yelkenli teknede BM zirvesine katılmak üzere New York’a yelken açmış.…  Malizia 2 adlı teknede. BM’de gidip bir konuşma yapacak. Sonra bütün dünya milletlerinden iklim aktivistleriyle genel greve katılacak. Greta’nin tek başına başladığı bu eylem şu an bir buçuk milyondan fazla çocukla dünyanın dört bir yanında devam ediyor. 20 – 27 Eylül tarihlerinde çok büyük eylemler olacak. <br />
<br />
**Ş.P :** Neredeyse rol model haline geldi gençler için… Hani mesela şöyle diyebilir miyiz? 68 kuşağında nasıl bir politik nedenlerde sokağa çıkış vardı değil mi? Liberalizm için, açık fikirlilik için, sisteme karşı çıkmak için. Bugün de gençler yavaş yavaş aslında iklim için kadın hakları, hayvan hakları için sokağa çıkıyorlar. Bu üç mesele önemli hale geldi ve temelini gençler oluşturuyor. Ve genç bir kız olması da çok önemli.<br />
<br />
Birçok eleştiriye de maruz kaldı bu kız.<br />
<br />
**Ş.P :**Ne gibi bir eleştiriye maruz kalmış olabilir ki bu kız?<br />
<br />
**Ö.M: **Mesela Brezilya’da falan sakat denildi. Avustralyalı bir köşe yazarı bu kız için kafadan sakat bu dedi. Avustralya’nın en sağcı Murdoch imparatorluğu tabii. Yani kömüre dayalı, dünyanın en kötü iklim yöneticileri olduğu yer Avustralya tabii medeni gibi gözüküyor ama alakası yok. Adani adlı Hintli dev bir kömür şirketinin kârları peşinde ülkeyi kömür ihracatçısı olarak pompalıyorlar. Bu kafadan sakat kızı kim dinleyecek falan diyorlar. Asperger sendromu var. “Ama bu benim için büyük bir avantajdır, güç kaynağıdır” diyor Greta da. <br />
<br />
**Ş.P: **Ben bile bunu söyledim. İşte babası hikâyesini satmak için şirketlerden para almış. Bunlar konuşulan şeyler. Ama zaten sivil aktivistler mutlaka bir kulp takılmıyor mu? Ya terörist oluyorlar, ya parayla satın alınmış oluyorlar.<br />
<br />
**Ö.M.: **Çok doğru bir soru. Ama Greta işte o şirketler için çok büyük tehlike oluşturuyor. Zaten Greta’nın kendisi de söyledi. OPEC yani petrol ihraç eden ülkeler örgütü, dünyanın en güçlü ve zengin örgütü sayılabilir, işte onun genel sekreteri, “Greta bizim en büyük düşmanımız. Bizi mahvetmek isteyen bir kadın, kârlarımızı engellemeye kalkıyor, o bizim düşmanımız!” dedi. Greta da hemen twit attı ve cevap verdi: “Çok memnum oldum. Evet. Verdiğiniz cevaplar, bizim ne kadar etkili olduğumuzu gösteriyor, bizi tehdit olarak görüyorsunuz, bu da iyi birşey” dedi.<br />
<br />
Onun çoğu insandan daha keskin, net bir bakışı var. Asperger sendromlulara yalan söylenemiyor. Böyle bir özellikleri var. Siyah beyazdan ibaret gördüklerinden bahsediyor Greta. Ama bu bir hastalık, ya da kötü birşey değil. Hiç Kimse Dünyayı Değiştiremeyecek Kadar Küçük Değildir  başlıklı küçük ama etkili bir kitabı var. Bir tane de ailesiyle ilişkili kitabı var. Aslında şunu söylüyor Greta: “Bizi yalnız bırakamazsınız” diyor. “Büyüklerin biz kendi geleceğimizi yaşayacağız, sizse kendi geleceğinizi yaşayamayacaksınız” demesine karşı çıkıyor. Bir reklam yapayım: Açık Radyo’da Ümit Şahinle birlikte on yıldır yaptığımız bir program var “Açık Yeşil” diye. Onun birinci cildini yayınladık Can Yayınları’ndan çıktı. Alt başlığı:“Teorisi ve pratiği ile bir ekoloji rehberi”. İşte bu kitabın girişinde Greta’yla yaptığımız bir söyleşi de var. Katowiçe’de BM İklim zirvesinde Ümit Şahin yaptı bu mülakatı. Her  şeyi bu kısa söyleşide de çok net anlatıyor. Çocukların öncülüğü konusunu da tuhaf bir şekilde 2015’te New York’taki büyük bir iklim zirvesine katıldığımda keşfetmiştim. Orada ilk defa çocukların nelere kaadir olacağını büyük bir hayret ve sevinçle görmüştüm. Birinin elinde bir pankart vardı mesela: “Biz büyüyünce de yaşamak istiyoruz” diyorlardı. Yani müthiş esprili ve keskin bir şey. Greta’nın geleceği daha oralardan belliydi. Şimdi bir buçuk milyon çocuk var dünya grevine giden. Tarihin en büyük iklim eylemi, kitle hareketi olabilir bu.<br />
<br />
**Ş.P: **Şimdi yani biraz önce siz söylerken benim aklıma başka bir şey geldi. Siz demiştiniz ki çok kötü bir zamana geldi. Dünya yanıyor, aynı zamanda buzullar eriyor. Aynı zamanda tufanlar oluyor ve aynı zamanda işte bu kötü zamanlama bir de üstüne üstlük popülist dünya liderleri, paradan başka bir şey düşünmeyen liderlerin dünyayı yönettiği bir dönemden geçiyor olması çok zorlaştırıyor bu durumu. Şimdi siz bunları anlatınca izleyenlerimiz, dinleyenlerimiz diyecek ki bir milyon çocuk eylem yapıyor, ee? Kim bu global şirketleri yenebilecek, ee? Ne değişecek ki sokaklara çıksak? Öyle mi gerçekten? Sokağa çıkmak çok şey ifade eder mi sizce de? <br />
<br />
Hayati soru bu. Yani Rosa Luxemburg’un söyledikleri bu anlamda boşuna değildi. Sadece taban hareketiyle siyasi iktidarları, kuvvet merkezlerini etkilemenin mümkün olduğunu, genel grevin teorisiyle birleştiriyordu o. Aslında sizin programda Türkiye’de ki Greta’lardan bahsetsek ya da onları programa konuk alsanız ne iyi olur. Atlas Sarrafoğlu var mesela, 12 yaşında. Müthiş çalışmalar yapıyorlar. Şimdi mesela Brezilya Konsolosluğu’nun önünde eylemdelerdi. Bo yağrur ormanı yangınlarını çıkarıyor diye hükümeti eleştiren. Büyük bir hareket var. Benim kendi memleketim Ayvalık’ta greve giden kız çocukları var mesela Ege ile Gökçe gibi. Şu an 20 Eylül’e odaklanmış durumdayız artık yani. Bir yıl sonra çocuklar şimdi yeni bir hareket yapıyor. Yetişkinlerden, büyüklerden kendilerine katılmalarını istiyorlar. Her yaştan insanın katıldığı ilk iklim grevi 20 Eylül’de yapılacak. Dünyanın gördüğü en büyük iklim eylemi olabilir.<br />
<br />
**Ş.P :** Nasıl bir şey olacak sizce? Nasıl bir grev nasıl katılım sağlanacak?<br />
<br />
**Ö.M.:** Şöyle, bir kere takipte kalmak gerekiyor. “Çocuktan alın haberi ve takipte kalın!...” diye bitirdik bu kitabın önsözünü. Bazı ülkelerde genel grev 27 Eylül’de olacak, daha tam netleşmemiş o. Ama o günün bir saatinde insanlar işlerini bırakacak: kimi ağaç dikmeye gidecek. Öteki, protesto eylemlerine katılacak. Protesto eylemleri de büyük bir çeşitlilik gösteriyor – hangi coğrafyada bulunduğunuza bağlı olarak. Mesela işte gezegenin farklı yerlerinde kimi insanlar petrol boru hatlarının, doğalgaz boru hatlarının – doğalgaz demekten de hoşlanmıyorum. Gaz işte yani fosil yakıt – önünde oturacaklar. Kimileri çalıştıkları kurumlardan fosil yakıt şirketlerine hisse senetlerine yapılan yatırımları geri çekmesini isteyecekler. Büyük petrol yatırımları var. Yatırımları geri çekme (divestment) kampanyaları sonunda trilyon dolarlık yatırımın geri çekilmesini sağladılar. Kimileri de Birleşmiş Milletler üye ülkelerinin karbon salımlarını azaltma taahhütlerini takip ediyorlar. Mesela Türkiye de Paris iklim anlaşmasını imzaladı ama meclisten geçirip onayını sağlamadı ve anlaşmaya teknik anlamda tüaraf olmadı. İmzacı kaldı. Kimi aktivistler de bunun devamının getirilmesini istiyorlar. Türkiye’nin dışında belli başlı devletler arasında bir tek İran, Irak ve Rusya kaldı Paris anlaşmasını onaylamayan. Onaylamak gerekiyor. Meclisten geçirmek. Ve Türkiye bunu yapmıyor ısrarla. Bunları da Atlas Sarrafoğlu bizzat bakana sordu. Telefonu da hatta elinden hafifçe çekerek. Genç aktivist 12 yaşındaki Atlas, “Siz Paris Antlaşması’nı biliyor musunuz?” dedi Orman bakanına. “Ben bir bakan olarak bütün anlaşmaları bilmek durumundayım dedi bakan da. Atlas, “Güzel” dedi. “O zaman Meclisten geçirilmesi ve onaylanması hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sordu. Çok önemli bu taahhütler.<br />
<br />
En sonunda bir de şunu söyleyeyim: Kimileri karbon vergisi konulmasını istiyor. Kimileri Yeşil Yeni Düzen (Green New Deal). Amerika Birleşik Devletleri’nde senatör Bernie Sanders ve başka genç kongre üyesi kadınlar var Alexandria Ocasio – Cortez (AC) gibi. Onlar artık böyle II. Dünya Savaşı”nda Nazilere karşı girişlen seferberlik gibi böyle savaş hali havasına girilmesini istiyor artık. ABD İkinci Dünya Savaşı’na girerken nasıl bütün fabrikalarını değiştirdi, dünyayı Naziler’den kurtarmak için bütün endüstriyi değiştirdi. Şimdi aynını yapması gerekir diyorlar. Ünlü şefler aşçılar, oyuncular, sporcular, Hollywood yıldızları, hatta bazı zengin şirket yöneticileri de bu 20 Eylül genel grevine katılmaya herkesi davet ettiler.<br />
<br />
**Ş.P:** Dünya’dan Türkiye’ye dönecek olursak. Çok ciddi bir problemle karşı karşıyayız. Sizlerle yayın öncesinde konuşuyorduk. İzmir yandı. İzmir’in hakikaten yaşadığı büyük bir olaydı. Hala biz Çevre Bakanı’nın uçak verelim mi vermeyelim mi? Türk Hava Kurumu yok CHP İle mi işbirliği yapıyor? Biz bunları konuşuyoruz ama 5 bin hektar alanın yandığını İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer açıkladı.<br />
<br />
**Ö.M.:** Ona geçmeden bir tek şey daha söyleyelim izninizle: Brezilya devlet başkanı, yani o hileyle Başkan seçilmiş faşist Bolsonaro, orman yangınlarını Greenpeace’in adını vermeden, ama kesin onu kestederek “STK’lar yaktı!” demişti. Sonra ben öyle birşey demedim dedi. İşte Macron’a sömürgeci kafası bu dedi. Sonunda da bugünkü bir haberde “Amazonlar’daki yangınla mücadele edecek gücümüz yok” diyor. Yani ne diyeceğimi hakikaten bilemiyorum. Şimdi Türkiye’de orman bakanı da İzmir’de ki yangına geçersek – İzmir Karabağlar’daki üç gün süren yangında bütün o uçak tartışmalarını geçiyorum, uçak kullanılmaması falan – toplam yanan alan 500 hektar olarak ifade edildi. Bizzat orman bakanı tarafından. Fakat İzmir Büyükşehir Belediyea Başkanı “bizim yaptığımız tespitlere göre” diyor “5 bin hektar alanında bir ormanın yandığını gösteriyor.” Böyle diyor. Bakanın söylediğinin 10 katı fazla yer yanmış! Bu 7 bin futbol sahasına tekabül ediyor benim hesabıma göre. Bana sorarsanız Türkiye açısından asrın skandallarından biridir. İzmir Belediye Başkanı Soyer de “İzmir’in gördüğü en büyük yangınlardan biri” diyor. Tam olarak ne kadar alan yandığı konusunda daha bir açıklama henüz görmedim. Tuhaf değil mi? Alaska’daki yangınlar hakkında da aynı şekilde, hiçbir açıklama yapmıyorlar yani. <br />
<br />
**Ş.P: **Çünkü orada siyasi nedenler var. Siyasi güç devşirme üzerinden gittiği için tartışma politikacıların eline düştüğü için böyle oluyor. Kaz Dağları’nda Kanadalı şirketin açtığı büyük yarayı konuşuyoruz. Direniş devam ediyor. Size sorduğum soru. Aktivizm neyi değiştirebilir ki? Aslında Kaz Dağları’nda belki şu anda maden ocağını kapattıramadı ama… Bırakalım Karadeniz’de ki kadınların HES direnişlerinden, maden ocakları altınla siyanür aramaya yapılan direnişlere kadar en azından yeni nesli bilinçlendirmiş oluyorsunuz. Bu küresel iklim konusunda Türkiye’de kitlesel olarak yapılabilecek bir şey olacak mı?<br />
<br />
**Ö.M.:** Bence olacak. Açık Radyo’da haftanın her günü beş dakikalık İklimAcil diye, bir programımız Eylül başında başlayacak. 20 Eylül’ü hedefleyen bütün haberleri vermeye çalışacağız. Sizinle tabii ve bu konudaki duyarlı medyayla paslaşmamız şart. Ben şöyle bitireyim isterseniz. 20 Eylül Dünya Genel Grevi  paha biçilmez değerde. Tek bir iklim grevi, çözmez tabii iklim krizini. Ama öğrenciler nasıl yılmadılar bir senedir ve sebat ettiler. Yetişkinlerin de şimdi aynı direnci göstermeleri gerekiyor.<br />
<br />
Değerli aktivist dostumuz yazar ve akademisyen **Bill McKibben** şöyle yazıyor: 20 Eylül grevi iki değerli ilkeyi içeriyor. *Birincisi*, iklim krizinin çözümü. İşler böyle gelmiş böyle gider anlayışının yıkılması. Yani her sabah yataktan kalkınca eskisi gibi davranmaya devam edemeyiz. Mesela sürekli et tüketerek olmaz. Yani hayvancılık endüstrisi muazzam bir iklim krizine yol açıyor. Bunun değişmesi gerekiyor. Bir acil durum halindeyiz biz. Tam bir kriz durumundayız: acil durum. Ama değişime dair hiçbir işaret yok. Ertesi gün yine eski hayatımıza devam ediyoruz. Yani yetişkinler iş bırakma eylemine katılımı bir dönüştürücü değişimin işareti olarak görmeliler.<br />
<br />
*İkinci *ilke de şu: yetişkinler yetişkin gibi hareket etmeli. On beş yaşındaki çocuklara “onlar bu işe baksın biz bakamayız, uğraşamayız” diyemeyiz. McKibben yeni yazısını şu cümlelerle bitiriyor: “Umutsuzluğa kapıldığı için insanları hoş görebiliriz tabii ama kaçarlarsa onları hoş göremeyiz. Özellikle en umutsuz anlarda insanlar arasında dayanışma elzemdir. Şarttır. Bir çocuk yardım istiyorsa, ona yardım ederiz.”]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra Özel Yayın - Bölüm 1: İklim Krizine Giriş - 10.09.2019**<br />
<br />
*Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklimAcil'de.*<br />
<br />
*Söyleşinin tam metni ile beraber sunuyoruz.*<br />
<br />
**Şirin Payzın’la “Ne Oluyor?”**<br />
<br />
*T24, 23 Ağustos 2019, *<br />
<br />
**Şirin Payzın:** Merhaba T24 izleyicileri,Ömer Madra’yla birlikteyiz. Aslında siyasi gündemin yoğunluğu var ama aslında gündemde çok yer oluşturmasa bile son günlerde yeniden konuşmaya başladık iklim değişimini ve tabi ki yangınları. İzmir alev alev yandı öncesinde Muğla’da yangınlar vardı. Yine Türkiye’nin farklı yerlerde. Yetmedi Türkiye, Yunanistan yandı. Pek çok yerde bölgesel yangınlar görüyoruz ama bugün bütün dünyanın da manşetine çıkan Amazonlardaki yangınlar. Dolayısıyla bu yangınları kim çıkardı. Öyle mi oldu, böyle mi oldu derken bütün dünyayı saran bir yangından bahsediyorum Mecazi anlamda da bu böyle aslında. Çünkü çevre katliamı, küresel ısınma, akabinde Grönland tartışmaları vardı zaten bunu konuşuyorduk. Hemen öncesinde de Kazdağları’ndaki çevre felaketini konuşuyorduk. Şimdi isterseniz bu genel tablodan başlayalım. Programın adı “Ne oluyor?” Ben de size sorayım: ne oluyor?<br />
<br />
**Ömer Madra:** Kutsal kitaplarda da belirtildiği şekilde, bir tarafta cehennem yangınları bir tarafta Nuh tufanı gibi bir tufan var. İkisi bir arada var. Bütün buzullar eriyor ama bir yandan da yangınlar var. Ve tabii çok önemli bir şey de var. Amazon yağmur ormanlarında görülmüş olan yangın tarihteki en büyük rekor seviyesine çıktı. Bu Amazonlar’da kalacak bir mesele değil. Ve giderek bütün rekorları kıracağa benziyor. Benziyor değil, bence öyle. Brezilya başta olmak üzere 4 veya 5 Latin Amerika ülkesinde olan ve dünyanın akciğerleri olarak tanımlanan ve haklı olarak böyle tanımlanan bir yağmur ormanından bahsediyoruz. Çok önemli bir şey var sadece orman ve bazı iddialara göre dünyanın oksijeninin beşte birini sağlamakla kalmıyor başka bir şey var: o da gerek su akıntıları vesilesiyle gerek hava akımları vesilesiyle bütün dünyanın iklimini ve hepimizin iklimini ilgilendiriyor. Amazon’da olan hiçbir şey sade Brezilya başta olmak üzere Amazon’u barındıran diğer Latin Amerika ülkelerinde, yani Kolombiya’da, Bolivya’da, Ekvador’da filan  kalamaz ve bütün hepimizi korkudan titretmesi ve bir an önce harekete geçirmesi gereken birşey. Zaten Fransa Cumhurbaşkanı Macron da Fransa’da toplanan G7 zirvesinde: “Bu küresel bir krizdir. G7’de, burada ele almalıyız!” dedi. Brezilya Cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro da onu aradı ve “hayır sen sömürgecisin” diye saçma sapan bir cevap verdi.  <br />
<br />
**ŞP:** Yani aslında dünyayı vuran savaşlar ve ekonomik krizler değil, iklim krizi daha  şiddetli vuruyor diyorsunuz. Ocak ayından bu güne 72 bin 400 farklı yangın ormanı görmüş amazon ormanları. İnanılmaz bir rakam değil mi? Bugün de açıklamalar vardı: Futbol alanları büyüklüğünde devasa alanlar yanıyor ve dünyanın ciğeri yanıyor.<br />
<br />
**ÖM:** Her dakikada 1 futbol alanı büyüklüğünde bir arazi gidiyor ve biyolojik çeşitlilik denen bir şey var, o gidiyor. Bütün doğa birbirine bağlı. Bütün hayat türleri birbiriyle bağlantılı ve bunun  en zengin olduğu yer Amazon ormanları. Yani bundan daha büyük bir ekolojik çeşitliliği  başka bir yerde bulamazsınız . Dünyadaki ilaçların ana kaynağı da burada. Ve insanlarla hiç temas haline gelmemiş yerliler yaşıyor.  Onları da yok edecek ve bu biyolojik çeşitlilik hayatın temeli – bundan daha önemli bir şey olamaz. <br />
<br />
**Ş.P:** Dünya basınını da takip ediyordum. Çeşitli nedenlerle ortaya konuluyor tabii. Aslında bütün yangın ormanları için söyleniyor. Mesela Amazon’lardaki yangınların oradaki hayvanların beslenmesi için ya da otlanması için açılan alan gösteriyor. Kimine göre madencilik bunun en önemli nedenlerinden bir tanesi. Bilinçsiz maden alanları açmak. Siz nasıl görüyorsunuz? Dünyanın olmasa  da Türkiye’nin ciğerleri olan Kazdağları’nda gördük. Burada insan faktörü mü önemli yoksa genel olarak bu dengesizlik mi bu yangınları beraberinde getiriyor? <br />
<br />
**Ö.M:** Yani bizim uzun zamandan beri Açık Radyo’dan takip etmeye çalıştığımız birşey... Yaklaşık çeyrek yüzyıldır bu işi takip etmeye çalışan biri olarak naçizane söyleyebilirim ki  çok uzun yıllar önce bir eylem sırasında açtığımız bir pankart tamamen geçerli bugün de: ‘İklimi Değil Sistemi Değiştir’ diye. Bütünüyle bir avuç şirketin, yani toplamda global  90 şirketin işi bu: nerdeyse hepsinin adını biliyoruz. Hatta hafif bir gayretle bunu 15’e bile indirebiliriz. Onların emrinde politikacılar. Bütün politikacılar da onların cebinden çıkıyor tabir caizse. Çok yeni bir haber geldi elimize. OpenDemocracy diye bildiğimiz bir site var Açık demokrasi adını taşıyor. İşteonun Brezilya’daki kolu önemli bir haber yapmış: Slaytlarla gösterilmiş. Bolsonaro hükümetinin çeşitli  bakanlarının kendi aralarında konuşup nasıl bu ormanlardaki kaynakları şirketlere peşkeş çekebiliriz. Yerli kabileleri nasıl aradan çıkartırız, hatta yok ederiz, ve bütün bu ormanları kesip yakarak hem hayvancılık endüstrisi, hem kerestecilik endüstrisi, hem de –en önemlisi– petrol ve diğer madenler için alan açarız diye konuşmalar kamuoyuna sızdı.<br />
<br />
**Ş.P:** Yani Macron’a siz kolonicisiniz diye konuşan kişi aslında kendisi global dev şirketleri ülkeye davet eden ve aracılık yapan kişi.<br />
<br />
**Ö.M: **Aynen öeyle. “Yüzbaşı Elektrikli testere” lakaplı bir kişi Yüzbaşılıktan emekli birisi, tamamen faşist görüşlü ama dünyada çok ender  rastladığımız biri insan tipi de değil. Eski başkanı çok büyük bir komployla devirdi ve hapse attırdı yargı organını kullanarak. Amazon yağmur ormanlarını çevreciler yakıyor dedi hiçbir kanıt göstermeden. Her dakikada bir futbol sahası büyüklüğünde bir alanın yanması, gerçekten dünyada olabilecek en büyük tehlike işaretlerinden biri. Ama bununla kalmıyor tabii. Yani yangınlara dönecek olursak şöyle diyelim: Dünyanın bir bölümü yanıyor, öbür bölümü de sular seller altında kalıyor. Bütün rekorlar kırıldı.<br />
<br />
Bu konuda ayrıntılara geçmeden önce bir olgudan bahsedeyim izninizle: Açık Radyo’da “Açık Bilinç” diye bir programımız var. Orada programcımız Güven Güzeldere geçen Temmuz ayında ABD’ninYale üniversitesinde türler arası iletişim üzerine yapılmış bir sempozyumdan bir video gönderdi. Ne olup ne bittiğini bize hayvanların gözünden gösterebilmek için. Dünyada çok iyi “konuşan”, yani Amerikan işaret diline hakim olağanüstü bir dişi goril var: Koko. Paris’te 2015’te büyük iklim zirvesi olmadan önce “dünyada ne oluyor, nasıl gidiyor herşey sence, gidişat üzerinde senin görüşlerin nelerdir?” gibilerinden sorular soruyorlar ve Koko’da 1,5 dakikalık kısa bir videoda işaret diliyle gidişatı kendine göre özetliyor:  Paris'teki 2015 İklim Zirvesi'ne bir video mesajı yollayan Koko, bakıcısı Dr. Penny Patterson'a göre, işaret diliyle katılımcı uluslara seslenerek şöyle diyor: “Ben, Koko. Gorilim. Doğayım. Çiçeğim. İnsanı seviyorum. Gezegeni seviyorum. Ama insan aptal. Koko üzgün. Koko ağlıyor. Gezegeni tamir etmek gerek. Zaman kalmadı. Dünyayı koruyun. Acele edin. Doğa sizi görüyor.” <br />
<br />
Yani dişi goril Koko “doğa seni gözlüyor” diyor insana. “Aptal, aptal!” diye tekrarlıyor. “İnsan aptal!” diyor. Bunu “söyledikten” kısa süre sonra Koko vefat etti. Şimdi şunu ekleyeyim ben de: Her yer yanıyor. Kuzey Kutbunun yanıyor olduğunu birkaç sene önce bana birisi söyleseydi kesinlikle inanmazdım. Buzullarla kaplı bir yer ama bütünüyle yanıyor. Orada turba denen bitki çeşidi var ve için için yanıp duruyor. <br />
<br />
**Ş.P: **Nedeni nedir? Küresel ısınma ve buzulların erimesinin ne gibi bir  tetiklemesi oluyor?<br />
<br />
**Ö.M: **Çok basit bir fizik kuralı. Dünyaya gelen güneş ışınları yeryüzünden tekrar uzaya yayılıyor. Ama eğer sera gazları denilen karbondiyoksit ve eşdeğerleri, özellikle kuzey bölgelerinde sürekli donmuş toprak tabakasının (permafrost) ısının artmasıyla çözülmesi yüzünden metan gazı çıkıyor. Permafrost denen sürekli donmuş tabakadaki fosiller matan salımına yol açıyorlar ve bu gazlar atmosferde yoğunlaşıp dünyayı bir battaniye gibi örtüyor. Ve gelen güneş ışınları uzaya geri dönmüyor. Isı birikiyor. Sera etkisi denmesinin sebebi o. Bunun çok temel bazı fizik kurallarıyla ilgisi var. Albedo denen bir etki var mesela. Beyaz yüzey her zaman güneş ışınlarını büyük ölçüde geri yansıtıyor. Küresel ısınma olmuyor. Fakat  küresel ısınma başladığı zaman eriyen buz altında lacivert bir okyanus yada koyu renk kara parçası ortaya çıkıyor. Ve o yüzde 70 oranında güneş ışınlarını emiyor. Buna pozitif (artı) geri besleme mekanizması deniyor. Son yıllarda bu mekanizma muazzam hızlandı. Bu durumun başka bir şey konuşmaya imkân vermeyecek kadar vahim bir hal aldığını görüyoruz: İşte Amazon’da olan birşeyin hiçbir zaman Amazon’da kalmadığı, Kuzey kutbunda olan hiçbir şeyin de Kuzey kutbunda kalmadığı, çok uzaklardaki bölgelerde de feci etkileri olduğu görülüyor.. .<br />
<br />
**Ş.P: **Şimdi ben de  onu soracaktım. Canım beni ne ilgilendirir küresel ısınma ben buradaki hayatıma bakarım belki bunu söyleyebilirsiniz. Bir vatandaşın çok sıkıcı bulduğu, belki ilgilenmediği bir haber bile neden aslında hepimizin hayatının ortasında olmak zorunda kalıyor?<br />
<br />
**Ö.M: **Sebepleri saymakla bitmez ama en önemlilerinden bir tanesi, gıda sorunu: Aç kalacağız. Düpedüz açlıktan kırılacağız. Olağanüstü sayıda rapor ve yeni bilgi ortaya çıkıyor bu konuda. Hatta yeni bir kitap çıktı. Krizin daha önceki tahminlerin çok daha üstüne çıktığı, daha önceki tahminlerin yetersiz kaldığı üzerine. Denizlerin okyanusların ısınmasıyla ilgili açık kova sistemiyle yapılan ölçüm aletleri yetmedi ve 1990’lardan itibaren çok daha yeni bilimsel ölçüm ve deneyler yapmaya başladık. Şamandıralar filan... Ve gördük ki okyanusların bozulması sandığımızın çok daha ötesinde. Deniz seviyeleri beklenmedik hızla yükseliyor. Bütün dünya sahil şehirlerinin sular altında kalması kesinlikle söz konusu. New York dahil. Bunları 2100’e kadar görmemiz mümkün. Bunun engellenmesi lazım. Kara buzullarının erimesi suların yükselmesine neden oluyor. Bu yalnızca şehrin tamamen sular altında kalması gibi bir durum akla getirmesin. Önce bütün alt yapı sistemlerini mahvedecek tabii sular. Kanalizasyon olmayınca, elektrik sistemi, ulaşım sistemleri çalışmayınca ne yapacaksınız? Bütün metropoller için bu böyle. New York, Florida, İstanbul, İzmir. <br />
<br />
**Ş.P: **Bir taraftan orman yangınları ve su baskınlarıyla uğraşırken  mesela Hindistan da müthiş kuraklık ve kuraklık nedeniyle de göçler var. Bunu görmüyoruz ama  şehir nüfusları kadar insanlar bir yerden bir yere göçüyorlar. Çünkü susuzluk ortaya çıktı.<br />
<br />
**Ö.M: **Evet, kuraklık! Mesela ben Çin için size çok yeni bir araştırmadan söz edebilirim. Kuzey Çin vadisi denen bir yerde yaklaşık 150 milyon insan yaşıyor. Ve 2050’ye kadar bölgenin susuz kalması söz konusu. Susuzluk yalnızca içecek su bulamamak değil tabii: sulama yapamayınca yiyecek üretemeyecek ve açlık başgösterecek. <br />
<br />
**Ş.P:** Peki ne olacak? Bir taraftan dünyanın gidişatı hakkında ciddi endişeler varken diğer taraftan ümitlendiren bir olay, özellikle gençler arasında yükselen iklim aktivistliği. Yani siz Türkiye’de bu işin yıllardır ısrarla öncülüğünü yaptınız. Açık Radyo’nun tutumu böyleydi. Siz bireysel çabalarınızla bunu zorla anlatmaya çalıştınız.  Baktığınız zaman iklim aktivistliği görmeye başladık, konferanslar görmeye başladık. Koca koca şirketlere ve devletlere kafa tutan ve küçücük te olsa bir grup görmeye başladık .<br />
<br />
**Ö.M:** Şimdi geçerken Şu anda koskoca Alaska ormanları olduğu gibi yanıyor. Ortalamaların çok üzerinde sayıda ve şiddette yangın var. Alaska olduğu gibi İspanya’da Kanarya adaları: Gran Canaria adasında 8 bin-9 bin kişi -turistleri saymıyorum- oranın insanları boşaltılmak zorunda kaldı. Ve Grönland’da  5,5 milyon hektarlık bir buz erimesi oldu!<br />
<br />
**Ş.P: **Trump’ın Grönland’ı satın almak istemesinin bir mantığı var. Sizin en başta söylediğiniz petrol . Petrol arama. Global şirketlerin arsız ve bitmek tükenmek bilmez tavırları petrol arama, gaz arama, altın arama, maden arama... Afrika’ya gittiğimizde değerli taş arama. Yani laf olsun diye bakıp geçilemeyecek kadar ciddi bir durum teşkil ediyor. <br />
<br />
**Ö.M.:** Bir bu var, bir de plastik kirlenmesi var. Olağanüstü korkunçlukta.Ve sadece pipetlerden, bir kullanıp atılacak naylon torbalardan ibaret değil: mikroplastik denen maddeler dağılıyor. Okyanuslar bitmiş durumda. Hakikatten dünyanın 3/2 sini oluşturan okyanuslarda giderek canlı çeşitliliği bulmak zor hale geliyor. Çünkü midelerinden 25 cm’lik plastik çıkan su hayvanları var ve bu da petrole, fosil yakıtlara bağlı, çünkü plastik onların yan ürünü. Yani yaşayış tarzımızı değiştirmemiz gerekiyor. Asıl sorun fosil yakıtlarda. Kömür başta olmak üzere petrol ve doğal gazı olduğu gibi yerin altında bırakmak zorundayız.<br />
<br />
Ve rekorlar kırılıyor üstüste. Biraz da ondan bahsedeyim isterseniz. Kayıtlara geçmiş en sıcak yazı geçirmişiz. Haziran en sıcak Haziran oldu, Temmuz ise gelmiş geçmiş en sıcak ay, yani  bütün dünyanın tarihte gördüğü en sıcak ay oldu. Fransa, Almanya, Britanya, Belçika ve Hollanda, kuzey Avrupa ülkeleri gelmiş geçmiş en sıcak günlerini geçirdi. Fransa’da 46 derece! İnsan inanamıyor. Ve Amerika kıtasında Küba, Asya’da Vietnam, Afrika’da Togo  ve Güney Asyada Reunion adaları sıcaklık rekorlarını kırdılar. 350 org’un kurucusu çok yakından ilişkide olduğumuz, dostumuz aktivist ve yazar Bill McKibben 30 yıl sonra iklim krizi konusundaki ikinci kitabı yazdı. “Sendelemek: İnsanlık Kendi Oyununun Sonuna mı Geldi?” diye müthiş ilginç bir kitap yazdı.<br />
<br />
Bill McKibben bu korkunç sıcakların iki bakımdan tehlike arz ettiğini söylüyor. Birincisi şu: bu sıcaklıklar gezegenin canına okuyor. İkincisi, sıcaklar öylesine yaygın ve sıradan hale geliyor ki bu, insanların umudu kesmesine ya da hararet artışı haberlerini kanıksamasına neden oluyor. İnsanlar diyor ki: Yine mi sıcaklık? Yeter yahu. Yani, sürekli yangın yangın, sel sel haberleri vb hararetin kendisi kadar yiyip bitirici oluyor. McKibben böyle diyor. Ama  bu duyarsızlık tam da en yanlış zamana denk geldi. İşte şimdi en korkunç sıcaklıkların yaşandığı dönemde “aman, bana ne!” filan diyemeyiz. Öte yandan, bir de çok önemli haber var: çok önemli bir gelişme oldu: Yenilenebilir enerji, özellikle güneş enerjisinde maliyetler 10 yılda % 90 düştü.  Rüzgâr türbinlerinde de gelişmeler var.… Yani bu kadar ucuzlamışken insanlığın neden topyekûn güneş enerjisi kullanmaya geçmediğini insan merak ediyor: Yenilenebiri enerjiye hızla geçilmemesinde kimlerin etkisi, kimlerin kâr saikleri rol oynuyor diye düşünmeden edemiyor. <br />
<br />
**Ş.P:** Türkiye’de de müthiş bir ilgi oluşmaya başladı. Ama tabii her şeyi öyle yaptığımız gibi bunu da plansız programsız, kontrolsüz yapmaya başladığımız için, ne oldu? İnsanların tarlalarının ortasından yollar açıp, istimlak edip gördükleri her tepenin başına pervaneler ya da rüzgâr gülleri koymaya başladılar. Bu sefer oradaki köylüler ayaklanmaya başladı. Şirketler de kestikleri ağaçları, açtıkları yolları o şekilde bıraktılar, molozları gittiler başka yere bıraktılar. Derken rüzgâr enerjisine karşı büyük bir direnç ve protestolar başladı. Yani bir de böyle bir tarafı var. Buna ne dersiniz? Bu dünyada da böyle şeyler oluyor.<br />
<br />
**Ö.M.:** Yani tabii çok doğru söylüyorsunuz. Halkın iradesi hiçe sayılıyor. Temiz, yenilenebilir enerjiden yana bir siyasi irade olsa, bunlar olmayacak. O zaman, işe girişmeden önce halka danışacaksınız. Basit bir konu ama zor oluyor. Bütün dünyayı kurtaracak olan tek şey var, bunu kavramamız lazım. Bizi de, sizi de, köylüleri de, bütün dünyayı… Fosil yakıtlardan vazgeçip , rüzgâr türbinlerini ve güneş enerjisi panellerini kullanmak. Yer mi yok Konya Ovası’nda? Güneş mi yok?  Bir iklimciyle konuşmuştum Danimarkalı – yıllar önce, radyoyu ziyaret etmişti. Ona sormuştum. Nasıl rüzgâr enerjisini yapıyorsunuz diye. “Asıl siz nasıl yapmıyorsunuz?” diye sordu. Türkiye, rüzgârı da Danimarka’dan fazla olan, üstelik de güneşi dünyada en fazla olan ülkelerden biri. Ama yapılamıyor… Neden? Çünkü siyasi irade eksik. İklim değişikliğinde mücadelede dev adımlar atabileceğimiz açıktı ama siyasi irade olması lazım. Mesel, bunu nasıl yaratacağız? <br />
<br />
İşte o zaman, goril Koko’dan sonra ikinci bir hanımdan bahsetmemiz gerekiyor. O da Rosa Luxemburg. Genel grev taktiğini icat eden insanlardan biri. Çok istisnai bir karakter:  Direnişçi, hem de en zor zamanlarda…  19. yüzyıl sonu Almanya’sında hem kadın olmak gibi müthiş bir dezavantajı var hem de komünist olmak gibi bir dezavantajı var, hem de Yahudi olmak gibi bir dezavantajı var. O günler için kadın olmak da büyük sorun. 1800’lerin sonundan, 1900’lerin başlarından bahsediyoruz.. Üstüne üstlük, sakat bir kadın. Ama işte günümüze ışık tutan bir kadın.  Direnmek ve halkın taban hareketini gerçekleştirecek şey burada. Küresel genel greve gidersek bütün bu dezavantajları giderebilir siyasi irade yaratılmasına katkıda bulunabiliriz.<br />
<br />
Birleşmiş Milletler genel sekreteri António Guterres açıkça söyledi: insanlığın en büyük tehdidi olan iklim krizi içindeyiz. Bunun önüne geçebilmek için bütün dünya milletleri bir araya gelmeliyiz. Yani bunu söyleyen de dünya milletlerinin biricik örgütünün baş yöneticisi. BM’nin New York’taki genel merkezinde bir haftalık bir iklim zirvesi var. Bu kriz meselesi ele alınacak. Dünya liderleri de gelecek. Onlara meselenin aciliyetini duyurmanın tam zamanı ve yeri! Ona karşı da dünyadaki bir üçüncü kadından bahsedebiliriz şimdi. Kadın diyebilirsek ona.Gruta Thunberg diye İsveçli 15 yaşında bir öğrenci kız. Geçen sene, 14 yaşındayken dünyada tek başına iklim grevine başladı. İsveç Parlamentosu önünde. Geçen 20 Ağustos’ta bundan tam bir yıl önce. Fotoğrafta görüldüğü gibi… Şimdi kendisi Atlantik okyanusunda sıfır karbon salımı yapan, yani hiç mazot petrol, vs fosil yakıt kullanmayan, doğada görüldüğü gibi kendi enerjisini kendi üreten bir sistemle çalışan yelkenli teknede BM zirvesine katılmak üzere New York’a yelken açmış.…  Malizia 2 adlı teknede. BM’de gidip bir konuşma yapacak. Sonra bütün dünya milletlerinden iklim aktivistleriyle genel greve katılacak. Greta’nin tek başına başladığı bu eylem şu an bir buçuk milyondan fazla çocukla dünyanın dört bir yanında devam ediyor. 20 – 27 Eylül tarihlerinde çok büyük eylemler olacak. <br />
<br />
**Ş.P :** Neredeyse rol model haline geldi gençler için… Hani mesela şöyle diyebilir miyiz? 68 kuşağında nasıl bir politik nedenlerde sokağa çıkış vardı değil mi? Liberalizm için, açık fikirlilik için, sisteme karşı çıkmak için. Bugün de gençler yavaş yavaş aslında iklim için kadın hakları, hayvan hakları için sokağa çıkıyorlar. Bu üç mesele önemli hale geldi ve temelini gençler oluşturuyor. Ve genç bir kız olması da çok önemli.<br />
<br />
Birçok eleştiriye de maruz kaldı bu kız.<br />
<br />
**Ş.P :**Ne gibi bir eleştiriye maruz kalmış olabilir ki bu kız?<br />
<br />
**Ö.M: **Mesela Brezilya’da falan sakat denildi. Avustralyalı bir köşe yazarı bu kız için kafadan sakat bu dedi. Avustralya’nın en sağcı Murdoch imparatorluğu tabii. Yani kömüre dayalı, dünyanın en kötü iklim yöneticileri olduğu yer Avustralya tabii medeni gibi gözüküyor ama alakası yok. Adani adlı Hintli dev bir kömür şirketinin kârları peşinde ülkeyi kömür ihracatçısı olarak pompalıyorlar. Bu kafadan sakat kızı kim dinleyecek falan diyorlar. Asperger sendromu var. “Ama bu benim için büyük bir avantajdır, güç kaynağıdır” diyor Greta da. <br />
<br />
**Ş.P: **Ben bile bunu söyledim. İşte babası hikâyesini satmak için şirketlerden para almış. Bunlar konuşulan şeyler. Ama zaten sivil aktivistler mutlaka bir kulp takılmıyor mu? Ya terörist oluyorlar, ya parayla satın alınmış oluyorlar.<br />
<br />
**Ö.M.: **Çok doğru bir soru. Ama Greta işte o şirketler için çok büyük tehlike oluşturuyor. Zaten Greta’nın kendisi de söyledi. OPEC yani petrol ihraç eden ülkeler örgütü, dünyanın en güçlü ve zengin örgütü sayılabilir, işte onun genel sekreteri, “Greta bizim en büyük düşmanımız. Bizi mahvetmek isteyen bir kadın, kârlarımızı engellemeye kalkıyor, o bizim düşmanımız!” dedi. Greta da hemen twit attı ve cevap verdi: “Çok memnum oldum. Evet. Verdiğiniz cevaplar, bizim ne kadar etkili olduğumuzu gösteriyor, bizi tehdit olarak görüyorsunuz, bu da iyi birşey” dedi.<br />
<br />
Onun çoğu insandan daha keskin, net bir bakışı var. Asperger sendromlulara yalan söylenemiyor. Böyle bir özellikleri var. Siyah beyazdan ibaret gördüklerinden bahsediyor Greta. Ama bu bir hastalık, ya da kötü birşey değil. Hiç Kimse Dünyayı Değiştiremeyecek Kadar Küçük Değildir  başlıklı küçük ama etkili bir kitabı var. Bir tane de ailesiyle ilişkili kitabı var. Aslında şunu söylüyor Greta: “Bizi yalnız bırakamazsınız” diyor. “Büyüklerin biz kendi geleceğimizi yaşayacağız, sizse kendi geleceğinizi yaşayamayacaksınız” demesine karşı çıkıyor. Bir reklam yapayım: Açık Radyo’da Ümit Şahinle birlikte on yıldır yaptığımız bir program var “Açık Yeşil” diye. Onun birinci cildini yayınladık Can Yayınları’ndan çıktı. Alt başlığı:“Teorisi ve pratiği ile bir ekoloji rehberi”. İşte bu kitabın girişinde Greta’yla yaptığımız bir söyleşi de var. Katowiçe’de BM İklim zirvesinde Ümit Şahin yaptı bu mülakatı. Her  şeyi bu kısa söyleşide de çok net anlatıyor. Çocukların öncülüğü konusunu da tuhaf bir şekilde 2015’te New York’taki büyük bir iklim zirvesine katıldığımda keşfetmiştim. Orada ilk defa çocukların nelere kaadir olacağını büyük bir hayret ve sevinçle görmüştüm. Birinin elinde bir pankart vardı mesela: “Biz büyüyünce de yaşamak istiyoruz” diyorlardı. Yani müthiş esprili ve keskin bir şey. Greta’nın geleceği daha oralardan belliydi. Şimdi bir buçuk milyon çocuk var dünya grevine giden. Tarihin en büyük iklim eylemi, kitle hareketi olabilir bu.<br />
<br />
**Ş.P: **Şimdi yani biraz önce siz söylerken benim aklıma başka bir şey geldi. Siz demiştiniz ki çok kötü bir zamana geldi. Dünya yanıyor, aynı zamanda buzullar eriyor. Aynı zamanda tufanlar oluyor ve aynı zamanda işte bu kötü zamanlama bir de üstüne üstlük popülist dünya liderleri, paradan başka bir şey düşünmeyen liderlerin dünyayı yönettiği bir dönemden geçiyor olması çok zorlaştırıyor bu durumu. Şimdi siz bunları anlatınca izleyenlerimiz, dinleyenlerimiz diyecek ki bir milyon çocuk eylem yapıyor, ee? Kim bu global şirketleri yenebilecek, ee? Ne değişecek ki sokaklara çıksak? Öyle mi gerçekten? Sokağa çıkmak çok şey ifade eder mi sizce de? <br />
<br />
Hayati soru bu. Yani Rosa Luxemburg’un söyledikleri bu anlamda boşuna değildi. Sadece taban hareketiyle siyasi iktidarları, kuvvet merkezlerini etkilemenin mümkün olduğunu, genel grevin teorisiyle birleştiriyordu o. Aslında sizin programda Türkiye’de ki Greta’lardan bahsetsek ya da onları programa konuk alsanız ne iyi olur. Atlas Sarrafoğlu var mesela, 12 yaşında. Müthiş çalışmalar yapıyorlar. Şimdi mesela Brezilya Konsolosluğu’nun önünde eylemdelerdi. Bo yağrur ormanı yangınlarını çıkarıyor diye hükümeti eleştiren. Büyük bir hareket var. Benim kendi memleketim Ayvalık’ta greve giden kız çocukları var mesela Ege ile Gökçe gibi. Şu an 20 Eylül’e odaklanmış durumdayız artık yani. Bir yıl sonra çocuklar şimdi yeni bir hareket yapıyor. Yetişkinlerden, büyüklerden kendilerine katılmalarını istiyorlar. Her yaştan insanın katıldığı ilk iklim grevi 20 Eylül’de yapılacak. Dünyanın gördüğü en büyük iklim eylemi olabilir.<br />
<br />
**Ş.P :** Nasıl bir şey olacak sizce? Nasıl bir grev nasıl katılım sağlanacak?<br />
<br />
**Ö.M.:** Şöyle, bir kere takipte kalmak gerekiyor. “Çocuktan alın haberi ve takipte kalın!...” diye bitirdik bu kitabın önsözünü. Bazı ülkelerde genel grev 27 Eylül’de olacak, daha tam netleşmemiş o. Ama o günün bir saatinde insanlar işlerini bırakacak: kimi ağaç dikmeye gidecek. Öteki, protesto eylemlerine katılacak. Protesto eylemleri de büyük bir çeşitlilik gösteriyor – hangi coğrafyada bulunduğunuza bağlı olarak. Mesela işte gezegenin farklı yerlerinde kimi insanlar petrol boru hatlarının, doğalgaz boru hatlarının – doğalgaz demekten de hoşlanmıyorum. Gaz işte yani fosil yakıt – önünde oturacaklar. Kimileri çalıştıkları kurumlardan fosil yakıt şirketlerine hisse senetlerine yapılan yatırımları geri çekmesini isteyecekler. Büyük petrol yatırımları var. Yatırımları geri çekme (divestment) kampanyaları sonunda trilyon dolarlık yatırımın geri çekilmesini sağladılar. Kimileri de Birleşmiş Milletler üye ülkelerinin karbon salımlarını azaltma taahhütlerini takip ediyorlar. Mesela Türkiye de Paris iklim anlaşmasını imzaladı ama meclisten geçirip onayını sağlamadı ve anlaşmaya teknik anlamda tüaraf olmadı. İmzacı kaldı. Kimi aktivistler de bunun devamının getirilmesini istiyorlar. Türkiye’nin dışında belli başlı devletler arasında bir tek İran, Irak ve Rusya kaldı Paris anlaşmasını onaylamayan. Onaylamak gerekiyor. Meclisten geçirmek. Ve Türkiye bunu yapmıyor ısrarla. Bunları da Atlas Sarrafoğlu bizzat bakana sordu. Telefonu da hatta elinden hafifçe çekerek. Genç aktivist 12 yaşındaki Atlas, “Siz Paris Antlaşması’nı biliyor musunuz?” dedi Orman bakanına. “Ben bir bakan olarak bütün anlaşmaları bilmek durumundayım dedi bakan da. Atlas, “Güzel” dedi. “O zaman Meclisten geçirilmesi ve onaylanması hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sordu. Çok önemli bu taahhütler.<br />
<br />
En sonunda bir de şunu söyleyeyim: Kimileri karbon vergisi konulmasını istiyor. Kimileri Yeşil Yeni Düzen (Green New Deal). Amerika Birleşik Devletleri’nde senatör Bernie Sanders ve başka genç kongre üyesi kadınlar var Alexandria Ocasio – Cortez (AC) gibi. Onlar artık böyle II. Dünya Savaşı”nda Nazilere karşı girişlen seferberlik gibi böyle savaş hali havasına girilmesini istiyor artık. ABD İkinci Dünya Savaşı’na girerken nasıl bütün fabrikalarını değiştirdi, dünyayı Naziler’den kurtarmak için bütün endüstriyi değiştirdi. Şimdi aynını yapması gerekir diyorlar. Ünlü şefler aşçılar, oyuncular, sporcular, Hollywood yıldızları, hatta bazı zengin şirket yöneticileri de bu 20 Eylül genel grevine katılmaya herkesi davet ettiler.<br />
<br />
**Ş.P:** Dünya’dan Türkiye’ye dönecek olursak. Çok ciddi bir problemle karşı karşıyayız. Sizlerle yayın öncesinde konuşuyorduk. İzmir yandı. İzmir’in hakikaten yaşadığı büyük bir olaydı. Hala biz Çevre Bakanı’nın uçak verelim mi vermeyelim mi? Türk Hava Kurumu yok CHP İle mi işbirliği yapıyor? Biz bunları konuşuyoruz ama 5 bin hektar alanın yandığını İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer açıkladı.<br />
<br />
**Ö.M.:** Ona geçmeden bir tek şey daha söyleyelim izninizle: Brezilya devlet başkanı, yani o hileyle Başkan seçilmiş faşist Bolsonaro, orman yangınlarını Greenpeace’in adını vermeden, ama kesin onu kestederek “STK’lar yaktı!” demişti. Sonra ben öyle birşey demedim dedi. İşte Macron’a sömürgeci kafası bu dedi. Sonunda da bugünkü bir haberde “Amazonlar’daki yangınla mücadele edecek gücümüz yok” diyor. Yani ne diyeceğimi hakikaten bilemiyorum. Şimdi Türkiye’de orman bakanı da İzmir’de ki yangına geçersek – İzmir Karabağlar’daki üç gün süren yangında bütün o uçak tartışmalarını geçiyorum, uçak kullanılmaması falan – toplam yanan alan 500 hektar olarak ifade edildi. Bizzat orman bakanı tarafından. Fakat İzmir Büyükşehir Belediyea Başkanı “bizim yaptığımız tespitlere göre” diyor “5 bin hektar alanında bir ormanın yandığını gösteriyor.” Böyle diyor. Bakanın söylediğinin 10 katı fazla yer yanmış! Bu 7 bin futbol sahasına tekabül ediyor benim hesabıma göre. Bana sorarsanız Türkiye açısından asrın skandallarından biridir. İzmir Belediye Başkanı Soyer de “İzmir’in gördüğü en büyük yangınlardan biri” diyor. Tam olarak ne kadar alan yandığı konusunda daha bir açıklama henüz görmedim. Tuhaf değil mi? Alaska’daki yangınlar hakkında da aynı şekilde, hiçbir açıklama yapmıyorlar yani. <br />
<br />
**Ş.P: **Çünkü orada siyasi nedenler var. Siyasi güç devşirme üzerinden gittiği için tartışma politikacıların eline düştüğü için böyle oluyor. Kaz Dağları’nda Kanadalı şirketin açtığı büyük yarayı konuşuyoruz. Direniş devam ediyor. Size sorduğum soru. Aktivizm neyi değiştirebilir ki? Aslında Kaz Dağları’nda belki şu anda maden ocağını kapattıramadı ama… Bırakalım Karadeniz’de ki kadınların HES direnişlerinden, maden ocakları altınla siyanür aramaya yapılan direnişlere kadar en azından yeni nesli bilinçlendirmiş oluyorsunuz. Bu küresel iklim konusunda Türkiye’de kitlesel olarak yapılabilecek bir şey olacak mı?<br />
<br />
**Ö.M.:** Bence olacak. Açık Radyo’da haftanın her günü beş dakikalık İklimAcil diye, bir programımız Eylül başında başlayacak. 20 Eylül’ü hedefleyen bütün haberleri vermeye çalışacağız. Sizinle tabii ve bu konudaki duyarlı medyayla paslaşmamız şart. Ben şöyle bitireyim isterseniz. 20 Eylül Dünya Genel Grevi  paha biçilmez değerde. Tek bir iklim grevi, çözmez tabii iklim krizini. Ama öğrenciler nasıl yılmadılar bir senedir ve sebat ettiler. Yetişkinlerin de şimdi aynı direnci göstermeleri gerekiyor.<br />
<br />
Değerli aktivist dostumuz yazar ve akademisyen **Bill McKibben** şöyle yazıyor: 20 Eylül grevi iki değerli ilkeyi içeriyor. *Birincisi*, iklim krizinin çözümü. İşler böyle gelmiş böyle gider anlayışının yıkılması. Yani her sabah yataktan kalkınca eskisi gibi davranmaya devam edemeyiz. Mesela sürekli et tüketerek olmaz. Yani hayvancılık endüstrisi muazzam bir iklim krizine yol açıyor. Bunun değişmesi gerekiyor. Bir acil durum halindeyiz biz. Tam bir kriz durumundayız: acil durum. Ama değişime dair hiçbir işaret yok. Ertesi gün yine eski hayatımıza devam ediyoruz. Yani yetişkinler iş bırakma eylemine katılımı bir dönüştürücü değişimin işareti olarak görmeliler.<br />
<br />
*İkinci *ilke de şu: yetişkinler yetişkin gibi hareket etmeli. On beş yaşındaki çocuklara “onlar bu işe baksın biz bakamayız, uğraşamayız” diyemeyiz. McKibben yeni yazısını şu cümlelerle bitiriyor: “Umutsuzluğa kapıldığı için insanları hoş görebiliriz tabii ama kaçarlarsa onları hoş göremeyiz. Özellikle en umutsuz anlarda insanlar arasında dayanışma elzemdir. Şarttır. Bir çocuk yardım istiyorsa, ona yardım ederiz.”]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**İklim Acil - Şirin Payzın ve Ömer Madra Özel Yayın - Bölüm 1: İklim Krizine Giriş - 10.09.2019**

*Ömer Madra'nın Şirin Payzın'la 23 Ağustos tarihinde T24 ekranlarında gerçekleşen mülakatı İklimAcil'de.*

*Söyleşinin tam metni ile beraber sunuyoruz.*

**Şirin Payzın’la “Ne Oluyor?”**

*T24, 23 Ağustos 2019, *

**Şirin Payzın:** Merhaba T24 izleyicileri,Ömer Madra’yla birlikteyiz. Aslında siyasi gündemin yoğunluğu var ama aslında gündemde çok yer oluşturmasa bile son günlerde yeniden konuşmaya başladık iklim değişimini ve tabi ki yangınları. İzmir alev alev yandı öncesinde Muğla’da yangınlar vardı. Yine Türkiye’nin farklı yerlerde. Yetmedi Türkiye, Yunanistan yandı. Pek çok yerde bölgesel yangınlar görüyoruz ama bugün bütün dünyanın da manşetine çıkan Amazonlardaki yangınlar. Dolayısıyla bu yangınları kim çıkardı. Öyle mi oldu, böyle mi oldu derken bütün dünyayı saran bir yangından bahsediyorum Mecazi anlamda da bu böyle aslında. Çünkü çevre katliamı, küresel ısınma, akabinde Grönland tartışmaları vardı zaten bunu konuşuyorduk. Hemen öncesinde de Kazdağları’ndaki çevre felaketini konuşuyorduk. Şimdi isterseniz bu genel tablodan başlayalım. Programın adı “Ne oluyor?” Ben de size sorayım: ne oluyor?

**Ömer Madra:** Kutsal kitaplarda da belirtildiği şekilde, bir tarafta cehennem yangınları bir tarafta Nuh tufanı gibi bir tufan var. İkisi bir arada var. Bütün buzullar eriyor ama bir yandan da yangınlar var. Ve tabii çok önemli bir şey de var. Amazon yağmur ormanlarında görülmüş olan yangın tarihteki en büyük rekor seviyesine çıktı. Bu Amazonlar’da kalacak bir mesele değil. Ve giderek bütün rekorları kıracağa benziyor. Benziyor değil, bence öyle. Brezilya başta olmak üzere 4 veya 5 Latin Amerika ülkesinde olan ve dünyanın akciğerleri olarak tanımlanan ve haklı olarak böyle tanımlanan bir yağmur ormanından bahsediyoruz. Çok önemli bir şey var sadece orman ve bazı iddialara göre dünyanın oksijeninin beşte birini sağlamakla kalmıyor başka bir şey var: o da gerek su akıntıları vesilesiyle gerek hava akımları vesilesiyle bütün dünyanın iklimini ve hepimizin iklimini ilgilendiriyor. Amazon’da olan hiçbir şey sade Brezilya başta olmak üzere Amazon’u barındıran diğer Latin Amerika ülkelerinde, yani Kolombiya’da, Bolivya’da, Ekvador’da filan  kalamaz ve bütün hepimizi korkudan titretmesi ve bir an önce harekete geçirmesi gereken birşey. Zaten Fransa Cumhurbaşkanı Macron da Fransa’da toplanan G7 zirvesinde: “Bu küresel bir krizdir. G7’de, burada ele almalıyız!” dedi. Brezilya Cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro da onu aradı ve “hayır sen sömürgecisin” diye saçma sapan bir cevap verdi.  

**ŞP:** Yani aslında dünyayı vuran savaşlar ve ekonomik krizler değil, iklim krizi daha  şiddetli vuruyor diyorsunuz. Ocak ayından bu güne 72 bin 400 farklı yangın ormanı görmüş amazon ormanları. İnanılmaz bir rakam değil mi? Bugün de açıklamalar vardı: Futbol alanları büyüklüğünde devasa alanlar yanıyor ve dünyanın ciğeri yanıyor.

**ÖM:** Her dakikada 1 futbol alanı büyüklüğünde bir arazi gidiyor ve biyolojik çeşitlilik denen bir şey var, o gidiyor. Bütün doğa birbirine bağlı. Bütün hayat türleri birbiriyle bağlantılı ve bunun  en zengin olduğu yer Amazon ormanları. Yani bundan daha büyük bir ekolojik çeşitliliği  başka bir yerde bulamazsınız . Dünyadaki ilaçların ana kaynağı da burada. Ve insanlarla hiç temas haline gelmemiş yerliler yaşıyor.  Onları da yok edecek ve bu biyolojik çeşitlilik hayatın temeli – bundan daha önemli bir şey olamaz. 

**Ş.P:** Dünya basınını da takip ediyordum. Çeşitli nedenlerle ortaya konuluyor tabii. Aslında bütün yangın ormanları için söyleniyor. Mesela Amazon’lardaki yangınlar]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/2/3/8/_/uploads/9338390/image_track/3699726/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568385248832.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/010-klim-acil-10092019t24-irin-payzn-mer-madra/listen.mp3?s=Kxj" length="19052459" />
            <guid isPermaLink="false">3699726</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Fri, 13 Sep 2019 16:33:00 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-13T16:33:00+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>7:56</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[009 - İklim Acil - Gerçeği Söyle III: Müzik - 09.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/009-klim-acil-09092019gerei-syle-mzik04-09-2019/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**Gerçeği Söyle III: Müzik**<br />
<br />
Havaya Bağlı Herşey köşemizde bu hafta, “Neden İklim İçin Acil Durum İlanı?” başlıklı yazının ardından başladığımız serimize medya kuruluşlarının ardından müzisyenlere yer veriyoruz.<br />
<br />
T24’ün aktardığına göre, Radiohead ve birçok Britanyalı müzisyen iklim değişikliği hakkında "acil durum" ilân etti ve dünya liderlerine harekete geçme çağrısında bulundu.<br />
<br />
“Müzik Acil Durum İlân Ediyor” medya ve devletlerin iklim krizine dikkat çekmesini, acilen harekete geçmesini istiyor. Müzisyenler ve müzik şirketlerinden oluşan bu yapı, müzik endüstrisinin çevre sorunları üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu bildiklerini ve acilen olağanüstü eyleme geçmeyi taahhüt ettiklerini deklare ediyor.<br />
<br />
‘MusicDeclaresEmergency’ (‘Müzik Acil Durum İlan Ediyor’) iklimsel ve ekolojik acil durum ilan etmek, ve bütün hükümetlere Dünya yüzündeki tüm canlı yaşamını korumak için acilen harekete geçme çağrısı yapmak için bir araya gelen bir grup sanatçı, müzik endüstrisi profesyoneli ve organizasyondan oluşuyor.<br />
<br />
Biz, yani ‘MusicDeclaresEmergency’ (MDE), daha iyi bir gelecek yaratmak için gereken kültürel değişimi ilerletmekte müziğin gücüne inanıyoruz.<br />
<br />
Bildirgemiz:<br />
<br />
‘Müzik Acil Durum İlan Ediyor’ (MDE), iklimsel ve ekolojik acil durum ilan etmiştir. <br />
<br />
* Tüm hükümetleri ve medya kuruluşlarını iklimsel ve ekolojik aciliyet/olağanüstü durum hakkında gerçekleri söylemeye çağırıyoruz.<br />
<br />
* Biyolojik-çeşitlilik kaybını geriletmek, ve en geç 2030’a kadar sera gazı emisyonlarını (yayılımını) net-sıfıra çekmek için hükümetlerin hemen şimdi harekete geçmesini istiyoruz.<br />
<br />
* Bu acil durumun küresel adaletsizliklerden kaynaklandığının ve Dünya’daki hayatın korunması için sistemsel bir değişime gidilmesi gerektiğinin kabul edilmesini istiyoruz.<br />
<br />
* Müzik endüstrisinin çevre sorunları üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu biliyoruz, ve acilen olağanüstü eyleme geçmeyi taahhüt ediyoruz.<br />
<br />
Neler yapacağız?<br />
<br />
* Müzik endüstrisinde ve toplumda kolektif bir güç olarak, birbirimizi destekleyecek ve uzmanlığımızı paylaşacağız.<br />
<br />
* İklimsel ve ekolojik aciliyet konusunda sesimizi yükseltecek ve yaygınlaştıracağız.<br />
<br />
* Müzik dünyasında yaptığımız işlerin ekolojik açıdan sürdürülebilir ve kendini yenileyebilir olmasına çalışacağız. (MDE, bir grup sanatçı, müzik endüstrisi profesyoneli ve organizasyondan oluşuyor.)<br />
<br />
İnanıyoruz ki:<br />
<br />
Sera gazı emisyonlarındaki sürekli artış ve doğal dünyanın amansızca tahrip edilmesi, Dünya yüzündeki yaşama kesin bir tehdit oluşturuyor. <br />
<br />
Tüm hayatı iklim ve ekoloji felaketinden korumak için bütün hükümetlerin acilen harekete geçmesi şarttır.<br />
<br />
Müzik, müzisyenler ve müzik endüstrisi, sahip oldukları benzersiz kültürel ve ekonomik güçlerini kullanarak, yeryüzündeki hayatı güvence altına almak için gerekli sistemsel değişimleri talep etmenin öncüsü olabilirler.<br />
<br />
 Müzik endüstrisinde yer alan tüm insanları, bize katılarak iklim sorununda acil/olağanüstü durum ilan etmeye ve karbon-etkisiz (carbon neutral) bir gelecek için gereken kültürel ve işletsel (operasyonel) değişimleri yapmaya çağırıyoruz.<br />
 <br />
 Biz kimiz?<br />
<br />
‘Music Declares Emergency’ (‘Müzik Acil Durum İlan Ediyor’), müzik dünyasının iklim krizi karşısında birlik içinde eyleme geçmediği endişesini taşıyan sanatçı, müzik endüstrisi profesyoneli ve organizasyonların oluşturduğu bağımsız bir gruptur.<br />
<br />
MDE, yaşadığımız iklimsel ve ekolojik acil durum karşısında derin bir endişe taşıyan bireylerin önderliğinde birleşmiştir; ve müzik türü, cinsiyet, rol, ırk, cinsel tercih gibi konularda ayrım gözetmeksizin müziğin tüm alanlarını temsil eder. MDE olarak, sahip olduğu benzersiz rolü ile müzik endüstrisinin bu mücadelede kendi sözcü grubuna ihtiyaç duyduğuna inanıyoruz. <br />
<br />
MDE grubuna ‘Extinction Rebellion’ (Yokoluş İsyanı) ve ‘Culture Declares Emergency’ (Kültür Acil Durum İlan Ediyor) hareketlerinden esinlenen veya bunlara bizzat katılmış bireyler, ‘Julie’s Bicycle’ (Julie’nin Bisikleti) girişimi üyeleri ve başka müzik endüstrisi profesyonelleri  dahildir. ‘Julie’s Bicycle’ üyeleri uzun yıllardan beri Birleşik Krallık’taki (UK) ve diğer ülkelerdeki kuruluşlar ve bağımsız profesyonellerle birlikte çalışarak işletmelerin, yaratıcı çalışmaların ve iş uygulamalarının “çevresel sürdürülebilirlik koşullarına” uymalarını sağlamaktadır.<br />
<br />
MDE, XR (‘Yokoluş İsyanı’) ve ‘Julie's Bicycle’ hareketlerinden ilham, destek ve kaynak sağlamakla birlikte, bağımsız karar-alma işlevine sahiptir. Gönüllü bireyler tarafından yürütülen demokratik bir örgütlenmedir. Müzik endüstrisinde çalışan herkes bize katılabilir.<br />
<br />
Acil durum ilan etmek yasal mıdır?<br />
<br />
Birleşik Krallık Parlamentosu, ve aralarında Londra Büyükşehir Belediyesi, Bristol ve Manchester  belediyelerinin de bulunduğu siyaset alanındaki düzinelerce kurum “iklim acil durumu” ilan etmiştir: climateemergency.uk<br />
<br />
“Acil durum ilan etmek”, her birey veya kuruluşun bağımsızca alabileceği bir karardır; ve kişinin veya kuruluşun kendi uygun göreceği bir yolla gerçekleştirilebilir. “Acil durum ilan etmek”, endişelerinizi kamuoyuna alenen duyurmak, siyaseten daha gayretkeş hareket edilmesi çağrısında bulunmak, ve çevre sorunlarıyla ilgili kendi eylemlerinizi gerçekleştirmek anlamına gelir. “İklimsel ve ekolojik acil durum ilan etmek”, herhangi bir grubu özellikle desteklemek veya kanunlara aykırı hareketleri teşvik etmek anlamına gelmez. <br />
<br />
Finansman, fon temini ve bağışlar<br />
<br />
Bağış toplama (‘Fundrazr’) sayfamızı, yazılı malzeme basımı, promosyon malzemesi temini ve lansman düzenlemek gibi başlangıç masraflarımızı karşılamak için kurduk. Girişimimiz büyüdükçe, bize yapılan maddi bağışları yuvarlak-masa tartışmaları ve daha büyük çaplı faaliyetleri organize etmek için kullanacağız. Banka hesap numaralarımız istek üzerine iletilecektir.<br />
<br />
Finans ve mali işlerimizin denetimi, MDE’nin çekirdek üyeleri tarafından, aralarında eşit yetki ve sorumluluk kullanarak, yürütülmektedir. MDE, harcamalarla ilgili kararlarında tüm üyelerine hesap vermekle yükümlüdür.<br />
<br />
Daha fazla bilgi için:<br />
<br />
MDE email: info@musicdeclares.net <br />
Extinction Rebellion: https://rebellion.earth<br />
Julie’s Bicyclehttps://juliesbicycle.com<br />
<br />
Eylemlerimiz<br />
<br />
Sizler de “İklim Acil Durumu İlanını” destekleyebilirsiniz. Nasıl mı?<br />
<br />
Mesela; ‘İklimsel ve Ekolojik Acil Durum’ içinde yaşadığımızı sürekli bağırarak duyurabilirsiniz. Siyasi alanda bireysel angajmanlara girerek kararlılığınızı gösterebilirsiniz. Tüm bu çabalar toplumlarımızın çeşitliliğini de yansıtıyor olacaktır. Bireysel eylemler, sistemsel değişimler yaratılmadan fazla bir şey ifade etmez; ama kavuşmak istediğimiz yeni bir dünyanın yollarını döşememize yardımcı olabilir. Her şeyi, hep birden yapmak zorunda hissetmeyin kendinizi. Ama biz, müzik toplumunun bireyleri olarak, sesimizi ve kolektif eylemlerimizi birlik içinde duyurmaya devam edeceğiz.  <br />
<br />
* İmzacılar ve İngilizce metin için tıklayın.<br />
<br />
Çeviren: Canan Ener Silay]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**Gerçeği Söyle III: Müzik**<br />
<br />
Havaya Bağlı Herşey köşemizde bu hafta, “Neden İklim İçin Acil Durum İlanı?” başlıklı yazının ardından başladığımız serimize medya kuruluşlarının ardından müzisyenlere yer veriyoruz.<br />
<br />
T24’ün aktardığına göre, Radiohead ve birçok Britanyalı müzisyen iklim değişikliği hakkında "acil durum" ilân etti ve dünya liderlerine harekete geçme çağrısında bulundu.<br />
<br />
“Müzik Acil Durum İlân Ediyor” medya ve devletlerin iklim krizine dikkat çekmesini, acilen harekete geçmesini istiyor. Müzisyenler ve müzik şirketlerinden oluşan bu yapı, müzik endüstrisinin çevre sorunları üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu bildiklerini ve acilen olağanüstü eyleme geçmeyi taahhüt ettiklerini deklare ediyor.<br />
<br />
‘MusicDeclaresEmergency’ (‘Müzik Acil Durum İlan Ediyor’) iklimsel ve ekolojik acil durum ilan etmek, ve bütün hükümetlere Dünya yüzündeki tüm canlı yaşamını korumak için acilen harekete geçme çağrısı yapmak için bir araya gelen bir grup sanatçı, müzik endüstrisi profesyoneli ve organizasyondan oluşuyor.<br />
<br />
Biz, yani ‘MusicDeclaresEmergency’ (MDE), daha iyi bir gelecek yaratmak için gereken kültürel değişimi ilerletmekte müziğin gücüne inanıyoruz.<br />
<br />
Bildirgemiz:<br />
<br />
‘Müzik Acil Durum İlan Ediyor’ (MDE), iklimsel ve ekolojik acil durum ilan etmiştir. <br />
<br />
* Tüm hükümetleri ve medya kuruluşlarını iklimsel ve ekolojik aciliyet/olağanüstü durum hakkında gerçekleri söylemeye çağırıyoruz.<br />
<br />
* Biyolojik-çeşitlilik kaybını geriletmek, ve en geç 2030’a kadar sera gazı emisyonlarını (yayılımını) net-sıfıra çekmek için hükümetlerin hemen şimdi harekete geçmesini istiyoruz.<br />
<br />
* Bu acil durumun küresel adaletsizliklerden kaynaklandığının ve Dünya’daki hayatın korunması için sistemsel bir değişime gidilmesi gerektiğinin kabul edilmesini istiyoruz.<br />
<br />
* Müzik endüstrisinin çevre sorunları üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu biliyoruz, ve acilen olağanüstü eyleme geçmeyi taahhüt ediyoruz.<br />
<br />
Neler yapacağız?<br />
<br />
* Müzik endüstrisinde ve toplumda kolektif bir güç olarak, birbirimizi destekleyecek ve uzmanlığımızı paylaşacağız.<br />
<br />
* İklimsel ve ekolojik aciliyet konusunda sesimizi yükseltecek ve yaygınlaştıracağız.<br />
<br />
* Müzik dünyasında yaptığımız işlerin ekolojik açıdan sürdürülebilir ve kendini yenileyebilir olmasına çalışacağız. (MDE, bir grup sanatçı, müzik endüstrisi profesyoneli ve organizasyondan oluşuyor.)<br />
<br />
İnanıyoruz ki:<br />
<br />
Sera gazı emisyonlarındaki sürekli artış ve doğal dünyanın amansızca tahrip edilmesi, Dünya yüzündeki yaşama kesin bir tehdit oluşturuyor. <br />
<br />
Tüm hayatı iklim ve ekoloji felaketinden korumak için bütün hükümetlerin acilen harekete geçmesi şarttır.<br />
<br />
Müzik, müzisyenler ve müzik endüstrisi, sahip oldukları benzersiz kültürel ve ekonomik güçlerini kullanarak, yeryüzündeki hayatı güvence altına almak için gerekli sistemsel değişimleri talep etmenin öncüsü olabilirler.<br />
<br />
 Müzik endüstrisinde yer alan tüm insanları, bize katılarak iklim sorununda acil/olağanüstü durum ilan etmeye ve karbon-etkisiz (carbon neutral) bir gelecek için gereken kültürel ve işletsel (operasyonel) değişimleri yapmaya çağırıyoruz.<br />
 <br />
 Biz kimiz?<br />
<br />
‘Music Declares Emergency’ (‘Müzik Acil Durum İlan Ediyor’), müzik dünyasının iklim krizi karşısında birlik içinde eyleme geçmediği endişesini taşıyan sanatçı, müzik endüstrisi profesyoneli ve organizasyonların oluşturduğu bağımsız bir gruptur.<br />
<br />
MDE, yaşadığımız iklimsel ve ekolojik acil durum karşısında derin bir endişe taşıyan bireylerin önderliğinde birleşmiştir; ve müzik türü, cinsiyet, rol, ırk, cinsel tercih gibi konularda ayrım gözetmeksizin müziğin tüm alanlarını temsil eder. MDE olarak, sahip olduğu benzersiz rolü ile müzik endüstrisinin bu mücadelede kendi sözcü grubuna ihtiyaç duyduğuna inanıyoruz. <br />
<br />
MDE grubuna ‘Extinction Rebellion’ (Yokoluş İsyanı) ve ‘Culture Declares Emergency’ (Kültür Acil Durum İlan Ediyor) hareketlerinden esinlenen veya bunlara bizzat katılmış bireyler, ‘Julie’s Bicycle’ (Julie’nin Bisikleti) girişimi üyeleri ve başka müzik endüstrisi profesyonelleri  dahildir. ‘Julie’s Bicycle’ üyeleri uzun yıllardan beri Birleşik Krallık’taki (UK) ve diğer ülkelerdeki kuruluşlar ve bağımsız profesyonellerle birlikte çalışarak işletmelerin, yaratıcı çalışmaların ve iş uygulamalarının “çevresel sürdürülebilirlik koşullarına” uymalarını sağlamaktadır.<br />
<br />
MDE, XR (‘Yokoluş İsyanı’) ve ‘Julie's Bicycle’ hareketlerinden ilham, destek ve kaynak sağlamakla birlikte, bağımsız karar-alma işlevine sahiptir. Gönüllü bireyler tarafından yürütülen demokratik bir örgütlenmedir. Müzik endüstrisinde çalışan herkes bize katılabilir.<br />
<br />
Acil durum ilan etmek yasal mıdır?<br />
<br />
Birleşik Krallık Parlamentosu, ve aralarında Londra Büyükşehir Belediyesi, Bristol ve Manchester  belediyelerinin de bulunduğu siyaset alanındaki düzinelerce kurum “iklim acil durumu” ilan etmiştir: climateemergency.uk<br />
<br />
“Acil durum ilan etmek”, her birey veya kuruluşun bağımsızca alabileceği bir karardır; ve kişinin veya kuruluşun kendi uygun göreceği bir yolla gerçekleştirilebilir. “Acil durum ilan etmek”, endişelerinizi kamuoyuna alenen duyurmak, siyaseten daha gayretkeş hareket edilmesi çağrısında bulunmak, ve çevre sorunlarıyla ilgili kendi eylemlerinizi gerçekleştirmek anlamına gelir. “İklimsel ve ekolojik acil durum ilan etmek”, herhangi bir grubu özellikle desteklemek veya kanunlara aykırı hareketleri teşvik etmek anlamına gelmez. <br />
<br />
Finansman, fon temini ve bağışlar<br />
<br />
Bağış toplama (‘Fundrazr’) sayfamızı, yazılı malzeme basımı, promosyon malzemesi temini ve lansman düzenlemek gibi başlangıç masraflarımızı karşılamak için kurduk. Girişimimiz büyüdükçe, bize yapılan maddi bağışları yuvarlak-masa tartışmaları ve daha büyük çaplı faaliyetleri organize etmek için kullanacağız. Banka hesap numaralarımız istek üzerine iletilecektir.<br />
<br />
Finans ve mali işlerimizin denetimi, MDE’nin çekirdek üyeleri tarafından, aralarında eşit yetki ve sorumluluk kullanarak, yürütülmektedir. MDE, harcamalarla ilgili kararlarında tüm üyelerine hesap vermekle yükümlüdür.<br />
<br />
Daha fazla bilgi için:<br />
<br />
MDE email: info@musicdeclares.net <br />
Extinction Rebellion: https://rebellion.earth<br />
Julie’s Bicyclehttps://juliesbicycle.com<br />
<br />
Eylemlerimiz<br />
<br />
Sizler de “İklim Acil Durumu İlanını” destekleyebilirsiniz. Nasıl mı?<br />
<br />
Mesela; ‘İklimsel ve Ekolojik Acil Durum’ içinde yaşadığımızı sürekli bağırarak duyurabilirsiniz. Siyasi alanda bireysel angajmanlara girerek kararlılığınızı gösterebilirsiniz. Tüm bu çabalar toplumlarımızın çeşitliliğini de yansıtıyor olacaktır. Bireysel eylemler, sistemsel değişimler yaratılmadan fazla bir şey ifade etmez; ama kavuşmak istediğimiz yeni bir dünyanın yollarını döşememize yardımcı olabilir. Her şeyi, hep birden yapmak zorunda hissetmeyin kendinizi. Ama biz, müzik toplumunun bireyleri olarak, sesimizi ve kolektif eylemlerimizi birlik içinde duyurmaya devam edeceğiz.  <br />
<br />
* İmzacılar ve İngilizce metin için tıklayın.<br />
<br />
Çeviren: Canan Ener Silay]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**Gerçeği Söyle III: Müzik**

Havaya Bağlı Herşey köşemizde bu hafta, “Neden İklim İçin Acil Durum İlanı?” başlıklı yazının ardından başladığımız serimize medya kuruluşlarının ardından müzisyenlere yer veriyoruz.

T24’ün aktardığına göre, Radiohead ve birçok Britanyalı müzisyen iklim değişikliği hakkında "acil durum" ilân etti ve dünya liderlerine harekete geçme çağrısında bulundu.

“Müzik Acil Durum İlân Ediyor” medya ve devletlerin iklim krizine dikkat çekmesini, acilen harekete geçmesini istiyor. Müzisyenler ve müzik şirketlerinden oluşan bu yapı, müzik endüstrisinin çevre sorunları üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu bildiklerini ve acilen olağanüstü eyleme geçmeyi taahhüt ettiklerini deklare ediyor.

‘MusicDeclaresEmergency’ (‘Müzik Acil Durum İlan Ediyor’) iklimsel ve ekolojik acil durum ilan etmek, ve bütün hükümetlere Dünya yüzündeki tüm canlı yaşamını korumak için acilen harekete geçme çağrısı yapmak için bir araya gelen bir grup sanatçı, müzik endüstrisi profesyoneli ve organizasyondan oluşuyor.

Biz, yani ‘MusicDeclaresEmergency’ (MDE), daha iyi bir gelecek yaratmak için gereken kültürel değişimi ilerletmekte müziğin gücüne inanıyoruz.

Bildirgemiz:

‘Müzik Acil Durum İlan Ediyor’ (MDE), iklimsel ve ekolojik acil durum ilan etmiştir. 

* Tüm hükümetleri ve medya kuruluşlarını iklimsel ve ekolojik aciliyet/olağanüstü durum hakkında gerçekleri söylemeye çağırıyoruz.

* Biyolojik-çeşitlilik kaybını geriletmek, ve en geç 2030’a kadar sera gazı emisyonlarını (yayılımını) net-sıfıra çekmek için hükümetlerin hemen şimdi harekete geçmesini istiyoruz.

* Bu acil durumun küresel adaletsizliklerden kaynaklandığının ve Dünya’daki hayatın korunması için sistemsel bir değişime gidilmesi gerektiğinin kabul edilmesini istiyoruz.

* Müzik endüstrisinin çevre sorunları üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu biliyoruz, ve acilen olağanüstü eyleme geçmeyi taahhüt ediyoruz.

Neler yapacağız?

* Müzik endüstrisinde ve toplumda kolektif bir güç olarak, birbirimizi destekleyecek ve uzmanlığımızı paylaşacağız.

* İklimsel ve ekolojik aciliyet konusunda sesimizi yükseltecek ve yaygınlaştıracağız.

* Müzik dünyasında yaptığımız işlerin ekolojik açıdan sürdürülebilir ve kendini yenileyebilir olmasına çalışacağız. (MDE, bir grup sanatçı, müzik endüstrisi profesyoneli ve organizasyondan oluşuyor.)

İnanıyoruz ki:

Sera gazı emisyonlarındaki sürekli artış ve doğal dünyanın amansızca tahrip edilmesi, Dünya yüzündeki yaşama kesin bir tehdit oluşturuyor. 

Tüm hayatı iklim ve ekoloji felaketinden korumak için bütün hükümetlerin acilen harekete geçmesi şarttır.

Müzik, müzisyenler ve müzik endüstrisi, sahip oldukları benzersiz kültürel ve ekonomik güçlerini kullanarak, yeryüzündeki hayatı güvence altına almak için gerekli sistemsel değişimleri talep etmenin öncüsü olabilirler.

 Müzik endüstrisinde yer alan tüm insanları, bize katılarak iklim sorununda acil/olağanüstü durum ilan etmeye ve karbon-etkisiz (carbon neutral) bir gelecek için gereken kültürel ve işletsel (operasyonel) değişimleri yapmaya çağırıyoruz.
 
 Biz kimiz?

‘Music Declares Emergency’ (‘Müzik Acil Durum İlan Ediyor’), müzik dünyasının iklim krizi karşısında birlik içinde eyleme geçmediği endişesini taşıyan sanatçı, müzik endüstrisi profesyoneli ve organizasyonların oluşturduğu bağımsız bir gruptur.

MDE, yaşadığımız iklimsel ve ekolojik acil durum karşısında derin bir endişe taşıyan bireylerin önderliğinde birleşmiştir; ve müzik türü, cinsiyet, rol, ırk, cinsel tercih gibi konularda ayrım gözetmeksizin müziğin tüm alanlarını temsil eder. MDE olarak, sahip olduğu benz]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/3/4/0/_/uploads/9338390/image_track/3699710/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568384612043.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/009-klim-acil-09092019gerei-syle-mzik04-09-2019/listen.mp3?s=KSY" length="14560432" />
            <guid isPermaLink="false">3699710</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Fri, 13 Sep 2019 16:19:50 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-13T16:19:50+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>10:07</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[008 - İklim Acil - Gerçeği Söyle II: Medya - 08.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/008-klim-acil-08092019gerei-syle-medya04-09-2019/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**Gerçeği Söyle II: Medya**<br />
<br />
Yaşanmakta olan iklim krizinin insanlar tarafından idrakı ve bu idrak sonrasında harekete geçmelerinde en önemli aygıtlardan biri olan medya kuruluşları sessizliğini bozmaya başladı.<br />
<br />
The Nation ve Columbia Journalism Review adlı yayın organlarının ortak-kurucusu olduğu ve The Guardian gazetesi ile ortaklaşa yürütülen proje kapsamında yayın organları iklim krizi konusunda tüm medya kuruluşlarını harekete geçirmeyi amaçlayan bir taahütname kaleme aldı.<br />
<br />
60’tan fazla haber kuruluşunun altına imza attığı metni, siz Havaya Bağlı Herşey okurları için Canan Ener Silay’ın kaleminden Türkçe’ye çevirdik.<br />
<br />
Gerçeği söylemenin kar ve kariyerin önüne geçmediği özgür medya kuruluşlarının Türkiye’de de aynı çabayı göstermesi dileği ile karşınızda taahütname…<br />
<br />
İklim krizini anlatmak için yeni bir taahhütte bulunuyoruz<br />
<br />
“İklim Krizini insanların anlayacağı bir şekilde işleyebilir miyiz?”<br />
<br />
TV habercisi Bill Moyer, medyanın uzun süreden beri görmezden geldiği İklim Krizi konusundaki suskunluğuna son vermek için başlatılan ‘Covering Climate Now’ (‘İklim Krizi’ni Ele Almak, Hemen’) isimli projenin açılışını bu sözlerle yapmıştı. The Nation ve Columbia Journalism Reviewadlı yayın organlarının ortak-kurucusu olduğu ve The Guardian gazetesi ile ortaklaşa yürüttükleri bu proje, tüm medya gazetecilerini bir araya getirmeyi ve onları büyüklü küçüklü, dijital ve basılı tüm haber ortamlarında, televizyon ve radyolarda, hem ABD’de hem uluslararası medyada bilgilendirmeyi ve çağımızın bu en büyük felaketini tüm insanlara anlatmalarına yardımcı olmayı amaçlıyor.<br />
<br />
Gururla duyururuz ki, ‘Covering Climate Now’ projesine şimdiden 200'den fazla haber kuruluşu katıldı.<br />
<br />
Bunlar: CBS News ve yerel TV kanalları gibi haber ağları; The Philadelphia Inquirer, Minneapolis Star Tribüne, San Francisco Chronicle, Seattle Times gibi ABD’nin büyük tirajlı gazeteleri; Asahi Shimbun ve La Repubblica (Japonya’nın ve İtalya’nın en büyük gazeteleri ); Nature, Scientific American, InsideClimate News, Harvard Business Review gibi dünyanın en önemli ve seçkin bilimsel uzmanlık yayınları; HuffPost, Vox, The Intercept, Slate gibi önde gelen, saygın dijital yayınlar; The Texas Observer, Colorado Springs Gazette gibi etkili bölgesel yayınlar; New York, Washington DC, Chicago, Philadelphia, Boston, New Orleans, Louisville ve San Francisco gibi büyük şehirlerin radyo istasyonları; Marketplace, Science Friday, The World gibi kamusal radyo programları; Kanada’da yayınlanan Maclean’s ve Japonya’da yayınlanan Newsweek Japan gibi popüler dergiler; kamuoyunda büyük etkinliği olan yazar Bill McKibben, radyo ve TV programı ‘Democracy Now!’, ‘Channel 4 UK’ muhabiri Alex Thomson; deneyimli uzman TV meteorolojistleri Dan Satterfield, Mike Nelson, Paul Gross. Ve daha birçokları yolda..<br />
<br />
Bu yayın organlarının hepsi, 16 Eylül ile, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in ev sahipliğini yapacak olduğu 23 Eylül tarihli “Uluslararası İklim Aksiyon Zirvesi” arasında, bir hafta boyunca İklim Krizi hakkında yoğun odaklı yayınlar yapacaklar.<br />
<br />
Biz hiç kimseye ne yazacağını veya medya kanallarında ne haberler yayınlayacağını dikte edemeyiz. Sadece, her haber kanalının iklimle ilgili gerçeklere daha çok yer vermek ve bu haberlere daha fazla görünürlük kazandırmak için canla başla gayret etmesini istiyoruz; izleyicilerine bunun herhangi bir haber olmadığını, aksine ‘İklim Değişimi’nin çağımızın en ciddi felaket haberi olduğunu anlatmalarını istiyoruz. Mesele, İklim Krizi’ne, bilim insanlarının da çok uzun zamandır söylediği gibi, gereken önemi, önceliği ve dikkati vermektir, ki böylece hem tüm dünyadaki kamuoyu, hem politika-yapıcılar doğru ve akıllı kararlar verebilsinler. Şimdi biz medya habercilerinin üzerine düşen görev şu: Bu son derece önemli konuyu, insanların iyice anlaması için, nasıl ele almalıyız?<br />
<br />
Biz ‘Covering Climate Now’ projesini, gazeteciliğin/haberciliğin en kutsal sorumluluklarından birinin yerine getirilmesi olarak görüyoruz; yani insanları bilgilendirmek, ve herkesi ilgilendiren ortak sorunları ve bu sorunlara getirilebilecek çözüm fırsatları hakkında yapıcı ve faydalı tartışma ortamlarını yaratmak olarak…<br />
<br />
Günümüzün dünyasında bundan zorlu hiçbir problem yoktur herhalde; ama bundan daha fazla çözüm fırsatları sunan bir sorun da yoktur belki. Geçtiğimiz Ekim ayında yayınlanan Birleşmiş Milletler’in (BM) ‘İklim Değişikliği Konusunda Hükümetler-arası Heyet’ (IPCC) raporunda, insanlığın ‘sıcağı hapseden’ gaz emisyonlarını yarıya indirmek için sadece 12 yılı kaldığı; bu yapılmaz ise felaket düzeylerde ısı yükselmesiyle ve aşırı hava değişiklikleriyle karşı karşıya kalacağımız duyuruldu, BM’nin bilim insanları tarafından.<br />
<br />
Öte yandan, güneş ve rüzgar enerjilerinin kullanımında ve enerji verimliliğinde çok parlak gelişmeler kaydedilmekte. Bunları kullanarak, akıllı davranır ve iklim değişikliğiyle doğru yollardan mücadele edersek toplumlarımızı daha iyi bir geleceğe götürebiliriz.<br />
<br />
Medyada İklim Krizi ile ilgili daha fazla haberlere yer vermek veya aksine onu görmezden gelmek bir değer yargısı seçimidir.<br />
<br />
Medyanın büyük çoğunluğu, en azından ABD’de, uzun yıllardır ikincisini yapıyor. Belli başlı tüm TV kanalları geçtiğimiz ilkbaharda Britanya’da doğan yeni bir kraliyet bebeğine bir hafta boyunca, İklim haberlerine bir yılda verdikleri yerden fazlasını verdiler. IPCC (İklim Değişikliği Konusunda Hükümetler-arası Heyet) raporu geçtiğimiz Ekim’de yayınlandığında, ABD’nin en büyük 50 gazetesinden 28’i bunu okuyucularına duyurmaya zahmet etmedi.<br />
<br />
Aşağıda “Covering Climate Now/İklim Krizi’ni Ele Almak, Hemen” girişimini imzalayan lider gazetecilerin isimlerini bulacaksınız. Eğer beğendiğiniz ve takip ettiğiniz haber kanalları bunların arasında yoksa, lütfen onları arayıp bizimle temasa geçmelerini isteyin. Onların katılımlarını da bekliyoruz.<br />
<br />
Bize coveringclimatenow@cjr.org adresinden ulaşabilirsiniz. <br />
<br />
Liste (25 Temmuz 2019 itibariyle):<br />
<br />
Basılı & Online Gazete ve Dergiler<br />
<br />
* The Columbia Journalism Review<br />
<br />
* The Nation<br />
<br />
* The Guardian<br />
<br />
* The Philadelphia Inquirer/Philly.com<br />
<br />
* HuffPost<br />
<br />
* The Minneapolis Star Tribune<br />
<br />
* Nature (UK)<br />
<br />
* Scientific American<br />
<br />
* The Conversation (Birleşik Krallık)<br />
<br />
* Asahi Shimbun (Japonya)<br />
<br />
* la Repubblica (İtalya)<br />
<br />
* Newsweek Japan (Japonya)<br />
<br />
* The Seattle Times<br />
<br />
* Vox<br />
<br />
* Slate<br />
<br />
* The Intercept<br />
<br />
* The Texas Observer<br />
<br />
* The Coast (Kanada)<br />
<br />
* Harvard Business Review<br />
<br />
* The (Colorado Springs) Gazette<br />
<br />
* The Nepali Times (Nepal)<br />
<br />
* CQ & Roll Call<br />
<br />
* Mongabay<br />
<br />
* Maclean’s (Kanada)<br />
<br />
* National Catholic Reporter<br />
<br />
* Yale Climate Connections<br />
<br />
* Clean Energy Wire (Almanya)<br />
<br />
* IEEE Spectrum<br />
<br />
* Talking Points Memo<br />
<br />
* The Alpinist<br />
<br />
* Rock and Ice<br />
<br />
* La Tercera (Şili)<br />
<br />
* Stuff (Yeni Zelanda)<br />
<br />
* Newsroom (Yeni Zelanda)<br />
<br />
* The Spinoff (Yeni Zelanda)<br />
<br />
* Literary Hub<br />
<br />
* Ecosystem Marketplace<br />
<br />
* Renewable Energy World<br />
<br />
* Ensia<br />
<br />
* Jolon Indian Media<br />
<br />
* Croakey Health Media (Australya)<br />
<br />
* Planet Friendly News (Kanada)<br />
<br />
* San Francisco Chronicle<br />
<br />
* Bay Nature<br />
<br />
* Sludge<br />
<br />
* The Shoestring<br />
<br />
* The Junction (Australya)<br />
<br />
* The Tyee<br />
<br />
* InsideClimateNews<br />
<br />
* Nexus Media <br />
<br />
TV ve Radyo:<br />
<br />
* CBS News (Ulusal)<br />
<br />
* WNYC (kar amacı gütmeyen radyo New York Şehri)<br />
<br />
* WHYY (ar amacı gütmeyen radyo Philadelphia)<br />
<br />
* WAMU (kar amacı gütmeyen radyo Washington, DC)<br />
<br />
* WBEZ (kar amacı gütmeyen radyo Chicago)<br />
<br />
* WBUR (kar amacı gütmeyen radyo - Boston)<br />
<br />
* WFPL (kar amacı gütmeyen radyo - Louisville)<br />
<br />
* WWNO (kar amacı gütmeyen radyo New Orleans)<br />
<br />
* KQED (kar amacı gütmeyen radyo for San Francisco Bay)<br />
<br />
* Marketplace, economy programı - American Public Media<br />
<br />
* The World, haber programı - PRI ve BBC<br />
<br />
* Science Friday, haber programı - WNYC Studios<br />
<br />
* Dan Satterfield, baş meteorolog, WBOC-TV, CBS - Salisbury, Maryland<br />
<br />
* Mike Nelson, baş meteorolog, Channel 7 Denver, ABC - Denver<br />
<br />
* Paul Gross, baş meteorolog, WDIV, NBC - Detroit<br />
<br />
* The Years Project/Years Of Living Dangerously<br />
<br />
* Politically Aweh, TV haber programı - Güney Afrika<br />
<br />
* Elemental: Covering Sustainability - Denver, Phoenix and Los Angeles<br />
<br />
* Democracy Now! (Ulusal radyo ve TV programı)<br />
<br />
* The Global GoalsCast<br />
<br />
Bağımsız Gazeteciler (kurumlar sadece tanımlama amacıyla kullanılmıştır) <br />
<br />
* Bill McKibben, yazar<br />
<br />
* David Biello, TED Konuşmaları<br />
<br />
* Alex Thomson, şef muhabir, Channel 4 News (UK)<br />
<br />
* Yereth Rosen, emekli sunucu Daily News<br />
<br />
* Rex Dalton, Emekli yazar Nature<br />
<br />
* Isabel Seta (Brezilya)<br />
<br />
* Michael Tatarski (Vietnam)<br />
<br />
* Sean Holman (Kanada)<br />
<br />
* Nivedita Khandekar (India)<br />
<br />
* Preti Jha (Singapur)<br />
<br />
* Don Paul, Yardımcı meteorolog, The Buffalo News<br />
<br />
* Peter Schwartzstein, freelance Ortadoğu Çevre muhabiri<br />
<br />
Kurumlar:<br />
<br />
* Climate Matters (Climate Central, George Mason University Center for Climate Communications, and Climate Communications)<br />
<br />
* Solutions Journalism Network<br />
<br />
* Boston University<br />
<br />
* The Lancet Countdown On Climate Change and Health <br />
<br />
(Çeviren: Canan Ener Silay)]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**Gerçeği Söyle II: Medya**<br />
<br />
Yaşanmakta olan iklim krizinin insanlar tarafından idrakı ve bu idrak sonrasında harekete geçmelerinde en önemli aygıtlardan biri olan medya kuruluşları sessizliğini bozmaya başladı.<br />
<br />
The Nation ve Columbia Journalism Review adlı yayın organlarının ortak-kurucusu olduğu ve The Guardian gazetesi ile ortaklaşa yürütülen proje kapsamında yayın organları iklim krizi konusunda tüm medya kuruluşlarını harekete geçirmeyi amaçlayan bir taahütname kaleme aldı.<br />
<br />
60’tan fazla haber kuruluşunun altına imza attığı metni, siz Havaya Bağlı Herşey okurları için Canan Ener Silay’ın kaleminden Türkçe’ye çevirdik.<br />
<br />
Gerçeği söylemenin kar ve kariyerin önüne geçmediği özgür medya kuruluşlarının Türkiye’de de aynı çabayı göstermesi dileği ile karşınızda taahütname…<br />
<br />
İklim krizini anlatmak için yeni bir taahhütte bulunuyoruz<br />
<br />
“İklim Krizini insanların anlayacağı bir şekilde işleyebilir miyiz?”<br />
<br />
TV habercisi Bill Moyer, medyanın uzun süreden beri görmezden geldiği İklim Krizi konusundaki suskunluğuna son vermek için başlatılan ‘Covering Climate Now’ (‘İklim Krizi’ni Ele Almak, Hemen’) isimli projenin açılışını bu sözlerle yapmıştı. The Nation ve Columbia Journalism Reviewadlı yayın organlarının ortak-kurucusu olduğu ve The Guardian gazetesi ile ortaklaşa yürüttükleri bu proje, tüm medya gazetecilerini bir araya getirmeyi ve onları büyüklü küçüklü, dijital ve basılı tüm haber ortamlarında, televizyon ve radyolarda, hem ABD’de hem uluslararası medyada bilgilendirmeyi ve çağımızın bu en büyük felaketini tüm insanlara anlatmalarına yardımcı olmayı amaçlıyor.<br />
<br />
Gururla duyururuz ki, ‘Covering Climate Now’ projesine şimdiden 200'den fazla haber kuruluşu katıldı.<br />
<br />
Bunlar: CBS News ve yerel TV kanalları gibi haber ağları; The Philadelphia Inquirer, Minneapolis Star Tribüne, San Francisco Chronicle, Seattle Times gibi ABD’nin büyük tirajlı gazeteleri; Asahi Shimbun ve La Repubblica (Japonya’nın ve İtalya’nın en büyük gazeteleri ); Nature, Scientific American, InsideClimate News, Harvard Business Review gibi dünyanın en önemli ve seçkin bilimsel uzmanlık yayınları; HuffPost, Vox, The Intercept, Slate gibi önde gelen, saygın dijital yayınlar; The Texas Observer, Colorado Springs Gazette gibi etkili bölgesel yayınlar; New York, Washington DC, Chicago, Philadelphia, Boston, New Orleans, Louisville ve San Francisco gibi büyük şehirlerin radyo istasyonları; Marketplace, Science Friday, The World gibi kamusal radyo programları; Kanada’da yayınlanan Maclean’s ve Japonya’da yayınlanan Newsweek Japan gibi popüler dergiler; kamuoyunda büyük etkinliği olan yazar Bill McKibben, radyo ve TV programı ‘Democracy Now!’, ‘Channel 4 UK’ muhabiri Alex Thomson; deneyimli uzman TV meteorolojistleri Dan Satterfield, Mike Nelson, Paul Gross. Ve daha birçokları yolda..<br />
<br />
Bu yayın organlarının hepsi, 16 Eylül ile, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in ev sahipliğini yapacak olduğu 23 Eylül tarihli “Uluslararası İklim Aksiyon Zirvesi” arasında, bir hafta boyunca İklim Krizi hakkında yoğun odaklı yayınlar yapacaklar.<br />
<br />
Biz hiç kimseye ne yazacağını veya medya kanallarında ne haberler yayınlayacağını dikte edemeyiz. Sadece, her haber kanalının iklimle ilgili gerçeklere daha çok yer vermek ve bu haberlere daha fazla görünürlük kazandırmak için canla başla gayret etmesini istiyoruz; izleyicilerine bunun herhangi bir haber olmadığını, aksine ‘İklim Değişimi’nin çağımızın en ciddi felaket haberi olduğunu anlatmalarını istiyoruz. Mesele, İklim Krizi’ne, bilim insanlarının da çok uzun zamandır söylediği gibi, gereken önemi, önceliği ve dikkati vermektir, ki böylece hem tüm dünyadaki kamuoyu, hem politika-yapıcılar doğru ve akıllı kararlar verebilsinler. Şimdi biz medya habercilerinin üzerine düşen görev şu: Bu son derece önemli konuyu, insanların iyice anlaması için, nasıl ele almalıyız?<br />
<br />
Biz ‘Covering Climate Now’ projesini, gazeteciliğin/haberciliğin en kutsal sorumluluklarından birinin yerine getirilmesi olarak görüyoruz; yani insanları bilgilendirmek, ve herkesi ilgilendiren ortak sorunları ve bu sorunlara getirilebilecek çözüm fırsatları hakkında yapıcı ve faydalı tartışma ortamlarını yaratmak olarak…<br />
<br />
Günümüzün dünyasında bundan zorlu hiçbir problem yoktur herhalde; ama bundan daha fazla çözüm fırsatları sunan bir sorun da yoktur belki. Geçtiğimiz Ekim ayında yayınlanan Birleşmiş Milletler’in (BM) ‘İklim Değişikliği Konusunda Hükümetler-arası Heyet’ (IPCC) raporunda, insanlığın ‘sıcağı hapseden’ gaz emisyonlarını yarıya indirmek için sadece 12 yılı kaldığı; bu yapılmaz ise felaket düzeylerde ısı yükselmesiyle ve aşırı hava değişiklikleriyle karşı karşıya kalacağımız duyuruldu, BM’nin bilim insanları tarafından.<br />
<br />
Öte yandan, güneş ve rüzgar enerjilerinin kullanımında ve enerji verimliliğinde çok parlak gelişmeler kaydedilmekte. Bunları kullanarak, akıllı davranır ve iklim değişikliğiyle doğru yollardan mücadele edersek toplumlarımızı daha iyi bir geleceğe götürebiliriz.<br />
<br />
Medyada İklim Krizi ile ilgili daha fazla haberlere yer vermek veya aksine onu görmezden gelmek bir değer yargısı seçimidir.<br />
<br />
Medyanın büyük çoğunluğu, en azından ABD’de, uzun yıllardır ikincisini yapıyor. Belli başlı tüm TV kanalları geçtiğimiz ilkbaharda Britanya’da doğan yeni bir kraliyet bebeğine bir hafta boyunca, İklim haberlerine bir yılda verdikleri yerden fazlasını verdiler. IPCC (İklim Değişikliği Konusunda Hükümetler-arası Heyet) raporu geçtiğimiz Ekim’de yayınlandığında, ABD’nin en büyük 50 gazetesinden 28’i bunu okuyucularına duyurmaya zahmet etmedi.<br />
<br />
Aşağıda “Covering Climate Now/İklim Krizi’ni Ele Almak, Hemen” girişimini imzalayan lider gazetecilerin isimlerini bulacaksınız. Eğer beğendiğiniz ve takip ettiğiniz haber kanalları bunların arasında yoksa, lütfen onları arayıp bizimle temasa geçmelerini isteyin. Onların katılımlarını da bekliyoruz.<br />
<br />
Bize coveringclimatenow@cjr.org adresinden ulaşabilirsiniz. <br />
<br />
Liste (25 Temmuz 2019 itibariyle):<br />
<br />
Basılı & Online Gazete ve Dergiler<br />
<br />
* The Columbia Journalism Review<br />
<br />
* The Nation<br />
<br />
* The Guardian<br />
<br />
* The Philadelphia Inquirer/Philly.com<br />
<br />
* HuffPost<br />
<br />
* The Minneapolis Star Tribune<br />
<br />
* Nature (UK)<br />
<br />
* Scientific American<br />
<br />
* The Conversation (Birleşik Krallık)<br />
<br />
* Asahi Shimbun (Japonya)<br />
<br />
* la Repubblica (İtalya)<br />
<br />
* Newsweek Japan (Japonya)<br />
<br />
* The Seattle Times<br />
<br />
* Vox<br />
<br />
* Slate<br />
<br />
* The Intercept<br />
<br />
* The Texas Observer<br />
<br />
* The Coast (Kanada)<br />
<br />
* Harvard Business Review<br />
<br />
* The (Colorado Springs) Gazette<br />
<br />
* The Nepali Times (Nepal)<br />
<br />
* CQ & Roll Call<br />
<br />
* Mongabay<br />
<br />
* Maclean’s (Kanada)<br />
<br />
* National Catholic Reporter<br />
<br />
* Yale Climate Connections<br />
<br />
* Clean Energy Wire (Almanya)<br />
<br />
* IEEE Spectrum<br />
<br />
* Talking Points Memo<br />
<br />
* The Alpinist<br />
<br />
* Rock and Ice<br />
<br />
* La Tercera (Şili)<br />
<br />
* Stuff (Yeni Zelanda)<br />
<br />
* Newsroom (Yeni Zelanda)<br />
<br />
* The Spinoff (Yeni Zelanda)<br />
<br />
* Literary Hub<br />
<br />
* Ecosystem Marketplace<br />
<br />
* Renewable Energy World<br />
<br />
* Ensia<br />
<br />
* Jolon Indian Media<br />
<br />
* Croakey Health Media (Australya)<br />
<br />
* Planet Friendly News (Kanada)<br />
<br />
* San Francisco Chronicle<br />
<br />
* Bay Nature<br />
<br />
* Sludge<br />
<br />
* The Shoestring<br />
<br />
* The Junction (Australya)<br />
<br />
* The Tyee<br />
<br />
* InsideClimateNews<br />
<br />
* Nexus Media <br />
<br />
TV ve Radyo:<br />
<br />
* CBS News (Ulusal)<br />
<br />
* WNYC (kar amacı gütmeyen radyo New York Şehri)<br />
<br />
* WHYY (ar amacı gütmeyen radyo Philadelphia)<br />
<br />
* WAMU (kar amacı gütmeyen radyo Washington, DC)<br />
<br />
* WBEZ (kar amacı gütmeyen radyo Chicago)<br />
<br />
* WBUR (kar amacı gütmeyen radyo - Boston)<br />
<br />
* WFPL (kar amacı gütmeyen radyo - Louisville)<br />
<br />
* WWNO (kar amacı gütmeyen radyo New Orleans)<br />
<br />
* KQED (kar amacı gütmeyen radyo for San Francisco Bay)<br />
<br />
* Marketplace, economy programı - American Public Media<br />
<br />
* The World, haber programı - PRI ve BBC<br />
<br />
* Science Friday, haber programı - WNYC Studios<br />
<br />
* Dan Satterfield, baş meteorolog, WBOC-TV, CBS - Salisbury, Maryland<br />
<br />
* Mike Nelson, baş meteorolog, Channel 7 Denver, ABC - Denver<br />
<br />
* Paul Gross, baş meteorolog, WDIV, NBC - Detroit<br />
<br />
* The Years Project/Years Of Living Dangerously<br />
<br />
* Politically Aweh, TV haber programı - Güney Afrika<br />
<br />
* Elemental: Covering Sustainability - Denver, Phoenix and Los Angeles<br />
<br />
* Democracy Now! (Ulusal radyo ve TV programı)<br />
<br />
* The Global GoalsCast<br />
<br />
Bağımsız Gazeteciler (kurumlar sadece tanımlama amacıyla kullanılmıştır) <br />
<br />
* Bill McKibben, yazar<br />
<br />
* David Biello, TED Konuşmaları<br />
<br />
* Alex Thomson, şef muhabir, Channel 4 News (UK)<br />
<br />
* Yereth Rosen, emekli sunucu Daily News<br />
<br />
* Rex Dalton, Emekli yazar Nature<br />
<br />
* Isabel Seta (Brezilya)<br />
<br />
* Michael Tatarski (Vietnam)<br />
<br />
* Sean Holman (Kanada)<br />
<br />
* Nivedita Khandekar (India)<br />
<br />
* Preti Jha (Singapur)<br />
<br />
* Don Paul, Yardımcı meteorolog, The Buffalo News<br />
<br />
* Peter Schwartzstein, freelance Ortadoğu Çevre muhabiri<br />
<br />
Kurumlar:<br />
<br />
* Climate Matters (Climate Central, George Mason University Center for Climate Communications, and Climate Communications)<br />
<br />
* Solutions Journalism Network<br />
<br />
* Boston University<br />
<br />
* The Lancet Countdown On Climate Change and Health <br />
<br />
(Çeviren: Canan Ener Silay)]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**Gerçeği Söyle II: Medya**

Yaşanmakta olan iklim krizinin insanlar tarafından idrakı ve bu idrak sonrasında harekete geçmelerinde en önemli aygıtlardan biri olan medya kuruluşları sessizliğini bozmaya başladı.

The Nation ve Columbia Journalism Review adlı yayın organlarının ortak-kurucusu olduğu ve The Guardian gazetesi ile ortaklaşa yürütülen proje kapsamında yayın organları iklim krizi konusunda tüm medya kuruluşlarını harekete geçirmeyi amaçlayan bir taahütname kaleme aldı.

60’tan fazla haber kuruluşunun altına imza attığı metni, siz Havaya Bağlı Herşey okurları için Canan Ener Silay’ın kaleminden Türkçe’ye çevirdik.

Gerçeği söylemenin kar ve kariyerin önüne geçmediği özgür medya kuruluşlarının Türkiye’de de aynı çabayı göstermesi dileği ile karşınızda taahütname…

İklim krizini anlatmak için yeni bir taahhütte bulunuyoruz

“İklim Krizini insanların anlayacağı bir şekilde işleyebilir miyiz?”

TV habercisi Bill Moyer, medyanın uzun süreden beri görmezden geldiği İklim Krizi konusundaki suskunluğuna son vermek için başlatılan ‘Covering Climate Now’ (‘İklim Krizi’ni Ele Almak, Hemen’) isimli projenin açılışını bu sözlerle yapmıştı. The Nation ve Columbia Journalism Reviewadlı yayın organlarının ortak-kurucusu olduğu ve The Guardian gazetesi ile ortaklaşa yürüttükleri bu proje, tüm medya gazetecilerini bir araya getirmeyi ve onları büyüklü küçüklü, dijital ve basılı tüm haber ortamlarında, televizyon ve radyolarda, hem ABD’de hem uluslararası medyada bilgilendirmeyi ve çağımızın bu en büyük felaketini tüm insanlara anlatmalarına yardımcı olmayı amaçlıyor.

Gururla duyururuz ki, ‘Covering Climate Now’ projesine şimdiden 200'den fazla haber kuruluşu katıldı.

Bunlar: CBS News ve yerel TV kanalları gibi haber ağları; The Philadelphia Inquirer, Minneapolis Star Tribüne, San Francisco Chronicle, Seattle Times gibi ABD’nin büyük tirajlı gazeteleri; Asahi Shimbun ve La Repubblica (Japonya’nın ve İtalya’nın en büyük gazeteleri ); Nature, Scientific American, InsideClimate News, Harvard Business Review gibi dünyanın en önemli ve seçkin bilimsel uzmanlık yayınları; HuffPost, Vox, The Intercept, Slate gibi önde gelen, saygın dijital yayınlar; The Texas Observer, Colorado Springs Gazette gibi etkili bölgesel yayınlar; New York, Washington DC, Chicago, Philadelphia, Boston, New Orleans, Louisville ve San Francisco gibi büyük şehirlerin radyo istasyonları; Marketplace, Science Friday, The World gibi kamusal radyo programları; Kanada’da yayınlanan Maclean’s ve Japonya’da yayınlanan Newsweek Japan gibi popüler dergiler; kamuoyunda büyük etkinliği olan yazar Bill McKibben, radyo ve TV programı ‘Democracy Now!’, ‘Channel 4 UK’ muhabiri Alex Thomson; deneyimli uzman TV meteorolojistleri Dan Satterfield, Mike Nelson, Paul Gross. Ve daha birçokları yolda..

Bu yayın organlarının hepsi, 16 Eylül ile, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in ev sahipliğini yapacak olduğu 23 Eylül tarihli “Uluslararası İklim Aksiyon Zirvesi” arasında, bir hafta boyunca İklim Krizi hakkında yoğun odaklı yayınlar yapacaklar.

Biz hiç kimseye ne yazacağını veya medya kanallarında ne haberler yayınlayacağını dikte edemeyiz. Sadece, her haber kanalının iklimle ilgili gerçeklere daha çok yer vermek ve bu haberlere daha fazla görünürlük kazandırmak için canla başla gayret etmesini istiyoruz; izleyicilerine bunun herhangi bir haber olmadığını, aksine ‘İklim Değişimi’nin çağımızın en ciddi felaket haberi olduğunu anlatmalarını istiyoruz. Mesele, İklim Krizi’ne, bilim insanlarının da çok uzun zamandır söylediği gibi, gereken önemi, önceliği ve dikkati vermektir, ki böylece hem tüm dünyadaki kamuoyu, hem politika-yapıcılar doğru ve ak]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/2/5/4/_/uploads/9338390/image_track/3699660/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568383188452.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/008-klim-acil-08092019gerei-syle-medya04-09-2019/listen.mp3?s=UuS" length="21675521" />
            <guid isPermaLink="false">3699660</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Fri, 13 Sep 2019 15:58:43 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-13T15:58:43+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>9:02</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[007 - İklim Acil - Neden 'iklim acil durumu' bildirimi? - 07.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/007-klim-acil-07092019neden-klim-acil-durumu04-09-2019/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**Neden 'iklim acil durumu' bildirimi?**<br />
<br />
İklim krizi derinleşirken halkın gerçeği söylenmesi talebine sessiz kalamayan yöneticiler de, içinde bulundukları idari yapılarda ”iklim acil durumu” ilan ediyor ya da edilmesi konusunda çalışmalar yürütüyor.<br />
<br />
Yokoluş İsyanı (Extinction Rebellion) aktivistlerinin haftalar boyu süren ve sanayi devriminin başladığı İngiltere’nin başkenti Londra’yı kitleyen eylemlerinin ardından Birleşik Krallık Parlamentosu’nda İklim Acil Durumu ilan edilmesiyle beraber dünya genelinde hem eylemler hem de acil durum ilanları hız kazandı.<br />
<br />
Avustralya, İsviçre, İskoçya, İrlanda, Fransa, Almanya, Kanada, Çek Cumhuriyeti, İtalya, Polonya, Portekiz, Belçika, Yeni Zelanda, İspanya ve ABD’de, 136 milyon vatandaşı temsilen toplam 756 yerel yönetimde “İklim Acil Durumu” ilan edildi.<br />
<br />
Yeni ilanlar da yolda.<br />
<br />
Peki neden “İklim Acil Durumu” ilan ediliyor?<br />
<br />
Bu sorunun cevabını konu ile alakalı bilgileri ve haberleri derleyen cedamia.org sitesinde bulduk ve siz Havaya Bağlı Her Şey okurları için çevirdik.<br />
<br />
Neden iklim acil durumu bildirimi?<br />
<br />
Hükümet veya yerel konsey gibi yetkili bir makam tarafından onaylanmış İklim Acil Durum bildirimi, açık ve net bir eylem planı ile eşleştirilmesi durumunda toplum çapında eylemler için güçlü bir katalizör olabilir.<br />
<br />
İnsanlar hayati tehlike arz eden bir durum olduğunda acil durum duyurusu beklerler ve başka hiç kimsenin tehdidi ciddiye almıyor gibi görünmesi durumunda harekete geçme konusunda tereddüt ederler. Bir yangın alarmı olduğunu düşünelim. İnsanlar başlangıçta bunun sadece bir tatbikat olduğunu düşünebilirler; eğer herkes görmezden gelirse, onlar da görmezden gelecektir. Ama toplumda lider olarak kabul edilen biri yangının aslında gerçek olduğunu söyler ve kullanılabilecek en güvenli çıkışı onlara gösterirse, herkes elindekileri bir kenara bırakıp yanan binayı tahliye etmeye girişecektir.<br />
<br />
Aşağıda yazılmış kısımlar, ABD'deki İklim Seferberliği örgütünün kurucusu psikolog Dr. Margaret Klein Salamon tarafından kaleme alınmış olan “Kamuoyunu Acil Durum Moduna Getirmek” adlı risaleden yapılmış alıntılardır.<br />
<br />
Dr. Salamon, “Acil durum modu” terimini, insanların “İşler böyle gelmiş böyle gider” tavır ve davranışlarını geçici olarak bir kenara koyup en güvenli hareket tarzını belirlemeye, şu anda bir tehditle etkin bir şekilde başa çıkmak için ne gerekiyorsa yapmaya yoğun olarak odaklandığı o akışkanlık durumunu belirtmek için kullanır…<br />
<br />
Şu anda bir iklim krizinde olup olmadığımızı değerlendirmek için insanlar birbirlerine bakacaktır – özellikle de iklim kuruluşlarına, yazarlarına ve liderlerine. Onlar bu durumu aciliyet olarak mı adlandırıyorlar? Yazdıklarının ve ifadelerinin tonu alarm duygusu veriyor, yaklaşmış olan krizi önlemek üzere kitlesel eylemlere geçmek için tutkulu bir arzu uyandırıyor mu? Bu örgütler, yazarlar ve liderler acil bir karşılık verilmesini talep ediyorlar mı? Bir acil durum içindeymiş gibi davranıyorlar mı? Kendileri de bizzat acil durum modundalar mı? Bu soruların cevabı “hayır” ise, sözkonusu birey ortada acil bir durum olmadığı veya – liderler acil durum eylemini koordine etme konusunda isteksiz göründüklerinden – acil durum eyleminin umutsuz olduğusonucuna varacaktır. (altını biz çizdik)<br />
<br />
Daha önce iklim krizinden bir şikâyeti olmayan kişiler, yerel konseyleri İklim Acil Durum ilan ederse bunu korku ile karşılayabilirler, ancak yerel konseyler herkesin harekete geçebileceği en etkili yöntemler ve bu eylemlerden beklenebilecek gerçekçi sonuçlar hakkında net bilgi verirlerse, bu korkular eyleme kanalize olacaktır.<br />
<br />
İnsanlar bir acil durum sırasında ne yapacaklarını bilmiyorlarsa, paniğe kapılabilirler, umutsuzluğa düşebilirler veya acil durum moduna geçmeye tümüyle karşı çıkabilirler.<br />
<br />
İklim hareketi insanların katılımı için ne kadar çok yapı – açık seçik yönergeler ve iklim acil durumuyla mücadele etmeye hazır olan insanlar için destekler –  geliştirebilirse acil durum moduna geçecek insan sayısı da o kadar çok olacaktır.<br />
<br />
Binlerce okul grevcisi ve topluluk içinde başka pek çok insan, kendilerini bekleyen iklim geleceği konusunda daha şimdiden büyük korku duymaktalar. Bu insanlar için en korkunç şey, gerekli büyük değişiklikleri yapma konusunda en büyük güce sahip olan hükümet organlarının bir iklim acil durumunun mevcudiyetini tamamen gözardı ediyor ve hepimizi daha da büyük tehlikelerin içine atacak politikalar izliyor gibi görünmeleri.<br />
<br />
Siyasi sistemimiz yola gelmez bir görüntü sergiliyor, siyasi kültür inkârcılığın kulu kölesi olmuş, kriz de akıl almaz boyutlara ulaşmış durumda. Yaygın çaresizlik duyguları, resmi iklim hareketi liderleri ile politikacıların kriz hakkında dürüst bir değerlendirme sunmakta, gerçekte sonuç alma şansı olan çözümleri savunmakta, ve bireyleri bu çözüme katılmaya davet etmektene kadar yetersiz kaldıklarının da bir ifadesi aslında.<br />
<br />
Şu sırada dünyanın dört bir tarafında İklim Acil Durumu ilan eden yerel konsey dalgası nihayet bir umut unsuru ve eylem güzergâhı oluşturuyor, böylece acil durumun çözülüp ve güvenliğin geri kazanılması yönünde topluluklarının enerjisini, odaklanma gücünü ve kaynaklarını yönlendiriyor.<br />
<br />
Acil Durum Tehdidi. İnsanları acil durum moduna sokmak için acil durum tehdidinin acil bir çözümle eşleştirilmesi kritik öneme sahiptir.<br />
<br />
Duygulanım fobisi. Columbia Üniversitesi’nin popüler CRED İklim İletişimi Rehberi, “Duygusal Çağrıların Aşırı Kullanımından Sakının” başlıklı bir bölüm içermekte. Burada, iklim krizi ile ilgili sunum yapanları iklim kriziyle ilgili tüm gerçekleri söylemekten kaçınmaları konusunda uyardıkları, zira bunun “duyguların uyuşmasına” yol açacağı belirtilmekte.<br />
<br />
Fakat…<br />
<br />
Acil Durum Çözümü. İklim krizine verilmesi gereken karşılığın ölçeği asgariye indirildiğinde, bu, insanların acil moda girmesini önler.<br />
<br />
Evet, bir belediye meclisi İklim Acil Durumu ilan ederse, bazı insanlar “devrelerini kapatma” yoluna gidebilirler. Ancak, diğerleri de “devrelerini açacak”tır. Meselenin büyüklüğünü kabullenme cesaretini gösteremezsek, çözümlerin gerekli ölçek ve hızda uygulanmasını savunma cesaretini gösteremezsek, ihtiyaç duyduğumuz hareketlenmeyi ve bunun getireceği sonucu elde edemeyiz. Bill McKibben'ın dediği gibi, fazla yavaş kazanmak, kaybetmekle aynı şeydir.<br />
<br />
İklim Acil Durum Bildirimi dilekçemizi imzalamalarını istediğimizde, çoğu insanın derin bir ferahlama hissi duyduklarını gördük. Şöyle söyleyenler oldu mesela: “Nihayet! Birinin de çıkıp meseleyi adlı adınca ortaya koyduğunu ve ihtiyacımız olan büyük acil eylemi savunduğunu görmek öyle güzel ki!”<br />
<br />
***<br />
<br />
Salamon, acil durum modunun “bulaşıcı” olduğunu söylüyor. Bunu son zamanlarda dünyanın dört bir yanında İklim Acil Durumu ilan eden yerel konseylerin, belediye meclislerinin vb. sayısındaki hızlı artışta gördük. Ama, en hızlı büyümenin ancak Ekim 2018'deki IPCC Özel Raporundan bu yana gerçekleşmiş olması da önemli sayılmalı.<br />
<br />
Bu raporda sunulan acımasız gerçekler, anlaşılır bir şekilde insanlarda artan bir korku duygusu yarattı; ne var ki, bir felç  durumu yaratacak yerde, bu korku, benzeri görülmemiş bir Okul Grevcileri dalgasının ve 200'den fazla yeni ‘Yokoluş İsyanı’ grubunun ortaya çıkmasına neden oldu. Hepsinin talebi de aynı; acil eylem talep ediyorlar. Ve talep ettikleri şeylerden biri, yerel meclislerin İklim Acil Durum ilan etmeleri. (Muhtemelen, şu ana kadar “jetonun düştüğü” yegâne yönetim kademesi bu olduğundan.)<br />
<br />
Bazı yerel meclisler görece kapsamlı iklim eylem planlarına sahip ve en azından bir Birleşik Krallık meclisi, kendilerinin gerekeni zaten “yapmakta oldukları” gerekçesiyle, bir İklim Acil Durumu ilan etme önerisini reddetti.<br />
<br />
Ne var ki, bir meclis ya da konsey, pratik alanda ellerinden gelen her şeyi zaten yapıyor olsa bile, ayrıca İklim Acil Durumu ilan ederek ve milli hükümet üzerinde, ancak o hükümetin yapabileceği büyük değişiklikleri gerçekleştirmesi için lobi faaliyeti yürüterek çok daha fazla şey elde edebilir.<br />
<br />
Bu, onların topluluklarını güçlendirecek, diğer konseylerin onları izlemesini sağlayacak, ve genel olarak hepimizin iklim krizini gerçekte olduğu gibi, yani bir varoluş acil durumu olarak ele almasına yardımcı olacaktır. (CT/EKN)<br />
<br />
* Çeviren: Ömer Madra]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**Neden 'iklim acil durumu' bildirimi?**<br />
<br />
İklim krizi derinleşirken halkın gerçeği söylenmesi talebine sessiz kalamayan yöneticiler de, içinde bulundukları idari yapılarda ”iklim acil durumu” ilan ediyor ya da edilmesi konusunda çalışmalar yürütüyor.<br />
<br />
Yokoluş İsyanı (Extinction Rebellion) aktivistlerinin haftalar boyu süren ve sanayi devriminin başladığı İngiltere’nin başkenti Londra’yı kitleyen eylemlerinin ardından Birleşik Krallık Parlamentosu’nda İklim Acil Durumu ilan edilmesiyle beraber dünya genelinde hem eylemler hem de acil durum ilanları hız kazandı.<br />
<br />
Avustralya, İsviçre, İskoçya, İrlanda, Fransa, Almanya, Kanada, Çek Cumhuriyeti, İtalya, Polonya, Portekiz, Belçika, Yeni Zelanda, İspanya ve ABD’de, 136 milyon vatandaşı temsilen toplam 756 yerel yönetimde “İklim Acil Durumu” ilan edildi.<br />
<br />
Yeni ilanlar da yolda.<br />
<br />
Peki neden “İklim Acil Durumu” ilan ediliyor?<br />
<br />
Bu sorunun cevabını konu ile alakalı bilgileri ve haberleri derleyen cedamia.org sitesinde bulduk ve siz Havaya Bağlı Her Şey okurları için çevirdik.<br />
<br />
Neden iklim acil durumu bildirimi?<br />
<br />
Hükümet veya yerel konsey gibi yetkili bir makam tarafından onaylanmış İklim Acil Durum bildirimi, açık ve net bir eylem planı ile eşleştirilmesi durumunda toplum çapında eylemler için güçlü bir katalizör olabilir.<br />
<br />
İnsanlar hayati tehlike arz eden bir durum olduğunda acil durum duyurusu beklerler ve başka hiç kimsenin tehdidi ciddiye almıyor gibi görünmesi durumunda harekete geçme konusunda tereddüt ederler. Bir yangın alarmı olduğunu düşünelim. İnsanlar başlangıçta bunun sadece bir tatbikat olduğunu düşünebilirler; eğer herkes görmezden gelirse, onlar da görmezden gelecektir. Ama toplumda lider olarak kabul edilen biri yangının aslında gerçek olduğunu söyler ve kullanılabilecek en güvenli çıkışı onlara gösterirse, herkes elindekileri bir kenara bırakıp yanan binayı tahliye etmeye girişecektir.<br />
<br />
Aşağıda yazılmış kısımlar, ABD'deki İklim Seferberliği örgütünün kurucusu psikolog Dr. Margaret Klein Salamon tarafından kaleme alınmış olan “Kamuoyunu Acil Durum Moduna Getirmek” adlı risaleden yapılmış alıntılardır.<br />
<br />
Dr. Salamon, “Acil durum modu” terimini, insanların “İşler böyle gelmiş böyle gider” tavır ve davranışlarını geçici olarak bir kenara koyup en güvenli hareket tarzını belirlemeye, şu anda bir tehditle etkin bir şekilde başa çıkmak için ne gerekiyorsa yapmaya yoğun olarak odaklandığı o akışkanlık durumunu belirtmek için kullanır…<br />
<br />
Şu anda bir iklim krizinde olup olmadığımızı değerlendirmek için insanlar birbirlerine bakacaktır – özellikle de iklim kuruluşlarına, yazarlarına ve liderlerine. Onlar bu durumu aciliyet olarak mı adlandırıyorlar? Yazdıklarının ve ifadelerinin tonu alarm duygusu veriyor, yaklaşmış olan krizi önlemek üzere kitlesel eylemlere geçmek için tutkulu bir arzu uyandırıyor mu? Bu örgütler, yazarlar ve liderler acil bir karşılık verilmesini talep ediyorlar mı? Bir acil durum içindeymiş gibi davranıyorlar mı? Kendileri de bizzat acil durum modundalar mı? Bu soruların cevabı “hayır” ise, sözkonusu birey ortada acil bir durum olmadığı veya – liderler acil durum eylemini koordine etme konusunda isteksiz göründüklerinden – acil durum eyleminin umutsuz olduğusonucuna varacaktır. (altını biz çizdik)<br />
<br />
Daha önce iklim krizinden bir şikâyeti olmayan kişiler, yerel konseyleri İklim Acil Durum ilan ederse bunu korku ile karşılayabilirler, ancak yerel konseyler herkesin harekete geçebileceği en etkili yöntemler ve bu eylemlerden beklenebilecek gerçekçi sonuçlar hakkında net bilgi verirlerse, bu korkular eyleme kanalize olacaktır.<br />
<br />
İnsanlar bir acil durum sırasında ne yapacaklarını bilmiyorlarsa, paniğe kapılabilirler, umutsuzluğa düşebilirler veya acil durum moduna geçmeye tümüyle karşı çıkabilirler.<br />
<br />
İklim hareketi insanların katılımı için ne kadar çok yapı – açık seçik yönergeler ve iklim acil durumuyla mücadele etmeye hazır olan insanlar için destekler –  geliştirebilirse acil durum moduna geçecek insan sayısı da o kadar çok olacaktır.<br />
<br />
Binlerce okul grevcisi ve topluluk içinde başka pek çok insan, kendilerini bekleyen iklim geleceği konusunda daha şimdiden büyük korku duymaktalar. Bu insanlar için en korkunç şey, gerekli büyük değişiklikleri yapma konusunda en büyük güce sahip olan hükümet organlarının bir iklim acil durumunun mevcudiyetini tamamen gözardı ediyor ve hepimizi daha da büyük tehlikelerin içine atacak politikalar izliyor gibi görünmeleri.<br />
<br />
Siyasi sistemimiz yola gelmez bir görüntü sergiliyor, siyasi kültür inkârcılığın kulu kölesi olmuş, kriz de akıl almaz boyutlara ulaşmış durumda. Yaygın çaresizlik duyguları, resmi iklim hareketi liderleri ile politikacıların kriz hakkında dürüst bir değerlendirme sunmakta, gerçekte sonuç alma şansı olan çözümleri savunmakta, ve bireyleri bu çözüme katılmaya davet etmektene kadar yetersiz kaldıklarının da bir ifadesi aslında.<br />
<br />
Şu sırada dünyanın dört bir tarafında İklim Acil Durumu ilan eden yerel konsey dalgası nihayet bir umut unsuru ve eylem güzergâhı oluşturuyor, böylece acil durumun çözülüp ve güvenliğin geri kazanılması yönünde topluluklarının enerjisini, odaklanma gücünü ve kaynaklarını yönlendiriyor.<br />
<br />
Acil Durum Tehdidi. İnsanları acil durum moduna sokmak için acil durum tehdidinin acil bir çözümle eşleştirilmesi kritik öneme sahiptir.<br />
<br />
Duygulanım fobisi. Columbia Üniversitesi’nin popüler CRED İklim İletişimi Rehberi, “Duygusal Çağrıların Aşırı Kullanımından Sakının” başlıklı bir bölüm içermekte. Burada, iklim krizi ile ilgili sunum yapanları iklim kriziyle ilgili tüm gerçekleri söylemekten kaçınmaları konusunda uyardıkları, zira bunun “duyguların uyuşmasına” yol açacağı belirtilmekte.<br />
<br />
Fakat…<br />
<br />
Acil Durum Çözümü. İklim krizine verilmesi gereken karşılığın ölçeği asgariye indirildiğinde, bu, insanların acil moda girmesini önler.<br />
<br />
Evet, bir belediye meclisi İklim Acil Durumu ilan ederse, bazı insanlar “devrelerini kapatma” yoluna gidebilirler. Ancak, diğerleri de “devrelerini açacak”tır. Meselenin büyüklüğünü kabullenme cesaretini gösteremezsek, çözümlerin gerekli ölçek ve hızda uygulanmasını savunma cesaretini gösteremezsek, ihtiyaç duyduğumuz hareketlenmeyi ve bunun getireceği sonucu elde edemeyiz. Bill McKibben'ın dediği gibi, fazla yavaş kazanmak, kaybetmekle aynı şeydir.<br />
<br />
İklim Acil Durum Bildirimi dilekçemizi imzalamalarını istediğimizde, çoğu insanın derin bir ferahlama hissi duyduklarını gördük. Şöyle söyleyenler oldu mesela: “Nihayet! Birinin de çıkıp meseleyi adlı adınca ortaya koyduğunu ve ihtiyacımız olan büyük acil eylemi savunduğunu görmek öyle güzel ki!”<br />
<br />
***<br />
<br />
Salamon, acil durum modunun “bulaşıcı” olduğunu söylüyor. Bunu son zamanlarda dünyanın dört bir yanında İklim Acil Durumu ilan eden yerel konseylerin, belediye meclislerinin vb. sayısındaki hızlı artışta gördük. Ama, en hızlı büyümenin ancak Ekim 2018'deki IPCC Özel Raporundan bu yana gerçekleşmiş olması da önemli sayılmalı.<br />
<br />
Bu raporda sunulan acımasız gerçekler, anlaşılır bir şekilde insanlarda artan bir korku duygusu yarattı; ne var ki, bir felç  durumu yaratacak yerde, bu korku, benzeri görülmemiş bir Okul Grevcileri dalgasının ve 200'den fazla yeni ‘Yokoluş İsyanı’ grubunun ortaya çıkmasına neden oldu. Hepsinin talebi de aynı; acil eylem talep ediyorlar. Ve talep ettikleri şeylerden biri, yerel meclislerin İklim Acil Durum ilan etmeleri. (Muhtemelen, şu ana kadar “jetonun düştüğü” yegâne yönetim kademesi bu olduğundan.)<br />
<br />
Bazı yerel meclisler görece kapsamlı iklim eylem planlarına sahip ve en azından bir Birleşik Krallık meclisi, kendilerinin gerekeni zaten “yapmakta oldukları” gerekçesiyle, bir İklim Acil Durumu ilan etme önerisini reddetti.<br />
<br />
Ne var ki, bir meclis ya da konsey, pratik alanda ellerinden gelen her şeyi zaten yapıyor olsa bile, ayrıca İklim Acil Durumu ilan ederek ve milli hükümet üzerinde, ancak o hükümetin yapabileceği büyük değişiklikleri gerçekleştirmesi için lobi faaliyeti yürüterek çok daha fazla şey elde edebilir.<br />
<br />
Bu, onların topluluklarını güçlendirecek, diğer konseylerin onları izlemesini sağlayacak, ve genel olarak hepimizin iklim krizini gerçekte olduğu gibi, yani bir varoluş acil durumu olarak ele almasına yardımcı olacaktır. (CT/EKN)<br />
<br />
* Çeviren: Ömer Madra]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**Neden 'iklim acil durumu' bildirimi?**

İklim krizi derinleşirken halkın gerçeği söylenmesi talebine sessiz kalamayan yöneticiler de, içinde bulundukları idari yapılarda ”iklim acil durumu” ilan ediyor ya da edilmesi konusunda çalışmalar yürütüyor.

Yokoluş İsyanı (Extinction Rebellion) aktivistlerinin haftalar boyu süren ve sanayi devriminin başladığı İngiltere’nin başkenti Londra’yı kitleyen eylemlerinin ardından Birleşik Krallık Parlamentosu’nda İklim Acil Durumu ilan edilmesiyle beraber dünya genelinde hem eylemler hem de acil durum ilanları hız kazandı.

Avustralya, İsviçre, İskoçya, İrlanda, Fransa, Almanya, Kanada, Çek Cumhuriyeti, İtalya, Polonya, Portekiz, Belçika, Yeni Zelanda, İspanya ve ABD’de, 136 milyon vatandaşı temsilen toplam 756 yerel yönetimde “İklim Acil Durumu” ilan edildi.

Yeni ilanlar da yolda.

Peki neden “İklim Acil Durumu” ilan ediliyor?

Bu sorunun cevabını konu ile alakalı bilgileri ve haberleri derleyen cedamia.org sitesinde bulduk ve siz Havaya Bağlı Her Şey okurları için çevirdik.

Neden iklim acil durumu bildirimi?

Hükümet veya yerel konsey gibi yetkili bir makam tarafından onaylanmış İklim Acil Durum bildirimi, açık ve net bir eylem planı ile eşleştirilmesi durumunda toplum çapında eylemler için güçlü bir katalizör olabilir.

İnsanlar hayati tehlike arz eden bir durum olduğunda acil durum duyurusu beklerler ve başka hiç kimsenin tehdidi ciddiye almıyor gibi görünmesi durumunda harekete geçme konusunda tereddüt ederler. Bir yangın alarmı olduğunu düşünelim. İnsanlar başlangıçta bunun sadece bir tatbikat olduğunu düşünebilirler; eğer herkes görmezden gelirse, onlar da görmezden gelecektir. Ama toplumda lider olarak kabul edilen biri yangının aslında gerçek olduğunu söyler ve kullanılabilecek en güvenli çıkışı onlara gösterirse, herkes elindekileri bir kenara bırakıp yanan binayı tahliye etmeye girişecektir.

Aşağıda yazılmış kısımlar, ABD'deki İklim Seferberliği örgütünün kurucusu psikolog Dr. Margaret Klein Salamon tarafından kaleme alınmış olan “Kamuoyunu Acil Durum Moduna Getirmek” adlı risaleden yapılmış alıntılardır.

Dr. Salamon, “Acil durum modu” terimini, insanların “İşler böyle gelmiş böyle gider” tavır ve davranışlarını geçici olarak bir kenara koyup en güvenli hareket tarzını belirlemeye, şu anda bir tehditle etkin bir şekilde başa çıkmak için ne gerekiyorsa yapmaya yoğun olarak odaklandığı o akışkanlık durumunu belirtmek için kullanır…

Şu anda bir iklim krizinde olup olmadığımızı değerlendirmek için insanlar birbirlerine bakacaktır – özellikle de iklim kuruluşlarına, yazarlarına ve liderlerine. Onlar bu durumu aciliyet olarak mı adlandırıyorlar? Yazdıklarının ve ifadelerinin tonu alarm duygusu veriyor, yaklaşmış olan krizi önlemek üzere kitlesel eylemlere geçmek için tutkulu bir arzu uyandırıyor mu? Bu örgütler, yazarlar ve liderler acil bir karşılık verilmesini talep ediyorlar mı? Bir acil durum içindeymiş gibi davranıyorlar mı? Kendileri de bizzat acil durum modundalar mı? Bu soruların cevabı “hayır” ise, sözkonusu birey ortada acil bir durum olmadığı veya – liderler acil durum eylemini koordine etme konusunda isteksiz göründüklerinden – acil durum eyleminin umutsuz olduğusonucuna varacaktır. (altını biz çizdik)

Daha önce iklim krizinden bir şikâyeti olmayan kişiler, yerel konseyleri İklim Acil Durum ilan ederse bunu korku ile karşılayabilirler, ancak yerel konseyler herkesin harekete geçebileceği en etkili yöntemler ve bu eylemlerden beklenebilecek gerçekçi sonuçlar hakkında net bilgi verirlerse, bu korkular eyleme kanalize olacaktır.

İnsanlar bir acil durum sırasında ne yapacaklarını bilmiyorlarsa, paniğe kapılabilirler, umutsuzluğa düşebilirler veya aci]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/9/6/7/_/uploads/9338390/image_track/3699655/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568382912769.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/007-klim-acil-07092019neden-klim-acil-durumu04-09-2019/listen.mp3?s=D1N" length="25996351" />
            <guid isPermaLink="false">3699655</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Fri, 13 Sep 2019 15:55:57 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-13T15:55:57+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>10:50</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[006 - İklim Acil - Ders vermeyin, greve gidin - 06.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/006-klim-acil-06092019rec03092019/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**Ders vermeyin, greve gidin**<br />
<br />
The Action Network<br />
<br />
Dünya çapında eğiticimlere 20 Eylül'de iklim adaleti için harekete geçme çağrısı<br />
<br />
Eğitimci Dostlara<br />
<br />
Eğitimci dostlarımızı aşağıdaki mektubu imzalamaya ve 20 Eylül 2019 Cuma günü bütün dünyada her yerde öğrencilerle dayanışma halinde iklim adaleti için greve gitmeye ve harekete geçmeye çağırıyoruz.<br />
<br />
Eğitimcilerin İklim Grevi hareketi kurucuları (imzalar aşağıda)<br />
<br />
Ders vermeyin: Greve gidin. “İklim adaleti için mücadeleye nasıl katkıda bulunabilirim?” sorusunu aklından geçirebilecek eğitimci dostlarımıza verdiğimiz mesaj bu işte.<br />
<br />
Dünyanın dört bir tarafından gelen gençler 20 Eylül 2019’u genç olsun, yaşlı olsun bütün insanlar için küresel iklim grevi tarihî günü olarak ilan ettiler. Biz de dünyanın her yerinde eğitimcileri o gün dersleri bırakmaya ve yerel eylemlere katılmaya çağırıyoruz.<br />
<br />
Peki neden? Fosil yakıt ekonomisinin güdümlediği sürdürülemez gelişme küresel iklimi mahvediyor da ondan. Eylem ve davranışlarımızla biz insanlar insan dışındaki türleri, ekosistemleri ve insan toplumlarını tehlikeye atıyoruz. Dahası, azgın ve yaygın küresel eşitsizlik dalgası altında, zaten ırksal, kolonyal ve ekonomik dışlanma ve aşağılanmadan mustarip olan insanlar zararın asıl büyük yükünü omuzlamak zorunda kalıyorlar. Maalesef, kendi kurumlarımız da genellikle sorunun bir parçası oluyor. Kurumlarımızın birçoğu Yerli toprakları üzerinde faaliyet göstermekteler – hani şu hafriyat ekonomilerinin, kurumlarımızın bazılarının hâlâ yatırım yaptıkları o ekonomilerin bir öncüsü olarak gaspedilmiş Yerli topraklarının.<br />
<br />
Neyse ki, gençler bu küresel adaletsizliklerle mücadelede başı çekmekteler; çünkü – iyi haber şu ki – onlar eğitimi ciddiye alıyorlar. Nice zamandır iklim adaleti mücadelesinin ön safında yer alan Yerli liderlerinden ders alıyor, öğreniyorlar. Bilimi anlıyorlar. Toplumun dış çeperlerine itilmiş olanların seslerine kulak veriyorlar. Dünyanın dört bir yanında gençler –yani bizim öğrencilerimiz – harekete geçmiş durumdalar. Ve şimdi büyüklerinden yardım talep ediyorlar.<br />
<br />
20 Eylül günü dünyanın dört bir tarafında milyonlarca eğitimci, öğretmen ve hocanın dersanelerini terk ederek aciliyet ve dayanışma duygusuyla harekete geçmeyi taahhüt edeceklerini umuyoruz. Herşey bir yana, bu benzeri görülmemiş küresel eylem ânında birşeyler öğrenmek için herkesin sayısız fırsatı olacak. Kolektif eylemin gücünü kullanıp, insanlığın önündeki en büyük meydan okuma ile baş etmek için şart olan siyasi iradeyi yükseltmeye yardımcı olalım; kolektif eylemin gücünü birbirimizden öğrenmek ve birbirimize esin vermek için kullanalım; bu gücü öğrencilerimiz ve bütün insanlar öğrendiklerini herkes için sürdürülebilir bir gelecek yaratmakta kullanırlarken onlara destek olmakta kullanalım. Hepsinden önce, toplu kararlılığımızı içinde bulunduğumuz ânı belirleyen küresel tehdide odaklayacak yollar bulalım.<br />
<br />
Yeni eğitim yılı başlarken, dünyanın her yerindeki öğretmenleri, bu mektubu imzalamak için bize katılmaya çağırıyoruz. 20 Eylül Cuma günü greve gitmek, biz eğitimcilerin en önemli ders planı olabilir.<br />
<br />
Umutla,<br />
<br />
David Pellow, California, Santa Barbara Üniversitesi<br />
<br />
Eban Goodstein, Bard Koleji<br />
<br />
Genevieve Guenther, The New School<br />
<br />
Giovanna Di Chiro, Swarthmore Koleji<br />
<br />
Jon Isham, Middlebury Koleji<br />
<br />
Kari Marie Norgaard, Oregon Üniversitesi***<br />
<br />
Lee Smithey, Swarthmore Koleji<br />
<br />
Michael Mann, Penn State Üniversitesi<br />
<br />
Sara Herald, Maryland Üniversitesi*<br />
<br />
İmzacıların adları ve kurumsal bağlantıları her 24 ila 48 saatte bir yenilecektir.<br />
<br />
Mektubu kayda aldığımız tarihte imzacı hoca sayısı 497 idi.<br />
<br />
Çeviren: Ömer Madra]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**Ders vermeyin, greve gidin**<br />
<br />
The Action Network<br />
<br />
Dünya çapında eğiticimlere 20 Eylül'de iklim adaleti için harekete geçme çağrısı<br />
<br />
Eğitimci Dostlara<br />
<br />
Eğitimci dostlarımızı aşağıdaki mektubu imzalamaya ve 20 Eylül 2019 Cuma günü bütün dünyada her yerde öğrencilerle dayanışma halinde iklim adaleti için greve gitmeye ve harekete geçmeye çağırıyoruz.<br />
<br />
Eğitimcilerin İklim Grevi hareketi kurucuları (imzalar aşağıda)<br />
<br />
Ders vermeyin: Greve gidin. “İklim adaleti için mücadeleye nasıl katkıda bulunabilirim?” sorusunu aklından geçirebilecek eğitimci dostlarımıza verdiğimiz mesaj bu işte.<br />
<br />
Dünyanın dört bir tarafından gelen gençler 20 Eylül 2019’u genç olsun, yaşlı olsun bütün insanlar için küresel iklim grevi tarihî günü olarak ilan ettiler. Biz de dünyanın her yerinde eğitimcileri o gün dersleri bırakmaya ve yerel eylemlere katılmaya çağırıyoruz.<br />
<br />
Peki neden? Fosil yakıt ekonomisinin güdümlediği sürdürülemez gelişme küresel iklimi mahvediyor da ondan. Eylem ve davranışlarımızla biz insanlar insan dışındaki türleri, ekosistemleri ve insan toplumlarını tehlikeye atıyoruz. Dahası, azgın ve yaygın küresel eşitsizlik dalgası altında, zaten ırksal, kolonyal ve ekonomik dışlanma ve aşağılanmadan mustarip olan insanlar zararın asıl büyük yükünü omuzlamak zorunda kalıyorlar. Maalesef, kendi kurumlarımız da genellikle sorunun bir parçası oluyor. Kurumlarımızın birçoğu Yerli toprakları üzerinde faaliyet göstermekteler – hani şu hafriyat ekonomilerinin, kurumlarımızın bazılarının hâlâ yatırım yaptıkları o ekonomilerin bir öncüsü olarak gaspedilmiş Yerli topraklarının.<br />
<br />
Neyse ki, gençler bu küresel adaletsizliklerle mücadelede başı çekmekteler; çünkü – iyi haber şu ki – onlar eğitimi ciddiye alıyorlar. Nice zamandır iklim adaleti mücadelesinin ön safında yer alan Yerli liderlerinden ders alıyor, öğreniyorlar. Bilimi anlıyorlar. Toplumun dış çeperlerine itilmiş olanların seslerine kulak veriyorlar. Dünyanın dört bir yanında gençler –yani bizim öğrencilerimiz – harekete geçmiş durumdalar. Ve şimdi büyüklerinden yardım talep ediyorlar.<br />
<br />
20 Eylül günü dünyanın dört bir tarafında milyonlarca eğitimci, öğretmen ve hocanın dersanelerini terk ederek aciliyet ve dayanışma duygusuyla harekete geçmeyi taahhüt edeceklerini umuyoruz. Herşey bir yana, bu benzeri görülmemiş küresel eylem ânında birşeyler öğrenmek için herkesin sayısız fırsatı olacak. Kolektif eylemin gücünü kullanıp, insanlığın önündeki en büyük meydan okuma ile baş etmek için şart olan siyasi iradeyi yükseltmeye yardımcı olalım; kolektif eylemin gücünü birbirimizden öğrenmek ve birbirimize esin vermek için kullanalım; bu gücü öğrencilerimiz ve bütün insanlar öğrendiklerini herkes için sürdürülebilir bir gelecek yaratmakta kullanırlarken onlara destek olmakta kullanalım. Hepsinden önce, toplu kararlılığımızı içinde bulunduğumuz ânı belirleyen küresel tehdide odaklayacak yollar bulalım.<br />
<br />
Yeni eğitim yılı başlarken, dünyanın her yerindeki öğretmenleri, bu mektubu imzalamak için bize katılmaya çağırıyoruz. 20 Eylül Cuma günü greve gitmek, biz eğitimcilerin en önemli ders planı olabilir.<br />
<br />
Umutla,<br />
<br />
David Pellow, California, Santa Barbara Üniversitesi<br />
<br />
Eban Goodstein, Bard Koleji<br />
<br />
Genevieve Guenther, The New School<br />
<br />
Giovanna Di Chiro, Swarthmore Koleji<br />
<br />
Jon Isham, Middlebury Koleji<br />
<br />
Kari Marie Norgaard, Oregon Üniversitesi***<br />
<br />
Lee Smithey, Swarthmore Koleji<br />
<br />
Michael Mann, Penn State Üniversitesi<br />
<br />
Sara Herald, Maryland Üniversitesi*<br />
<br />
İmzacıların adları ve kurumsal bağlantıları her 24 ila 48 saatte bir yenilecektir.<br />
<br />
Mektubu kayda aldığımız tarihte imzacı hoca sayısı 497 idi.<br />
<br />
Çeviren: Ömer Madra]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**Ders vermeyin, greve gidin**

The Action Network

Dünya çapında eğiticimlere 20 Eylül'de iklim adaleti için harekete geçme çağrısı

Eğitimci Dostlara

Eğitimci dostlarımızı aşağıdaki mektubu imzalamaya ve 20 Eylül 2019 Cuma günü bütün dünyada her yerde öğrencilerle dayanışma halinde iklim adaleti için greve gitmeye ve harekete geçmeye çağırıyoruz.

Eğitimcilerin İklim Grevi hareketi kurucuları (imzalar aşağıda)

Ders vermeyin: Greve gidin. “İklim adaleti için mücadeleye nasıl katkıda bulunabilirim?” sorusunu aklından geçirebilecek eğitimci dostlarımıza verdiğimiz mesaj bu işte.

Dünyanın dört bir tarafından gelen gençler 20 Eylül 2019’u genç olsun, yaşlı olsun bütün insanlar için küresel iklim grevi tarihî günü olarak ilan ettiler. Biz de dünyanın her yerinde eğitimcileri o gün dersleri bırakmaya ve yerel eylemlere katılmaya çağırıyoruz.

Peki neden? Fosil yakıt ekonomisinin güdümlediği sürdürülemez gelişme küresel iklimi mahvediyor da ondan. Eylem ve davranışlarımızla biz insanlar insan dışındaki türleri, ekosistemleri ve insan toplumlarını tehlikeye atıyoruz. Dahası, azgın ve yaygın küresel eşitsizlik dalgası altında, zaten ırksal, kolonyal ve ekonomik dışlanma ve aşağılanmadan mustarip olan insanlar zararın asıl büyük yükünü omuzlamak zorunda kalıyorlar. Maalesef, kendi kurumlarımız da genellikle sorunun bir parçası oluyor. Kurumlarımızın birçoğu Yerli toprakları üzerinde faaliyet göstermekteler – hani şu hafriyat ekonomilerinin, kurumlarımızın bazılarının hâlâ yatırım yaptıkları o ekonomilerin bir öncüsü olarak gaspedilmiş Yerli topraklarının.

Neyse ki, gençler bu küresel adaletsizliklerle mücadelede başı çekmekteler; çünkü – iyi haber şu ki – onlar eğitimi ciddiye alıyorlar. Nice zamandır iklim adaleti mücadelesinin ön safında yer alan Yerli liderlerinden ders alıyor, öğreniyorlar. Bilimi anlıyorlar. Toplumun dış çeperlerine itilmiş olanların seslerine kulak veriyorlar. Dünyanın dört bir yanında gençler –yani bizim öğrencilerimiz – harekete geçmiş durumdalar. Ve şimdi büyüklerinden yardım talep ediyorlar.

20 Eylül günü dünyanın dört bir tarafında milyonlarca eğitimci, öğretmen ve hocanın dersanelerini terk ederek aciliyet ve dayanışma duygusuyla harekete geçmeyi taahhüt edeceklerini umuyoruz. Herşey bir yana, bu benzeri görülmemiş küresel eylem ânında birşeyler öğrenmek için herkesin sayısız fırsatı olacak. Kolektif eylemin gücünü kullanıp, insanlığın önündeki en büyük meydan okuma ile baş etmek için şart olan siyasi iradeyi yükseltmeye yardımcı olalım; kolektif eylemin gücünü birbirimizden öğrenmek ve birbirimize esin vermek için kullanalım; bu gücü öğrencilerimiz ve bütün insanlar öğrendiklerini herkes için sürdürülebilir bir gelecek yaratmakta kullanırlarken onlara destek olmakta kullanalım. Hepsinden önce, toplu kararlılığımızı içinde bulunduğumuz ânı belirleyen küresel tehdide odaklayacak yollar bulalım.

Yeni eğitim yılı başlarken, dünyanın her yerindeki öğretmenleri, bu mektubu imzalamak için bize katılmaya çağırıyoruz. 20 Eylül Cuma günü greve gitmek, biz eğitimcilerin en önemli ders planı olabilir.

Umutla,

David Pellow, California, Santa Barbara Üniversitesi

Eban Goodstein, Bard Koleji

Genevieve Guenther, The New School

Giovanna Di Chiro, Swarthmore Koleji

Jon Isham, Middlebury Koleji

Kari Marie Norgaard, Oregon Üniversitesi***

Lee Smithey, Swarthmore Koleji

Michael Mann, Penn State Üniversitesi

Sara Herald, Maryland Üniversitesi*

İmzacıların adları ve kurumsal bağlantıları her 24 ila 48 saatte bir yenilecektir.

Mektubu kayda aldığımız tarihte imzacı hoca sayısı 497 idi.

Çeviren: Ömer Madra]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/0/0/8/_/uploads/9338390/image_track/3699647/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568382658800.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/006-klim-acil-06092019rec03092019/listen.mp3?s=dAi" length="10877544" />
            <guid isPermaLink="false">3699647</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Fri, 13 Sep 2019 15:49:36 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-13T15:49:36+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>7:33</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[005 - İklim Acil - Öğretmenler öğrencilerden öğreniyor: İklim adaleti talep eden öğrencilerin yanında olmalıyız - 05.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/005-klim-acil-05092019rec03092019/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**Öğretmenler öğrencilerden öğreniyor: İklim adaleti talep eden öğrencilerin yanında olmalıyız**<br />
<br />
*Jonathan Isham ve Lee Smithey*<br />
<br />
Guardian 30 Ağustos 2019<br />
<br />
Bazen de öğrenciler öğretir. Bu hafta 16 yaşındaki Greta Thunberg sıfır karbon salımı yapan bir yelkenliyle iklim değişikliği zirvesine katılmak üzere New York Şehri’ne geldi. Gezinin amacı mı? Bir öğretme ânı diyelim ona.<br />
<br />
Geçen yıl boyunca Greta ve dünyanın dört bir yanından 2 milyon genç kız ve genç erkek, siyasi liderlerinin fosil yakıt çağına son vermesini talep ederek iklim adaleti için okul grevine çıktı. İşte şimdi de bu gençler, genç olsun yaşlı olsun bütün insanlar için 20 Eylül 2019’u dünya iklim grevi günü ilan ettiler: herkes için tarihî bir gün.<br />
<br />
Kolej hocaları olarak bizler Middlebury ve Swarthmore kolejlerindeki öğrencilerimizden iklim adaleti için ayağa kalkma konusunda doğrusu pek çok şey öğrendik. Bu öğrencilerimiz iklim hareketinin ön saflarında dünya çapında fosil yakıtlardan yatırımların çekilmesi kampanyasını başlattıkları gibi 350.org ve Günışığı Hareketi (Sunrise Movement) örgütlerinin kurucuları oldular. Kahverengi, siyah ve yerli genç aktivistlerin kudretli fosil yakıt şirketlerine cesurca kafa tutmaları bize tüm adalet mücadelelerinin bir noktada nasıl kesiştiğini öğretti.<br />
<br />
Dolayısıyla 20 Eylül’de biz hocalar, dünyanın her yerinde gençlere katılmayı, derslerimizi iptal etmeyi ve greve gitmeyi planlıyoruz. Yedi meslekdaşımızla birlikte bir açık mektup yazıp her yerde meslekdaşımız hocalara şu çağrıda bulunduk: Ders notlarınızı bir kenara bırakın ve size en yakın yerde iklim grevi yapan öğrencilerinize katılın. Greta’nın dediği gibi: “Evimiz yanıyor – öyleyse biz de evimiz yanıyormuş gibi davranalım.”<br />
<br />
Bazı eğitimcilerin –ve onların patronlarının– greve gidilmesine itiraz edebileceklerini anlıyoruz. Okulda geçen zamanın değerli olduğu, öğretme fiilinin de saygın bir sorumluluk olduğu doğrudur. Bazı öğrencilerin aileleri bir tam gün boyunca derslerin iptaline karşı çıkabilir. Ayrıca –bir tam günü ödev yapmadan geçirme ihtimaline rağmen– gene de greve gitmek istemeyen öğrenciler olabileceğini de unutmayalım. Öğretmemenin öğrenmeyi reddetmek anlamına geldiği yolunda bir argüman da ileri sürülebilir.<br />
<br />
Biz aynı fikirde değiliz. İklim adaleti adına greve gitmek, öğrenme ediminin yüksek sesle onaylanmasıdır aslında: Öyle anlaşılıyor ki dünya gençliği ta başından beri öğretmenlerini dikkatle dinliyormuş meğer. Bu gençler iklim yıkımı bilimini anlıyorlar; tarihten ders çıkartıyorlar; piyasa güçlerinin karmaşıklığı ve kirletmenin gerçek maliyeti ile baş edebiliyorlar. Beşeri bilimler ve sosyal bilim derslerinde kıyıda köşede kalmışların seslerini işitiyor ve ardından da onların haysiyetini ve insaniyetini sanatlar aracılığıyla onurlandırıyorlar.<br />
<br />
Öte yandan öğrencilerimizin – hepimizin – iklim yıkımı ve adaletsizliği konusunda daha öğrenecek pek çok şeyi olduğu da kuşku götürmez. Dünyanın dört bir yanında güz sömestr derslerimizi planlarken biz eğitimcilerin ne yazık ki öğretecek bol bol yeni malzememiz var. Temmuz, kayıtlara geçmiş en sıcak ay olduğu gibi, 20. yüzyıl ortalamasından daha sıcak olan kesintisiz 415. aydı da aynı zamanda. Avrupa bu yaz kavruldu, Kuzey Kutbu ve Grönland rekor hızda eridiler. Sömürgeciliğin ve küresel eşitsizliğin mirası, siyah, kahverengi ve diğer marjinalleştirilmiş halkları tehlikeye atmaya devam ediyor: Haziran’da Hindistan’ın yüzlerce köyü tarihî kuraklık yüzünden tahliye edilmek zorunda kaldı – oysa o köylüler krizin çıkmasında en az sorumluluğa sahiptiler. Tehlike çanları çalmaya devam ediyor – ve çan sesleri her yıl daha yüksek çınlıyor.<br />
<br />
İşte bu yüzden, herşeyden önce biz eğitimciler iklim hareketinin güçlenmesine yardımcı olmak zorundayız; bu eğitim yılı başlangıcı da önemli bir an teşkil ediyor. Dünyanın gözü gençlerin üzerinde; onlar dünya kudret merkezlerinde henüz kök salmamış bir vizyon ve kararlılık göstermekteler. Öğrencilerimiz “Beklediğimiz değişim, biziz!” diye seslenmeyi seviyorlar. 2019 yılı güzünde bundan daha doğru bir beyan olamaz.<br />
<br />
Greta Thunberg o cesur Atlantik yolculuğunu sürdürürken hiçbir eğitimci ona katılamazdı tabii, ama hepimiz onun ardından gidebiliriz pekala. O kuşağın önündeki dönüm noktası niteliğindeki bu davayı desteklemek üzere harekete geçemezsek eğer, gençler nezdindeki itibarımızı kaybetme tehlikesiyle başbaşa kalabiliriz.<br />
<br />
Jonathan Isham, Middlebury Koleji’nde ekonomi ve çevre araştırmaları profesörüdür.<br />
<br />
Lee Smithey ise Swarthmore Koleji’nde barış ve çatışma araştırmaları ve sosyoloji profesörüdür.<br />
<br />
Çeviren: Ömer Madra<br />
<br />
NOT: Bu makalenin çevrildiği tarihte dünyanın çeşitli üniversitelerinden, yüksek okullarından ve liselerinden bu açık mektubu imzalayan hocaların ve öğretmenlerin sayısı 319 idi. Bu liste her 24-48 saatte yenilenmektedir.]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**Öğretmenler öğrencilerden öğreniyor: İklim adaleti talep eden öğrencilerin yanında olmalıyız**<br />
<br />
*Jonathan Isham ve Lee Smithey*<br />
<br />
Guardian 30 Ağustos 2019<br />
<br />
Bazen de öğrenciler öğretir. Bu hafta 16 yaşındaki Greta Thunberg sıfır karbon salımı yapan bir yelkenliyle iklim değişikliği zirvesine katılmak üzere New York Şehri’ne geldi. Gezinin amacı mı? Bir öğretme ânı diyelim ona.<br />
<br />
Geçen yıl boyunca Greta ve dünyanın dört bir yanından 2 milyon genç kız ve genç erkek, siyasi liderlerinin fosil yakıt çağına son vermesini talep ederek iklim adaleti için okul grevine çıktı. İşte şimdi de bu gençler, genç olsun yaşlı olsun bütün insanlar için 20 Eylül 2019’u dünya iklim grevi günü ilan ettiler: herkes için tarihî bir gün.<br />
<br />
Kolej hocaları olarak bizler Middlebury ve Swarthmore kolejlerindeki öğrencilerimizden iklim adaleti için ayağa kalkma konusunda doğrusu pek çok şey öğrendik. Bu öğrencilerimiz iklim hareketinin ön saflarında dünya çapında fosil yakıtlardan yatırımların çekilmesi kampanyasını başlattıkları gibi 350.org ve Günışığı Hareketi (Sunrise Movement) örgütlerinin kurucuları oldular. Kahverengi, siyah ve yerli genç aktivistlerin kudretli fosil yakıt şirketlerine cesurca kafa tutmaları bize tüm adalet mücadelelerinin bir noktada nasıl kesiştiğini öğretti.<br />
<br />
Dolayısıyla 20 Eylül’de biz hocalar, dünyanın her yerinde gençlere katılmayı, derslerimizi iptal etmeyi ve greve gitmeyi planlıyoruz. Yedi meslekdaşımızla birlikte bir açık mektup yazıp her yerde meslekdaşımız hocalara şu çağrıda bulunduk: Ders notlarınızı bir kenara bırakın ve size en yakın yerde iklim grevi yapan öğrencilerinize katılın. Greta’nın dediği gibi: “Evimiz yanıyor – öyleyse biz de evimiz yanıyormuş gibi davranalım.”<br />
<br />
Bazı eğitimcilerin –ve onların patronlarının– greve gidilmesine itiraz edebileceklerini anlıyoruz. Okulda geçen zamanın değerli olduğu, öğretme fiilinin de saygın bir sorumluluk olduğu doğrudur. Bazı öğrencilerin aileleri bir tam gün boyunca derslerin iptaline karşı çıkabilir. Ayrıca –bir tam günü ödev yapmadan geçirme ihtimaline rağmen– gene de greve gitmek istemeyen öğrenciler olabileceğini de unutmayalım. Öğretmemenin öğrenmeyi reddetmek anlamına geldiği yolunda bir argüman da ileri sürülebilir.<br />
<br />
Biz aynı fikirde değiliz. İklim adaleti adına greve gitmek, öğrenme ediminin yüksek sesle onaylanmasıdır aslında: Öyle anlaşılıyor ki dünya gençliği ta başından beri öğretmenlerini dikkatle dinliyormuş meğer. Bu gençler iklim yıkımı bilimini anlıyorlar; tarihten ders çıkartıyorlar; piyasa güçlerinin karmaşıklığı ve kirletmenin gerçek maliyeti ile baş edebiliyorlar. Beşeri bilimler ve sosyal bilim derslerinde kıyıda köşede kalmışların seslerini işitiyor ve ardından da onların haysiyetini ve insaniyetini sanatlar aracılığıyla onurlandırıyorlar.<br />
<br />
Öte yandan öğrencilerimizin – hepimizin – iklim yıkımı ve adaletsizliği konusunda daha öğrenecek pek çok şeyi olduğu da kuşku götürmez. Dünyanın dört bir yanında güz sömestr derslerimizi planlarken biz eğitimcilerin ne yazık ki öğretecek bol bol yeni malzememiz var. Temmuz, kayıtlara geçmiş en sıcak ay olduğu gibi, 20. yüzyıl ortalamasından daha sıcak olan kesintisiz 415. aydı da aynı zamanda. Avrupa bu yaz kavruldu, Kuzey Kutbu ve Grönland rekor hızda eridiler. Sömürgeciliğin ve küresel eşitsizliğin mirası, siyah, kahverengi ve diğer marjinalleştirilmiş halkları tehlikeye atmaya devam ediyor: Haziran’da Hindistan’ın yüzlerce köyü tarihî kuraklık yüzünden tahliye edilmek zorunda kaldı – oysa o köylüler krizin çıkmasında en az sorumluluğa sahiptiler. Tehlike çanları çalmaya devam ediyor – ve çan sesleri her yıl daha yüksek çınlıyor.<br />
<br />
İşte bu yüzden, herşeyden önce biz eğitimciler iklim hareketinin güçlenmesine yardımcı olmak zorundayız; bu eğitim yılı başlangıcı da önemli bir an teşkil ediyor. Dünyanın gözü gençlerin üzerinde; onlar dünya kudret merkezlerinde henüz kök salmamış bir vizyon ve kararlılık göstermekteler. Öğrencilerimiz “Beklediğimiz değişim, biziz!” diye seslenmeyi seviyorlar. 2019 yılı güzünde bundan daha doğru bir beyan olamaz.<br />
<br />
Greta Thunberg o cesur Atlantik yolculuğunu sürdürürken hiçbir eğitimci ona katılamazdı tabii, ama hepimiz onun ardından gidebiliriz pekala. O kuşağın önündeki dönüm noktası niteliğindeki bu davayı desteklemek üzere harekete geçemezsek eğer, gençler nezdindeki itibarımızı kaybetme tehlikesiyle başbaşa kalabiliriz.<br />
<br />
Jonathan Isham, Middlebury Koleji’nde ekonomi ve çevre araştırmaları profesörüdür.<br />
<br />
Lee Smithey ise Swarthmore Koleji’nde barış ve çatışma araştırmaları ve sosyoloji profesörüdür.<br />
<br />
Çeviren: Ömer Madra<br />
<br />
NOT: Bu makalenin çevrildiği tarihte dünyanın çeşitli üniversitelerinden, yüksek okullarından ve liselerinden bu açık mektubu imzalayan hocaların ve öğretmenlerin sayısı 319 idi. Bu liste her 24-48 saatte yenilenmektedir.]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**Öğretmenler öğrencilerden öğreniyor: İklim adaleti talep eden öğrencilerin yanında olmalıyız**

*Jonathan Isham ve Lee Smithey*

Guardian 30 Ağustos 2019

Bazen de öğrenciler öğretir. Bu hafta 16 yaşındaki Greta Thunberg sıfır karbon salımı yapan bir yelkenliyle iklim değişikliği zirvesine katılmak üzere New York Şehri’ne geldi. Gezinin amacı mı? Bir öğretme ânı diyelim ona.

Geçen yıl boyunca Greta ve dünyanın dört bir yanından 2 milyon genç kız ve genç erkek, siyasi liderlerinin fosil yakıt çağına son vermesini talep ederek iklim adaleti için okul grevine çıktı. İşte şimdi de bu gençler, genç olsun yaşlı olsun bütün insanlar için 20 Eylül 2019’u dünya iklim grevi günü ilan ettiler: herkes için tarihî bir gün.

Kolej hocaları olarak bizler Middlebury ve Swarthmore kolejlerindeki öğrencilerimizden iklim adaleti için ayağa kalkma konusunda doğrusu pek çok şey öğrendik. Bu öğrencilerimiz iklim hareketinin ön saflarında dünya çapında fosil yakıtlardan yatırımların çekilmesi kampanyasını başlattıkları gibi 350.org ve Günışığı Hareketi (Sunrise Movement) örgütlerinin kurucuları oldular. Kahverengi, siyah ve yerli genç aktivistlerin kudretli fosil yakıt şirketlerine cesurca kafa tutmaları bize tüm adalet mücadelelerinin bir noktada nasıl kesiştiğini öğretti.

Dolayısıyla 20 Eylül’de biz hocalar, dünyanın her yerinde gençlere katılmayı, derslerimizi iptal etmeyi ve greve gitmeyi planlıyoruz. Yedi meslekdaşımızla birlikte bir açık mektup yazıp her yerde meslekdaşımız hocalara şu çağrıda bulunduk: Ders notlarınızı bir kenara bırakın ve size en yakın yerde iklim grevi yapan öğrencilerinize katılın. Greta’nın dediği gibi: “Evimiz yanıyor – öyleyse biz de evimiz yanıyormuş gibi davranalım.”

Bazı eğitimcilerin –ve onların patronlarının– greve gidilmesine itiraz edebileceklerini anlıyoruz. Okulda geçen zamanın değerli olduğu, öğretme fiilinin de saygın bir sorumluluk olduğu doğrudur. Bazı öğrencilerin aileleri bir tam gün boyunca derslerin iptaline karşı çıkabilir. Ayrıca –bir tam günü ödev yapmadan geçirme ihtimaline rağmen– gene de greve gitmek istemeyen öğrenciler olabileceğini de unutmayalım. Öğretmemenin öğrenmeyi reddetmek anlamına geldiği yolunda bir argüman da ileri sürülebilir.

Biz aynı fikirde değiliz. İklim adaleti adına greve gitmek, öğrenme ediminin yüksek sesle onaylanmasıdır aslında: Öyle anlaşılıyor ki dünya gençliği ta başından beri öğretmenlerini dikkatle dinliyormuş meğer. Bu gençler iklim yıkımı bilimini anlıyorlar; tarihten ders çıkartıyorlar; piyasa güçlerinin karmaşıklığı ve kirletmenin gerçek maliyeti ile baş edebiliyorlar. Beşeri bilimler ve sosyal bilim derslerinde kıyıda köşede kalmışların seslerini işitiyor ve ardından da onların haysiyetini ve insaniyetini sanatlar aracılığıyla onurlandırıyorlar.

Öte yandan öğrencilerimizin – hepimizin – iklim yıkımı ve adaletsizliği konusunda daha öğrenecek pek çok şeyi olduğu da kuşku götürmez. Dünyanın dört bir yanında güz sömestr derslerimizi planlarken biz eğitimcilerin ne yazık ki öğretecek bol bol yeni malzememiz var. Temmuz, kayıtlara geçmiş en sıcak ay olduğu gibi, 20. yüzyıl ortalamasından daha sıcak olan kesintisiz 415. aydı da aynı zamanda. Avrupa bu yaz kavruldu, Kuzey Kutbu ve Grönland rekor hızda eridiler. Sömürgeciliğin ve küresel eşitsizliğin mirası, siyah, kahverengi ve diğer marjinalleştirilmiş halkları tehlikeye atmaya devam ediyor: Haziran’da Hindistan’ın yüzlerce köyü tarihî kuraklık yüzünden tahliye edilmek zorunda kaldı – oysa o köylüler krizin çıkmasında en az sorumluluğa sahiptiler. Tehlike çanları çalmaya devam ediyor – ve çan sesleri her yıl daha yüksek çınlıyor.

İşte b]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/0/4/6/_/uploads/9338390/image_track/3699640/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568382176640.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/005-klim-acil-05092019rec03092019/listen.mp3?s=Xna" length="20356597" />
            <guid isPermaLink="false">3699640</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Fri, 13 Sep 2019 15:42:22 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-13T15:42:22+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>8:29</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[004 - İklim Acil - Gençlerden yetişkinlere: İklim kavgasında bize katılın - 04.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/004-klim-acil-04092019rec28082019/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**Gençlerden yetişkinlere: İklim kavgasında bize katılın**<br />
<br />
Bill McKibben,<br />
<br />
Common Dreams, 21 Ağustos 2019<br />
<br />
Şu ana kadar, kayıtlara geçmiş en sıcak yazı geçirmekteyiz – Haziran en sıcak Haziran; Temmuz ise gelmiş geçmiş en sıcak ay oldu. Fransa, Almanya, Britanya, Belçika ve Hollanda gelmiş geçmiş en sıcak günlerini gördüler ve böylelikle onlar da Küba’dan Vietnam’a, Togo’dan Reunion Adaları’na sıcak gün görme rekorlarını kıran ülkeler safına katıldılar.<br />
<br />
Bu durum iki bakımdan tehlike arz ediyor.<br />
<br />
Birincisi, sıcaklar gezegenin canına okuyor.<br />
<br />
İkincisi, sıcaklar öylesine yaygın ve sıradan hale geliyor ki bu, insanların umudu kesmesine ya da gerçeklerden kopmasına yol açabiliyor – hararet artışına dair haberler neredeyse hararetin kendisi kadar yiyip bitirici olabiliyor çünkü. Ne var ki, bu duyarsızlık tam da en yanlış zamana denk geliyor. Yenilenebilir enerjinin fiyatı geçen ay rekor seviyede düştü: Portekiz’de yapılan bir enerji ihalesinde tarihte görülmüş en ucuz elektrik maliyeti ortaya çıktı. Demek oluyor ki, siyasi irade olması halinde iklim değişikliğiyle mücadelede hızla dev adımlar atabiliriz.<br />
<br />
İşte tam da bu yüzden, gezegen üzerindeki en genç aktivistlerden bazılarına, yani işler böyle gelmiş böyle gider anlayışını kanıksamayı reddeden, teslim bayrağını çekmeyen bu insanlara teşekkür borçlu olmalıyız. Onların en ünlüsü olan Greta Thunberg şimdilerde bir yelkenli teknede ABD’ye doğru yol almakta: orada Eylül ayında yapılacak BM İklim Zirvesi'nde kürsüye çıkacak. Ama Greta hiç de yalnız başına sayılmaz doğrusu. Gelecek İçin Cumalar (Fridays for Future) örgütlenmesi sayesinde Greta’nın eşdeğerindeki insanları Peru’dan Pensacola’ya ve Prag’a, Ulan Bator’dan BM nizamiye kapısına kadar dünyanın her yerinde bulabilirsiniz.<br />
<br />
Thunberg bir yıl önce “iklim için okul grevi”ne başlarken şunu ileri sürüyordu: eğer dünyanın yetişkinleri gezegeni onun kuşağı için hazırlamaya razı değillerse, yetişkinler onun kuşağının kendi gençliğini gelecek için hazırlaması gerektiğini iddia etme haklarını da kaybetmiş olmaktaydılar. Gezegenimiz üzerindeki çocuklar bu mantığı anında kapıverdiler: En büyük eylem günlerinde dünya 1,4 milyon öğrencinin okullarını kırıp sokaklara dökülmesine tanık oldu.<br />
<br />
Ama bir yıl sonra, şimdi yeni bir şey yapmaktalar: Yetişkinlerden, kendilerine katılmasını istediler. Dünyada her yaştan insanın katıldığı ilk iklim grevi 20 Eylül’de yapılacak (bazı ülkelerde 27 Eylül’de). O günün bir saatinde insanlar işlerini bırakacak – kimi ağaç dikecek, ötekiler protesto eylemlerine katılacak. Protestoların hedefleri de coğrafya kadar büyük çeşitlilik gösterecek: Gezegenin farklı farklı yerlerinde kimi insanlar boru hatlarının önüne oturacaklar; kimileri çalıştıkları kurumların fosil yakıt şirketlerinin hisse senetlerine yatırımlarını geri çekmesini talep edecek; kimileri BM üyesi ülkelerin karbon salımlarını azaltma taahhütlerini artırmasını; kimileri karbon vergisi konmasını isteyecek; kimileri ise Yeşil Yeni Düzen’i dayatacak. Sporcular, aşçılar, oyuncular ve politikacılar katılmayı taahhüt ettiler. Sendikalar, hatta bazı şirketler bile katılacaklarını açıkladı. Küresel İklim Grevi, gezegen tarihinin en büyük iklim protestosu olacağa benzer.<br />
<br />
Peki tek bir grev iklim krizini çözer mi? Elbette hayır. Öğrenciler sebat ettiler; yetişkinlerin de aynı direnci göstermeleri gerek. Ama Eylül grevi paha biçilmez değerde iki ilkeyi gözler önüne serecek.<br />
<br />
Bunlardan birincisi şu: İklim krizinin çözümü, işler böyle gelmiş böyle gider anlayışının yıkılmasını içerecektir. İnsan medeniyetinin gelmiş geçmiş en büyük fiziksel krizinin tam ortasındayken bile çoğumuz her sabah yataktan kalkıp bir gün önce yaptığımız şeylerin tıpkısını yapıyoruz. Bir acil durum halinde olduğumuzu, hatta her geçen ayla birlikte daha da derinleşen bir aciliyet halinde yaşadığımızı gösteren en ufak bir işaret yok ortada. Yetişkinler iş bırakma eylemine katılmalarını, işleri aksatan dönüştürücü bir değişime kendilerini adadıklarını gösteren bir bildirim şekli olarak görmeliler.<br />
<br />
İkinci ilke ise şu: Yetişkinler, yetişkinler gibi hareket etmelidirler. 15 yaşındaki çocukların en büyük sorunlarımızı kendi başlarına çözmeyi becereceklerini düşünmek için biz acaba hangi dünyada yaşıyoruz diye sormamız lazım kendimize. İklim krizi adalete karşı girişilmiş bir tecavüz anlamına geldiği gibi (onun meydana gelmesinde en az rol oynamış olanlar, cezasını en çok çekenler oluyor), aynı zamanda geleceğe karşı girişilen bir tecavüz anlamına da geliyor: bazıları sadece daha uzun zaman hayatta kalacak oldukları için bu gelecekte daha büyük paya sahip olacaklar çünkü. Geri kalan bizler için – yani iklim değişikliği cayır cayır yanan zirveye varmadan önce ölecekler için – bu grev çocuklarımıza ve onların çocuklarına gösterdiğimiz teorik şefkatin samimi olduğunu göstermek için iyi bir fırsat işte.<br />
<br />
İklim sorununu hâlâ çözebiliriz diye bir şeyin garantisi yok. Umutsuzluğa kapıldığı için insanları hoşgörebiliriz, ama kaçarlarsa onları hoşgöremeyiz. Özellikle en umutsuz anlarda insanlar arası dayanışma elzemdir. Bir çocuk yardım istiyorsa, ona yardım edersiniz.<br />
<br />
Çeviren: Ömer Madra]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**Gençlerden yetişkinlere: İklim kavgasında bize katılın**<br />
<br />
Bill McKibben,<br />
<br />
Common Dreams, 21 Ağustos 2019<br />
<br />
Şu ana kadar, kayıtlara geçmiş en sıcak yazı geçirmekteyiz – Haziran en sıcak Haziran; Temmuz ise gelmiş geçmiş en sıcak ay oldu. Fransa, Almanya, Britanya, Belçika ve Hollanda gelmiş geçmiş en sıcak günlerini gördüler ve böylelikle onlar da Küba’dan Vietnam’a, Togo’dan Reunion Adaları’na sıcak gün görme rekorlarını kıran ülkeler safına katıldılar.<br />
<br />
Bu durum iki bakımdan tehlike arz ediyor.<br />
<br />
Birincisi, sıcaklar gezegenin canına okuyor.<br />
<br />
İkincisi, sıcaklar öylesine yaygın ve sıradan hale geliyor ki bu, insanların umudu kesmesine ya da gerçeklerden kopmasına yol açabiliyor – hararet artışına dair haberler neredeyse hararetin kendisi kadar yiyip bitirici olabiliyor çünkü. Ne var ki, bu duyarsızlık tam da en yanlış zamana denk geliyor. Yenilenebilir enerjinin fiyatı geçen ay rekor seviyede düştü: Portekiz’de yapılan bir enerji ihalesinde tarihte görülmüş en ucuz elektrik maliyeti ortaya çıktı. Demek oluyor ki, siyasi irade olması halinde iklim değişikliğiyle mücadelede hızla dev adımlar atabiliriz.<br />
<br />
İşte tam da bu yüzden, gezegen üzerindeki en genç aktivistlerden bazılarına, yani işler böyle gelmiş böyle gider anlayışını kanıksamayı reddeden, teslim bayrağını çekmeyen bu insanlara teşekkür borçlu olmalıyız. Onların en ünlüsü olan Greta Thunberg şimdilerde bir yelkenli teknede ABD’ye doğru yol almakta: orada Eylül ayında yapılacak BM İklim Zirvesi'nde kürsüye çıkacak. Ama Greta hiç de yalnız başına sayılmaz doğrusu. Gelecek İçin Cumalar (Fridays for Future) örgütlenmesi sayesinde Greta’nın eşdeğerindeki insanları Peru’dan Pensacola’ya ve Prag’a, Ulan Bator’dan BM nizamiye kapısına kadar dünyanın her yerinde bulabilirsiniz.<br />
<br />
Thunberg bir yıl önce “iklim için okul grevi”ne başlarken şunu ileri sürüyordu: eğer dünyanın yetişkinleri gezegeni onun kuşağı için hazırlamaya razı değillerse, yetişkinler onun kuşağının kendi gençliğini gelecek için hazırlaması gerektiğini iddia etme haklarını da kaybetmiş olmaktaydılar. Gezegenimiz üzerindeki çocuklar bu mantığı anında kapıverdiler: En büyük eylem günlerinde dünya 1,4 milyon öğrencinin okullarını kırıp sokaklara dökülmesine tanık oldu.<br />
<br />
Ama bir yıl sonra, şimdi yeni bir şey yapmaktalar: Yetişkinlerden, kendilerine katılmasını istediler. Dünyada her yaştan insanın katıldığı ilk iklim grevi 20 Eylül’de yapılacak (bazı ülkelerde 27 Eylül’de). O günün bir saatinde insanlar işlerini bırakacak – kimi ağaç dikecek, ötekiler protesto eylemlerine katılacak. Protestoların hedefleri de coğrafya kadar büyük çeşitlilik gösterecek: Gezegenin farklı farklı yerlerinde kimi insanlar boru hatlarının önüne oturacaklar; kimileri çalıştıkları kurumların fosil yakıt şirketlerinin hisse senetlerine yatırımlarını geri çekmesini talep edecek; kimileri BM üyesi ülkelerin karbon salımlarını azaltma taahhütlerini artırmasını; kimileri karbon vergisi konmasını isteyecek; kimileri ise Yeşil Yeni Düzen’i dayatacak. Sporcular, aşçılar, oyuncular ve politikacılar katılmayı taahhüt ettiler. Sendikalar, hatta bazı şirketler bile katılacaklarını açıkladı. Küresel İklim Grevi, gezegen tarihinin en büyük iklim protestosu olacağa benzer.<br />
<br />
Peki tek bir grev iklim krizini çözer mi? Elbette hayır. Öğrenciler sebat ettiler; yetişkinlerin de aynı direnci göstermeleri gerek. Ama Eylül grevi paha biçilmez değerde iki ilkeyi gözler önüne serecek.<br />
<br />
Bunlardan birincisi şu: İklim krizinin çözümü, işler böyle gelmiş böyle gider anlayışının yıkılmasını içerecektir. İnsan medeniyetinin gelmiş geçmiş en büyük fiziksel krizinin tam ortasındayken bile çoğumuz her sabah yataktan kalkıp bir gün önce yaptığımız şeylerin tıpkısını yapıyoruz. Bir acil durum halinde olduğumuzu, hatta her geçen ayla birlikte daha da derinleşen bir aciliyet halinde yaşadığımızı gösteren en ufak bir işaret yok ortada. Yetişkinler iş bırakma eylemine katılmalarını, işleri aksatan dönüştürücü bir değişime kendilerini adadıklarını gösteren bir bildirim şekli olarak görmeliler.<br />
<br />
İkinci ilke ise şu: Yetişkinler, yetişkinler gibi hareket etmelidirler. 15 yaşındaki çocukların en büyük sorunlarımızı kendi başlarına çözmeyi becereceklerini düşünmek için biz acaba hangi dünyada yaşıyoruz diye sormamız lazım kendimize. İklim krizi adalete karşı girişilmiş bir tecavüz anlamına geldiği gibi (onun meydana gelmesinde en az rol oynamış olanlar, cezasını en çok çekenler oluyor), aynı zamanda geleceğe karşı girişilen bir tecavüz anlamına da geliyor: bazıları sadece daha uzun zaman hayatta kalacak oldukları için bu gelecekte daha büyük paya sahip olacaklar çünkü. Geri kalan bizler için – yani iklim değişikliği cayır cayır yanan zirveye varmadan önce ölecekler için – bu grev çocuklarımıza ve onların çocuklarına gösterdiğimiz teorik şefkatin samimi olduğunu göstermek için iyi bir fırsat işte.<br />
<br />
İklim sorununu hâlâ çözebiliriz diye bir şeyin garantisi yok. Umutsuzluğa kapıldığı için insanları hoşgörebiliriz, ama kaçarlarsa onları hoşgöremeyiz. Özellikle en umutsuz anlarda insanlar arası dayanışma elzemdir. Bir çocuk yardım istiyorsa, ona yardım edersiniz.<br />
<br />
Çeviren: Ömer Madra]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**Gençlerden yetişkinlere: İklim kavgasında bize katılın**

Bill McKibben,

Common Dreams, 21 Ağustos 2019

Şu ana kadar, kayıtlara geçmiş en sıcak yazı geçirmekteyiz – Haziran en sıcak Haziran; Temmuz ise gelmiş geçmiş en sıcak ay oldu. Fransa, Almanya, Britanya, Belçika ve Hollanda gelmiş geçmiş en sıcak günlerini gördüler ve böylelikle onlar da Küba’dan Vietnam’a, Togo’dan Reunion Adaları’na sıcak gün görme rekorlarını kıran ülkeler safına katıldılar.

Bu durum iki bakımdan tehlike arz ediyor.

Birincisi, sıcaklar gezegenin canına okuyor.

İkincisi, sıcaklar öylesine yaygın ve sıradan hale geliyor ki bu, insanların umudu kesmesine ya da gerçeklerden kopmasına yol açabiliyor – hararet artışına dair haberler neredeyse hararetin kendisi kadar yiyip bitirici olabiliyor çünkü. Ne var ki, bu duyarsızlık tam da en yanlış zamana denk geliyor. Yenilenebilir enerjinin fiyatı geçen ay rekor seviyede düştü: Portekiz’de yapılan bir enerji ihalesinde tarihte görülmüş en ucuz elektrik maliyeti ortaya çıktı. Demek oluyor ki, siyasi irade olması halinde iklim değişikliğiyle mücadelede hızla dev adımlar atabiliriz.

İşte tam da bu yüzden, gezegen üzerindeki en genç aktivistlerden bazılarına, yani işler böyle gelmiş böyle gider anlayışını kanıksamayı reddeden, teslim bayrağını çekmeyen bu insanlara teşekkür borçlu olmalıyız. Onların en ünlüsü olan Greta Thunberg şimdilerde bir yelkenli teknede ABD’ye doğru yol almakta: orada Eylül ayında yapılacak BM İklim Zirvesi'nde kürsüye çıkacak. Ama Greta hiç de yalnız başına sayılmaz doğrusu. Gelecek İçin Cumalar (Fridays for Future) örgütlenmesi sayesinde Greta’nın eşdeğerindeki insanları Peru’dan Pensacola’ya ve Prag’a, Ulan Bator’dan BM nizamiye kapısına kadar dünyanın her yerinde bulabilirsiniz.

Thunberg bir yıl önce “iklim için okul grevi”ne başlarken şunu ileri sürüyordu: eğer dünyanın yetişkinleri gezegeni onun kuşağı için hazırlamaya razı değillerse, yetişkinler onun kuşağının kendi gençliğini gelecek için hazırlaması gerektiğini iddia etme haklarını da kaybetmiş olmaktaydılar. Gezegenimiz üzerindeki çocuklar bu mantığı anında kapıverdiler: En büyük eylem günlerinde dünya 1,4 milyon öğrencinin okullarını kırıp sokaklara dökülmesine tanık oldu.

Ama bir yıl sonra, şimdi yeni bir şey yapmaktalar: Yetişkinlerden, kendilerine katılmasını istediler. Dünyada her yaştan insanın katıldığı ilk iklim grevi 20 Eylül’de yapılacak (bazı ülkelerde 27 Eylül’de). O günün bir saatinde insanlar işlerini bırakacak – kimi ağaç dikecek, ötekiler protesto eylemlerine katılacak. Protestoların hedefleri de coğrafya kadar büyük çeşitlilik gösterecek: Gezegenin farklı farklı yerlerinde kimi insanlar boru hatlarının önüne oturacaklar; kimileri çalıştıkları kurumların fosil yakıt şirketlerinin hisse senetlerine yatırımlarını geri çekmesini talep edecek; kimileri BM üyesi ülkelerin karbon salımlarını azaltma taahhütlerini artırmasını; kimileri karbon vergisi konmasını isteyecek; kimileri ise Yeşil Yeni Düzen’i dayatacak. Sporcular, aşçılar, oyuncular ve politikacılar katılmayı taahhüt ettiler. Sendikalar, hatta bazı şirketler bile katılacaklarını açıkladı. Küresel İklim Grevi, gezegen tarihinin en büyük iklim protestosu olacağa benzer.

Peki tek bir grev iklim krizini çözer mi? Elbette hayır. Öğrenciler sebat ettiler; yetişkinlerin de aynı direnci göstermeleri gerek. Ama Eylül grevi paha biçilmez değerde iki ilkeyi gözler önüne serecek.

Bunlardan birincisi şu: İklim krizinin çözümü, işler böyle gelmiş böyle gider anlayışının yıkılmasını içerecektir. İnsan medeniyetinin gelmiş geçmiş en büyük fiziksel krizinin tam ortasındayken bile çoğumuz her sab]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/6/0/2/_/uploads/9338390/image_track/3699621/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568381268206.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/004-klim-acil-04092019rec28082019/listen.mp3?s=oiR" length="20575217" />
            <guid isPermaLink="false">3699621</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Fri, 13 Sep 2019 15:28:08 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-13T15:28:08+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>8:34</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[003 - İklim Acil - İhtiyarlar gençlerin 'grev çağrısı'na katılıyor: Yetişkinler yetişkin gibi hareket etmeli - 03.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/003-klim-acil-03092019rec28082019/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**İhtiyarlar gençlerin 'grev çağrısı'na katılıyor: Yetişkinler yetişkin gibi hareket etmeli.**<br />
<br />
Başımızdaki belaları çözmeyi okul çocuklarına bırakmakta temel bir haysiyetsizlik var. Yetişkinlerin yetişkin gibi hareket etmesinin zamanı geldi artık.<br />
<br />
Basamağı tırmanıyoruz – bir günlüğüne bize katılın. 20 Eylül’de dünya çapında grev çağrısında bulunuyoruz. Geleceğimizi sağlama almanın yegâne yolu, gündelik hayatın olağan akışını bozmaktan geçiyor.<br />
<br />
Başımızdaki belaları çözmeyi okul çocuklarına bırakmakta temel bir haysiyetsizlik var. Yetişkinlerin yetişkin gibi hareket etmesinin zamanı geldi artık.<br />
<br />
Naomi Klein, Bill McKibben ve diğerleri<br />
<br />
Guardian, 24 Mayıs 2019<br />
<br />
20 Eylül'de, dünyanın dört bir yanında okul grevleri yürütmekte olan gençlerin talebi üzerine bizler de işyerlerimizden ve evlerimizden çıkıyor, hepimizin önündeki en büyük varoluş tehdidi olan iklim krizine karşı harekete geçilmesini talep etmek üzere bir günümüzü sokaklarda geçiriyoruz. Sizin anlayacağınız, bir günlük bir iklim grevi bu – sonuncusu da olmayacak. Bunu tarihte bir dönüm noktası haline getireceğimiz umudundayız.<br />
<br />
Diğerlerinin de bize katılacağını umuyoruz: İnsanların işyerlerini, çiftlik-çubuklarını, fabrikalarını bırakacağını; adayların seçim kampanya güzergâhlarını bir günlüğüne terk edeceklerini, futbol yıldızlarının yeşil sahaları bir günlüğüne bırakacaklarını; sinema oyuncularının makyajlarını sileceklerini, öğretmenlerin tebeşirlerini bır kenara koyacaklarını; aşçıların lokantalarını kapatıp protestoculara yemek getireceklerini; emeklilerin de alışılmış gündelik programlarını bozup liderlerimizin işitmek zorunda oldukları tek mesajı, yani günden güne işler böyle gelmiş böyle gider yaklaşımının gezegenimiz üzerinde sağlıklı ve güvenli bir gelecek şansını yerle bir ettiği mesajını göndermek üzere bir araya geleceklerini umuyoruz.<br />
<br />
Şunun gayet iyi farkındayız ki ister bu grev olsun, isterse bir haftalık uluslararası iklim eylemi olsun, tek başlarına olayların yönünü değiştirmeyecektir. İyi haber şu ki, ihtiyaç duyduğumuz teknolojilere sahibiz artık – bir güneş panelinin fiyatı son on yıl içinde % 90 düşmüş durumda. Ayrıca, onları çalıştıracak politikaları da biliyoruz; gezegenin dört bir yanında her yerde Yeşil Yeni Düzen’in [Green New Deal] bir versiyonu ortaya konmakta; fosil yakıtların yerini hızla güneş ve rüzgâr gücünün almasını, ve bununla atbaşı gidecek şekilde kaliteli işlerde istihdam sağlanmasını, güçlü yerel ekonomilerin sağlam ve istikrarlı hale getirilmesini öngören yasalar teklif edilmekte. Fosil yakıt endüstrisinin derine gömülü yerleşik muhalefetine karşı bu tedbirleri yasalaştırmak için vargüçleriyle didinen – ve çoğu gepegenç olan – o insanları saygıyla selamlıyoruz.<br />
<br />
Eylül ayındaki küresel eylem günü bu insanlara destek vermek üzere tasarlandı. Her türlü çevre, kamu sağlığı, sosyal adalet ve kalkınma gruplarının buna katılacaklarını umuyoruz; ama en büyük umudumuz basitçe şu: Bu kriz üzerinde çalışan insanlara, çevremizin vahim durumu hakkında gittikçe artan bir kaygı duyan ama şu ana kadar çoğunlukla hiçbir şeye karışmadan öylece kenarda köşede oturmuş olan milyonlarca insanın desteğine sahip olduklarını göstermek. Böylesine yüksek sayılarda insanı sokağa çekebilmek için birkaç ayrı girişimde bulunmak gerekebilir, ama çok da fazla zamanımız kalmadı doğrusu: etkili iklim eylemleri yapabileceğimiz fırsat pencereleri hızla kapanmakta.<br />
<br />
Herkesin bize katılamayacağını biliyoruz. Fena halde eşitsiz bir gezegende kimi insanlar var ki tek bir gün bile gündelik ücretini almadan yaşayamıyor; ya da buna kalkıştıkları an onları işten atacak patronlara çalışıyorlar. Gene bazı iş kolları var ki bir an için bile durdurmaya gelmez: âcilde çalışan doktorlar daima görevlerinin başında olmak zorundalar. Bununla birlikte, birçoğumuz da gündelik olağan hayat alışkanlıklarımızı 24 saat için bir kenara bırakabilir, geri döndüğümüzde onları yerli yerinde bulacağımızdan emin olabiliriz. Umuyoruz ki kimilerimiz o günü protesto eylemleri içinde geçirecektir: yeni petrol boru hatları döşenmesine ya da onları finanse eden bankalara karşı. Umarız kimilerimiz de o günü komşularının evlerinin duvarlarına yalıtım yaparak ya da kendi bölgesinde bisiklet yolları inşa ederek geçirir. Umarız herkes o gün hiç olmazsa birkaç dakikasını şehirde bir parkta, kırda bir tarlada ya da oturduğu binanın çatısında sırf şu dünyanın güzelliğini içine çekmek için geçirir – ki bu güzelliği korumak bizim için bir ayrıcalıktır.<br />
<br />
Belli ki, çok şey istemektir bu. Dünyanın hayatında bir gün çok büyük mesele ve hepimiz gündelik hayatın sıradan işlerine fazlasıyla alışmış haldeyiz. Ne var ki, burada bütün yükü okullu çocukların sırtına yüklemek de hiçbirimizin içine sinmiyor doğrusu – onların bizim desteğimize ihtiyaçları var. Ve gündelik hayatlarımızın olağan akışını bozmamız, burada kilit noktaymış gibi görünüyor: işte bizim işimizi bitiren de bu olağan hayat zaten – yani gözlerimizin önünde cereyan eden bir krizin tam ortalık yerinde olsak bile, her sabah kalkıp bir gün önce yaptığımız ne varsa hemen hemen hepsini gene yapmak.<br />
<br />
Seçimlerimizin bundan onbinlerce yıl sonrasını: yani denizlerin kaç metre yükseleceğini, çöllerin ne kadar çok genişleyip yayılacağını, ormanların ne kadar hızlı yanacağını belirleyeceği bir zaman diliminde yaşamakta olan insanlarız biz. İşimizin bir bölümünü işte o geleceği korumaya ayırmalıyız.<br />
<br />
Çeviren: Ömer Madra]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**İhtiyarlar gençlerin 'grev çağrısı'na katılıyor: Yetişkinler yetişkin gibi hareket etmeli.**<br />
<br />
Başımızdaki belaları çözmeyi okul çocuklarına bırakmakta temel bir haysiyetsizlik var. Yetişkinlerin yetişkin gibi hareket etmesinin zamanı geldi artık.<br />
<br />
Basamağı tırmanıyoruz – bir günlüğüne bize katılın. 20 Eylül’de dünya çapında grev çağrısında bulunuyoruz. Geleceğimizi sağlama almanın yegâne yolu, gündelik hayatın olağan akışını bozmaktan geçiyor.<br />
<br />
Başımızdaki belaları çözmeyi okul çocuklarına bırakmakta temel bir haysiyetsizlik var. Yetişkinlerin yetişkin gibi hareket etmesinin zamanı geldi artık.<br />
<br />
Naomi Klein, Bill McKibben ve diğerleri<br />
<br />
Guardian, 24 Mayıs 2019<br />
<br />
20 Eylül'de, dünyanın dört bir yanında okul grevleri yürütmekte olan gençlerin talebi üzerine bizler de işyerlerimizden ve evlerimizden çıkıyor, hepimizin önündeki en büyük varoluş tehdidi olan iklim krizine karşı harekete geçilmesini talep etmek üzere bir günümüzü sokaklarda geçiriyoruz. Sizin anlayacağınız, bir günlük bir iklim grevi bu – sonuncusu da olmayacak. Bunu tarihte bir dönüm noktası haline getireceğimiz umudundayız.<br />
<br />
Diğerlerinin de bize katılacağını umuyoruz: İnsanların işyerlerini, çiftlik-çubuklarını, fabrikalarını bırakacağını; adayların seçim kampanya güzergâhlarını bir günlüğüne terk edeceklerini, futbol yıldızlarının yeşil sahaları bir günlüğüne bırakacaklarını; sinema oyuncularının makyajlarını sileceklerini, öğretmenlerin tebeşirlerini bır kenara koyacaklarını; aşçıların lokantalarını kapatıp protestoculara yemek getireceklerini; emeklilerin de alışılmış gündelik programlarını bozup liderlerimizin işitmek zorunda oldukları tek mesajı, yani günden güne işler böyle gelmiş böyle gider yaklaşımının gezegenimiz üzerinde sağlıklı ve güvenli bir gelecek şansını yerle bir ettiği mesajını göndermek üzere bir araya geleceklerini umuyoruz.<br />
<br />
Şunun gayet iyi farkındayız ki ister bu grev olsun, isterse bir haftalık uluslararası iklim eylemi olsun, tek başlarına olayların yönünü değiştirmeyecektir. İyi haber şu ki, ihtiyaç duyduğumuz teknolojilere sahibiz artık – bir güneş panelinin fiyatı son on yıl içinde % 90 düşmüş durumda. Ayrıca, onları çalıştıracak politikaları da biliyoruz; gezegenin dört bir yanında her yerde Yeşil Yeni Düzen’in [Green New Deal] bir versiyonu ortaya konmakta; fosil yakıtların yerini hızla güneş ve rüzgâr gücünün almasını, ve bununla atbaşı gidecek şekilde kaliteli işlerde istihdam sağlanmasını, güçlü yerel ekonomilerin sağlam ve istikrarlı hale getirilmesini öngören yasalar teklif edilmekte. Fosil yakıt endüstrisinin derine gömülü yerleşik muhalefetine karşı bu tedbirleri yasalaştırmak için vargüçleriyle didinen – ve çoğu gepegenç olan – o insanları saygıyla selamlıyoruz.<br />
<br />
Eylül ayındaki küresel eylem günü bu insanlara destek vermek üzere tasarlandı. Her türlü çevre, kamu sağlığı, sosyal adalet ve kalkınma gruplarının buna katılacaklarını umuyoruz; ama en büyük umudumuz basitçe şu: Bu kriz üzerinde çalışan insanlara, çevremizin vahim durumu hakkında gittikçe artan bir kaygı duyan ama şu ana kadar çoğunlukla hiçbir şeye karışmadan öylece kenarda köşede oturmuş olan milyonlarca insanın desteğine sahip olduklarını göstermek. Böylesine yüksek sayılarda insanı sokağa çekebilmek için birkaç ayrı girişimde bulunmak gerekebilir, ama çok da fazla zamanımız kalmadı doğrusu: etkili iklim eylemleri yapabileceğimiz fırsat pencereleri hızla kapanmakta.<br />
<br />
Herkesin bize katılamayacağını biliyoruz. Fena halde eşitsiz bir gezegende kimi insanlar var ki tek bir gün bile gündelik ücretini almadan yaşayamıyor; ya da buna kalkıştıkları an onları işten atacak patronlara çalışıyorlar. Gene bazı iş kolları var ki bir an için bile durdurmaya gelmez: âcilde çalışan doktorlar daima görevlerinin başında olmak zorundalar. Bununla birlikte, birçoğumuz da gündelik olağan hayat alışkanlıklarımızı 24 saat için bir kenara bırakabilir, geri döndüğümüzde onları yerli yerinde bulacağımızdan emin olabiliriz. Umuyoruz ki kimilerimiz o günü protesto eylemleri içinde geçirecektir: yeni petrol boru hatları döşenmesine ya da onları finanse eden bankalara karşı. Umarız kimilerimiz de o günü komşularının evlerinin duvarlarına yalıtım yaparak ya da kendi bölgesinde bisiklet yolları inşa ederek geçirir. Umarız herkes o gün hiç olmazsa birkaç dakikasını şehirde bir parkta, kırda bir tarlada ya da oturduğu binanın çatısında sırf şu dünyanın güzelliğini içine çekmek için geçirir – ki bu güzelliği korumak bizim için bir ayrıcalıktır.<br />
<br />
Belli ki, çok şey istemektir bu. Dünyanın hayatında bir gün çok büyük mesele ve hepimiz gündelik hayatın sıradan işlerine fazlasıyla alışmış haldeyiz. Ne var ki, burada bütün yükü okullu çocukların sırtına yüklemek de hiçbirimizin içine sinmiyor doğrusu – onların bizim desteğimize ihtiyaçları var. Ve gündelik hayatlarımızın olağan akışını bozmamız, burada kilit noktaymış gibi görünüyor: işte bizim işimizi bitiren de bu olağan hayat zaten – yani gözlerimizin önünde cereyan eden bir krizin tam ortalık yerinde olsak bile, her sabah kalkıp bir gün önce yaptığımız ne varsa hemen hemen hepsini gene yapmak.<br />
<br />
Seçimlerimizin bundan onbinlerce yıl sonrasını: yani denizlerin kaç metre yükseleceğini, çöllerin ne kadar çok genişleyip yayılacağını, ormanların ne kadar hızlı yanacağını belirleyeceği bir zaman diliminde yaşamakta olan insanlarız biz. İşimizin bir bölümünü işte o geleceği korumaya ayırmalıyız.<br />
<br />
Çeviren: Ömer Madra]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**İhtiyarlar gençlerin 'grev çağrısı'na katılıyor: Yetişkinler yetişkin gibi hareket etmeli.**

Başımızdaki belaları çözmeyi okul çocuklarına bırakmakta temel bir haysiyetsizlik var. Yetişkinlerin yetişkin gibi hareket etmesinin zamanı geldi artık.

Basamağı tırmanıyoruz – bir günlüğüne bize katılın. 20 Eylül’de dünya çapında grev çağrısında bulunuyoruz. Geleceğimizi sağlama almanın yegâne yolu, gündelik hayatın olağan akışını bozmaktan geçiyor.

Başımızdaki belaları çözmeyi okul çocuklarına bırakmakta temel bir haysiyetsizlik var. Yetişkinlerin yetişkin gibi hareket etmesinin zamanı geldi artık.

Naomi Klein, Bill McKibben ve diğerleri

Guardian, 24 Mayıs 2019

20 Eylül'de, dünyanın dört bir yanında okul grevleri yürütmekte olan gençlerin talebi üzerine bizler de işyerlerimizden ve evlerimizden çıkıyor, hepimizin önündeki en büyük varoluş tehdidi olan iklim krizine karşı harekete geçilmesini talep etmek üzere bir günümüzü sokaklarda geçiriyoruz. Sizin anlayacağınız, bir günlük bir iklim grevi bu – sonuncusu da olmayacak. Bunu tarihte bir dönüm noktası haline getireceğimiz umudundayız.

Diğerlerinin de bize katılacağını umuyoruz: İnsanların işyerlerini, çiftlik-çubuklarını, fabrikalarını bırakacağını; adayların seçim kampanya güzergâhlarını bir günlüğüne terk edeceklerini, futbol yıldızlarının yeşil sahaları bir günlüğüne bırakacaklarını; sinema oyuncularının makyajlarını sileceklerini, öğretmenlerin tebeşirlerini bır kenara koyacaklarını; aşçıların lokantalarını kapatıp protestoculara yemek getireceklerini; emeklilerin de alışılmış gündelik programlarını bozup liderlerimizin işitmek zorunda oldukları tek mesajı, yani günden güne işler böyle gelmiş böyle gider yaklaşımının gezegenimiz üzerinde sağlıklı ve güvenli bir gelecek şansını yerle bir ettiği mesajını göndermek üzere bir araya geleceklerini umuyoruz.

Şunun gayet iyi farkındayız ki ister bu grev olsun, isterse bir haftalık uluslararası iklim eylemi olsun, tek başlarına olayların yönünü değiştirmeyecektir. İyi haber şu ki, ihtiyaç duyduğumuz teknolojilere sahibiz artık – bir güneş panelinin fiyatı son on yıl içinde % 90 düşmüş durumda. Ayrıca, onları çalıştıracak politikaları da biliyoruz; gezegenin dört bir yanında her yerde Yeşil Yeni Düzen’in [Green New Deal] bir versiyonu ortaya konmakta; fosil yakıtların yerini hızla güneş ve rüzgâr gücünün almasını, ve bununla atbaşı gidecek şekilde kaliteli işlerde istihdam sağlanmasını, güçlü yerel ekonomilerin sağlam ve istikrarlı hale getirilmesini öngören yasalar teklif edilmekte. Fosil yakıt endüstrisinin derine gömülü yerleşik muhalefetine karşı bu tedbirleri yasalaştırmak için vargüçleriyle didinen – ve çoğu gepegenç olan – o insanları saygıyla selamlıyoruz.

Eylül ayındaki küresel eylem günü bu insanlara destek vermek üzere tasarlandı. Her türlü çevre, kamu sağlığı, sosyal adalet ve kalkınma gruplarının buna katılacaklarını umuyoruz; ama en büyük umudumuz basitçe şu: Bu kriz üzerinde çalışan insanlara, çevremizin vahim durumu hakkında gittikçe artan bir kaygı duyan ama şu ana kadar çoğunlukla hiçbir şeye karışmadan öylece kenarda köşede oturmuş olan milyonlarca insanın desteğine sahip olduklarını göstermek. Böylesine yüksek sayılarda insanı sokağa çekebilmek için birkaç ayrı girişimde bulunmak gerekebilir, ama çok da fazla zamanımız kalmadı doğrusu: etkili iklim eylemleri yapabileceğimiz fırsat pencereleri hızla kapanmakta.

Herkesin bize katılamayacağını biliyoruz. Fena halde eşitsiz bir gezegende kimi insanlar var ki tek bir gün bile gündelik ücretini almadan yaşayamıyor; ya da buna kalkıştıkları an onları işten atacak patronlara ç]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/7/5/0/_/uploads/9338390/image_track/3699585/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568380353057.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/003-klim-acil-03092019rec28082019/listen.mp3?s=yFB" length="20640349" />
            <guid isPermaLink="false">3699585</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Fri, 13 Sep 2019 15:09:35 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-13T15:09:35+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>8:36</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[002 - İklim Acil - Gençlerden ihtiyarlara 'genel grev' çağrısı: Kitlelerin direnişini başlatabiliriz - 02.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/002-klim-acil-02092019rec28082019/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**Gençlerden ihtiyarlara 'genel grev' çağrısı: Kitlelerin direnişini başlatabiliriz.**<br />
<br />
Gençler iklim grevlerine öncülük ettiler. Şimdi yetişkinlerin de bize katılmasına ihtiyacımız var. Küresel ısıtmayı kendi başımıza savuşturamayız. Birlikte, 20 Eylül’de kitlelerin direnişini başlatabiliriz<br />
<br />
Greta Thunberg ve 46 genç iklim aktivisti<br />
<br />
Guardian, 23 Mayıs 2019<br />
<br />
Yarın ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri gene sokaklara doluşacaklar: muazzam sayılarda varlık gösterecek, 150 ülkede 4 binin üstünde etkinlik yapacaklar ve hükümetlerden küresel ısıtmanın 1,5C derece altında kalabilmesi için güvenli bir patikayı derhal sağlamasını talep edecekler. Bu güne hazırlık yapabilmek için haftalarımızı, aylarımızı harcadık biz. Örgütlenme ve seferberlik yolunda sayısını hatırlamadığımız kadar saat harcadık – oysa bunun yerine arkadaşlarımızla orada burada takılabilir ya da ders çalışabilirdik.<br />
<br />
Bir tercih hakkımız olduğu kanısında değiliz: yıllar yılı boş boş konuşup durdular, iklim değişikliği konusunda sayısız müzakere yürüttüler, içi boş anlaşmalar yaptılar ve bol bol kâr etsinler diye ayağımızın altındaki toprakları kazıp, geleceğimizi yakıp dumanını savurmaları için fosil yakıt şirketlerine bir yığın avanta sağladılar. Siyasiler iklim değişikliği olayını on yıllardır biliyorlardı. Bizim geleceğimiz konusunda taşımaları gereken sorumluluklarını, varlığımızın ta kendisini tehlikeye sokma pahasına hızlı kârlar peşinde koşan vurgunculara bayıla bayıla devretmekte sakınca görmediler.<br />
<br />
Şunu öğrendik: geleceğimiz için bizzat harekete geçmezsek, ilk hareket başka kimseden gelmeyecek. Beklediğimiz insanlar, biziz.<br />
<br />
Sesimiz bir kez daha sokaklarda çınlıyor ama bu sadece bize kalmış birşey değil. Öyle hissediyoruz ki yetişkinlerin bir çoğu, iklim krizini biz gençlerin tek başımıza savuşturamayacağımızı pek kavramış değiller. Rahatsızlık verdiğimiz için üzgünüz. Ama bu, tek bir kuşağın altından kalkacağı bir iş değil. Bu, bütün insanlığın işi. Biz gençler daha büyük bir kavgaya katkıda bulunabiliriz, ki bu da muazzam bir fark yaratabilir.<br />
<br />
Öyleyse, işte size davetiyemiz. 20 Eylül Cuma gününden başlayarak dünya çapında bir iklim grevine girişerek bir haftalık bir iklim eylemini ateşliyoruz. Yetişkinlerin de bizimle birlikte bir basamak yukarı çıkmasını bekliyoruz. Dünyanın farklı yerlerinde yetişkinlerin bir araya gelmeleri ve iklimimiz için kendi konfor bölgelerinden çıkıp yukarı doğru bir adım atmaları için birçok farklı plan yürürlüğe konmakta. Peki o zaman, haydi bir araya gelelim, komşularınızla, iş arkadaşlarınızla, dostlarınızla, aile efradınızla birleşelim, seslerinizi duyulur hale getirip sokaklara dökülelim ve bunu tarihimizde bir dönüm noktasına dönüştürelim.<br />
<br />
Sınırları aşmaya dair bir mesele bu – nerede başkaldırabilirsek orada başkaldırmak meselesi yani. Yoksa “Ya evet, çocuklar büyük iş başarıyorlar, ah, genç olsaydım ben de tüm varlığımla hemen onlara katılırdım” deme meselesi değil. Bu, bir işe yaramaz, oysa herkes işe yarayabilir ve yaramalıdır da.<br />
<br />
Fransız devriminde anneler çocuklarıyla birlikte sokaklara dökülmüştü. Bugün biz çocuklar kendimiz için savaşıyoruz, ama gezegen yanıp tutuşurken ebeveynlerimiz arasında okuldaki notlarımızın iyi olup olmadığını, hangi yeni diyeti uygulayacaklarını ya da Game of Thrones finalinde neler olup bittiğini tartışmakla meşgul olanların sayısı o kadar çok ki.<br />
<br />
Bu ânın gelmesi lazım artık. BM hükümetlerarası iklim değişikliği panelinin küresel ısınma konusundaki özel raporu 1,5C’lik küresel ısıtmanın ötesine geçmenin getireceği benzeri görülmemiş tehlikeler konusunda gayet açık ve netti. Salımların hızla düşürülmesi şart – öyle ki bizler yirmili yaşlarımızın ortalarına ya da sonlarına geldiğimizde tümüyle dönüşmüş bir dünyada yaşıyor olacağız.<br />
<br />
Ama herşeyi değiştirmek için herkese ihtiyacımız var. Kitlelerin direnişini başlatma zamanı hepimiz için geldi artık – toplu eylemin etkili olduğunu herkese göstermiş bulunuyoruz. Değişimin gerçekleşmesini sağlama almak için baskıyı artırmaya ihtiyacımız var ve bu tırmanışı birlikte gerçekleştirmek zorundayız.<br />
<br />
İşte böyle: bu bizim için bir şans – Önümüzdeki Eylül’de girişeceğimiz iklim grevinde bize katılın. Dünyada insanlar daha önce de değişim için eylem talebiyle ayağa kalktılar; biz de yeterince kalabalık bir şekilde buna girişirsek bir şansımız olacaktır. Bunu umursuyorsak, umursuyoruz demekten daha fazlasını yapmalıyız. Harekete geçmeliyiz. Sokağa dökülmek zorunda olduğumuz son gün bu olmayacak tabii ama yeni bir başlangıç olacak. Size güveniyoruz.<br />
<br />
İşte böyle: bu bizim için bir şans – Önümüzdeki Eylül’de girişeceğimiz iklim grevinde bize katılın. Dünyada insanlar daha önce de değişim için eylem talebiyle ayağa kalktılar; biz de yeterince kalabalık bir şekilde buna girişirsek bir şansımız olacaktır. Bunu umursuyorsak, umursuyoruz demekten daha fazlasını yapmalıyız. Harekete geçmeliyiz. Sokağa dökülmek zorunda olduğumuz son gün bu olmayacak tabii ama yeni bir başlangıç olacak. Size güveniyoruz.<br />
<br />
Çeviren: Ömer Madra<br />
<br />
]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**Gençlerden ihtiyarlara 'genel grev' çağrısı: Kitlelerin direnişini başlatabiliriz.**<br />
<br />
Gençler iklim grevlerine öncülük ettiler. Şimdi yetişkinlerin de bize katılmasına ihtiyacımız var. Küresel ısıtmayı kendi başımıza savuşturamayız. Birlikte, 20 Eylül’de kitlelerin direnişini başlatabiliriz<br />
<br />
Greta Thunberg ve 46 genç iklim aktivisti<br />
<br />
Guardian, 23 Mayıs 2019<br />
<br />
Yarın ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri gene sokaklara doluşacaklar: muazzam sayılarda varlık gösterecek, 150 ülkede 4 binin üstünde etkinlik yapacaklar ve hükümetlerden küresel ısıtmanın 1,5C derece altında kalabilmesi için güvenli bir patikayı derhal sağlamasını talep edecekler. Bu güne hazırlık yapabilmek için haftalarımızı, aylarımızı harcadık biz. Örgütlenme ve seferberlik yolunda sayısını hatırlamadığımız kadar saat harcadık – oysa bunun yerine arkadaşlarımızla orada burada takılabilir ya da ders çalışabilirdik.<br />
<br />
Bir tercih hakkımız olduğu kanısında değiliz: yıllar yılı boş boş konuşup durdular, iklim değişikliği konusunda sayısız müzakere yürüttüler, içi boş anlaşmalar yaptılar ve bol bol kâr etsinler diye ayağımızın altındaki toprakları kazıp, geleceğimizi yakıp dumanını savurmaları için fosil yakıt şirketlerine bir yığın avanta sağladılar. Siyasiler iklim değişikliği olayını on yıllardır biliyorlardı. Bizim geleceğimiz konusunda taşımaları gereken sorumluluklarını, varlığımızın ta kendisini tehlikeye sokma pahasına hızlı kârlar peşinde koşan vurgunculara bayıla bayıla devretmekte sakınca görmediler.<br />
<br />
Şunu öğrendik: geleceğimiz için bizzat harekete geçmezsek, ilk hareket başka kimseden gelmeyecek. Beklediğimiz insanlar, biziz.<br />
<br />
Sesimiz bir kez daha sokaklarda çınlıyor ama bu sadece bize kalmış birşey değil. Öyle hissediyoruz ki yetişkinlerin bir çoğu, iklim krizini biz gençlerin tek başımıza savuşturamayacağımızı pek kavramış değiller. Rahatsızlık verdiğimiz için üzgünüz. Ama bu, tek bir kuşağın altından kalkacağı bir iş değil. Bu, bütün insanlığın işi. Biz gençler daha büyük bir kavgaya katkıda bulunabiliriz, ki bu da muazzam bir fark yaratabilir.<br />
<br />
Öyleyse, işte size davetiyemiz. 20 Eylül Cuma gününden başlayarak dünya çapında bir iklim grevine girişerek bir haftalık bir iklim eylemini ateşliyoruz. Yetişkinlerin de bizimle birlikte bir basamak yukarı çıkmasını bekliyoruz. Dünyanın farklı yerlerinde yetişkinlerin bir araya gelmeleri ve iklimimiz için kendi konfor bölgelerinden çıkıp yukarı doğru bir adım atmaları için birçok farklı plan yürürlüğe konmakta. Peki o zaman, haydi bir araya gelelim, komşularınızla, iş arkadaşlarınızla, dostlarınızla, aile efradınızla birleşelim, seslerinizi duyulur hale getirip sokaklara dökülelim ve bunu tarihimizde bir dönüm noktasına dönüştürelim.<br />
<br />
Sınırları aşmaya dair bir mesele bu – nerede başkaldırabilirsek orada başkaldırmak meselesi yani. Yoksa “Ya evet, çocuklar büyük iş başarıyorlar, ah, genç olsaydım ben de tüm varlığımla hemen onlara katılırdım” deme meselesi değil. Bu, bir işe yaramaz, oysa herkes işe yarayabilir ve yaramalıdır da.<br />
<br />
Fransız devriminde anneler çocuklarıyla birlikte sokaklara dökülmüştü. Bugün biz çocuklar kendimiz için savaşıyoruz, ama gezegen yanıp tutuşurken ebeveynlerimiz arasında okuldaki notlarımızın iyi olup olmadığını, hangi yeni diyeti uygulayacaklarını ya da Game of Thrones finalinde neler olup bittiğini tartışmakla meşgul olanların sayısı o kadar çok ki.<br />
<br />
Bu ânın gelmesi lazım artık. BM hükümetlerarası iklim değişikliği panelinin küresel ısınma konusundaki özel raporu 1,5C’lik küresel ısıtmanın ötesine geçmenin getireceği benzeri görülmemiş tehlikeler konusunda gayet açık ve netti. Salımların hızla düşürülmesi şart – öyle ki bizler yirmili yaşlarımızın ortalarına ya da sonlarına geldiğimizde tümüyle dönüşmüş bir dünyada yaşıyor olacağız.<br />
<br />
Ama herşeyi değiştirmek için herkese ihtiyacımız var. Kitlelerin direnişini başlatma zamanı hepimiz için geldi artık – toplu eylemin etkili olduğunu herkese göstermiş bulunuyoruz. Değişimin gerçekleşmesini sağlama almak için baskıyı artırmaya ihtiyacımız var ve bu tırmanışı birlikte gerçekleştirmek zorundayız.<br />
<br />
İşte böyle: bu bizim için bir şans – Önümüzdeki Eylül’de girişeceğimiz iklim grevinde bize katılın. Dünyada insanlar daha önce de değişim için eylem talebiyle ayağa kalktılar; biz de yeterince kalabalık bir şekilde buna girişirsek bir şansımız olacaktır. Bunu umursuyorsak, umursuyoruz demekten daha fazlasını yapmalıyız. Harekete geçmeliyiz. Sokağa dökülmek zorunda olduğumuz son gün bu olmayacak tabii ama yeni bir başlangıç olacak. Size güveniyoruz.<br />
<br />
İşte böyle: bu bizim için bir şans – Önümüzdeki Eylül’de girişeceğimiz iklim grevinde bize katılın. Dünyada insanlar daha önce de değişim için eylem talebiyle ayağa kalktılar; biz de yeterince kalabalık bir şekilde buna girişirsek bir şansımız olacaktır. Bunu umursuyorsak, umursuyoruz demekten daha fazlasını yapmalıyız. Harekete geçmeliyiz. Sokağa dökülmek zorunda olduğumuz son gün bu olmayacak tabii ama yeni bir başlangıç olacak. Size güveniyoruz.<br />
<br />
Çeviren: Ömer Madra<br />
<br />
]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**Gençlerden ihtiyarlara 'genel grev' çağrısı: Kitlelerin direnişini başlatabiliriz.**

Gençler iklim grevlerine öncülük ettiler. Şimdi yetişkinlerin de bize katılmasına ihtiyacımız var. Küresel ısıtmayı kendi başımıza savuşturamayız. Birlikte, 20 Eylül’de kitlelerin direnişini başlatabiliriz

Greta Thunberg ve 46 genç iklim aktivisti

Guardian, 23 Mayıs 2019

Yarın ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri gene sokaklara doluşacaklar: muazzam sayılarda varlık gösterecek, 150 ülkede 4 binin üstünde etkinlik yapacaklar ve hükümetlerden küresel ısıtmanın 1,5C derece altında kalabilmesi için güvenli bir patikayı derhal sağlamasını talep edecekler. Bu güne hazırlık yapabilmek için haftalarımızı, aylarımızı harcadık biz. Örgütlenme ve seferberlik yolunda sayısını hatırlamadığımız kadar saat harcadık – oysa bunun yerine arkadaşlarımızla orada burada takılabilir ya da ders çalışabilirdik.

Bir tercih hakkımız olduğu kanısında değiliz: yıllar yılı boş boş konuşup durdular, iklim değişikliği konusunda sayısız müzakere yürüttüler, içi boş anlaşmalar yaptılar ve bol bol kâr etsinler diye ayağımızın altındaki toprakları kazıp, geleceğimizi yakıp dumanını savurmaları için fosil yakıt şirketlerine bir yığın avanta sağladılar. Siyasiler iklim değişikliği olayını on yıllardır biliyorlardı. Bizim geleceğimiz konusunda taşımaları gereken sorumluluklarını, varlığımızın ta kendisini tehlikeye sokma pahasına hızlı kârlar peşinde koşan vurgunculara bayıla bayıla devretmekte sakınca görmediler.

Şunu öğrendik: geleceğimiz için bizzat harekete geçmezsek, ilk hareket başka kimseden gelmeyecek. Beklediğimiz insanlar, biziz.

Sesimiz bir kez daha sokaklarda çınlıyor ama bu sadece bize kalmış birşey değil. Öyle hissediyoruz ki yetişkinlerin bir çoğu, iklim krizini biz gençlerin tek başımıza savuşturamayacağımızı pek kavramış değiller. Rahatsızlık verdiğimiz için üzgünüz. Ama bu, tek bir kuşağın altından kalkacağı bir iş değil. Bu, bütün insanlığın işi. Biz gençler daha büyük bir kavgaya katkıda bulunabiliriz, ki bu da muazzam bir fark yaratabilir.

Öyleyse, işte size davetiyemiz. 20 Eylül Cuma gününden başlayarak dünya çapında bir iklim grevine girişerek bir haftalık bir iklim eylemini ateşliyoruz. Yetişkinlerin de bizimle birlikte bir basamak yukarı çıkmasını bekliyoruz. Dünyanın farklı yerlerinde yetişkinlerin bir araya gelmeleri ve iklimimiz için kendi konfor bölgelerinden çıkıp yukarı doğru bir adım atmaları için birçok farklı plan yürürlüğe konmakta. Peki o zaman, haydi bir araya gelelim, komşularınızla, iş arkadaşlarınızla, dostlarınızla, aile efradınızla birleşelim, seslerinizi duyulur hale getirip sokaklara dökülelim ve bunu tarihimizde bir dönüm noktasına dönüştürelim.

Sınırları aşmaya dair bir mesele bu – nerede başkaldırabilirsek orada başkaldırmak meselesi yani. Yoksa “Ya evet, çocuklar büyük iş başarıyorlar, ah, genç olsaydım ben de tüm varlığımla hemen onlara katılırdım” deme meselesi değil. Bu, bir işe yaramaz, oysa herkes işe yarayabilir ve yaramalıdır da.

Fransız devriminde anneler çocuklarıyla birlikte sokaklara dökülmüştü. Bugün biz çocuklar kendimiz için savaşıyoruz, ama gezegen yanıp tutuşurken ebeveynlerimiz arasında okuldaki notlarımızın iyi olup olmadığını, hangi yeni diyeti uygulayacaklarını ya da Game of Thrones finalinde neler olup bittiğini tartışmakla meşgul olanların sayısı o kadar çok ki.

Bu ânın gelmesi lazım artık. BM hükümetlerarası iklim değişikliği panelinin küresel ısınma konusundaki özel raporu 1,5C’lik küresel ısıtmanın ötesine geçmenin getireceği benzeri görülmemiş tehlikeler konusunda gayet açık ve netti. Salımların hızla dü]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/3/3/8/_/uploads/9338390/image_track/3699558/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568379278833.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/002-klim-acil-02092019rec28082019/listen.mp3?s=z6m" length="18794592" />
            <guid isPermaLink="false">3699558</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Fri, 13 Sep 2019 14:52:06 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-13T14:52:06+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>7:50</itunes:duration>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[001 - İklim Acil - İklim değişikliği ve Titanik - 01.09.2019]]></title>
            <link>https://hearthis.at/ar-radyo/001-klim-acil-01092019rec26082019radyo-tiyatrosueditli/</link>
            <itunes:author><![CDATA[Açık Radyo]]></itunes:author>
            <description><![CDATA[**İklim değişikliği ve Titanik**<br />
<br />
Peter Gleick<br />
<br />
Bulletin of the Atomic Scientists,<br />
<br />
23 Ağustos 2019<br />
<br />
Gemi tasarımcısı: “Sanırım, Titanic’in gelecekte muhtemel iklim değişikliklerine karşı korunacak cihazlarla donanacak şekilde tasarlandığından emin olmalıyız."<br />
<br />
Gemi sahipleri: “Bu bize çok pahalıya patlar, hiç gereği yok."<br />
<br />
İkinci kaptan: Kaptan, halihazırdaki rotamız üzerinde karşımıza iklim değişiklikleri çıkması ihtimali var.”<br />
<br />
Kaptan: “Merak etme, yolumuzun üzerinde hiç iklim değişikliği olmayacak. Tam yol ileri.”<br />
<br />
Telsizci: “Kaptan, meteoroloji uzmanlarından aldığımız ön raporlara göre halihazırdaki rotamız üzerinde iklim değişiklikleri gerçekten olası.”<br />
<br />
Kaptan: “Aptallık etme. Hava tahmini yapmak imkânsızdır.”<br />
<br />
Telsizci: “Kaptan, şimdi öteki gemilerden bize doğrudan gelen mesajlarda önümüzdeki sularda gerçek iklim değişiklikleri olduğu bildiriliyor.”<br />
<br />
Kaptan: “Merak etme, öbür gemilerdeki ölçüm aletlerine hiç güvenilmez.”<br />
<br />
Gözcü: “Kaptan, önümüzdeki sularda iklim değişiklikleri görmeye başladık.”<br />
<br />
Kaptan: “Merak etme, bu gemi tarih boyunca gördüğümüz iklim değişiklikleriyle başedecek şekilde yapılmıştır.”<br />
<br />
Gözcü: “Kaptan, etrafımızda alışılmadık irilikte iklim değişiklikleri görmeye başladık.”<br />
<br />
Serdümen: “Kaptan, rotamızı değiştirsek mi artık?”<br />
<br />
Kaptan: “Merak etmeyin onlara çarpmayız; hem rotayı değiştirmek bize çok pahalıya patlar.”<br />
<br />
Yolcular: “Kaptan, aramızdan bazıları etrafımızdaki sularda açıkça gördüğümüz çok sayıdaki iklim değişikliğinden iyice kaygılanmaya başladı. Hâlâ vakit varken iklim değişikliklerinden sakınmak için derhal tedbir almanızı talep ediyoruz.”<br />
<br />
Kaptan: “Burda kaptan benim; iklim değişikliği teranelerinizle canımı sıkıp durmayın tamam mı?”<br />
<br />
Gözcü: “Kaptan, tam önümüzde çok büyük iklim değişiklikleri var.”<br />
<br />
Serdümen: “Kaptan, hâlâ vaktimiz varken, iklim değişikliklerinden kaçınmak için rotayı değiştirmemizi öneririm. Seçebileceğimiz başka elverişli rotalar var.”<br />
<br />
Kaptan: “Merak etme, bu gemi neredeyse batmaz şekilde tasarlanmış. Ha, bir de şu var: bundan böyle ‘iklim değişikliği’ lafını kullanmanızı yasaklıyorum.”<br />
<br />
Çarkçıbaşı ve gemi tasarımcısı: “Kaptan, geminin yapım planlarını yeniden gözden geçirdik ve tasarımımızda bazı zayıf noktalar fark ettik.”<br />
<br />
Kaptan: “Merak etmeyin. İklim değişiklikleri geçmişte bizim için hiç sorun olmadı; üstelik birazcık iklim değişikliği iyi bile gelir. Ayrıca, şampanya kovamıza koymak için daha çok buz bulabiliriz.”<br />
<br />
İkinci Kaptan: “Kaptan, büyük bir iklim değişikliğine çarptık; gemi su alıyor. Deliği tıkayıp yolcuları uyaralım mı?”<br />
<br />
Kaptan: “Merak etmeyin, gayet küçük bir delik bu; gemiye de bir şey olmaz. Ayrıca, deliği onarmak bize çok pahalıya gelir.”<br />
<br />
İkinci Kaptan: “Kaptan, gemi batıyor ve görünen o ki yolcuların ancak bazısına yetecek sayıda cankurtaran filikamız var. Gemiyi terk edelim mi?”<br />
<br />
Kaptan: “Valla, birinci mevki yolculara can yeleklerini giyebileceklerini, filikalara binebileceklerini söyleyin. Başaltındaki yolcular kendi başlarının çaresine bakacaklar artık. Ha, bir de, birinci mevki yolcularıyla bütün öteki yolcular ve mürettebat arasına duvar örün.”<br />
<br />
Telsizci: “Kaptan, SOS imdat çağrısı gönderdim ama ortalıkta bize yardım edecek kimse yokmuş gibi görünüyor.”<br />
<br />
Zengin yolcu: “Belki bir uçak yapıp, aramızdan birkaçını onunla başka bir gemiye uçururuz.”<br />
<br />
Kaptan: “Tamamdır, hadi kalkın gidelim.”<br />
<br />
İkinci Kaptan, serdümen ve gözcü: “Ama kaptan, denizcilik gelenekleri gemiyi en son kaptan terkeder demiyor muydu?”<br />
<br />
Kaptan: “O eskidendi. Hadi ben kaçtım. Ha, ayrıca, beni zamanında uyarmadığınız için bütün suç sizde zaten.”]]></description>
            <googleplay:description><![CDATA[**İklim değişikliği ve Titanik**<br />
<br />
Peter Gleick<br />
<br />
Bulletin of the Atomic Scientists,<br />
<br />
23 Ağustos 2019<br />
<br />
Gemi tasarımcısı: “Sanırım, Titanic’in gelecekte muhtemel iklim değişikliklerine karşı korunacak cihazlarla donanacak şekilde tasarlandığından emin olmalıyız."<br />
<br />
Gemi sahipleri: “Bu bize çok pahalıya patlar, hiç gereği yok."<br />
<br />
İkinci kaptan: Kaptan, halihazırdaki rotamız üzerinde karşımıza iklim değişiklikleri çıkması ihtimali var.”<br />
<br />
Kaptan: “Merak etme, yolumuzun üzerinde hiç iklim değişikliği olmayacak. Tam yol ileri.”<br />
<br />
Telsizci: “Kaptan, meteoroloji uzmanlarından aldığımız ön raporlara göre halihazırdaki rotamız üzerinde iklim değişiklikleri gerçekten olası.”<br />
<br />
Kaptan: “Aptallık etme. Hava tahmini yapmak imkânsızdır.”<br />
<br />
Telsizci: “Kaptan, şimdi öteki gemilerden bize doğrudan gelen mesajlarda önümüzdeki sularda gerçek iklim değişiklikleri olduğu bildiriliyor.”<br />
<br />
Kaptan: “Merak etme, öbür gemilerdeki ölçüm aletlerine hiç güvenilmez.”<br />
<br />
Gözcü: “Kaptan, önümüzdeki sularda iklim değişiklikleri görmeye başladık.”<br />
<br />
Kaptan: “Merak etme, bu gemi tarih boyunca gördüğümüz iklim değişiklikleriyle başedecek şekilde yapılmıştır.”<br />
<br />
Gözcü: “Kaptan, etrafımızda alışılmadık irilikte iklim değişiklikleri görmeye başladık.”<br />
<br />
Serdümen: “Kaptan, rotamızı değiştirsek mi artık?”<br />
<br />
Kaptan: “Merak etmeyin onlara çarpmayız; hem rotayı değiştirmek bize çok pahalıya patlar.”<br />
<br />
Yolcular: “Kaptan, aramızdan bazıları etrafımızdaki sularda açıkça gördüğümüz çok sayıdaki iklim değişikliğinden iyice kaygılanmaya başladı. Hâlâ vakit varken iklim değişikliklerinden sakınmak için derhal tedbir almanızı talep ediyoruz.”<br />
<br />
Kaptan: “Burda kaptan benim; iklim değişikliği teranelerinizle canımı sıkıp durmayın tamam mı?”<br />
<br />
Gözcü: “Kaptan, tam önümüzde çok büyük iklim değişiklikleri var.”<br />
<br />
Serdümen: “Kaptan, hâlâ vaktimiz varken, iklim değişikliklerinden kaçınmak için rotayı değiştirmemizi öneririm. Seçebileceğimiz başka elverişli rotalar var.”<br />
<br />
Kaptan: “Merak etme, bu gemi neredeyse batmaz şekilde tasarlanmış. Ha, bir de şu var: bundan böyle ‘iklim değişikliği’ lafını kullanmanızı yasaklıyorum.”<br />
<br />
Çarkçıbaşı ve gemi tasarımcısı: “Kaptan, geminin yapım planlarını yeniden gözden geçirdik ve tasarımımızda bazı zayıf noktalar fark ettik.”<br />
<br />
Kaptan: “Merak etmeyin. İklim değişiklikleri geçmişte bizim için hiç sorun olmadı; üstelik birazcık iklim değişikliği iyi bile gelir. Ayrıca, şampanya kovamıza koymak için daha çok buz bulabiliriz.”<br />
<br />
İkinci Kaptan: “Kaptan, büyük bir iklim değişikliğine çarptık; gemi su alıyor. Deliği tıkayıp yolcuları uyaralım mı?”<br />
<br />
Kaptan: “Merak etmeyin, gayet küçük bir delik bu; gemiye de bir şey olmaz. Ayrıca, deliği onarmak bize çok pahalıya gelir.”<br />
<br />
İkinci Kaptan: “Kaptan, gemi batıyor ve görünen o ki yolcuların ancak bazısına yetecek sayıda cankurtaran filikamız var. Gemiyi terk edelim mi?”<br />
<br />
Kaptan: “Valla, birinci mevki yolculara can yeleklerini giyebileceklerini, filikalara binebileceklerini söyleyin. Başaltındaki yolcular kendi başlarının çaresine bakacaklar artık. Ha, bir de, birinci mevki yolcularıyla bütün öteki yolcular ve mürettebat arasına duvar örün.”<br />
<br />
Telsizci: “Kaptan, SOS imdat çağrısı gönderdim ama ortalıkta bize yardım edecek kimse yokmuş gibi görünüyor.”<br />
<br />
Zengin yolcu: “Belki bir uçak yapıp, aramızdan birkaçını onunla başka bir gemiye uçururuz.”<br />
<br />
Kaptan: “Tamamdır, hadi kalkın gidelim.”<br />
<br />
İkinci Kaptan, serdümen ve gözcü: “Ama kaptan, denizcilik gelenekleri gemiyi en son kaptan terkeder demiyor muydu?”<br />
<br />
Kaptan: “O eskidendi. Hadi ben kaçtım. Ha, ayrıca, beni zamanında uyarmadığınız için bütün suç sizde zaten.”]]></googleplay:description>
            <itunes:summary><![CDATA[**İklim değişikliği ve Titanik**

Peter Gleick

Bulletin of the Atomic Scientists,

23 Ağustos 2019

Gemi tasarımcısı: “Sanırım, Titanic’in gelecekte muhtemel iklim değişikliklerine karşı korunacak cihazlarla donanacak şekilde tasarlandığından emin olmalıyız."

Gemi sahipleri: “Bu bize çok pahalıya patlar, hiç gereği yok."

İkinci kaptan: Kaptan, halihazırdaki rotamız üzerinde karşımıza iklim değişiklikleri çıkması ihtimali var.”

Kaptan: “Merak etme, yolumuzun üzerinde hiç iklim değişikliği olmayacak. Tam yol ileri.”

Telsizci: “Kaptan, meteoroloji uzmanlarından aldığımız ön raporlara göre halihazırdaki rotamız üzerinde iklim değişiklikleri gerçekten olası.”

Kaptan: “Aptallık etme. Hava tahmini yapmak imkânsızdır.”

Telsizci: “Kaptan, şimdi öteki gemilerden bize doğrudan gelen mesajlarda önümüzdeki sularda gerçek iklim değişiklikleri olduğu bildiriliyor.”

Kaptan: “Merak etme, öbür gemilerdeki ölçüm aletlerine hiç güvenilmez.”

Gözcü: “Kaptan, önümüzdeki sularda iklim değişiklikleri görmeye başladık.”

Kaptan: “Merak etme, bu gemi tarih boyunca gördüğümüz iklim değişiklikleriyle başedecek şekilde yapılmıştır.”

Gözcü: “Kaptan, etrafımızda alışılmadık irilikte iklim değişiklikleri görmeye başladık.”

Serdümen: “Kaptan, rotamızı değiştirsek mi artık?”

Kaptan: “Merak etmeyin onlara çarpmayız; hem rotayı değiştirmek bize çok pahalıya patlar.”

Yolcular: “Kaptan, aramızdan bazıları etrafımızdaki sularda açıkça gördüğümüz çok sayıdaki iklim değişikliğinden iyice kaygılanmaya başladı. Hâlâ vakit varken iklim değişikliklerinden sakınmak için derhal tedbir almanızı talep ediyoruz.”

Kaptan: “Burda kaptan benim; iklim değişikliği teranelerinizle canımı sıkıp durmayın tamam mı?”

Gözcü: “Kaptan, tam önümüzde çok büyük iklim değişiklikleri var.”

Serdümen: “Kaptan, hâlâ vaktimiz varken, iklim değişikliklerinden kaçınmak için rotayı değiştirmemizi öneririm. Seçebileceğimiz başka elverişli rotalar var.”

Kaptan: “Merak etme, bu gemi neredeyse batmaz şekilde tasarlanmış. Ha, bir de şu var: bundan böyle ‘iklim değişikliği’ lafını kullanmanızı yasaklıyorum.”

Çarkçıbaşı ve gemi tasarımcısı: “Kaptan, geminin yapım planlarını yeniden gözden geçirdik ve tasarımımızda bazı zayıf noktalar fark ettik.”

Kaptan: “Merak etmeyin. İklim değişiklikleri geçmişte bizim için hiç sorun olmadı; üstelik birazcık iklim değişikliği iyi bile gelir. Ayrıca, şampanya kovamıza koymak için daha çok buz bulabiliriz.”

İkinci Kaptan: “Kaptan, büyük bir iklim değişikliğine çarptık; gemi su alıyor. Deliği tıkayıp yolcuları uyaralım mı?”

Kaptan: “Merak etmeyin, gayet küçük bir delik bu; gemiye de bir şey olmaz. Ayrıca, deliği onarmak bize çok pahalıya gelir.”

İkinci Kaptan: “Kaptan, gemi batıyor ve görünen o ki yolcuların ancak bazısına yetecek sayıda cankurtaran filikamız var. Gemiyi terk edelim mi?”

Kaptan: “Valla, birinci mevki yolculara can yeleklerini giyebileceklerini, filikalara binebileceklerini söyleyin. Başaltındaki yolcular kendi başlarının çaresine bakacaklar artık. Ha, bir de, birinci mevki yolcularıyla bütün öteki yolcular ve mürettebat arasına duvar örün.”

Telsizci: “Kaptan, SOS imdat çağrısı gönderdim ama ortalıkta bize yardım edecek kimse yokmuş gibi görünüyor.”

Zengin yolcu: “Belki bir uçak yapıp, aramızdan birkaçını onunla başka bir gemiye uçururuz.”

Kaptan: “Tamamdır, hadi kalkın gidelim.”

İkinci Kaptan, serdümen ve gözcü: “Ama kaptan, denizcilik gelenekleri gemiyi en son kaptan terkeder demiyor muydu?”

Kaptan: “O eskidendi. Hadi ben kaçtım. Ha, ayrıca, beni ]]></itunes:summary>
            <itunes:image href="https://img.hearthis.at/3/8/0/_/uploads/9338390/image_track/3699552/w1400_h1400_q70_ptrue_v2_----cropped_1568378692083.jpg" />
            <enclosure type="audio/mpeg" url="https://hearthis.at/ar-radyo/001-klim-acil-01092019rec26082019radyo-tiyatrosueditli/listen.mp3?s=lJ3" length="20038738" />
            <guid isPermaLink="false">3699552</guid>
            <category><![CDATA[News & Politics]]></category>
            <googleplay:explicit>no</googleplay:explicit>
            <itunes:explicit>no</itunes:explicit>
            
            
            
                <pubDate>Fri, 13 Sep 2019 14:43:49 +0200</pubDate>
                
                <atom:updated>2019-09-13T14:43:49+02:00</atom:updated>
                
            
            
            <itunes:duration>8:21</itunes:duration>
        </item>
    </channel>
</rss>